Arifan Külliyesi;
Arifan Külliyesi yeni dönem talebe kabullerine başladı.
📌 Hafızlar
📌 İmam-Hatim (orta veya lise) Öğrencileri
📌 İlahiyat Öğrencileri
📌 İlahiyat Ön Lisans
öğrencileri müracaat edebilir,
Kadim usul medrese eğitiminin modern donanımlarla tam desteklendiği kaliteli bir eğitim dönemi.
Sunulacak imkanlar:
📌 Her yaşa uygun ayrı binalarda hizmet verilir.
📌 Siyer-i Nebi alanında dünyaca maruf dünyanın farklı coğrafyalarından oluşan alimler kadromuzla Medine-i Münevvere’de Siyer-i Nebi Müşahede Eğitim Merkezimizde 3 ayda siyer-i nebi ilmîni durus-u meydani (saha dersleri) ile siyer coğrafyasında tam müşahede ile tahsil etme imkanı,
📌 Hazırlık döneminde 40 günlük الانغماس اللغوي / YOĞUN ARAPÇA DİL KAMPI ile pratik konuşma kabiliyeti,
📌 Lise döneminde olanlara Akademik Destek Seminerleri
📌 12. Sınıflara 10 ay Üniversiteye hazırlık kursu.
Dört dönemdir açık lise öğrencilerimizi proje okullarımızda okuyan akranları ile başarıda yarışır hale getirdiğimiz bir uygulama.
📌 İlahiyat Ön Lisans seviyesinde olanlara 10 ay DGS hazırlık kursu
📌 Konferaslar, geziler ve yarışmalar,
📌 Umreler,
Not:
Tüm hizmetlerimiz ücretsizdir.
Genç kardeşlerim!
sizleri her şeyi ile sizleri merkezine alan bu ilmi çalışmalarımıza davet ediyoruz.
Allah Teala rızasına hizmetten, istikamet üzere duruştan ayırmasın.
Rabbim istikamet üzere ülkesinin yarınlarına yerli ve milli duruşu ile hizmet etmeye çalışan bir nefer olmaktan ayırmasın.
Amin.
Kıymetli ve bol Dualı bir buluşma.
Üstad @ofmuderrisoglu ziyarette bulundum.
Misafirperverliği karşısında çok mahcup oldum.
İyi ki güzel insanlar var.
Uzun zaman sonra @zkmuderrisoglu kardeşimi de görmek çok mutlu etti bizleri.
Varolunuz.
Selam ve Dua…
MUKAYESELİ KURAN ISTILAHLARI - 3 -
Kur'an-ı Kerimde yalan anlamına gelen 6 ayrı kelime / kavram vardır.
Bu kavramların bağlamında yalan/ kizb ve hakikati mecrasından saptırmanın farklı çeşitlerini ve tariflerini bu kavramlarla ilgili ayet-i kerimeler üzerinden ifade edeceğiz.
1-) HARS / خرص
كذب يقوم على الظن والتخمين
Zan ve tahmine dayalı yalan
Ayet-i Kerime’de;
قُتِلَ الْخَرَّاصُونَ
Kahrolsun tahminler ile o yalancılar ve tahminde bulunanlar!)
(bk. Zâriyât, 10.)
2-) İFK/ الإفك
العدل عن الحق إلى الباطل عناداً
İnatla haktan bâtıla, yanlışa yönelmek.
Ayet-i Kerime
أَئِفْكاً آلِهَةً دُونَ اللَّهِ تُرِيدُونَ
Allah’ı bırakıp da uydurma ilâhlar mı istiyorsunuz? (bk. Saffât, 86.)
3-) BUHT, BUHTAN
البهت / البهتان
كذب يدهش الآخرين لغرابته
Sıra dışılığı ve tuhaflığı sebebiyle başkalarını şaşkınlığa uğratan yalan/iftira.
Ayet-i Kerime
هَٰذَا بُهْتَانٌ عَظِيمٌ
Bu, büyük bir iftiradır.)(bk.Nûr, 16.)
