Hakikatin ışığını seviyorlar, ama o ışık kendi yanılgılarını ortaya çıkardı mı ondan nefret ediyorlar.
Çünkü aldatılmak istemiyorlar, aldatmak istiyorlar.
Sizin tarafınızdan verilmiş olmasa üzerinizde nasıl iktidarı olabilir? Sizinle anlaşmadıysa sizin üstünüze gitmeye nasıl cesaret edebilir? Kendinize ihanet etmeseniz, sizi öldüren bu katilin yardakçısı olmasanız ve sizi yağmalayan bu hırsıza yataklık etmeseniz o ne yapabilir?
Eğer siz vermediyseniz, sizi gözetlediği bu kadar gözü nereden buldu? Sizden almadıysa nasıl oluyor da sizleri dövdüğü bu kadar çok eli olabiliyor? Kentlerinizi çiğnediği ayaklar sizinkiler değilse bunları nereden almıştır?
İnsan zanneder ki;
Yaptığı işten ahirette hesap verecek.
Ancak asıl hesap, muktedir olup da, yapmadıklarındandır.
Unutma, iktidarın dahilindeki her şeyden mesulsün...
Yanağımızın altında kaldırım taşı değil, beyaz bir yastıkla, ellerimiz sevdiklerimizin elleri arasında,
çaresiz doktorlar ve hemşireler etrafımızda, arkamızda zarif bir vedadan başka hiçbir şey bırakmadan, tarihe aldırmadan,
dünyayı öylece bırakarak,
Henüz geri dönmek mümkünken, sormalı insan kendine;
ben neredeyim ve burada ne yapıyorum..
Çünkü sisli bir yolda yürür gibi tüketiyoruz yolu. Bir zaman gelir, geri dönmek artık zordur.