Her daim atarlı bu arkadaş bugünlerde çok naif takılıyor!
Kimseyi tehdit etmiyor, küfretmiyor,çemkirmiyor!
Bir kaç gün içinde bu kadar değişim takdire şayan!
Milletimiz enkazda 'Sesimizi duyan yok mu?' diye feryat ederken deprem bölgesinde gece gündüz çalışan İslamî vakıflara ve devlet kuruluşlarına itibar suikastı yapıp insanların paralarını Ahbap'a göndermelerine sebep olan kim varsa bu soyguna ortaktır ve hepsi hesap vermelidir.
Depremde milletimiz kardeşleri için seferber olduğunda ŞARKICININ derneğini gösterip alanda hizmet eden vakıflara sövenler,namaz kılan birinin İHANETİNİ bahane edip DİNDEN soğudum diyenler ATATÜRKÇÜ,LAİKÇİ ŞARKICINIZ deprem parasıyla KUMAR OYNADI;ATATÜRKÇÜLÜKTEN de soğudunuz mu?
Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu'nda meydana gelen saldırıya ilişkin olarak İçişleri Bakanımız Sayın @mustafaciftcitr tarafından; olayın tüm yönleriyle araştırılması amacıyla 4 Mülkiye Başmüfettişi ile 4 Polis Başmüfettişi görevlendirilmiştir.
İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi olay yerine ivedilikle hareket etmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığımız koordinesinde görevlendirilen Cumhuriyet savcılarımız olay yerinde incelemelerini sürdürmektedir. Soruşturmanın selameti ve sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla yayın yasağı kararı alınmıştır.
Bu kapsamda, basın ve yayın kuruluşlarımızın soruşturmanın gizliliğine hassasiyetle riayet etmeleri büyük önem arz etmektedir.
Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı; yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar diliyoruz.
Soruşturmanın tüm aşamalarına ilişkin gerekli bilgilendirmeler yetkili makamlarca yapılacaktır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
MİLLETİ VE TARİHİNİ “TARİHE GÖMEN” ADAM!
Bir cenazenin arkasından uluorta konuşmayı edeben doğru bulmadım ve konuşmadım şimdiye kadar.
Ama bu cenaze, cenazesi çoktan kaldırılması gereken bir “yalan tarih”in mimarlarından birinin cenazesi olunca susmak vebaldir, diyerek usturuplu bir dille birkaç hayatî tespitte bulunmayı bir vatan, millet borcu ve büyük bir mesuliyet olarak addediyorum.
“GÖREVLİ” BİR ADAMDI
Önce hakkını teslim edelim: Osmanlı ile Sultan Abdülhamid Han -ve hatta Sultan Vahdettin- hakkındaki bazı ezberleri yıkmıştı.
Eğer bu minval üzere gitseydi, bu milletin boynuna geçirilen prangaların kırılmasına çok büyük katkılarda bulunabilirdi. Aksine o prangaların daha boğucu ve sarsılmaz bir şekilde milletin ve çocuklarının boynuna dolanmasına hizmet etmeyi tercih etti ve mezara çok büyük bir veballe gitti.
Çünkü “görevli” bir adamdı: 28 Şubat'tan sonra piyasaya sürülmüştü ve Yaşar Nuri'nin ilâhiyat alanında yaptığı “yıkım” işini o tarih alanında yapmıştı.
İsteseydi, dik durabilseydi, yalan üzerine inşa edilen ve dayatılan tarihi yerle bir edecek tarihî bir misyon üstlenebilir ve tarihe kahraman olarak geçerdi. Ama o bu dünyada ucuz kahramanlığı ve alkışlanmayı tercih etti. Kendisi gibi Kırımlı ama pek çok bakımdan büyük tarihçi olan ve milletin boynuna dolanan tapınakçı prangaları güçlendiren Halil İnalcık’ı ucuz kahramanlık konusunda fersah fersah geçen, bu toprakların çocuklarını ve tarihini “tarihe gömen” bir adam olarak mezara gitti.
UCUZ KAHRAMAN
Osmanlı tarihinin insanlık tarihindeki öncü ve benzersiz rolünü çok iyi biliyordu ama o sessiz kalmayı, yaşarken bu ülkenin altını oyan, tarihî rolünü bitiren yalan tarihin propagandisti olmayı ve pespaye, döküntü propagandistleri tarafından alkışlanmayı ve daha vahimi de Osmanlı’nın insanlığın önünü açacak benzersiz ilkelerinin dünyaya anlatılması gibi yüce bir görevi üstlenmek yerine Osmanlı’yı Üçüncü Roma ilan etme primitifliği ve “aşağılık kompleksi” sergileyerek Osmanlı’nın dünyaya, insanca yaşanacak yegâne medeniyet modelini sunacak muazzam bir medeniyet tecrübesi ürettiğini anlatma imkânını elinin tersiyle itmeyi tercih etti!