4-) ZÛR / الزور
تزييف الحقيقة بصبغة مزورة
Hak ve hakikati sahte/yalan bir boyayla boyayarak / yaldızlayarak çarpıtmak
Ayet-i Kerime
فَقَدْ جَاءُوا ظُلْمًا وَزُورًا
Şüphesiz onlar, böylece bir zulüm ve yalan uydurmuşlardır.
(Furkân, 4.)
5-) İFTİRA / الافتراء
الكذب المنسوج بعناية واحتراف
Özenle ve ustaca dokunmuş/kurgulanmış yalan
Ayet-i kerime:
وَمَن يُشْرِكْ بِاللَّهِ فَقَدِ افْتَرَىٰ إِثْمًا عَظِيمًا
Kim Allah’a ortak koşarsa, şüphesiz büyük bir günah uydurmuş/iftira etmiş olur. (bk. Nisâ, 48.)
6-) KİZB/ الكذب
التعمد في صرف الكل عما ينبغي أن يكون عليه
Her şeyi olması gereken durumdan ve hakikatten / MEVCUT VAKI OLMUŞ halinden kasten başka yöne ve yere saptırmak.
Ayet-i Kerime
وَاللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّ الْمُنَافِقِينَ لَكَاذِبُونَ
Allah şahittir ki münafıklar kesinlikle yalancıdırlar. (bk, Munâfikûn, 1.)
Kelimelerdeki bu ince ve büyük farklar insanların içinde bulunduğu iç hallerini ve ahlaki durumlarını da göstermekte.
selam ve dua ile
البركة مع أكابركم
Bereket büyükleriniz iledir
Aileden ve cemiyetten büyükler cemiyetten el çektirilmekle bereket gitti.
Eğitimde büyüklerin terbiye ediciğiliği gitti; terbiyete ve talimde bereket gitti.
Çarşıda derviş tacirler vardı onlar gitti; kazançta ve şehirde bereket bitti.
Hayatın her alanında büyükler; salih kullar, alimler ve irfan ehli insanlar kayboldukça hayat adına her alandan bereket gitti.
Çare ilimde, amelde ve ahlakta büyükler ile beraberliği tekrar tesis etmekte.
Şam'ın, Halep'in, Karabağ'ın özgürlüğünü gördüğümüz gibi inşallah bir gün Kudüs'ün de özgürlüğünü göreceğiz.
Benim valiyken Cenabı Hak'tan bir niyazım vardı. Malum burada beş sene valilik yaptıktan sonra Erzurum'a tayin oldum. İki buçuk sene de orada görev yaptım. İçten içe büyüttüğüm niyazım şuydu. Rabbim bana bir gün de olsa Kudüs Valiliğini nasip et diye.
Yine inanıyorum ki Cenabı Hak o günleri bizlere gösterecek. Mutlaka gösterecek. Ben buna bütün kalbimle inandım ve inanmaya da devam ediyorum. Geçmişte olduğu gibi yine oralar bizim olacak. Yine bizim hüküm ve tasarrufumuz altına inşallah girecek. Çünkü başımızda Recep Tayyip Erdoğan gibi bir küresel lider var. Bir dünya lideri var.
Kitapta 8. ve 9. yüzyıldaki Karolenj Rönesansı'nın Latin metinleri kurtarma ve standartlaştırma hamlesi olduğu fakat Batı'nın asıl entelektüel genişlemesini Abbasi Halifeliği ile kurulan diplomatik bağlar ve akabinde Endülüs ile Sicilya hattından Latinceye yapılan çeviriler sayesinde gerçekleştirdiği anlatılmaktadır.
Batı Aristoteles'in felsefesini, Öklid'in geometrisini, tıp ve astronomi külliyatını İbn Sînâ, Fârâbî ve İbn Rüşd gibi İslâm filozof ve uleması tarafından işlenmiş, şerh edilmiş ve sistematik bir çerçeveye oturtulmuş olarak devralmıştır.
