“Hürriyet ve bağımsızlık benim karakterimdir.” Herkes Atatürk'ün bu sözünü siyaset sanıyor. Oysa bu söz, bir insanın ruhunu kimseye teslim etmeme yeminiydi. Çünkü bazı insanlar zinciri sadece bileğinde değil; zihninde taşır. Ve bir insanın karakteri gerçekten özgürse, onu ne korkuyla, ne parayla, ne de yalnızlıkla yönetebilirsin.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı dönemindeki hayata bakışı gerçek bir arif gibiydi. Yaklaşan düşmanın gücüne, kendi yalnızlığına ve arkasındaki devletin ihanetine bakmıyordu. Kendi hayatı dahil hiçbir şeyi düşünmedi. Hiçbir şeye tam hazır olmadığı halde hazırdı. Çünkü bazı insanlar şartlar oluştuğu için yür��mez; yürümeye karar verdiği için şartları zorlar.
“Kaybederim, sorun değil. Ama kaybedeceğim yerde ben olmayacağım.” Bu büyük söz hiçbir kitapta yazmaz. Bu söz sadece ariflerin dilinde dolaşır. Çünkü bazı insanlar için yenilgi ölmek değil; kendi iradesinden, karakterinden ve ruhundan vazgeçmektir. İşte Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki hayata bakışı buydu. Sonucu garanti değildi ama teslim olarak yaşamayı kabul etmiyordu.
@ugursmst Burada esas olan parti değil, isimlerdir. Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu'nun iktidarı kesin. Kemal Kılıçdaroğlu ise. Onun sonu herkese ibretlik olacak. Bunu yaşayıp göreceksiniz.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını canlı izledim. Sonra videoda tekrar dinledim. Terörsüz Türkiye süreci ve dış politika ile ilgili sözlerinin anlamı şu:
-Terörsüz Türkiye süreci kayıtsız şartsız desteklenecek,
-Anayasa değilikliğine “evet” denilecek,
-Atatürk’ün “ulus devlet” yapısı yerine Osmanlı millet sistemi savunulacak.
-Bunlar, ABD’nin hedefi. Lozan’ı bir türlü hazmedemeyenlerin hedefleri. Ve Türkiye’yi parçalar.
--“Butlan vakası” sanıldığı gibi sadece koltuk/makam olayı değil, çok ötesinde stratejik hedefi var.
Kılıçdaroğlu’nun konuşması, “100 yıldır devlet olmamız engellendi” diyenlerle, “Cumhuriyet’in 1923’te açılan bir parantez” olduğunu söyleyenlerin hedefleriyle örtüşüyor.
-SORU: Bu konuşmayı kim hazırladı? Açıklanmalı.
+++
Karı koca memur çifti örnek alalım. Toplam gelir 75k+75k =150K
Bugün ellerinde avuçlarında hiç para olmasın. 20K kira + 30K ihtiyaç. Kalan 100K birikime gitsin.
- 15 ay sonra birikim 1.500.000₺
- 3M fiyatlı bir evin yarısı demek
- 1.500.000 kredi çekip 1+1 ev alınabilir.
- Aylık ödemesi 50.000₺(61 ay)
5 yıl boyunca 50K ihtiyaç + 50K kredi + 50K birikim şeklinde devam edilebilir. Kira gideri olmadığı için yaldır yaldır sıkmaya gerek kalmıyor.
5.yılın sonunda birikim 3M edecek, ev 3M edecek. Toplam portföy 6M 🔥🔥
İster sat evi, birikimi de ekle bi kredi daha çek istediğin eve otur.
İstersen kredi çekmeden 6M’lik ev alıp otur birikim yapmaya devam et
Neden hep kaybedenler bataklığa gömülür de, kazananlar hiçbir şey yapmasa bile daha çok kazanmaya devam eder?
Buna "zengin daha da zenginleşir" klişesi deyip geçme. Bunun arkasında saf, acımasız bir nörolojik gerçek var.
Nörobilimde buna KAZANAN ETKİSİ (The Winner Effect) denir.
Bilim adamları iki canlıyı (ister fare, ister insan) karşı karşıya getirip savaştırıyor.
Biri kazanıyor, diğeri kaybediyor. Buraya kadar normal.
Asıl muhabbet sonra başlıyor: Kazanan canlının beyninde testosteron ve dopamin reseptörlerinin mimarisi anında DEĞİŞİYOR.