Bazı Batılı vicdanlı tarihçiler bile, “gel ey Osmanlı!” diye yazılar ve kitaplar yazarken o Osmanlı’yı bir kez daha “tarihe gömme”yi tercih etmekten tedirgin olmadı!
Hiçbir büyük tarihçi böylesine ürpertici bir tercihte bulunamazdı.
İsteseydi, Osmanlı medeniyetinin ne denli aşılamaz ve insanlığın önünü açacak temellere ve ruha sahip, bütün dünyayı yeniden silkeleyip kendine getirecek adalet, hakkaniyet ve merhamet ilkeleri üzerinden yükselen benzersiz bir medeniyet tecrübesi olduğunu hem ülkemizin çocuklarına hem de bütün dünyaya çok çarpıcı bir dille anlatabilirdi.
Ama bu fazla prim yapmayabilirdi, fazla para kazandırmayabilirdi. O yüzden o işin en kolayını, en kârlı olanını tercih etti ve resmî tarihin yalanlarını deşifre ederek kahraman olarak anılma imkânını kaybetti ve mezara hesabını veremeyeceği kadar ağır bir veballe gitti. Bir milletin boynuna geçirilen prangaları kırabilecek bir donanıma ve etki gücüne sahip bir adam konumuna ulaşmıştı çünkü.
O yüzden sırtında hesabını veremeyececeği kadar “tarihin ağır yükü”yle vefat etti gitti bu dünyadan. Artık adı tarihe, bu milletin boynuna geçirilen prangalara kıracak bir imkâna sahipken, o işin kolayını ve en ucuz olanını tercih ederek insanlığın önünü açacak ufka ve derinliğe, ruha ve zenginliğe sahip bu milleti ve tarihini tarihe gömen bir adam olarak geçecek.
FATİH CAMİİ’NİN HAZİRESİNE GÖMÜLMEMELİ!
Şehid Esad Coşan Hocamızın cenazesinin Fatih Camii’nin haziresine gömülmesini reddeden yetkililerin İlber Ortaylı’nın cenazesinin oraya gömülmesine onay vermesini protesto ediyorum.
Fatih Camii haziresi millete aittir ve bu milletin altını oyan monşerlere, masonik-baronik çetelere hizmet eden bir adamın cenazesinin oraya gömülmesi oradaki bütün büyük insanların aziz ruhlarını da rencide edecektir.
Bu karardan derhal vazgeçilmelidir!
Ülkemizin yetiştirdiği kıymetli ilim insanı, tarihçi ve yazar İlber Ortaylı hocamıza Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
İlmî birikimi, fikir dünyamıza kazandırdıkları ve tarihin geniş kitlelerce sevilmesine sunduğu büyük katkılarla daima saygı ve minnetle yâd edilecek, geride bıraktığı kıymetli eserler ve yetiştirdiği nesillerle gelecek kuşaklara ilham vermeyi sürdürecektir.
Yaşadığı rahatsızlık sebebiyle yoğun bakımda tedavi altında olan Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın sağlık durumu, hocamızı tanıyan herkesi üzdü. Kendisine acil şifalar diliyorum. Hocamızın sağlığına kavuşmasını, ülkemizin fikir dünyasına katkılarını devam ettirmesini temenni ediyoruz.
Entelektüel kişiliği, bilgi ve birikimi, kitapları, araştırmaları ve akademik çalışmalarıyla milletimizin saygısını kazanan, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü sahibi, çok değerli Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızın vefatından derin üzüntü duydum.
Sayın İlber Ortaylı’ya Allah’tan rahmet niyaz ediyor; kederli ailesine, öğrencilerine, dostlarına, tüm sevenlerine ve akademi dünyamıza başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Rabb’im mekânını cennet eylesin.
Hiç unutamadğın Ramazan ayı hangisi deseler,hiç düşünmeden Deprem bölgesinde geçirdiğim derim..Bu gece ilk sahurunuz ve yarından itibaren oruçlarınız kabul olsun..Kötülükten,kibirden,öfkeden.bu X teki gereksiz kavgalardan uzak bir 30 gün olsun..Amin🤲🏻Hoşgeldin Ramazan...
GEREĞİ YAPILDI ✅
YAYA GEÇİDİNDEN GEÇMEYE ÇALIŞAN ANNE VE ÇOCUKLARI SON ANDA KURTULDU❗️
Ankara'da yaya geçidinden geçmeye çalışan anne ve çocuklarına, sağ taraftaki motosiklet sürücüsü yol verirken, sol taraftan hızlı bir şekilde gelen 2 farklı taksi sürücüsü az kalsın çarpıyordu.
Yaya önceliğini hiçe sayan M.U.A. ve R.K. isimli sürücüler hakkında idari işlem yapıldı. Gereği Yapıldı✅
Yaya geçidine yaklaştığında yavaşlamayan, yayayı gördüğünde durmayan her araç, bir canın güvenliğini riske atar. Bu kural ile ilgili denetimlerimiz daha da artacak.