İslâm'ın müsbet ilimleri bünyesine alıp harmanlaması meşhur hadis-i şerifin telkin ettiği hikmet arayışının sonucudur:
“Hikmetli söz, müminin yitiğidir; onu nerede bulursa kendisi ona (sahip olmaya) daha layıktır.”(Tirmizî, İlim, 19)
Ancak İmam-ı Azam Ebû Hanîfe ve İmam Ebû Mansûr el-Maturidî rahmetullahi aleyhuma, rasyonel aklı vahyin rehberliğinde kullanan adil bir terazi inşa etmişlerdir. Batı İslâm dünyasından aldığı Aristotelesçi mantık ve aklı teolojik bütünden koparıp nihayetinde vahye isyan eden özerk bir akıl haline getirirken Maturidîlikte akıl; Allah'ın varlığını ve sıfatlarını anlayabilecek, eşyanın hakikatini kavrayabilecek ilahi bir ihsandır fakat mutlak hakikatin va'zedicisi değil muhatabıdır. Akıl tek başına dinde şâri' (hüküm koyucu) olamaz vazifesi nassın muradını anlamaktır.
Özcümle;
İslâm bu sayfaların tahlilinde bizlere şu üç kapıyı açar:
- Tevhid
- Mizan
- Emanet
***
Kıymetli Yazarımız @mahirunal’a bu güzel eser için teşekkür ediyorum. Kitap çok güzel, bakalım diğer sayfalarda bizleri neler bekliyor.
İlim adamı konuşacağı konuları üç kısma ayırır.
Muhatap kitlenin konu ile alakasını ve mesuliyeti nispetince konuları açar ve konuşur.
1. SEVABİT (SABİTELER):
Bu başlık altında zikredilecek konular Etfal-i mükellefin başlığı altında hükme bağlanmış tüm konulardır.
Bu konular her müminin ihtiyacıdır. Bu konular mükteza-ı hal ve muhatabın aklı miktarınca izah edilir.
2. MÜTEGAYYİRAT (DEĞİŞKENLER)
Bu başlık altında olan hükümler coğrafyaya ve zamana göre mahiyeti farklılık arz edebilecek, izahı asrın anlama biçimine göre olan hususlarlar.
Bu başlık aynı zaman sabitelerin BİÇİMLERİNİ de ihtiva eder.
Yani sabitelerin anlatılma biçimi, izah biçimi ve sunum biçimi. Bu konular coğrafyasını, örfü ve zamanı gözetilerek konuşulmalıdır.
3. MAMSUSAT (ÖZELLER):
Bu başlık altında olanlar şahısların kendi usulleri, metotları ve hizmet etmekteki, terbiye etmekteki özel konularıdır. Bu konulara halkın ihtiyacı yoktur.
Bunlar halkı alakadar etmez.
Misal: Bir tarikatın özel usul ve yöntemleri kamunun geneli önünde, kendisini alakadar etmeyen insanlara anlatılmaz. Tabi bunları anlatırken de bunların özel bir husus olduğu dinin ne zaruri nede ameli hükme haiz bir konusu olmadığı unutulmadan anlatılmalıdır.
İşte tam burada biz TAASSUBU şöyle tarif ediyoruz:
ÖZELLERİN SABİTELER GİBİ ANLATILMASI ve SABİTELERE yöneliş gibi halkın bunlara yönelmesini ve kabul etmesini beklemek taassuptur.
Selametle kalınız.
Bu günki cuma hutbesinde okunan ayet-i kerimenin ve hadis-i şerifin ne lafzı, ne manası ne de sebeb-i nuzulu ve sebeb-i vurudu açısından hutbenin muhtevası olan çevre ile hiçbir alakası yoktu.
Hutbe usul açısından, tefsir ve şerh usulü açısından tam bir ilimsizlik ve kifayetsizlik içindeydi.
Ruhsuz, manasız, ilimsiz ve niteliksiz bir sunum baş göstermeye başladı.
Hz Ali Radiyallahu anh ne güzel demiş;
إلهي كفاني فخراً أن تكون لي رباً،
İlahî! Senin benim Rabbim olman bana iftihar olarak yeter,
وكفاني عزاً أن أكون لك عبداً،
Benimde senin kulun olmam bana izzet olarak yeter
أنت كما أريد فاجعلني كما تريد
Allahım sen benim istediğim gibisin; sen beni kendi istediğin gibi yap.
