Canım hocamız Prof. Dr. İlber Ortaylı anısına…
İlber Ortaylı ile Cahille Sohbeti Kestim son bölümüyle yayında.
Birtanecik hocamız, yol arkadaşımız, sizi hep güler yüzünüz, bize olan desteğiniz ve neşenizle hatırlayacağız. Bize kattıklarınız ve yaşattığınız anlar çok kıymetli. Sizi çok seviyoruz.
📺: https://t.co/KVqgksOi12
Tüpraş Stadı’nda fitili ateşleyen isim Mario Lemina! 🙌
ADANMIŞ HAYATLARIN UMUDU! 🦁
⏳ #ArkaPlan çok yakında Galatasaray YouTube Sarı-Kırmızı Paket’te yayında olacak!
📲 Hemen üye olmak için: https://t.co/g0aljBptcS
Boş vaktin bolluğu insanı sanıldığı kadar mutlu etmez. Yoğun bir insanın boş vakitlerinde yaptığı etkinliklerden aldığı keyif ile vaktinin tamamı boş olan bir insanın o etkinlikten aldığı keyif arasında katman katman fark vardır. Bu yüzden düzen ve disiplin içinde yaşanan bir hayatta tatiller ve eğlenceler, bir hedef noktasına dönüştüğü için çok yüksek keyif verir. En basitinden, hafta sonu tatilinde uyumak ile bomboş birinin her gün uyuması arasında dağlar kadar fark vardır.
İnsan amaçsız ve düzensiz yaşayamaz. Çoğu insanın şikâyet ettiği meşguliyet ve çalışma düzeni, aslında insanın farkında olmadan mutlu olmasını sağlayan temel unsurdur. Çalışmak zihin ve beden gelişimi sağlamakla kalmaz; insana doğal bir çevre ve tutunmak için bir amaç verir. Erken emekli olan insanların daha erken öldükleri, istatistiksel olarak bilinen bir gerçektir. Çünkü boş kalan insanın zamanla çevresi dağılır ve sabah yataktan çıkmak için bir amaç bile bulamaz.
Çalışmak ayrıca bir işi başarma tutkusudur. Ne yazık ki günümüz insanına bir işi tutkuyla yapmanın ne demek olduğunu anlatmak artık neredeyse imkansızlaştı. Bu durum aslında topyekûn bir insani çürümenin göstergesi; maddecilik ile hazcılığın her şeyin önüne geçerek tüm gerçek değerleri anlamından kopardığının da kanıtı niteliğindedir.
Günümüzde yapılan işe değer katmak tamamen bir teferruata dönüşmüş durumda. İnsanlar artık çalışırken sadece oradan elde edecekleri bireysel faydayı düşünüyor. Böyle olunca işinden zevk almak veya nitelikli iş üretmek gibi kavramlar ortadan kalkıyor; aksine işini tutkuyla yapan ve özveriyle emek veren insanlar toplumda adeta "enayi" gibi görülmeye başlanıyor.
Vasat insanlar araçlar ile amaçları birbirinden ayırt edemez; parayı ve statüyü bir araç değil, amaç olarak görürler. Bu yüzden tek hedefleri paradır, konfordur, lükstür. Bu uğurda kimseyi çiğnemekten, kimsenin canına okumaktan geri durmazlar.
Ne üzücü ki günümüz vasatlığı, eskinin vasatlığından çok daha beter bir hale geldi. Şimdinin kendini akıllı, modern ve bilinçli sanan vasat insanı; kendini her şeyden önemli sayıyor, her şeyin en iyisini hak ettiğine inanıyor ve sadece haz ile lüksün peşinden koşuyor.
Oysa para da mevki de imkânlar da insani gelişim ve nitelikli ilerleme için birer araçtır. Gel de bunu vasata anlat...
-İçinde bulunduğumuz yıl Gelir Vergisi tarifesinin ilk dilimi 158.000 TL idi.
-Yeniden Değerleme Oranı artışı ile önümüzdeki yıl bu tutar 190.000 TL olacaktır.
-Oysa 2000 yılından bu yana Yeniden Değerleme Oranı kuruşu kuruşuna uygulansaydı ilk dilimin önümüzdeki yıl 190.000 TL değil 521.210 TL olması gerekirdi.
-Mevzuatın çalışanlar aleyhine kurgulanması ve sair sebeplerle milyonlarca bordro mahkumunun bu gizli vergi zammının kurbanı olması ve bu makasın her geçen yıl daha da açılması kaçınılmazdır!
Başkanımız Ali Y. Koç ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz, saat 16.00’da Türkiye Futbol Federasyonu’nun Riva tesislerine gidecektir.
Kamuoyunun bilgisine sunarız.
ADALETSİZLİĞE YETER! ÇÖZÜM İSTİYORUZ
Süper Lig’in 17. haftası itibarıyla hakemlerin maçlara ve sonuçlara açıkça müdahale ettiği artık inkâr edilemeyecek seviyelerdedir.
“Futbolda adalet” söylemiyle başlayan bu sezon, özellikle Takımımızın maçları olmak üzere yaşanan skandal hakem kararlarıyla rezil bir tiyatroya dönüşmüştür.
Türk futbolu, Türkiye Futbol Federasyonu’nun çabalarına, adaletsizlikten canı yanan takımların isyanına rağmen, özellikle VAR hakemleri aracılığıyla sistematik bir şekilde katledilmektedir.
Öyle ki; yapılan hatalar istikrarlı şekilde bir takımın lehine gerçekleşmekte ve bu takıma şampiyonluk yolunda açık şekilde avantaj sağlanmaktadır.
Takımımızın İkas Eyüpspor maçında verilmeyen kartlarla rakibimizin maçı eksiksiz tamamlaması sağlanmış; Takımımıza verilmeyen açık ve tartışmasız 2 penaltının VAR hakemleri tarafından es geçilmesiyle bir hakem katliamı yaşatılmıştır.
Türk futbolu göz göre göre yapılan, hata şeklinde nitelenemeyecek bu sistematik saldırılara ve çürümeye kurban edilemez.
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bu rezaleti kabul etmiyoruz; adalet istiyoruz, yabancı hakemlerin derhal göreve getirilmesini talep ediyoruz.
Fenerbahçe Spor Kulübü