Fon soruşturmasında oğlunun adı geçen Hayati Yazıcı'ya ne buyurulur?
Gazetelerde yer alan haberlere göre oğlunun varlık yönetim şirketi varmış. Yani bankaların vatandaşlardan alamadığı borçları satın alıp tahsil ediyormuş.
Elbette eylemlerin sorumluluğu şahıslarındır.
Ne var ki Hayati Bey, "Oğlumun ticari eylem ve işlemlerinin legaliteye ve ahlakiliğe uygunluğu konusunda zerre kuşkum yoktur. Oğlumun işlerinin legal ve ahlaki olduğuna kefilim" dediği için sormak hakkımız.
Rahmetli Alev Alatlı'nın "bir işin legal olması, ahlaki olduğunu göstermez" önermesini hatırlar mısınız?
İktidar üyesi bir siyasetçinin, "Dar gelirli vatandaş ekonomik sıkıntı içindeyken, kara bulut gibi üzerlerine çöken bankaların tahsildarlığına soyunmak, pozisyonum gereği ailemize yakışmaz" demesi gerekmez mi?"
Hakan Ural haklı. 63 milyonun 500 milyon olması “yatırım” değil. Yasaklı madde satsan bu kadar kazanamazsın.
SPK başkanı ne iş yapar. Fonları da Reis takip edecekse onun o koltukta ne işi var ??
📍Bunu diyen şahıs Türkler’in 11 milyarını çekip çocuğunu Araplar’la okutuyor. Dubai’deki bütün Araplar görene kadar paylaşın.
📍Mustafa Sandal -önce de yazdım- Atatürkçüler’i sömürerek popüler olmuş bir kurnazdır, sanatçı değildir.
📍Faşizm, dünyanın en korkunç komedisidir.
Nisâ Suresi’nin 56. Ayetini Okuyan Kadının İsrail-Filistin Yorumu Gündem Oldu
Önce 'Çok ağır bir ceza' derdim... Ama Gazze’deki vahşeti görünce Nisâ Suresi 56. ayetin ne anlama geldiğini anladım.
#Gazze#Filistin#Sondakika#Gündem
Binlerce sıkıntı çeken insanla görüşmüş bir psikiyatrist olarak ben de başımıza ne geliyorsa gözü doymayan mal mülk biriktiricilerden geldiğini düşünüyorum
Bir arkadaşım dedi ki,
"Bir Volvo bayii, sıfır km XC90 modelini 999 bin TL'ye satıyormuş. Gel birer tane alalım."
Dedim" hadi lan olur mu öyle iş?"
O da "Valla dedi ben verdim parayı, vekalet de verdim, 5 gün içinde teslim edeceklermiş." dedi.
Ancak bir süre sonra ortaya çıktı ki, bu bayi sahte bir bayi imiş, bir sürü insanın parasını bu fiyata sıfır km XC90 satışı vaadiyle almış ve arazi olmuş.
Arkadaşıma dedim "ne yapacaksın şimdi?"
Dedi ki: "Devlet bana XC90'ımı versin!"
Ben de şaşırdım, "Yahu kaptırdığın paranı verse, razı değil misin?"
Kızdı bana: "Ne yani? 10 milyon TL'lik XC90 yerine 999 bin TL'ye razı mı olayım, bunu kabul etmemi nasıl söylersin bana???!!!"
Saadet şöyle bir çağrıyı İran'a birgün olsun yapmadı!
"Ne işiniz var Suriye'de Irak'ta Yemen'de Lübnan'da"
İran yıllarca bu ülkelerdeki çatışmaya silah ve milis gücü gönderdi!
Sayın Adalet Bakanımız Akın Gürlek’in ve Sayın İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’nin Meclis’te yemin ederek göreve başlamalarına engel olabilmek maksadıyla etrafını saran her kim varsa, bugün yapılan tüm operasyonların tam karşısında yer alıyor.
Bu paralellik tesadüf mü, yoksa dokunulmazlık kazanmış bu isimlerin bazılarının suç örgütleriyle, yolsuzluk ağlarıyla iç içe olmalarından mı kaynaklanıyor?
İSRAİL BAĞLANTILI ULUSLARARASI DOLANDIRICILIK ŞEBEKESİNE BÜYÜK DARBE VURDUK!
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde, teknolojiyi ve finans sistemini suçun aracı hâline getiren ulusal ve uluslararası suç yapılanmalarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Suçtan elde edilen kazancın izini sürüyor; failleri, bağlantılarını ve suç gelirlerini ortaya çıkarmak için tüm imkânlarımızı seferber ediyoruz.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca 2026 yılı içerisinde yürütülen 4 ayrı soruşturmada, çağrı merkezi adı altında faaliyet gösteren bazı şirketlerin sosyal medya ve internet üzerinden yayımladıkları forex ve kripto yatırım reklamlarıyla yabancı ülke vatandaşlarını yüksek kazanç vaadiyle dolandırdığına ilişkin bulgulara ulaşılmıştır.
Soruşturma; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde, MİT İstanbul Bölge Başkanlığı Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü iş birliğinde yürütülmüştür.