Selametle kalınız inşallah
Sosyal medyadan uzak durun;
Sosyal medyayı islamın kürsüsü zannetmeyiniz.
1. Bölgenizde bulunan müstakim bir alime gidiniz
2. Sorularınızı yerelde alim ve arif insanlar ile istişare ediniz
3. İtikadı, fıkhı birikimi yerinde olan insanların aynı zamanda tasavvuf ahlakı üzeri olup olmadığına dikkat ediniz.
4. Sosyal medyada kopan tartışmalara girmeyiniz.
5. Tarikatların kendilerine özel usul ve yöntemleri üzerinden bir kişinin ehl-i sünnet akidesine aidiyetinin varlığına ve yokluğuna dair tartışmalara girmeyiniz
6. Her yaşadığınızı mensup olduğunuz mezhebin fıkıh kitaplarına müracaat ile ifa ediniz.
7. Fıkh-ı Ekber’in Meydani şerhini, Nesefi’nin Akaid kitabını, Akide-i Tahaviyi okuyunuz.
8. Siyer-i Nebi, Şemail-i Şerif ve Sahabe-i Kiram hayatını okuyunuz
9. Ahmed Cevdet Paşanın tarihini okuyunuz.
10. Tartışmalı her konudan uzak durunuz.
11. Ehl-i ilim iseniz şahıslara özelden nasihat ediniz.
12. Ehl-i sünnet olan hiçbir cemaatimizi, hocamızı ve tarikatlarımızı dışlamayınız.
Rabbim hepimize basiret ve selamet-i imaniye ihsan eylesin. Amin.
@ofmuderrisoglu Saygılar hocam size birşey tanışmak tavsiye almak istiyorum hakkınızı helal edin. Sosyal medya Twitter insgtram vs yerlerden sürekli tasavvuf tarikatı kötülemeye calisiyorlarsa algılar yapıp sürekli. Tasavvufu seven insanlar bu platformda nasıl davranmalıyız.
Sosyal medyadan uzak durun;
Sosyal medyayı islamın kürsüsü zannetmeyiniz.
1. Bölgenizde bulunan müstakim bir alime gidiniz
2. Sorularınızı yerelde alim ve arif insanlar ile istişare ediniz
3. İtikadı, fıkhı birikimi yerinde olan insanların aynı zamanda tasavvuf ahlakı üzeri olup olmadığına dikkat ediniz.
4. Sosyal medyada kopan tartışmalara girmeyiniz.
5. Tarikatların kendilerine özel usul ve yöntemleri üzerinden bir kişinin ehl-i sünnet akidesine aidiyetinin varlığına ve yokluğuna dair tartışmalara girmeyiniz
6. Her yaşadığınızı mensup olduğunuz mezhebin fıkıh kitaplarına müracaat ile ifa ediniz.
7. Fıkh-ı Ekber’in Meydani şerhini, Nesefi’nin Akaid kitabını, Akide-i Tahaviyi okuyunuz.
8. Siyer-i Nebi, Şemail-i Şerif ve Sahabe-i Kiram hayatını okuyunuz
9. Ahmed Cevdet Paşanın tarihini okuyunuz.
10. Tartışmalı her konudan uzak durunuz.
11. Ehl-i ilim iseniz şahıslara özelden nasihat ediniz.
12. Ehl-i sünnet olan hiçbir cemaatimizi, hocamızı ve tarikatlarımızı dışlamayınız.
Rabbim hepimize basiret ve selamet-i imaniye ihsan eylesin. Amin.
Tasavvuf erbabının ve alimin derdi nefsi iledir. Kendi şerrini büyük görür, kendi nefsini terbiye ile ilgilenir.
Kendisinden halka eza ulaşmasın diye gayret eder.
