Apolitik olduğunu söyleyip her sohbeti dönüp dolaşıp siyasete getirenler
Bir yandan "siyasetle işimiz yok" denilirken, işler ters gidince iktidar vekillerinin elini ayağını öpüp meslekten men cezasını iptal için yalvaranlar...
Herkese bir etiket yapıştırıp aynaya bakamayanlar
insanların neden senden uzaklaştığını dürüstçe sorgulayabilmek zor olmalı
Kırk il başkanı ve üst kurul delege sinin aynı anda hatalı olması mı daha olası, yoksa bir kişinin herkesi hatalı görmesi mi?
Belki de bazı kopuşların nedeni ihanet değil,Adamlık meselesi
Sonuçta tarih, insanların ne söylediğinden çok nasıl davrandığını hatırlar."
İsminizin önündeki genel başkan VS sizi adam yapmaz adamlık bir statü değildir, bir duruş meselesidir.
Ant olsun Hürriyete
Kayseri İl Millî Eğitim Müdürlüğüne soruyoruz:
"Mavi Yeşil Okul" etiketi belgesinin değerlendirmeye alınacağı yönündeki değişiklikten haberdar olmayan yöneticilerimizin hak kaybına uğramasını önlemek için bir SMS göndermek gerçekten bu kadar zor mu?
Okullarımızın yükünü omuzlayan, gece gündüz demeden çalışan, mesai kavramı tanımadan eğitim kurumlarını ayakta tutan müdür ve müdür yardımcılarımızın, haklarını koruyacak bir bilgilendirme mesajı kadar değeri yok mudur?
Bugün yapılacak basit bir bilgilendirme, yarın yaşanacak birçok mağduriyetin önüne geçecektir. Buna rağmen hâlâ resmi bir duyuru yapılmaması düşündürücüdür.
Buradan İl Millî Eğitim Müdürlüğümüzü ve süreçten sorumlu yöneticileri göreve davet ediyoruz. Sendika ayrımı gözetmeksizin, bu süreçten etkilenen tüm yöneticilere derhal SMS yoluyla bilgilendirme yapılmalıdır.
Eğitim yöneticilerimizin haklarını korumak bir lütuf değil, idarenin sorumluluğudur.
Adana'da yaptığı çalışmalarla taraflı, tarafsız herkesin takdir ettiği Eğitim Gücü Adana Kurucu Şube Başkanı Fırat kardeşimin de istifa edenler arasında ismini görünce bu paylaşımı yapmak istedim.
Diğer arkadaşları tanımam ama Fırat kardeşimin emeklerine adına üzüldüm.
Yazık yaşadıklarını okuyunca Türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmıyor tabiri caizse.
#öğretmen
#memur
EĞİTİM GÜCÜ SEN’DE DEPREM: Baskı, Hakaret ve Zorbalığa Karşı Toplu İstifa!
Kamuoyuna duyurulur:
Değerli Eğitim Gücü Sen Ailesi,
Bizler; kuruluşunda gecemizi gündüzümüze kattığımız sendikamızın, ortak akıl ve demokrasiden uzaklaşarak zorba bir yönetim anlayışına teslim olması nedeniyle görevlerimizden ve Eğitim Gücü Sen üyeliğinden istifa ettiğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Aylardır yürüttüğümüz hukuki ve demokratik çabalara rağmen, Genel Başkan’ın “yetki bende, güç bende” diyerek uyguladığı baskılar, teşkilatımızı onarılamaz bir noktaya getirmiştir. Bizleri bu karara mecbur bırakan sürecin temel nedenleri şunlardır:
Ağır Hakaret ve Kutuplaştırıcı Dil: Genel Başkan'ın tutumlarını eleştiren teşkilat mensuplarına yönelik "kusmuk", "şerefsiz", "ihanet şebekesi" gibi ağır hakaretler kullanması ve çözüm amaçlı toplantı taleplerini reddetmesi.