MASAK analizleri, MİT ve emniyet birimlerimizin tespitleri ile Interpol aracılığıyla temin edilen yüzlerce mağdur başvurusu sonucunda; söz konusu şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğu tespit edilmiş, farklı ülkeleri hedef alan organize bir dolandırıcılık yapılanması deşifre edilmiştir.
Yapının, farklı dilleri konuşan müşteri temsilcileri aracılığıyla mağdurları sisteme dâhil ettiği; şüphelilerin kontrolündeki yatırım platformlarında gerçeğe aykırı kazanç görüntüleri oluşturarak mağdurları daha fazla para yatırmaya yönlendirdiği belirlenmiştir. Mağdurlar paralarını çekmek istediğinde ise “hesap blokesi”, “vergi” ve benzeri gerekçelerle yeniden para talep edildiği; yatırılan paraların yurt dışındaki banka hesaplarına ve kripto cüzdanlarına aktarıld��ğı tespit edilmiştir.
Avrupa, Uzak Doğu ve Afrika başta olmak üzere birçok ülkeyi hedef alan yapılanmanın, iki yıl içerisinde yalnızca ofis giderleri ve maaş ödemeleri olduğu değerlendirilen işlemlerde yaklaşık 13 milyar TL'lik hacme ulaştığı belirlenmiştir.
Bu tespitler üzerine 28 şirkete ait 42 çağrı merkezi ile 239 şüpheliye yönelik İstanbul ve Muğla'da toplam 286 adreste, Interpol birimlerinin de katılımıyla bugün saat 05.00'te eş zamanlı operasyon başlatılmıştır. Saat 10.00 itibarıyla çağrı merkezlerine yönelik baskınlar gerçekleştirilmiş, şu ana kadar 175 şüpheli yakalanmıştır. Operasyon ve yakalama çalışmaları sürmektedir.
Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, MİT İstanbul Bölge Başkanlığımıza, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığımıza, operasyona katılan Interpol birimlerine ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum.
İnsanların emeğini ve birikimlerini sahte yatırım vaatleriyle hedef alan, teknolojiyi ve uluslararası finans sistemini suçun aracı hâline getiren organize yapılara karşı mücadelemiz tavizsiz şekilde devam edecektir.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan'ın liderliğinde; üreticimizin emeğini, vatandaşımızın bütçesini ve piyasanın adil işleyişini korurken, fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağlayan ve ekonomik düzeni bozan suçlarla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.
Bu çerçevede İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülen soruşturmada, “tarladan markete fiyat yolculuğu” mercek altına alındı. Ticaret Bakanlığımızdan Hal Kayıt Sistemi, Tarım ve Orman Bakanlığımızdan Çiftçi Kayıt Sistemi verileri temin edildi; Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığınca kapsamlı rapor hazırlandı. Yaklaşık 1.029 çiftçinin beyanına başvurularak ürünlerin üreticiden hangi bedelle çıktığı ve tedarikçilere hangi şartlarda ulaştığı incelendi.
Yapılan incelemelerde, hallerin büyük tedarikçileri konumundaki bazı firmaların piyasadaki hâkimiyetlerini kullanarak ürün arzını olduğundan düşük, maliyetleri ise gerçeğinden yüksek gösterdikleri; sahte müstahsil makbuzları düzenleyerek gerçeğe aykırı maliyet oluşturdukları ve bu yöntemlerle yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları yukarı yönlü manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları yönünde tespitlere ulaşıldı.
Bu kapsamda; fiyatları etkileme, Vergi Usul Kanunu’na muhalefet, belgede sahtecilik ve suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçları yönünden yürütülen soruşturmada, 41 büyük dağıtıcı firmanın 41 şüpheli yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi; 22 ilde toplam 109 iş yeri ve ikamette eş zamanlı arama başlatıldı.
Soruşturmayı büyük bir titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, operasyonları gerçekleştiren İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze; soruşturmaya veri, analiz ve raporlarıyla katkı sunan Hazine ve Maliye Bakanlığımıza, Tarım ve Orman Bakanlığımıza ve Ticaret Bakanlığımıza teşekkür ediyoruz.
Tarladan sofraya uzanan zincirin hiçbir aşamasının üreticimizin emeği ve vatandaşımızın bütçesi üzerinden haksız kazanç kapısına dönüştürülmesine müsaade edilmeyecektir!
Yazıklar olsun. Hiç izaha ve müdafaaya gerek bile yok. Bu kafadaki bir adama ne desen boş.
Allah şuur versin. Sadece seviyesini herkesin görmesine bende vesile olmak için paylaşıyorum.
Allahu Teala bu ülkeye imanlı ihlaslı ve şuurlu siyasetçiler nasip etsin.
Daha önce de demiştim; ilerde bir gün Reis kenara çekilse veya her fani gibi Darul Bekâ’ya göç etse yine bu Fatih Erbakanalternatif olamaz.