Hakikat ehlinin görülmüş işi değildir; kürsüden halk huzurunda ümmetin genelini alakadar etmeyen ve zaruret-ı diniyyeden olmayan mahsusat (manevi özel usul ve yöntemlere ait) konular üzerinden hitap etmek ve birbirine cevaplar vermek.
İster haklı ol ister haksız; tasavvuf ve ilim sıfatı altında ki o makamlarda ki bu hallerimiz kimseye bir fayda getirmiyor.
Tasavvufun ve ilmîn ulvi makamları; edebin kemal derecede temsil ve ihlasla tebliğ makamlarıdır.
Tasavvuf erbabı ve alimler tedrisat, terbiye ve tezkiye ile iştigal etmeli. Edepli ve ahlaklı insan yetiştirmek için uğraşmalı.
Niza ve münazara velevki usulünce olsa dahi birbirimizle uğraşmak ne tasavvuf ehline ne de alim insana münasip düşmez.
Hem münazarında usulü bellidir; haktan saptığına veya kurumsal alanda haksız şeriatsız işler yaptığına inandığın o adamlarla oturur, delilleri sunar, kardeş kardeş konuyu izah edersin. Bu hakkın ortaya çıkması için uğraşan ilim ve irfan adamının vasfıdır.
Tarihte halk arasında ve ilim erbabında nice yanlış işler oldu. Her şey usulünce konuşulur ve izah edilir.
İmam-ı Rabbani hazretlerinin mektuplarından ehl-i sünnet dairedeki ilim erbabına ve dervişana nasihatler halkın önünde olan işler değildir. O mektuplar şahısların kendilerine özel yazılmıştır.
Ancak Ekber Şah gibilere yazılanlar; itikaden açıkça dinsizlik mevzu bahis olduğu için açıkça mücadele ilan edilmiştir.
Bununla mümin kardeşinize cevap verme usulünü aynı göremeyiz. Bu kusura baklayalım ama haddi aşmak olur.
Müslümanlar olarak son yıllarda içinde bulunduğumuz sosyal medya kavgaları ve bu halden ne ilim, ne tasavvuf, ne Hakk dostları razı ve ne de sünnet-i seniyye razıdır.
Dinin güvenilir liman, aranan ocak, sığınılacak eman (güven) alanı olduğu hakikatini her geçen gün neslimizin nazarında bitirdiğimizin lütfen farkına varalım.
Şu an millet ve ümmet olarak muhtaç olunan şudur:
Kavga etmeyen, anlattığını yaşayan, mütevazi, nesilden kopmamış, hakka aşık, samimi, şahsını değil hakkı ortaya çıkarmak için yapıcı adımlar atan ilim adamı ve meşayıhtır.
Kendi özellerini genelleştiren ve özel usullerini dinin zaruri esası gibi gören değil; ehl-i sünnet ve’l-cemaatin geniş itikat, fıkıh ve tasavvuf alanları ve merhamet şemsiyesi altındaki tüm müminleri kardeş gören, kucaklayıcı, yapıcı ve birleştirici bir dil kullanan erbab-ı ilime muhtaçız.
Özellerini özel alanda koruşan, halk önünde özellerini konuşup her ehl-i ilmi neslin gözünde “dini kamuflaj için kullanan adam” yaftası altında yaralayanlar, hem kendilerine hem de dine nefret topluyor. Nice genç ve nice insanımız bu menfi haller ile dini kendine güvenli alan olarak görmemeye başladı.
Bunu lütfen görelim.
Bazı kardeşlerimizin kendine merhameti yoksa Allah aşkına bu yolda hasbi olan nice ilim erbabına merhamet edip halk nezdinde töhmet altına sokmasalar.
Bu gün her türlü taassubu, asabiyeti ve sosyal medya üzerinden tartışmaları ayaklar altına alıp, ümmetin topyekûn ahlaki ve zihni ihyası için dertlenen bağrı yanık ilim adamlarına ve dervişlere ihtiyaç vardır.
Sabetayist atıklarının genel özellikleri.
·İslam hariç her dine saygı duyarlar.
·Arapça hariç her dile saygı duyarlar.
·Kur’an hariç her kitabı severler.
