Bizler okul öncesi öğretmenleri olarak bölümümüze yapılan alan dışı alımlara karşıyız.
Okul öncesi eğitim alanında yetkili olan okul öncesi öğretmenleri tarafından verilmeli.
Çocuk gelişimcilerin okul öncesi öğretmeni kadrosuna atanması(TTK-9) işlemi:
1-) Anayasa'nın 70. Maddesine
2-) Anayasa'nın 10. Maddesine
3-) Çocuk Haklarına Dair Sözleşmeye
4-) Öğretmenlik Meslek Kanunu'na
5-) TTK-9 kararı 7. Maddesine aykırı bir idari işlemdir.
Çağ dışı uygulama olan TTK9'un acilen revize edilmesini istiyoruz.
#ttk9revize
Bizler okul öncesi öğretmenleri olarak bölümümüze yapılan alan dışı alımlara karşıyız.
YKS de derece yaparak kazanıp okuduğumuz bölümümüz ders denkliği eşdeğer olmayan sağlık fakültesi çocuk gelişimcilerin ve de auzef çocuk gelişimcilern istilasına uğramıştr.
TTK9'un ivedilikle güncellenmesini bekliyoruz! #ttk9revi̇ze
Okul Öncesi Öğretmenliği mezunları, tüm kadroları dolduracak sayısal ve mesleki yeterliliğe fazlasıyla sahiptir.21k sıralama ile kapatan alanımızın, 1.5 milyon sıralamalı çocuk gelişimi bölümüyle bir tutulması ve kadrolarımızın işgali bir hak gaspıdır acilen ttk9 revize olmalıdır
@BuguluGzlr23@Eskalibu4747@ogretmenlersyfs Aynen öyle çocuk gelişimi taban puanı 1.3 milyon okul öncesi taban puan 30 bin madem diyorsun çalışan atanır sende yks çalışıp 30 bin yapıp girseydin okul önceci olarak. Ama yan gel yat 1.3 milyon yap sonra ben okul öncecicim de. Sen sadece çocuk gelişimcisisin.
@BuguluGzlr23@akademi_10_@ogretmenlersyfs Ya işine bak türkiyede ilk 15 bin yapıyoruz. 1.5 milyon sıralama ile girdiğiniz bölümden bizimle aynı statüde çıkıyorsunuz. Aynı şeyin tersi olsa ortalığı ayağa kaldırırsınız. Çok iyiyseniz çalışın yks ye ilk 25 bin yapın direkt okul öncesi yazın. Ama sınava çalışmadan,+
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Her çağın Kerbela’sında mazlumun yanında, zalimin karşısında duran Alevi canlarla yüreğimiz birdir.
Ne diyordu Pir Sultan?
‘Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan.’
Siz yolunuzdan dönmedikçe ben de bu yoldan dönmeyeceğim.
Gerekirse bu başı vereceğim ama onlara baş eğmeyeceğim!
“Düşmesin bizimle yola; evinde ağlayanların göz yaşlarını, boynunda ağır bir zincir gibi taşıyanlar.
Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar.”
Büyük şair Nazım Hikmet’i vefatının 63’üncü yılında saygı ve rahmetle anıyorum.
‘Bu işin hiçbir yerinde yokum’ diyorsun ya Erdoğan...
Sen o TOMA’nın şoför koltuğunda oturuyorsun!
Bu mesele CHP’liler arasında değildir.
Bu mesele seninle millet arasındadır.
Müesses Nizam’la Türkiye arasındadır.
Gezi, bu toprakların vicdan terazisidir.
Dün o terazide adalet arayanların kararlılığı neyse, bugün demokrasiyi ve sandığı savunanların iradesi de odur.
Bugün, tam 13 yıl sonra, yine aynı çizgideyiz.
Ne bir adım geri, ne bir cümle eksik…
Boyun eğmeyenlere…
Direnenlere…
Mücadele edenlere selam olsun.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
@mehmetSren43256@gusholderhaber@EmniyetGM Eee bu adam halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmiyor mu?
Halk��n bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılıyor mu?
Tam tersi yapılsaydı Şafak operasyonuyla medyaya servis edilirdi.
Laiklik Haklarımızın Güvencesidir:
Laikliği Savunmak Suç Değil, Tarihsel Bir Görevdir!
