@AhmedHulusi kısa youtube videoları, (56 video) mp3 (3 saatlik ses) tek dosya olarak yenilendi. Aşırı yüklenme nedeniyle hata oluşabilir, lütfen zaman zaman deneyin. @Gulmisalim @AnlaArtk@sufafy@CPasaHasan @haykavi @beyzazapsu
👇
https://t.co/F48P4RgkgC
“BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİYM” i söyleyebilmek için ne gerek? Üzerinde düşünelim mi?
Öncelikle kişinin, “LA İLAHE İLLALLAH” diyebilmesi gerekir!
Hatırlayalım ki, doğruluğu tartışmasız olan bir hadiste şöyle vurgulanmaktadır bir gerçek:
“MEN KALE LA İLAHE İLLALLAH FEKAD DEHALE CENNE!” Anlamı, KİM ANLAMINI DÜŞÜNEREK VE BÖYLE OLDUĞUNU HİSSEDEREK YANI SIRA BİR İLAH OLMADAN SADECE ALLAH OLDUĞUNU BİLEREK YAŞARSA CENNETE DAHİL OLUR!
Kurân’da geçen ‘kul&kale’ ifadeleri, papağanın demesi gibi ezberleneni tekrar anlamına gelmez! “DÜŞÜN, ANLA, KAVRA VE TASDİK EDİP DİLLENDİR” anlamınadır ‘kul’ kelimesi.
Bunu açıkladıktan sonra gelelim konunun hassas yanına… “İHLÂS” Sûresine…
“İHLÂS” Sûresine İMAN etmemiş olanın İMANI YOKTUR!
KELİMEİ TEVHİDDE İFADE EDİLEN “illa ALLAH”ın açıklaması “İHLÂS” sûresidir. İSMİ “Allah” olanın tarifi tanımı bu Surededir ki, bu tanımı kavrayıp, tasdik etmemiş olanın “ALLAH” imanından söz edilemez!
Nasıl başlıyor “İhlâs” Sûresi.. ‘KUL” yani, düşün, anla, kavra, hisset ve sonra dillendir ki…
1. Allah “AHAD” dır;
2. Allah “SAMED”dir;
3. Doğurmamış, doğurulmamıştır!
Şimdi bu üç tanımı iyi irdeleyelim..
Her yöne veya boyuta sonu olmaksızın bir TEK ten sözeden AHAD!
Ne içine bir şey girmesinden ne de içinden bir şey çıkmasından söz edilemeyen “SOM TEKİLLİK” anlamında “SAMED”! (Samed’in bu açıklaması GAZALÎ’ye aittir.)
DOĞURMAMIŞ VE DOĞURULMAMIŞ metaforu O TEK’in kendinden ayrı bir şey meydana gelmediğini ve dahi onu da bir meydana getiren olmadığını vurgular!
İsmi “ALLAH” olanın tanımı böyle bildirildiğine göre…
GERÇEKTEN BU TANIMLAMAYA İMAN EDİYOR MUSUNUZ?
Eğer olay bu ise, yaşam ve yaşamınız nedir? Nelerin kavgasını yaparak yaşamınızı yangın yeri yapıyorsunuz?
Neyse, konuyu dağıtmayayım…
Bu gerçeğe iman ettiğinizi kabul ederek, ANCAK İHLÂS SURESİNE İMAN ETMİŞLERİN DİLLENDİREBİLECEĞİ “BESMELE” ye gelelim…
“B”, “İSMİ”, “ALLAH”…
“B” HARFİ bizim müşahedemize göre, İHLAS SURESİNİN İŞARET ETTİĞİ ANLAM VE HAKİKATE İŞARET EDEN ŞİFRE HARFTİR! “HAKİKATİM,ORİJİNİM İHLAS SURESİNİN VURGULADIĞI GERÇEKLİKTİR Kİ; ben yoktan varolmuş yok olan bir varlığım; sadece ALLAH var, anlamındadır.
Buna şehadet eden, içselliğinde ve dışsallığında “ALLAH” tan gayrı olmadığına şehadet eder ki, gene şehadet eden de “ŞEHİDALLAHU….” Âyetinde anlatılan haldir!
Kısaca anlatmak gerekirse, “besmeleyi” okuduğunda sen yokluğunu yaşarsın, dillendiren, yaratan Allah olur!
Yaşamı İHLAS olanın dili de besmele olur!
Galiba ipin ucu kaçtı!
Estağfirullah!
(NOT: önce kelimei tevhid bildirilmiştir, sonra İhlâs suresi, sonra da Besmele)
8.7.2026
“OKUYUN” ki yanmayasınız,
Beşeriyet dünyasına ait ne varsa, SÜNNETULLAH dünyasında hiç bir anlam ve değer taşımaz!
Tüm yaşadıkların, beşeriyet dünyanın getirisi sonucudur!
ÇOK BASİT ANLATAYIM HERKES İÇİN…
“ALLAH İSTEMEDİKÇE SİZ İSTEYEMEZSİNİZ!”