⚠️Caydırıcı cezalar Yeni Trafik Kanunu Teklifiyle birlikte geliyor.
Trafik, yalnızca taşıtların akışı değil; toplumun davranışlarının, değerlerinin ve birbirine duyduğu saygının da görünür olduğu kamusal bir alandır.
Trafikte caydırıcılığı yalnızca ceza sistemi olarak değil, toplumda güvenli yaşam kültürünü inşa eden çok katmanlı bir mekanizma olarak görmek gerekir.
Yayalara geçiş hakkı tanımayan, trafik güvenliğini hiçe sayan bu tür davranışlar asla kabul edilemez. Bu sürücüleri gördüğünüzde lütfen 112 Acil Çağrı Merkezimize bildirin.
“Biz Gereğini Yaparız” ❗
#CezaDeğilCaydırıcılık
#CezaAnlıkKültürKalıcı
#TürkiyeninHuzuru🇹🇷
@tahirbuyukakin Başkanım ya , doğma büyüme yuvacıklıyım eşim araba cıkmaz oraya diye diye karpeye hic cıkmadım , millet nerelerden geliyor , ev hanımlarına tur yapında bizde bir görelim oraları da 😂😂😂
KAMUOYUNA DUYURU
Orman Genel Müdürlüğümüze ait 2 adet AT802 yangın söndürme uçağımız, Hırvatistan Zagreb’te planlanmış olan bakım faaliyeti için 12 Kasım Çarşamba günü saat 10:24’te Çanakkale’den hareket etmiştir. 2 uçak meteorolojik şartlar sebebiyle geceyi Hırvatistan Rejika Havaalanı’nda geçirmiş, bugün (13 Kasım 2025 Perşembe) TSİ 17:38’de Zagrep Havaalanı için kalkış yapmasını müteakip, hava muhalefeti sebebiyle tekrar Rejika Havaalanı’na dönüşe geçmişlerdir. Dönüş rotası esnasında bir uçağımız Rejika Havaalanı’na inmiş, ancak diğer uçakla TSİ 18:25’te telsiz irtibatı kesilmiştir. Görevli pilotumuza ve uçağa ulaşmak için Hırvatistan birimleriyle koordineli olarak arama kurtarma çalışmaları başlatılmıştır.
Konu hakkında detaylar netleşince kamuoyuna bilgilendirmelerimiz devam edecektir.
Kendileri her sene ; düdükle, sirenle, kornayla, esas duruşla, rakı içerek, vals dansıyla, bando mızıkayla, şarkı türküyle anacaklar, mezarının hiç bir yerine ne İslami ne de Türk simgesi koymayacaklar;
Ama camiye dahi uğramadıkları halde camideki anti laik, şeriatçı Türkiye sevdalısı Müslümanlara “Müslüman olmadığını hem kendi lisanı hem de kalemiyle izhar etmiş ve laik Tv kanallarında koyu kamalist tarihçiler tarafından bile İslam başta olmak üzere bütün dinlere karşı olduğunu dolayısıyla Müslüman olmadığı resmi bilgi, belge, vesika ve hatıratlarla defalarca ispatlanmış birini” duayla, mevlüdle ve Kur’an okuyarak anma yaptıracaklar ve bunu da bir vali ve kifayetsiz bir müftü üzerinden cebren uygulatmaya çalışacaklar.
Ama sorarsan kula kul olmaktan kurtardılar, özgürlük getirdiler.
Madem dualarla anmak istiyorsunuz da neden Aziz Sancar anıtkabirde vaktiyle dua etti diye Sancar’a
• “Bir daha Anıtkabir’e gelme” ,
• “Anıtkabir’de dua ediyor. Fotoğraf olmasa inanmazdım. Yuh artık” ,
•“Dua ederken hiç utanmadın mı Sancar Bey? Orası Anıtkabir” ,
•“Anıtkabir’de nöbet tutalım ve Sancar bir daha Ata’mızın huzuruna gelmesin”
gibi aşağılayıcı sözler söylediniz.
Hadi o zaman madem çok samimiyseniz, Kur’an’a, mevlüde, duaya çok meraklıysanız buyrun o zaman anıtkabirde mevlüd okutun ve mozolenin üzerine de “ruhuna Fatiha” yazın da görelim samimiyetinizi.
Siz Kamal Atatürkün hatırasına olduğu gibi ve samimi bir şekilde sahip çıksanız değil mevlüt okutmak mevlüt okutmak isteyen kim olursa olsun karşısında durur buna mani olmaya çalışırdınız zira paşa yaşarken kendi adına hiç bir İslami programa izin vermezdi. Bunu sizlerde biliyorsunuz ama sizler kamalizmden rant kazanan istismarcılarınız.
Madem mevlüde merak saldınız bende aşağıya 1930 lu yıllarda Behçet Kemal Çağların Kamal Atatürke yalakalık için yazdığı “Atatürk Mevlüdü” ve “Atatürk Ezanı” isimli çakılmasını bırakayım. Belki bunu okursunuz.