EVLENİYOR MUSUN?
Bizim Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ağzı biraz bozuk hocamız vardı. Bir gün derste, hiç beklemediğimiz bir yerde sözü evliliğe getirdi ve dedi ki:
“Evleneceğiniz kadında üç şeye bakın: bileği, çekmecesi ve annesi.”
Gençtik. Önce güldük, sonra şaşırdık. Bilek ne alaka, çekmece ne alaka, anne ne alaka?
Meğer adam, bir cümlenin içine bir medeniyetin evlilik terazisini koymuş.
Bilek dediği yalnız kemik inceliği değildi. Zarafetti. İnsanın hareketine sinmiş ölçüydü. Bir bardağı tutuşunda, bir çocuğun başını okşayışında, sofraya ekmek koyuşunda belli olan o ince kadınlık hâliydi.
Çekmece dediği yalnız eşya düzeni değildi. İç dünyanın aynasıydı. Dağınık bir çekmece bazen dağınık bir ruhun, titiz bir çekmece bazen emanet bilen bir kalbin işaretidir. Çünkü insan evvela küçük şeylerde belli olur. Büyük laflar herkeste vardır; asıl insan, mendilini nereye koyduğunda anlaşılır.
Anne dediği de yalnız genetik değildi. Zamanın insanda neyi büyüttüğüne bakmaktı. Güzellik yaşlanınca hırsa mı dönmüş, huya mı? Yüz çizgileri merhametle mi derinleşmiş, öfkeyle mi? Bir kadın annesine benzeyebilir; bazen yüzüyle, bazen sesiyle, bazen de kırıldığı yerde verdiği tepkiyle.
Ben de bugün o hocanın sözüne birkaç şey eklemek isterim.
Evvela kadına değil, kendine bak.
Sen yurt tutacak adam mısın?
Yuva kurmakla ev açmayı aynı şey sanmıyor musun?
Belâ gelince kapının eşiğinde duracak mısın, yoksa ilk rüzgârda savrulacak mısın?
Fakirlik, hastalık, borç, dert, gurbet, kırgınlık geldiğinde o evin direği olabilir misin?
Çünkü evlilik yalnız sevda treni değildir. Evlilik biraz da nöbettir.
Birbirinin uykusuna, hastalığına, suskunluğuna, yaşlanmasına nöbet tutmaktır.
Sonra karşındakine bak.
Kavga ve gürültü içinde büyümüş bir kalp mi getiriyor sana? Eğer öyleyse, o evin yankısı sizin evinizde de duyulur mu? İnsan çocukluğunun sesini kolay susturamaz. Bazıları sevgiyi bağırmadan anlatamaz; bazıları huzuru görünce bile huzursuz olur.
Kadın olmanın keyfini yaşayan biriyle mi evleniyorsun, yoksa dünyaya erkek gelmediği için kendine küsmüş biriyle mi? Bu ince bir meseledir. Çünkü kendi varlığıyla barışık olmayan insan, başkasının varlığına da huzur veremez. Kadınlığını yük bilen de, erkekliğini tahakküm sanan da yuvaya denge değil, hesap getirir.
Dedikoduya teşne biriyle mi evleniyorsun?
Başkasının kusuruyla beslenen bir dil, bir gün kendi evinin etini de yer. Bugün komşuyu çiğneyen yarın seni de çiğner. Çünkü gıybet, önce dilin değil, kalbin bozulmasıdır.
Bir de şuna bak:
Merhameti var mı?
Hayvana, çocuğa, yaşlıya, garsona, kapıcıya, hastaya, düşküne nasıl davranıyor? İnsan kendinden güçsüz olana nasıl davranıyorsa, gerçekte odur. Büyük sofralarda takınılan nezaket aldatabilir; ama küçük bir öfke anı insanın bütün terbiyesini ele verir.
Ve nihayet şunu unutma:
Evlilik, iki kişinin birbirini beğenmesi değildir sadece. İki soyun, iki evin, iki çocukluğun, iki yaranın, iki duanın, iki korkunun aynı çatı altında imtihana girmesidir.