Yani, ‘Allah istediği içindir ki siz istersiniz’ !
BU Âyet bir realiteye işaret ediyorsa; Allah neye göre ister?
Bu ayette kullanılan “ALLAH” ismi, kuantum beyninizdeki tüm özelliklere atıf yapar. Yani, her şeyi yaratacak sınırsız potansiyele (esma özelliklerine) işaret eder.
Öyle ise, “ALLAH’IN İSTEMESİ” neye bağlıdır?
Herkeste, her birimde geçerli olan bu sistem neye GÖRE ÇALIŞMAKTADIR?
“ALLAH”ın, sınırsız potansiyelindeki BİR ÖZELLİĞİ, DUANA İCABET için kullanmayı İSTEMESİ NEYE BAĞLIDIR?
KONUNUN PÜF NOKTASI, O ANA KADAR BİLGİ TABANINA GİRMİŞ OLAN BİLGİLERDİR.
Beyin, Her an, bilgi tabanına ulaşmış bilgileri analiz ve sentez yaparak, an içinde bunun sonucunu yaratır. Bu sonuc bir sonraki an için fıtrî DUANDIR!
YA İÇİNDEN GELEN DUAN? O da gene o ana kadar veri tabanına girmiş bilgilere göre, “ALLAH”ın sende yarattığı İSTEKTİR. Bu durum ALLAH’ın İSTEMESİ olarak anlatılmıştır.
Yani bilgi tabanına hangi bilgiler sürekli giriyorsa, ona göre isteğin oluşur; ki bu durum da Allah’ın istemesiyle bağdaştırılır.
Muhatap olduğun giren bilgiler beşeriyetinle ilgiliyse, otomatikman DUAN, İSTEKLERİN DE O YOLDA OLUŞUR.. Aynı şekilde, veri tabanındaki bilgiler hakikatını hissedip yaşamaya yönlendiriyorsa, DUAN ve isteğin de o olur ki, bu isteği sende açığa çıkaran da ALLAH OLUR!
KİMLERLE OTURUP KALKARSAN, ONLARDAN GELEN BİLGİ, VERİ TABANINI DOLDURUR; İSTEĞİN/DUAN ONLAR GİBİ OLMAK ŞEKLİNDE GERÇEKLEŞİR.
Daima, gelen bilgi yaratıcı potansiyele ulaşır; ona göre de, sonraki aşamanın isteği meydana gelerek, ‘şöyle istiyorum’ dersin. Böylece, ona göre Allah istetmiş, sen de istemiş olursun!
İbni Arabi’nin, “Allah mecburdur” demesinin arkasındaki sistem de bu açıklama çalıştığım döngüdür!
GİREN BİLGİ, SONUCUNUN YARATILMASINI MECBUR KILAR!
Müşahedemiz budur!
29.6.2026
KURÂN “BEYİN” demiyor ama…
Biz tutturmuşuz, BEYİN DE BEYİN, diyoruz!
Eleştiriyorlar bu yüzden.
“HALA AKLINIZI KULLANMAYACAK MISINIZ” derken Kurân, akıl kelimesiyle “BEYİN”e işaret etmiyor da başka bir organdan mı sözediyor?
Yaşamınıza yön veren her düşünce ve davranışınız “BEYİNinizden başka bir organdan mı açığa çıkıyor?
Kesin olarak bilin ki, KENDİNİ TANI cümlesindeki KENDİN, BEYNİNDİR!
“BEN” sözüyle aklından geçen HER ŞEY BEYNİNİN YARATISIDIR! ÇÜNKÜ BEYNİN BARINDIRDIĞI ÖZELLİKLER İTİBARİYLE RABBİN OLARAK BİLDİĞİN ALLAH ESMASINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!
BEYİN YARATIYOR DEDİĞİMİZ ZAMAN, BU RABBİN YARATIYOR CÜMLESİYLE AYNI ŞEYİ ANLATIR.
Ne var ki, beyin kelimesini İLİM boyutundan değil, GÖZ sınırlarında değerlendirenler BEYİNİN HAKİKATİNİ KAVRAYAMAZLAR!
“BANA HER ŞEYİN HAKİKATİNİ GÖSTER” duasına devam eden Resûlullah, yaşamdakileri göz boyutundan değil, ilim boyutundan değerlendirmeyi taleb etmiştir.
KUANTUM BEYİN, dedik; gözün algılama sınırlarına GÖRE tanımlamalarının ötesine geçirebilmek için. Maddenin yalnızca göz sınırlamasından kaynaklanan ALGI olup, GERÇEKTE 2D DALGABOYU EVRENDE VAR OLAN BEYİNİN DE BİR DALGABOYU/BİLGİ KOMPOZİSYONU OLDUĞUNU ANLATMAK İÇİN KUANTUM BEYİN TANIMINI KULLANDIK!
Yaşam, her an yeni bir şan alan bilgi kompozisyonundan ibarettir beyin için!
