Yazık çok yazık bu ülkeye. Nasuh Mahruki’yi tutukladılar. Kendileri gibi düşünmeyen herkesi hapsedebilecekleri bir hukuksuzluk düzeni inşa ettiler. Nasuh Mahruki FETÖ ile mücadele ederken siyasal iktidar Fetöcülere ne isteseler veriyordu. Şimdi 15 Temmuz Tweeti nedeniyle Mahruki’yi tutuklattılar.
Haluk Levent’in işlediği suç, devletin suçunu nasıl örtebilir? Depremin ilk günlerinde ortada olmayan devleti, sırf Haluk Levent halkı dolandırdı diye aklamaya çalışmak Akp’lileşmekten başka bir şey değildir.
Deprem döneminde paylaştığım içeriği kaldırdım. Başta devlet kurumları ve yöneticileri olmak üzere tüm halkımızdan içtenlikle özür diliyorum. Geçerli olur mu bilmiyorum ama çok pişmanım. Dezenformasyon bazen hepimizi etkisine alabiliyor. Araştırmadan, güvenerek hareket etmek yanlıştı. İnsan neye ve kime güveneceğini şaşırıyor artık.
Bir diplomat kızı olarak bana yakışmadı.
@Turkcell@TurkcellHizmet@Turkcell 1,5 ayda attığınız tüm adımlardan sonra interneti daha kötü bir hale nasıl getirdiniz, anlamıyorum. Ne olur iptal edin artık internetimi. Telesekreteriniz abonelik iptali dediğim anda konuşmayı en başa alıyor, müşteri temsilcinize bağlanamıyorum.
31 Haziran’da @Turkcell Superonline taahhüdüm bitti ve paketimi iptal ettirmek için çağrı merkezini aradım. İptal kaydı oluşturdum. İptal birimi aradı ve arıza ekibi göndereceklerini söyledi. Buna istinaden devam etme kararı aldık.
Sonuç: Ekip gönderdiler, hiçbir şeyi çözmediler
@Turkcell@TurkcellHizmet Sonuç: 20 gündür devam eden şikayetlerim sonucunda “sorunu bulamadık”tan sorunu çözdük noktasına gelen Süperonline hiçbir şey çözmemesine rağmen bu sefer de başa dönüp “sorun yoktur” demeye başladı. Sorunu kanıtlarıyla birlikte sunmama rağmen tutarsız cevaplara devam ettiler.
15 Temmuz darbe girişimi dar anlamıyla başarısız oldu. Kanlı, küstah, riyakar bir şebekenin çok katmanlı hamlesi boşa düştü. Ancak süreci öncesi ve sonrasıyla bir bütün olarak ele aldığımızda ortada ne yazık ki bir başarı var.
Fethullahçılar Cumhuriyetçi birikimi paralize etmek için misyon üstlenmişlerdi bir, Türkiye’yi NATO ve ABD çizgisinde tutmakla görevliydiler iki. Buralarda bir başarısızlık gören var mı bugün?
1990’lardan itibaren en yetkili kurum ve kişiler tarafından himaye edilen, düzenin ideolojik, ekonomik ve siyasi dinamiklerine şekil veren, hâlâ “geri kalan kadrolarından nasıl yararlanırız” diye kafa patlatılan CIA beslemesi bir fesat hareket sadece 15 Temmuz’da çuvalladığı için nasıl “başarısız” sayılabilir ki?
Haluk Levent meselesinde kimisi pişmanlık, kimisi hayal kırıklığı, kimisi öfke yaşadı. Ama Akp’lileri içten içte bu duruma mutlu oldular. En azından önemli bir kesimi. Sonunda Akp ile doğrudan ilişkilendirilemeyen (en azından şimdilik) bir hırsızlık/rant kapısı buldular.
AKP'den antiemperyalizm bekleyen bir kısım ulusalcının (bütün ulusalcılar değil) tezleri yerle bir oldu. Üstelik sadece AKP de değil, AKP'nin merkezinde olduğu iktidar bloku yönünü ABD'ye çevirdi. Böylece hâkim sınıflardan ve onların mekanizmalarından batıya direniş bekleyen sınıflar üstü, devlet merkezli stratejiler de çöktü. Geriye AKP'ye hâlâ akıl vermek için çırpınan zavallılık kaldı. Kimse çıkıp TRÇ ittifakı falan demesin, bunlar batı nezdinde değeri artırmak için atılan taktik adımlar, o kadar.