Onun için eski insanlar “hayırlı kısmet” derdi. “Güzel kısmet” demezdi, “zengin kısmet” demezdi, “hayırlı” derdi.
Çünkü güzellik solar. Para azalır. Heves geçer. Ama huy kalır. Edep kalır. Merhamet kalır.
Bir de insanın zor günde kim olduğu kalır.
O yüzden evleneceğin kişiye bakarken yalnız gözünle bakma.
Soyuna sopuna değil, haline bak.
Sözüne değil, susuşuna bak.
Gülüşüne değil, öfkesine bak.
Süsüne değil, çekmecesine bak.
Gençliğine değil, annesinin yaşlanışına bak.
Ve hepsinden önce aynaya bak:
Ben bu yuvaya yük mü olurum, yoksa omuz mu?
@taneryildiz008 Devlet devlet olmaktan çıkmış, tamamen kar güden vatandaşın en ufak bir hatası, unutkanlığı vs onu soymaya çalışan düzen haline gelmiş, itirazlar yükselince de orası özel işletme diye savuşturan garip bir hal almış. Her yer maalesef bu durumda. Böyle devlet yönetmekte ne var ki..
Sene 1989,
Yıllarca Masonluk, İlluminati ve diğer ezoterik grupların dünya siyasetini ve dinleri dönüştürme planları üzerine araştırmalar yapan Ralph Epperson'un yazdığı
"YENİ DÜNYA DÜZENİ" kitabından bir sayfa.
Eşcinsel evlilikler yasallaşacak
Çocukları devlet büyütecek
Boşanmalar çoğalacak
Tek eşli evlilik ortadan kalkacak
Özel mülkiyet kalkacak. Hükümet, tüm üretim araçlarının sahibi olacak.
Dinler yasaklanacak; inananlar ya ortadan kaldırılacak ya da hapsedilecek.
@avukatnottu Hangi kanun maddesi onuda yazsaydın ya. Evet 6 ay mevzusu doğru ama bunu belgelemek için bikirkişi veya servis raporu gerekli. O zaman aldığım her ürünü 6. Ayın sonunda bozuldu yenisini ver diye müracaatta bulunalım.
@taneryildiz008 Bir solukta okudum, içimden geçenleri kaleme dökmüşsünüz Taner bey, emeğinize sağlık. Herkes bu bilince ulaşsa, şuan çocuklarımıza nasıl kötülük yaptığımızı, sistemin toplumu çürütmek için oluşturulduğunu anlayacağına eminim.
DİKKAT
kansere karşı reçetedir.
Bu reçete Rus bilim adamı Prof.Dr. Hristo Mermersky in reçetesidir binlerce kanser hastasını tedavi etmiştir.
Bu Karışımın Sırları
* Vücudun tam tedavisi için besindir
* Kan damarlarını temizler
* Kalbe şifa
* Karaciğer ve Böbrekleri temizler
Yılmaz Özdil'in bir videosunu izledim. Video da,
CIA ve MOSSAD ile çalışan Stratfor adlı Özel İstihbarat Kuruluşunun iki üyesini açıkladı!
1) Sezgin Tanrıkulu CHP Gen. Bşk Yard. (TR-705 Kod.)
2)İbrahim Kalın MİT Başkanı. (TR-306 Kod)
Soru şu?
Bunlar defalarca söylendiği halde, neden reddedilmedi?
Doğruysa, nasıl bir ülke olduk Allah'ım!
Dışişleri Bakanı, Öcalan ile aynı aşiretten HISIM!
Hazine Bakanı, İngiltere Vatandaşı!
Aile Bakanı, Belçika Vatandaşı!
MİT Başkanı, TR-306 numaralı Stratfor Üyesi ve çocuklarının okul ücretini AKP'li işadamları ödüyor!
Bahçeli Dayı, Bebek Katilini "KURUCU ÖNDER" yapmış!
Cumhurbaşkanı, Gürcü olduğunu, eşini ise Arap olduğunu söylüyor!
Bu ekip Türk Milleti lehine bir iş yapar mı?
Sana sesleniyorum Aziz Türk Milleti? Duyuyor musun?