Beyin daha cesur, daha agresif ve daha bükülmez bir kimliğe bürünüyor.
Daha sonra bu kazanan canlıyı, kendisinden çok daha güçlü ve normalde asla yenemeyeceği başka bir rakibin önüne koyuyorlar.
Sonuç?
Beyindeki o kimyasal momentum sayesinde o dev rakibi de indiriyor.
Kaybeden ise tam tersi bir yıkım yaşıyor; beyni küçülüyor, gardı düşüyor ve karşısına çıkan en zayıf rakibe bile anında teslim oluyor.
Neden çünkü mecali yok.
Şimdi senin neden o yataktan kalkamadığını, neden o sınavı parçalayamadığını, neden o kıza selam veremediğini anladın mı?
Çünkü sen aylardır, belki yıllardır kendi zihninde hep KAYBEDEN rolünü oynuyorsun.
Sabah alarmı erteledin; kaybettin.
O sigarayı yakmayacağım dedin ama yaktın; kaybettin.
Masaya oturup çalışacaktın ama telefona baktın; kaybettin.
Beynin artık seni bir "Kaybeden" olarak kodladı. Reseptörlerin kapandı. Gardın düştü.
Kendinize verdiğiniz sözleri tutun dememin sebebi bu.
İnsan ne öğrenirse kendinden öğrenir neye kendini inandırırsa ona sadece o'nu kendisi inandırabilir.
Böyle bir döngüdeysen bu döngüyü nasıl kıracaksın?
Büyük bir mucize bekleyerek değil.
Momentum küçük zaferlerle başlar.
Mikro. Makro.
Bugün o masayı toplayacaksın çalışacaksın.
O telefonu 2 saat kapatacaksın.
O antrenmana canın istemese de gideceksin.
Büyük fetihlere veya büyük işlere gerek yok.
Önce o küçük görünen işleri yapıp beynine o testosteron şokunu vereceksin.
"Kazandım evet bugünü kazandım, yapacağım dediğim şeyi yaptım. Bütün günümü dolu ve verimli geçirdim, kendimi tebrik ederim."
Bu sözleri kendinize ne kadar ��ok söylerseniz ve kendinize ne kadar çok kanıtlarsanız, o kadar özgüvenli ve kazanan hissedersiniz.
Milyonlarca/Milyarlarca insan bu döngüde sıkışıp kalmış durumda.
Hedefi var hareketi yok.
Hareketi var ne yapacağını bilmiyor.
Beyninizi kullanın, her sorunun çözümü var yeter ki çözmek isteyin.
Ve asla sürekliliğin gücünü hafife almayın.
Sürekli yaptığınız şey ne ise o'na dönüşürsünüz.
CHP'nin iptal edilen 38. Olağan Kurultay'ından hemen sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun geri döneceğini ve Özgür Özel’i partiden zorla attıracağını burada yazmıştım. Hikayenin devamını da şimdi anlatayım. Özgür Özel bu ağır yenilgiden hükümet olarak çıkacak.
4 kez batıp beşincide kendini tamamen kurtarmış bir kardeşiniz olarak hepinizden rica ediyorum, lütfen #borsa öğrenin. Bir ülkede borsa varken fakir kalan enayidir diyen Borsacı dedeyi unutmayın ve şimdi harekete geçin.
Evet zarar edeceksin, Evet terste kalacaksin, evet para kaybedeceksin, evet yanlış hisse alacaksın ve diğer hisseler uçarken uzaktan sinirle bakacaksın.
Aldığın hisseler #SASA gibi #HEKTS gibi yıllarca seni hapis yatıracak evet.
#ULKER GİBİ #FROTO gibi #THYAO gibi 3 yıl boyunca uykuya geçecek evet
Ama bir gün,
arkadaşlar bir gün gelecek ve siz de doğru hissede ralli yakalayacaksınız. O ralli var ya, tek bir ralli yakalamak sizin bütün zararlarınızı telafi edecek, bununla da kalmayacak eğer sabırlı olursanız çok ciddi bir sermaye bile yapacaksınız.
Bütün borsacıların hikayelerini okuyun ve dinleyin, Hepsi aşağı yukarı benzer şeyleri anlatacaktır.
matematik basit:
Eğer şimdi pes edersen kazanma şansın "%0"
Pes etmez devam edersen Kazanma şansın "%50"
Denemeden Zengin olan tanıdığım yok.
ama denemediği için fakir kalan çok kişi biliyorum.