·Camiler hariç her mekanı severler.
·Başörtüsü hariç açık giysiye saygı duyarlar.
·Osmanlı tarihi hariç her tarihe inanırlar.
·Türkiye hariç her ülkeyi severler.
Bu sapkın zihniyete benzeyen kitle Türkiye’de var mı?
İlim adamı konuşacağı konuları üç kısma ayırır.
Muhatap kitlenin konu ile alakasını ve mesuliyeti nispetince konuları açar ve konuşur.
1. SEVABİT (SABİTELER):
Bu başlık altında zikredilecek konular Etfal-i mükellefin başlığı altında hükme bağlanmış tüm konulardır.
Bu konular her müminin ihtiyacıdır. Bu konular mükteza-ı hal ve muhatabın aklı miktarınca izah edilir.
2. MÜTEGAYYİRAT (DEĞİŞKENLER)
Bu başlık altında olan hükümler coğrafyaya ve zamana göre mahiyeti farklılık arz edebilecek, izahı asrın anlama biçimine göre olan hususlarlar.
Bu başlık aynı zaman sabitelerin BİÇİMLERİNİ de ihtiva eder.
Yani sabitelerin anlatılma biçimi, izah biçimi ve sunum biçimi. Bu konular coğrafyasını, örfü ve zamanı gözetilerek konuşulmalıdır.
3. MAMSUSAT (ÖZELLER):
Bu başlık altında olanlar şahısların kendi usulleri, metotları ve hizmet etmekteki, terbiye etmekteki özel konularıdır. Bu konulara halkın ihtiyacı yoktur.
Bunlar halkı alakadar etmez.
Misal: Bir tarikatın özel usul ve yöntemleri kamunun geneli önünde, kendisini alakadar etmeyen insanlara anlatılmaz. Tabi bunları anlatırken de bunların özel bir husus olduğu dinin ne zaruri nede ameli hükme haiz bir konusu olmadığı unutulmadan anlatılmalıdır.
İşte tam burada biz TAASSUBU şöyle tarif ediyoruz:
ÖZELLERİN SABİTELER GİBİ ANLATILMASI ve SABİTELERE yöneliş gibi halkın bunlara yönelmesini ve kabul etmesini beklemek taassuptur.
Selametle kalınız.
İmam-ı Harkuşi tasavvuf ilmîne dair kaleme aldığı muhteşem eserinden kamil bir kulu, gerçek bir dervişi ve tasavvuf ilminin önemini izah ile söze başlamakta;
وبعد: فإن أعلى النفوس مكانة عند خالقها؛ نفس حر زاهد في الدنيا بحق، مشتاق للقاء ربه بصدق، عمر قلبه بالإيمان والتسليم،
ونوّر قبره بحسن الظن بالله ونور اليقين،
رضي من حسبه من دنياه الكفاف،
ومن الناس العفاف، فالناس منه في راحة،
ونفسه منه في تعب ونصب،
Besmele hamdele ve salveleden sonra:
Halık-ı Zülcelal katında makamı en yüce olan nefis; dünyadan hakkıyla yüz çevirmiş (zahit), Rabbine kavuşmayı içtenlikle arzulayan, kalbini iman ve teslimiyetle imar etmiş, Allah'a hüsnüzan (güzel bir zan) duyarak ve yakîn (kesin inanç) nuruyla kabrini aydınlatmış olan hür kimsenin nefsidir.
Dünyasından kendisine yetecek kadarına, insanlardan elindeki imkanlara karşı ise iffetli (gözü tok) olmaya razı olmuştur.
İnsanlar ondan yana rahat ve huzur içindedir, kendi nefsi ise kendisinden dolayı bir yorgunluk ve meşakkat (sürekli bir nefis mücadelesi) içindedir.
Feth-i Mübin mübarek olsun
Efendimizin methine mazhar olan sultanımıza ve ordusuna rahmet olsun,
Makamları a’li olsun.
Ayasofya-ı Kebir Camii’nin zincirlerini kıran o yiğidimize Rabbim iki cihan afiyetler versin.