Demokratik İradenin Reddedilmesi: 165 delegenin 91’inin imzasıyla talep edilen yasal sürecin, baskı ve tehditlerle bastırılması; imzaların yönetim kurulunda antidemokratik bir şekilde reddedilerek "Seçim meçim yok" anlayışının dayatılması.
Asılsız İftiralar ve Hukuksuz Tasfiyeler: Aralarında kadın yöneticilerin de bulunduğu kişilere yönelik argo, küfür ve tehditlerin olağanlaşması. Biat etmeyen yöneticilerin "terörist" veya "PKK sempatizanı" gibi korkunç iftiralarla hedef gösterilmesi ve bugüne kadar 17 il başkanının görevden alınması.
Kasıtlı Denetlemeler ve Ödül-Ceza Sistemi: Muhalif şubeleri susturmak amacıyla kasıtlı denetlemeler gönderilip savcılıkla tehdit edilmesi; buna karşılık yönetime boyun eğenlere yeni iller bağlanarak sendikal imtiyazlar dağıtılması.
Finansal Şeffaflığın Olmaması: Teşkilattan kesilen aidatların; Genel Başkan'ın iddia edilenin çok üzerindeki gelirine (ek dersler ve 70 bin TL huzur hakkı dâhil), ev kirasına ve otellerdeki kişisel harcamalarına aktarıldığının ortaya çıkması.
Acıların Şov Malzemesi Yapılması: Vefat eden bir öğretmenimizin ardından yaşanan büyük acının dahi Genel Başkan tarafından "Nasıl güzel reklam yaptım" denilerek bir şov malzemesine dönüştürülmesi.
SONUÇ
Aylardır süren bu korku, biat, iftira ve tasfiye düzenini; sendikanın kurumsal kimliğinden koparılarak şahsi hırs ve öfkelere kurban edilmesini ahlaken, vicdanen ve sendikal ilkelerimiz gereği reddediyoruz. Tüm bu nedenlerle görevlerimizden ve sendika üyeliğinden ayrıldığımızı kamuoyunun bilgisine sunarız.
#İstifaEdiyoruz
Her renkten insanın üye olabildiği ama kimsenin rengini kaybetmediği bir sendika…
Bağımsız sendikacılığı büyütebilmek için birleşmeye ve bütünleşmeye ihtiyaç var. Birleşme merkezi ise Hürriyetçi Eğitim Sen’dir.
Genel Başkan yardımcın AKP milletvekili adayı olacak sen apolitik sendika olacaksın oquz bey
Hemde eğitimci için çalışan muhalif sendika olacaksın öylemi ancak fetö salyası saçarsın iftira atarsın
iyi partinin kanalına ilk olarak koşa koşa çıkan sendika başkanı sensin, Bakan çağırdığında hediyelerle gidende sensin, iktidara yanaşmışsın, klavyede muhalif sendikacılık yapıp iftiraya devam edende sensin ama artık yemiyor kimse
Son olarak kendi Sendikanın il başkanlarından kaç tanesini sana muhalif olduğu için fetöcü veya pkk lı ilan ettin 17 mi 20 mi o kadar fetöcü sendeyse başka kimseye fetöcü diyemezsin, eğer onlar öyle değilse sen kendi il başkanlarına kendisendikana hizmet eden mücadele arkadaşlarına iftira atan çok büyük bir iftiracısın
peki istifa eden üyelerine de fetöcü veya pkk lı diyecek misin yoksa sadece küfür mü edeceksin
Hastala vista 😊
Hürriyetçi Eğitim Sen olarak bu yıl yalnızca bir sendikal başarı hikâyesi yazmadık, inancı, duruşu ve samimiyetiyle eğitim çalışanlarının vicdanında güçlü bir karşılık bulduk.
Kayseri’de %43,5’luk büyüme bunun en açık göstergesidir. Bu büyüme; makamların, siyasi güçlerin ya da arka kapı ilişkilerinin değil, sahada emek veren, eğitim çalışanınınderdiyle dertlenen, eğitim çalışanının sesi olan bir anlayışın eseridir.