20 yaşında #borsa işine girip 50 yaşında milyoner olmayan çok az kişi var.
Kaybettiğiniz her paradan ders çıkartmayı öğrenirseniz borsa bir noktadan sonra para katlamanın çok basit olduğu bir oyuncak gibi görünmeye başlıyor.
yeter ki sinirlenmek ve küfretmek yerine ders çıkartmaya bakın.
40 YAŞINDA GEÇ KALDIĞINI SANDIĞIN AMA ASLINDA TAM ZAMANI OLAN ŞEYLER
• Kas yapmak
• Yeni bir çevre kurmak
• Para biriktirmeyi öğrenmek
• İlk kez gerçekten disiplinli yaşamak
• Hayır demeyi öğrenmek
• Ülke & Şehir değiştirmek
• Yeni bir işe başlamak
• Kendine saygını geri kazanmak
20’lerinde hızın vardı.
40’ında aklın var.
Doğru kullanılırsa 40 yaş, düşüş değil;
nihayet saçmalığı bırakıp gerçek hayatını kurmaya başladığın yaştır.
Para kazanmak istiyorsanız, insanların "zayıf noktalarını" bilin.
Bir erkeğin zayıf noktası "cinselliktir"tir.
Bir kadının zayıf noktası "güzellik"tir.
Bir ebeveynin zayıf noktası "çocuklar"dır.
Yaşlıların zayıf noktası "sağlık"tır.
Zenginlerin zayıf noktası "kayıp korkusu"dur.
Fakirlerin zayıf noktası "ani bir şanssızlık"tır.
Gençlerin zayıf noktası "tanınma ihtiyacı"dır.
Ofis çalışanının zayıf noktası "stresten kurtulma" ihtiyacıdır.
Ev hanımının zayıf noktası "zaman ve para tasarrufu"dur.
İşletme sahibinin zayıf noktası "verimlilik"tir.
Otaku'nun zayıf noktası "en sevdiği karakter/idol"dür.
Kumarbazın zayıf noktası "heyecan ve kazanç"tır.
Bu noktaları kavradığınız anda,
iş artık "zor bir oyun" olmaktan çıkar.
Fiziksel görünüm ve günlük alışkanlıklar:
1. Bu hafta, yüz şeklinize uygun bir saç kesimi için randevu alın.
2. Basit bir temizleyici ve nemlendirici krem satın alın.
3. 1 litrelik bir su şişesi alın ve günde iki kez doldurun.
4. Bir aylığına spor salonu üyeliği yapın ve her gün gidin.
5. Sabit bir saatte yatmak için bir alarm kurun.
NIKE'ın EFSANE SLOGANI NEDEN BU KADAR GÜÇLÜ
"Just Do It" sloganı bu kadar güçlü çünkü insana aslında bütün hayatını değiştirebilecek kadar basit bir gerçeği hatırlatıyor.
Çoğu insan ne yapması gerektiğini bilmiyor olduğu için değil, bildiği şeyi yapamadığı için aynı yerde kalıyor. Mail atması gerektiğini biliyor ama bekliyor. Konuşması gerektiğini biliyor ama erteliyor. Zam istemesi gerektiğini biliyor ama doğru anı kolluyor. Başlamak istediği bir fikir var ama biraz daha düşüneyim diyerek kendini oyalıyor. Sorun bilgi eksikliği değil. Sorun, ilk adımın önünde gereğinden fazla oyalanmak.
Bu slogan tam da o yüzden bu kadar derin. Çünkü seni uzun analizlerden, sonsuz bahanalerden, bitmeyen hazırlık dönemlerinden çıkarıp tek bir yere getiriyor.
Harekete.
Düşünmeyi tamamen bırak demiyor ama düşüncenin arkasına saklanmayı bırak diyor. Çünkü hayatta birçok kapı, sen hazır hissettiğinde değil; sen cesaret edip dokunduğunda açılıyor.
İnsan bazen sanki daha fazla zamana, daha fazla güvene, daha fazla netliğe ihtiyacı varmış gibi hissediyor. Oysa çoğu zaman ihtiyacı olan tek şey hareket. Çünkü ilk adımı attığında hem korkunun büyüsü bozuluyor hem de kafandaki sis dağılmaya başlıyor.