Son dönemde laikliğin savunulmasını suç gibi gösteren, laiklik talebini kriminalize etmeye çalışan, laikliği savunanları hedef gösteren açıklamalar sadece Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı değil; aynı zamanda işçi sınıfının, emekçilerin tarihsel ve evrensel kazanımlarını da tehdit etmektedir.
Laiklik sadece bu ülkenin kurucu ilkelerinden biri değil; aynı zamanda emekçilerin birliği, bütünlüğü, eşitliği ve hakları açısından da vazgeçilmezdir. Laiklik, emekçilerin birliğinin ve eşitliğinin, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın teminatıdır. Hiçbir iktidar dayatması olmaksızın, herkesin inancını özgürce yaşayıp ifade edebilmesinin; farklı kimliklerin eşit haklarla, barış içinde, bir arada var olabilmesinin güvencesidir. Laikliğe zarar verecek her hamle, işçilerin, emekçilerin, halkın inançlarına göre ayrılmasına, bölünmesine, ötekileştirilmesine ve birbirine düşürülmesine yol açar.
Özellikle ekonomik sıkıntıların arttığı, sermaye iktidarının emekçilere daha fazla yoksulluk, daha fazla adaletsizlik ve daha fazla güvencesizlik dayattığı dönemlerde, emekçi kitleler kimlikleri üzerinden ayrıştırılarak yönetilmek istenmektedir. Hepimizi etkileyen yoksullaşmaya, artan gelir adaletsizliğine karşı tepkileri önlemek için; yoksuldan alıp zengine, işçiden-emekçiden alıp sermayeye kaynak aktaran bu düzenin çarklarının dönebilmesi için toplumu kutuplaştıran, ayrımcı politikalar, böl-parçala-yönet politikaları devreye sokulmaktadır. Bu nedenle böylesi dönemlerde laikliği, barışı, kardeşliği ve özünde demokratik bir cumhuriyeti savunmak biz emek ve meslek örgütlerinin asli bir görevidir.
Sermayeyi ve sermaye iktidarını korumak için laikliğe aykırı biçimde inançların kullanılması işçilerin, emekçilerin, geniş halk kesimlerinin haklarının gasp edilmesine hizmet etmektedir.
Laiklik; kaderciliğe, biat kültürüne ve sorgusuz itaate karşı emeğin hak arama iradesini büyütür. Laik bir düzende işçilerin örgütlenmesi, grev yapması, hak araması günah olarak yaftalanamaz. Laik bir düzende iş cinayetlerinin failleri “kader”, “fıtrat” denilerek aklanamaz; sorumlular somut hatalarını ve suçlarını “inanç” ile örtmeye kalkışamaz.
Laikliği savunmayı, korkunç ve tehlikeli bir demagoji ile, dine karşı bir saldırıymış gibi göstermek de Anayasamızın laiklik ilkesine aykırı bir tutumdur. Laikliği savunmak, inançların sermaye ve iktidar güdümüne sokulmasına karşı çıkmaktır. Aksini iddia etmek hem laikliğe hem de toplumsal barışa karşı çok tehlikeli bir girişimdir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın ikinci maddesi Cumhuriyet’in niteliklerini “demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti” olarak tanımlar. Maalesef şurası açıktır ki bu niteliklerin tamamı, demokrasi, laiklik, sosyal devlet ve hukuk devleti ilkeleri son yıllarda ağır bir tahribata uğramıştır. Sosyal devletten, hukuk devletinden, temsili de olsa demokrasiden daha da uzaklaşılması ile laikliği savunmanın suç olarak gösterilmesi aynı sürecin parçalarıdır.
Laikliği savunmak suç değildir, anayasal bir haktır; dahası emek örgütleri için tarihsel bir sorumluluktur. Biz emek ve meslek örgütleri olarak laikliğin kriminalize edilmesini reddediyor; emeğin birliği ve kardeşliği için, demokratik bir cumhuriyet için laiklik mücadelesini büyüteceğimizi ilan ediyoruz.
Eşitlikçi, özgürlükçü, halkçı, kamucu, sosyal, laik ve demokratik bir cumhuriyet için omuz omuza mücadeleye devam!
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK)
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB)
Türk Tabipleri Birliği (TTB)
👇
https://t.co/T3XCPc1Ogv