Türkiye genelinde de ise Hürriyetçi Eğitim Sen olarak, hiçbir siyasi yapının gölgesine sığınmadan, yalnızca eğitim çalışanlarının sorunlarını merkeze alarak büyük bir yükseliş yakaladık. Çünkü artık insanlar slogan değil çözüm, baskı değil samimiyet, siyasi sendikacılık değil hak mücadelesi görmek istiyor.
Atatürkçü, Türk milliyetçisi, vatan ve millet sevdalısı eğitim çalışanları; kendi değerlerini unutmayan, eğitimin ve memleketin geleceğini dert edinen bir sendikal anlayış etrafında birleşiyor. Bu yükseliş tesadüf değil, milletin vicdanında karşılığı olan bir yürüyüştür.
Bugün düşüşte olanlar; eğitim çalışanını unutanlar, sendikacılığı siyasetin gölgesine mahkûm edenler ve Türk milliyetçiliğini yalnızca sözde bırakanlardır. Yükselen ise; ilkeli duruşu, mücadele ruhu ve samimi teşkilat yapısıyla Hürriyetçi Eğitim Sen’dir.
İnanıyoruz ki bu büyümemiz önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacak; eğitim çalışanlarının hak mücadelesinde Türkiye’nin en güçlü vicdan hareketlerinden biri olmaya devam edeceğiz.
Çünkü gelecek; korkmadan konuşanların, eğilmeyenlerin ve eğitim çalışanı için samimiyetle mücadele edenlerindir.
Ant olsun Hürriyete
Bu yıl Hürriyetçi Eğitim Sen Kayseri Şubesi olarak sadece sayısal bir büyüme yaşamadık…
İnancı, mücadeleyi ve dayanışmayı da büyüttük.
Bizlere güvenen, omuz veren, emeğiyle katkı sunan tüm üyelerimize gönülden teşekkür ediyoruz.
Her geçen gün daha güçlü, daha kararlı ve daha büyük bir aile oluyoruz.
Ve artık herkes biliyor:
Hürriyetçi Eğitim Sen Kayseri burada ve güçlenerek yoluna devam ediyor.
Burada yutkunulmaz hasır altı edilmez her iddia dillendirilir adaylar çıkar kimse bilge kabul edilmez Apo ya önder denildiğinde ben 40 yıl buna terörist dedim hadi oradan denilir ayağa kalkıp alkışlanılmaz yanlış görülen herşey dillendirilir bunları siz bilmezsiniz şakşak devam edin
Pazar günü Kayseri de yine ilginç gelişmeler yaşanmış…
Birileri aynı anda hem Memur sen teşkilat buluşması toplantılarında hem akademide görünmüş, şimdi de yeni sorular konuşuluyor.
Eşi ve kendisi Din Kültürü öğretmeni olan bir sendika ilçe temsilcisi için akademide olmadığı teşkilat buluşmasında olduğu halde imzalar atıldı mı?
Hatta bir ders öğretmeni tarafından “sehven imzalanmıştır” diye üzerine not düşüldü mü?
Akademi müdürünün tüm bunlardan haberi var mı?
Eğer anlatılanlar doğruysa — ki öyle olduğu söyleniyor — şimdi merak edilen başka bir konu var:
“Hak mücadelesi veriyoruz” diyenler, gerçekten hakkın yanında durabilecek mi?
Çünkü çocuğunu eşini bırakıp ilçelerden sabah 06.00’da çıkıp akşam 19.00’da evine dönenler var sınava 2 dakika geç kaldığı için taksi tutup taksiyle geldiği halde taksiye ödediği ücretin belgesini gösterdiği halde sınav cezası alan öğretmenlerimiz varken bu yapılan hak adalet Merhamet Vicdan ve benzeri hangi duyguya sığdırılabilir.
Şimdi herkes, bol kahkahalı açıklamaları değil; adalet ve liyakat anlayışını görmeyi bekliyor…