Konuştukça netleşiyorsun, yaptıkça öğreniyorsun, başladıkça güçleniyorsun. Hayatı değiştiren şey de tam olarak bu. Kusursuz anı beklemek değil, eksik hissetsen bile harekete geçebilmek.
O yüzden eğer şu an aklında başlayamadığın bir şey varsa, belki de ihtiyacın olan tek cümle bu. Daha fazla düşünme. Daha fazla erteleme. Daha fazla kendinle pazarlık yapma.
Sadece başla. JUST DO IT
تمارين كيجل في المنزل
فوائد تمرين الكيجل باختصار:
• تقوية عضلات الحوض
• تحسين التحكم بالمثانة وتقليل سلس البول
• دعم الأعضاء الداخلية في الحوض
• تحسين الأداء الجنسي وزيادة الإحساس
• تقليل احتمالية هبوط أعضاء الحوض
Eskiyi yıkmadan yenisini yapamazsın.
Bu inşaat kuralı değil. Hayat kuralı.
Ev yapacaksan önce eski ev yıkılır.
Karakter inşa edeceksen önce eski karakter gömülür.
Yeni hayat istiyorsan önce eski hayat bitirilir.
Çoğu insan eski hayatına tutunarak yeni hayat istiyor.
Olmaz.
Aynı toprakta iki farklı bina yükselmez.
İnsan der ki: "Hadi şimdi eski benliğimi yıkacağım, yenisini inşa edeceğim."
Gerçekleşmez.
Çünkü yıkım niyetle değil gerçek bir değişim arzusuyla olur.
Üç şart.
1. Ne istediğini bilmen gerek net olacaksın.
2. Yeni benliğin görüntüsü kafanda canlı olmalı.
3. Enerji, vakit, irade üçü de masada olmalı.
Üçünden biri eksikse yıkım başlamaz.
Sadece konuşma olur.
Kendine sor?
"Bugün dünden daha iyi miyim?"
"Bu hafta geçen haftadan daha iyi miyim?"
"Bu yıl geçen yıldan daha iyi miyim?"
Cevap hayır ise yerinde sayıyorsun.
Yerinde saymak masum görünür.
Ama gerçekte çürüyorsun.
Çünkü hayatta durağan hiçbir şey yok.
Su durursa bataklık olur.
Demir durursa paslanır.
İnsan durursa çürür.
Hayat kalp atışı gibi. Sürekli iniş çıkış.
Hareket. İlerleme.
Düz çizgi ne zaman olur?
Öldüğünde.
Yani durmak demek ölmektir.
Sen bugün hâlâ canlısın.
Ama içeride ölmüş bir insan mı taşıyorsun?
Kendine bak. Cevabı orada bulursun.
Çoğu insan yanlış yarışta.
Yarışın onla bunla şunla değil.
Senin tek yarışın dünkü seninle.
Geçen ay seninle.
Geçen yıl seninle.
5 yıl önceki seninle.
Bugün dünden iyiysen kazandın.
Aynıysan kaybettin.
Kıyas sadece kendine olmalı.
Başkasına kıyas kıskançlık doğurur.
Kendine k��yas gelişim doğurur.
İki farklı yakıt. Birincisi seni bitirir ikincisi yükseltir.
Peki bir insan nasıl 5 yıl önceki kendiyle aynı kalır?
Cevaplar basit aslında.
Enerjisi yok
Konfora bağımlı
Yapay haz dolu (telefon, dizi, şeker, porno)
Dopamin sistemi çürümüş
Varoluşsal sancı içinde
En büyük sebep.
Hayatına bir anlam yaratamamış.
Çünkü hayatın kendiliğinden bir anlamı yok.
Doğ. Büyü. Çalış. Yaşlan. Öl.
Bu sıralı bir döngü. Anlamsız ve sıkıcı.
Anlamı sen yaratacaksın.
Ne için yaşadığını kendin bulacaksın.
Allah, atalarımız, devlet, ebeveynler sana anlam veremez. Sadece çerçeve verir.
İçindeki resmi sen çizeceksin.
Çizmediysen boş bir çerçeve taşıyorsun.
Ağır. Anlamsız. Çürütücü.
Bir insan nereye gittiğini bilmiyorsa hangi yöne yürüdüğü fark etmez.
