Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Biz, sizin sinsi hesaplarınızı çok iyi biliyoruz. Bu millet buna izin vermeyecek siz de bunu bilin.
Sizin derdiniz İstanbul’un rantı. İstanbul’un kaynakları bir avuç insana değil tüm İstanbullulara kullanılmaya başlayınca rahatınız bozuldu.
Şimdi İBB yöneticilerini gözaltına alarak, tutuklayarak İstanbul’dan intikam almak istiyorsunuz.
İstiyorsunuz ki; metro şantiyeleri dursun, yeni metrolar yapılmasın, İSKİ sel baskınlarını artık önleyemesin, her yağmurda meydanlar taşsın, yazın su kesintileri yaşansın, müsilaj hortlasın istiyorsunuz.
Sahici bir depreme hazırlık çalışması yapılmasın sadece deprem bahanesiyle rant projeleri yapılsın istiyorsunuz; fakir fukara evini yenilemesin ama İstanbul’un kıymetli yerlerinde devlet eliyle lüks konut yapılsın istiyorsunuz. İmar ve tapu sorunları çözülmesin yüz binlerce vatandaşın yaşadığı yerlerdeki sorunlar öylece kalsın istiyorsunuz.
Yeni kreşler, yurtlar yapılmasın, burslar kesilsin, kent lokantaları kapansın istiyorsunuz; kaçak yapılarla mücadele edilmesin, dere yatakları betona boğulsun, yaşam vadileri, kent ormanları birilerine peşkeş çekilsin istiyorsunuz.
İBB’de maaşlar ödenmesin, yeni otobüsler, metrobüsler alınmasın, İstanbullu rahat ulaşım yapmasın istiyorsunuz; Halk Süt dağıtılmasın, Anne Kartlar iptal olsun istiyorsunuz, çiftçilere destek kesilsin, tarım bitsin istiyorsunuz.
Kimseye istihdam ofisleriyle iş bulunmasın, Askıda Fatura ile ihtiyaç sahiplerinin faturaları ödenmesin istiyorsunuz, Haliç yine kirlensin Kurbağalıdere yine bataklığa dönüşsün istiyorsunuz, İstanbul Otogarı yine mezbeleliğine dönsün istiyorsunuz.
Halk Ekmek dar gelirliye ekmek üretemez hale gelsin istiyorsunuz. Emeklilere verilen destekler sona ersin, çocuklara verilen beslenme desteği kesilsin, öksüz ve yetim çocuklara, şehit ve gazilerimizin evlatlarına verilen eğitim destekleri son bulsun istiyorsunuz.
Ecdat yadigarı eserler çürüsün, yok edilsin sonra da birilerine peşkeş çekilsin istiyorsunuz. Şehrin en güzel yerlerinde kültür, sanat ve etkinlik alanları yapılmasın, milletimiz ücretsiz faydalanmasın istiyorsunuz.
İşe alımlar eskisi gibi torpille olsun, sadece belli insanlar alınsın, İBB’de liyakat bitsin, kadın istihdamı artmasın, Enstitü İstanbul İSMEK’ler, teknoloji atölyeleri kapansın, yeni spor tesisleri yapılmasın istiyorsunuz.
Kısacası İBB’yi felç etmek, çalışmaz hale getirmek, İstanbulludan intikam almak istiyorsunuz. Kendinizce uyanık bir plan yaptınız.
Şunu unuttunuz sayın kötüler, İstanbullular en zor zamanda bir arada ve güçlü şekilde durur ve sizin bu sinsi planlarınızı altüst eder. Kendinizi çok akıllı sanıyorsunuz ama şunu unuttunuz; biz milyonlarız siz ise bir avuçsunuz.
Biz dayanışmayla sizden milyon kere daha güçlüyüz. Attığınız her adımı teşhir edecek, her kirli planınızı milletimizle paylaşacağız.
Millet Büyüktür!
Ülkemin İş İnsanlarına, Akademisyenlerine, Medya Mensuplarına, Bürokratlarına, Sanatçılarına,
Sivil Toplum Erbabına,
Demokratik ve Müreffeh Türkiye Sevdalılarına Sesleniyorum;
Aziz milletim;
Ya adalet, ya sefalet… Artık önümüzde başka seçenek yok.
Türk yargı tarihinin en büyük rezaletini yaşatanlar haklarında suç duyurusunda bulundum ve bulunmaya devam edeceğim.
Bir avuç muhterisin ülkemize ödettiği bedelin, yedikleri kul hakkının tarifi yok. Bu bedeli; emekli, işçi, dar gelirli, işsiz, öğrencilerimiz, çocuklarımız ve gençlerimizle birlikte ödüyoruz.
