@haskologlu Sonuna kadar destekliyorum💛❤️ ayrıca sosyal medya kimliği biran önce aktif hale getirilmeli, e-devlet onayı aktifleşmeli anonim çocukları bitmeli, kiminin kim olduğu belli olmalıdır.🤜🤛
İstihdam Sorunu Van'ın 1 numaralı sorunudur!
Dün bir markanın Francising mağazasından bir arkadaşla sohbet ediyordum, konu maaşlara geldi
Büyük kentlerdeki mağaza çalışanları ortalama 60 bin maaşla çalışıyor Van'da maaşlar asgari ücret.
Üstelik yönetim sürekli olarak
⤵️
İnci kefalinin av yasağı 90 gün sonra sona erdi. Yahu insan bir festival yapar kurumsal düzeyde, bir tören yapar. Balıkçıları vira bismillah diye uğurlar Van Gölü'ne. Ne kimsenin haberi var ne de kimsenin umurunda. Herkes şu kent için güzel bir adım atmamaya yeminli sanki. Yazık
@ipekyolubeltr Biran önce şu dereye ıslah çalışması başlatın, suyu yok denecek kadar az, içerisinde farklı düzenlemeler yapılabilir, su dere içinde yapılacak süs kanalında akıtılabilir. Geriye kalan alanda değerlendirilebilir
@ipekyolubeltr 2-Bursa'nın İnegöl ilçesinde belediye tarafından hayata geçirilen proje kapsamında dere ıslah edilerek yeni bir sosyal yaşam alanı inşa edildi.
Bayram Üzeri Van…
Bayram arifesinde Van sokaklarında ortaya çıkan görüntüler son iki gündür sosyal medyada ve şehir gündeminde yoğun şekilde tartışılıyor.
Ancak mesele aslında yalnızca birkaç seyyar tezgâhın ya da sokak lezzetlerinin tartışılması değildir.
Bu tartışma; şehir kültürü, aidiyet duygusu, ekonomik hayat, geleneksel yaşam biçimi ve kamusal denetim arasında kurulması gereken hassas dengeyi yeniden gündeme taşımaktadır.
Birçok insan bu görüntülere bakınca geçmişin mahalle kültürünü, eski çarşıları, sokakta pişen yemeklerin samimiyetini ve kaybettiğimiz sosyal dokuyu hatırlıyor.
Doğrudur; modern hayatın tekdüzeliği içerisinde insanlar artık daha sıcak, daha doğal ve daha “bizden” olan şeylere özlem duyuyor.
Sokakta kaynayan bir kazan, taş fırından çıkan bir yemek ya da geleneksel yöntemlerle hazırlanan ürünler toplumda karşılık buluyor. Çünkü bunlar yalnızca yiyecek değil; bir kültürün, bir hafızanın ve bir yaşam biçiminin parçasıdır.
Ancak romantik bir nostalji ile kamusal gerçeklik birbirinden ayrılmalıdır.
Bugün özellikle kontrolsüz biçimde ortaya çıkan bazı görüntüler, beraberinde ciddi sağlık ve güvenlik risklerini de taşımaktadır.
Gıda güvenliği, hijyen, kullanılan suyun kalitesi, saklama koşulları, çapraz bulaş riski ve üretim ortamlarının uygunluğu; göz ardı edilebilecek meseleler değildir.
Toplum sağlığı söz konusu olduğunda “iyi niyet” tek başına yeterli olmaz. Çünkü denetlenemeyen her alan zamanla risk üretir.
Bu nedenle meseleye tamamen yasakçı ya da tamamen sınırsız özgürlükçü bir bakışla yaklaşmak doğru değildir.
Belki de yapılması gereken; bu kültürü koruyarak onu kayıt altına almak, düzenlemek ve sürdürülebilir hale getirmektir. Kendilerine ait, hijyen standartları belirlenmiş, belediye ve ilgili kurumlar tarafından düzenli denetlenen geleneksel sokak lezzetleri çarşıları oluşturulabilir.
Böylece hem insanlar kendi kültürünü yaşatır hem de toplum sağlığı korunmuş olur.
Dünyanın birçok şehrinde bunun başarılı örnekleri vardır.
Örneğin Singapur’da dünyaca ünlü “Hawker Centre” sistemi ile sokak lezzetleri belirli merkezlerde toplanmış, hijyen puanlaması ve düzenli denetim zorunlu hale getirilmiştir. Böylece hem kültürel doku korunmuş hem de toplum sağlığı güvence altına alınmıştır.
Bangkok’ta ise yıllarca kontrolsüz büyüyen sokak lezzeti alanları zamanla trafik, hijyen ve güvenlik tartışmalarına neden olmuş; ardından belediye kontrollü “street food zones” uygulamasına geçilmiştir.
Gaziantep örneğinde ise geleneksel lezzetler belirli çarşı kültürü içerisinde korunarak gastronomi turizmine dönüştürülmüş, şehir ekonomisine ciddi katkı sağlanmıştır.
Aslında mesele sokak lezzetlerine karşı olmak değil; onları kültürel değer olarak korurken denetlenebilir, güvenli ve sürdürülebilir hale getirebilmektir.
Çünkü kontrolsüz büyüyen her yapı zamanla risk üretirken, doğru planlanan her kültürel alan şehrin marka değerine dönüşebilir.
Değerlerimizi korumak sadece onları yaşatmakla değil, aynı zamanda doğru şekilde geleceğe taşımakla mümkündür.
Bugün Van’ın ihtiyacı olan şey; kendi kültüründen utanmak değil, onu medeni, güvenli ve denetlenebilir bir sistem içerisinde yeniden inşa etmektir.
Gelenek ile modern denetim mekanizması birbirinin düşmanı değildir.
Tam tersine, biri diğerini yaşatır.
Unutmamalıyız ki;
Kontrolsüzlük özgürlük değildir.
Denetim ise yasak değil, toplum sağlığının teminatıdır.
@AhmetAa70625878 Başınız sağolsun abi, Allah rahmet eylesin. Almina kardeşimizin mekan�� cennet olsun, Rabb'im hiç bir anne-babaya evlat acısı göstermesin🤲