Malzeme ortada…
Başta Adalet Bakanımız Sn Akın Gürlek olmak üzere
@istanbulCBS merkezli yürütülen bu soruşturmada emeği olan tüm savcılara ve kolluk kuvvetlerine bir Türk Vatandaşı olarak teşekkür ederim. Bu soruşturma sadece ailelerin güvenliği için değil aynı zamanda espiyonaj faaliyetlerinin önlenmesi adına da çok önemli bir soruşturma.
Adem Metan’ı tebrik ediyorum. Son dönemde farklı kesimlerden profillerle yaptığı röportajlar oldukça ilgi görüyor. Biz de bu vesileyle onları daha iyi tanıyoruz.
Görüldüğü üzere Fatih Altaylı Rolex ile Patek Philippe’in farkını gayet iyi yorumlayabiliyor.
Pahalı zevklere ve inceliklerine dair oldukça malumat sahibi. Fatih Portakal gibi özel teknesinden canlı yayın yapmasa da lüks teknelere ilgisi var.
Daha evvel de, bir işadamı arkadaşının üzerindeki takım elbisede hata kabul etmeyecek kadar titiz olduğundan övgüyle bahsetmişti.
En sonda Kemerburgaz'da klasik Shelby Cobra 427 marka aracıyla sürüş yaparken görüntülendi.
Ben iktidar yandaşı olarak yaftalanıp her türlü iftiraya maruz kalan gazetecilerin bu konularda gusto sahibi olanını görmedim.
Nitekim Adem Metan’ın da bu gazetecilerle yaptığı röportajlarda “rolex mi patek philippe mi” gibi soruları olmamıştı. Muhtemelen sormak aklına da gelmemişti. Gazeteci olarak muhatabına göre soru sorması doğal.
Bağlarsak;
25 yıllık kesintisiz iktidar var.
“Onun yandaş gazetecileri var.”
Ama 25 yıldır muhalif olduğu için dışlandığını söyleyenler, hayat standardını güncellemeye, bize de ince zevklerinden bahsetmeye devam edebiliyor.
Problem yok. Allah daha çok versin. Gözden kaçmasın diye yazıyorum. Hoş, rolex ile patek philippe farkına haizlik ne kadar gözden kaçar ayrı.
AHBAP Derneği’nin satın alma müdürünün ifadesi:
Kızılay’dan çadır satın alımı şeklinde yaratılan algı Haluk Levent ve ekibi tarafından bilinçli olarak dolaşıma sokuldu.
Bu bilgi kesinlikle içeriden servis edilmiştir. Bu şekilde olup bitenler siyasi zemine kaydırıldı.
Sanatçılar çoğunlukla manipüle edildi. Kızılay zaten bir iştiraki üzerinden çadır temin ettiği için teknik olarak bunu satmak zorundaydı. Yani kendisi bile temin etmek istese bu para çıkışına ihtiyaç vardı.
Ben o dönem oluşan devlet karşıtı havanın yaklaşan seçimlerle birlikte bu tür bir haberle bilinçli olarak yayıldığını düşünüyorum.
Bu şekilde de dernek çok fazla taraftar ve bağış toplamış oldu.
Haluk Levent bana bir sorun olursa kendisinin İsviçre’ye kaçacağını söyledi.
Ben de şaşırdım. ‘Yaptığımız yasadışı bir şey değil, neden kaçalım?’ dedim.
Daha sonra benden evrakları olabildiğince gizlediler. Beni dışladılar. Adımı ajana çıkarttılar.
Uzaktan çalışma sistemini yasadışı faaliyetlerini daha rahat yürütebilmesi için getirdiğini düşünüyorum.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Avukatı, Asırlık Gece Kitabının yazarı Doç. Dr. Hüseyin Aydın:
"Dosyadaki aleyhlerine olan bütün delilleri—bunlara kamera kayıtları da dahil, canlı kamera kayıtları—onları da inkâr ettiler. 'Biz değiliz' dediler.
Yani bir şey yaptınız, darbe girişimi, büyük bir kalkışma, büyük bir meydan okuma. Yani bir kişi çıkmaz mı; 'Evet, yaptım. Şu şu amaçlarla yaptım' diyen bir kişi bile çıkmadı.
Bu kadar büyük bir kalkışma yapıyorsunuz Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne. Sözde cesaretini gösteriyorsunuz. Aranızdan biri çıksın, desin ki: 'Tamam, yaptım' desin. 'Bu amaçla yaptım' desin. Örgüt liderinden mensuplarına kadar herkes inkâr.
Bu esasında örgütün insan profilini anlamak için de çok ciddi bir veridir."
“Kızılay bize bedava çadır vermedi" diyerek ortalığı ayağa kaldıran AHBAP Derneği'nin İzmit'teki depolarında
çürümeye terk edilmiş binlerce çadır, portatif yatak, uyku tulumu, kampet, battaniye, portatif sobalar, ısıtıcılar, buzdolapları, derin dondurucular, fırınlar ve su sebilleri bulundu.
Çadırların depremzedelere dağıtılmadığı görüldü.
Bana, Yüzyılın İnsanlık Ayıbı'nı sorsalar; cevap olarak Nazi toplama kamplarını değil aşağıdaki görüntüleri izletirdim...
Çünkü #GazzedeZulümArşaDayandı