Milletimize tam bir sefalet yaşatan bu bir avuç muhterise soruyorum;
Usulsüz yargılama ve operasyonlar, tutuklamalar, ben dâhil birçok insanının pislik içindeki nezarette günlerce bekletildiği gözaltı süreçleri, kayyumlar vs ile siz neye hizmet ediyorsunuz?
Yalancı şahitler ve tanıklar üretmeyi, itirafçı ve iftiracı oluşturmayı, masumları tutuklamayı ya da tutuklamakla korkutmayı, "hapisten çıkamazsınız" diyerek tehdit etmeyi yüce Türk yargısına nasıl yakıştırıyorsunuz?
Şimdi de avukatları gözaltına almanın, korkutmanın ve insanların görevlerini yapmalarını engelleme çabasındasınız.
Yeter artık!
Kimsiniz siz, kime ve neye hizmet ediyorsunuz? Kimden öğrendiniz bu usulleri? İnsanların namusuna ve haysiyetine saldırmaktan hicap duymuyor musunuz?
Milletime sesleniyorum:
Bu bir avuç muhteris, hem millete hem de devlete büyük zarar veriyorlar. Şikayetçi olun, susmayın ve sesinizi yükseltin.
İstanbul İl Başkanlığımızın “Gazze’de soykırıma, katliama ve tehcire hayır” diyerek Tünel’den Taksim’e yapmak istediği yürüyüş, yüzlerce polisle, barikatlarla, metro kapatmalarla engellendi.
İsrail’de bile Netanyahu karşıtı gösterilere izin verilirken; İstanbul’un ortasında barışçıl bir yürüyüşe geçit vermeyenleri milletimizin vicdanına havale ediyorum.
Bu iktidar, içeride gençlerin gösteri hakkını gasp ediyor; dışarıda ise Gazze’deki tehcir planına karşı etkili tek hamle yapamıyor.
Filistin halkının hakkını savunmak insanlık görevidir. Ama iktidar, bunu savunanları dahi susturmayı tercih ediyor.
Bugün gençleri tutuklayarak, yürüyüşleri engelleyerek, tehcire karşı ses verenleri susturarak ne Filistin’e ne bu millete iyilik ediyorsunuz.
Çifte standarda, riyakarlığa, korkuya yenilmeyeceğiz; hakikati konuşmaya devam edeceğiz.
Dün sabah güne başlarken televizyonu açınca, yıllardır boykot edip izlemediğim başta TRT olmak üzere bir kısım TV kanallarına denk geldim. Kanallar arası geçiş yaparken tesadüfen TRT-Türk kanalında bir iftiracının ifadesinin kelime kelime okunduğunu görünce durdum ve takip ettim.
Dakikalarca bu ifade tane tane okundu, sanırsınız TRT değil, başsavcılık haber ajansı!
Ardından başına CHP etiketini yapıştırarak, İBB ile ABB aleyhine içi iftira ve yanıltma dolu iki haber sundular.
Sabah on dakika civarında bu gayriahlaki tutumu izlerken, 86 milyon insanın vergileri ile ayakta duran devletimizin kanalının bir avuç insanın iktidar hırsının esiri olduklarını hatırladım. Yayınların nasıl bir sefil ve rezil bir düzeyde yapıldığını düşünüp bu kadim kurumunun haline bir kez daha üzüldüm.
Milletimizin bilhassa TRT’yi ayrıca cezalandırmasını ve izlemeyerek boykot etmesini diliyorum.
TBMM çatısı altında bulunan muhalif tüm milletvekillerimizin, her ortam ve konuşmalarında TRT’yi kınamalarını ve bu yanlı tutumu deşifre etmelerini öneriyorum.
Emeklinin, işçinin, memurun, çiftçinin, işsizin vergilerinden aktarılan milyarlaca dolar kaynağı, bir avuç insanın hırsına, ihtirasına, koltuk sevdasına harcayanlar açıkça kul hakkı yiyorlar.
Anadolu Ajansı da 2019’dan itibaren aynı kirliliğin bir parçasıdır. TRT ve Anadolu Ajansı’nın emekçi kadrolarına kalpten sevgilerimi iletirken, siyasetin atadığı tüm yönetici kadroları kınıyorum.
Bütün bunlara rağmen diyorum ki:
HODRİ MEYDAN. İlk kez hayırlı bir iş yapın. Bir avuç insanın milletimize bedel ödettikleri bu siyasi operasyonu çok hızlı bir şekilde TRT’de canlı yayında yargılayın!
Milletimizin huzurunda millete hesap verelim!