İlk başta “bir ülke misafirlerine neden silah hediye eder” diye bir soruyorsun ama birkaç saniye düşününce misafirlerin eli kanlı bir terör örgütü olduğunu hatırlıyorsun. Sonra silahı falan bırakıyorsun bu katiller benim ülkemde ne yapıyor diyorsun.
Konunun siyasi kısmını bir kenara koyuyorum. Trump’a dalkavukluk için yapılanları da bir an için unutalım. Macron denen züppenin sabah koşusu için Ankaralılara çektirilen çile bile tek başına büyük rezalettir.
“İtibardan tasarruf olmaz”mış. Ne itibar ama!
Bugün Ankara’da NATO’ya karşı yürürken polis şiddeti sonucu yaralanan ve durumlarının ciddiyeti nedeniyle gözaltıları sona eren partili arkadaşlarımızla birlikteydik. Moralleri iyi. Kaburga ve kol kırıkları iyileşir. Sizin NATO sevdanızın ise tedavisi yok ne yazık ki.
Yasakla, baskıyla boyun eğdirmeye çalıştıkları Ankara'nın göbeğinde NATO'ya karşı emperyalistler defolun diyerek yürüdük.
Kızılay'a girerken gözaltına alınan yoldaşlarımızı derhal serbest bırakın! Bu memlekette NATO'yu protesto etmek suç değil onurdur!
@AnkaraTkp
Ankara’da “Bağımsız Türkiye” için NATO’yu protesto eden TKP üyelerine dönük polis şiddetinde yedi arkadaşımız kafalarından ağır darbe almış, bazı arkadaşlarımızın kol ve göğüs kafeslerinde kırıklar oluşmuş, bir arkadaşımız kalp krizi şüphesiyle anjiyoya alınmıştır.
Yaralanan ve gözaltına alınan yoldaşlarımızın durumlarını yakından takip ediyoruz. Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!
Birkaç ay sonra Tayyip Erdoğan’ın köprüye Amerikan bayrağı yansıttığını söylemek suç sayılacak. Muhtemelen bazı yerlerde “Öyle bir şey olur mu, bunlar hep fetö’nün yalanları” laflarını duyacaz.
CHP lideri Özgür Özel Newsweek’ten sonra Financial Times’a da yazdı.
Bilinen yaklaşım sürüyor: AKP’ye güvenilmez, biz NATO’nun çıkarlarına daha uygun bir partiyiz.
Özeti bu.
Bunun bir özet değil, iftira olduğunu söyleyenler çıkabileceği için bir bölüm paylaşalım buraya Özel’in söylediklerinden:
“NATO zirvesinde Erdoğan kendini vazgeçilmez biri olarak gösterecektir. Ancak hiçbir ülkenin stratejik değeri, demokrasisinin yok edilmesiyle artmaz. Türkiye'nin müttefikleri, Erdoğan yönetiminin kendi çıkarlarına oluşturduğu riski net bir bakı�� açısıyla değerlendirmelidir. Kısa vadeli jeopolitik çıkarlar uğruna otoriter rejimlere meşruiyet kazandırmak tarihi bir hatadır. Bu yaklaşım nadiren istikrar getirir. Çoğu zaman ise ileride hesaplaşma anını daha tehlikeli kılar.”
Daha açık nasıl ifade edilebilirdi ki?
Özel Erdoğan’ın bir gün Moskova’ya, diğer gün Pekin’e de yanaşabileceğini hatırlatarak dikkatli olmaya çağırıyor Batılı ülkeleri.
Bütün bunları “Türkiye siyasetine karışmanızı istemiyoruz” uyarısı telafi etmiyor, etmez. Kaldı ki, bu yazı NATO’nun Türkiye siyasetinde ne kadar ciddi bir ağırlığa sahip olduğunun itirafı olarak da okunabilir.
Türkiye’de düzen siyaseti NATO konusunda mutlak bir uzlaşı içinde. İç politikada bu kadar gerilim varken bu mutabakat şaşırtıcı gelebilir. Ama aslında şaşırtıcı bir şey yok.
İç politikadaki gerilimlerin yarattığı tozu toprağı kenara çekin, karşınıza yine çok güçlü bir mutabakat çıkar: Piyasa ekonomisi. Yani kapitalizm. Yani sermaye egemenliği. Yani sömürü düzeni. Yani yoksulluk, eşitsizlik, adaletsizlik, işsizlik ve kriz üreten toplumsal sistem.
İçerdeki bu mutabakatın ürünüdür dışarıdaki NATO mutabakatı.