Yapılan Masumiyet Müzesi eleştirilerini anlayamıyorum. Kemal’e ister aşık deyin, isterseniz saplantılı diyin. İsterseniz okb belirtilerinin eşlik ettiği otizm deyin, isterseniz dinamik yorumlarla onu bir nevroz olarak görün. Sonuç değişmiyor, masumiyet müzesi en çok da bizlere bu yorumları yaptırdığı için şahane bir eser. Selahattin Paşalı ve Eylül Lize Kandemir de rollerinin psikolojik ve sosyolojik anlamda dahi hakkını vermişler. Ayrıca bir romanın diziye uyarlanıp şekil kaybetmemesi anlamında da inanılmaz başarılı olunmuş.
Göbeklitepe hakkında benimle uzun uzun tartışacak biri yok hayatımda. Yani birini arayıp da göbeklitepe hakkında ne düşünüyorsun diye sorma lüksüne sahip değilim bu durum beni kahrediyor