Çünkü yön hedefe göre anlamlıdır.
Hedef yoksa yön de yok. Yön yoksa ilerleme de yok.
Sürekli koşan ama hedefi olmayan adam yerinde döner.
Çünkü her adımı boşa.
Ve beyin biliyor.
Beyin "boşa koşuyorum" sinyalini aldığı an motivasyonu keser. Enerjiyi düşürür. Erteleyiş başlar.
Sen "iradesiz oldum" diye düşünürsün.
Hayır sadece hedefini kaybettin.
İrade hedefe bağlı yan ürün.
Hedef güçlüyse irade gelir. Hedef boşsa irade yok.
Eskiyi yıkmak için eskinin ne olduğunu bilmen gerek.
Çoğu insan kendiyle yüzleşmez. Çünkü acı verici.
"Ben tembelim."
"Ben korkağım."
"Ben yetersizim."
"Ben sözünü tutmam."
"Ben ertelemeciyim."
Bu cümleleri kabul etmek egoyu yaralar.
Ama yaralanmadan değişim olmaz.
Pratik mi istiyosun?
Otur. Kağıt al. Yaz.
Hayatımdaki 5 büyük eksikliğim ne?
Bunların kaçı yıllardır var?
Kaçı için somut bir şey yaptım?
Cevaplar yüzünü kızartabilir.
Olsun. Kızarsın, kızarsın ki mevcut durumla yüzleş.
İlk adım kabul. Kabul olmadan eylem yok.
Lao Tzu "Binlerce kilometrelik yol tek bir adımla başlar."
Sen bu adımı şimdi atacaksın.
Yarın değil. Pazartesi değil. Ay başı değil.
Şu an.
İlk adım nedir?
Ne olursa olsun. Küçük olsun. Anlamsız görünsün.
Sigara bırakacaksan paketin yarısını şimdi at.
Spora başlayacaksan bu akşam 10 şınav çek.
Kötü ilişki bitecek bu akşam mesaj at, bitir.
Kitap okunacak bugün ilk sayfalar.
Para biriktirecek bu hafta otomatik talimat ver.
Her büyük dönüşüm küçük bir an ile başladı.
O an şimdidir.
Bekleme.
Annen kurtarmayacak. Baban kurtarmayacak.
Sevgilin kurtarmayacak. Arkadaşın kurtarmayacak.
Şans kurtarmayacak.
Allah dahi sen elini uzatmadıkça kurtarmaz.
Çünkü Kuran: "İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır."
Sen kendi kahramanınsın.
Bu özgürlüktür.
Çünkü kurtarıcı dışarıdan bekleyen hep bekler.
Kurtarıcının kendisi olduğunu kabul eden harekete geçer.
İki seçenek.
A) Beklemeye devam et yaşarken öl.
B) Eyleme geç gerçekten yaşa.
Üçüncü yol yok.
Sana son bir şey söyleyeceğim.
Değişimin sırrı büyük kararlarda değil.
Değişimin sırrı günlük küçük seçimlerinde gizli.
Bugün:
Yataktan saat kaçta kalktın?
İlk işin ne oldu telefon mu, su mu?
Sabah kahvaltıda ne yedin?
Kaç saat ekran karşısındaydın?
Kaç dakika hareket ettin?
Ne öğrendin?
Kime bir şey verdin?
Bu küçük seçimler birikiyor.
5 yıl sonraki sen bu seçimlerin toplamısın.
İyi seçim = iyi 5 yıl.
Kötü seçim = kötü 5 yıl.
Aritmetik.
Büyük plan kurma. Küçük seçimleri düzelt.
Sonrası kendiliğinden gelir.
Eskiyi yıkmaya istekli ol.
Ne istediğini net bil.
İlk adımı bugün at. Sonra devam et.
Hayatta tek başarısızlık vazgeçmektir.
Yavaş gitmek başarısızlık değil.
Hata yapmak başarısızlık değil.
Düşmek başarısızlık değil.
Vazgeçmek başarısızlık.
Düştün mü? Kalk.
Yorulduysan? Dinlen, sonra devam.
Yön mü kaybettin? Dur, haritaya bak, devam.
Ama sakın durma.
Çünkü duran yaşarken ölür.
Sen yaşa. Diri kal.
Hayat budur.
Diğer her şey tabuttur.