Bilinen BEYİNİN ORİJİNİ OLAN KUANTUM BEYİN, HER AN KENDİNE ULAŞAN BİLGİLERE GÖRE (ister evrenden ister zerrenden) yeni şanını yaratır!
“O HER AN YENİ ŞANDADIR” âyeti ötendeki tanrıdan değil, her an yeni şanda/kompozisyonda olan KUANTUM BEYNİNİN POZİSYONUNDAN sözeder.
Kurân’ ın, geldiği günün sosyal şartlarına göre olan önerilerini bir yana koyarsak, ana işlevi İNSANA HAKİKATİNİ/ORİJİNİNİ HATIRLATMAKTIR!
Bu hatırlamanın sonucu ise “Kaldır kendini aradan, ortaya çıksın Yaradan” işaretine çıkar!
İşte İHLÂS SURESİ de bunu anlatır ki, o yüzden Kurân’ın üçte biri olarak tanımlanmıştır.
İHLÂS SÛRESİ SENİN HAKİKATİNİ SANA FARK ETTİRMEK, KENDİNİ TANIMAN İÇİN BİLDİRİLMİŞTİR!
İster, her an kendine ulaşana/duaya göre yeni bir şan alan, yanısıra “BEN”inin olmayışına bilimsellik açısından bak; ister de, “KUL (anla ve de ki) HU VALLAHU AHAD, ALLAH US SAMED, LEM YELİD VE LEM YULED” de; ulaşacağın son nokta, YALNIZCA VAR OLAN TEK’dir ki, ONDAN GAYRI HİÇ BİR ŞEY YOKTUR!
Gerisi, HER AN YENİ BİR ŞAN DA OLAN TEK’TİR!
HER AN HER NOKTADA ALGILAYAN, ALGILANAN, KENDİNİ SEYREDEN TEK’TİR Kİ; SEN DE O SEYR İÇİNDE SEYRETTİĞİSİN!
İSTEYEBİLİYORSAN, İSTE KENDİNİ TANIMAYI, DUAN OLSUN!
BU BÖYLECEDİR Kİ, SENDEN AÇIĞA ÇIKAN HER ŞEY DUAN OLARAK KUANTUM BEYNİNE/ RABBİNE ULAŞIR VE O DA İCABET EDİP GETİRİSİNİ YAŞATIR.
Rabbim niye vermiyor deme, duan olan düşünce ve davranışlarına bak! GÜNÜN NE KADARINDA BEYNİNDE NELER VAR, NE KADARINA RABBİN
TANIMAYLA MEŞGUL!
“RABBİNE FİRAR ET” uyarısını iyi düşün!
28.6.2026
Bize yıllarca evrenin temel yapı taşının atomlar olduğu öğretildi ama bilinmeyen şu ki bu evrenin bize söylediği en tatlı yalanlardan biri.
@ZorHayrett82102
Aşağıdaki görsel @AhmedHulusi nin açıklamalarına göre hazırlanmış bir görseldir.
Görselin yazılı hali:
Evrenin ve insan bilincinin işleyişini beş aşamalı bir süreçle açıklayan bu görselde, süreç, görünmeyen %96'lık kısmı oluşturan kuantum potansiyel alanlar, karanlık madde ve karanlık enerjinin tüm ihtimallerin kaynağı olarak tanımlandığı "Kuantum Alanlar" aşamasıyla başlar; ardından algı kanallarından beyne ulaşan %4'lük görünür kısmı temsil eden "Bilgi & Bilinç" aşamasına geçilir. Üçüncü adımda beyin verileri algılayıp, değerlendirerek "Bilginin İşlenmesi" sürecini gerçekleştirirken, dördüncü aşamada "Ön Alan (Frontal Korteks)" devreye girerek bu verileri analiz, karar, planlama, yaratıcılık ve kontrol merkezinde süzgeçten geçirir; son aşamada ise tüm bu işlenen veriler, "Holografik Projeksiyon" ile bir gerçeklik deneyimine dönüştürülür. Tüm bu akış, alt kısımda yer alan ve yaşanan dünyanın beynin işlediği bilginin holografik bir yansıması olduğunu vurgulayan "Beyni anlamak, evreni anlamaktır" şeklinde özetlenmektedir.
***
Görseldeki ilk 4 aşama evrensel frekansların beyin ekranında biçim alma sürecidir; 5. aşama ise o manaların bizim tarafımızdan 'yaşanan bir hayat ve fiziksel bir dünya' olarak deneyimlenmesidir; beyniMizin kendi veri tabanına ve algı kapasitesine “göre” ürettiği o holografik projeksiyonu, yani tamamen kendi dünyaMızı yaşıyoruz.
@AhmedHulusi nin bu konuya dair bazı videoları:
Beynindeki Hologram Dünyan
https://t.co/ky2tGJb2Cv
Göz Görmez
https://t.co/9ZwBENWdMo
Beyindeki Evren Gerçeği
https://t.co/exXIMyjWr3
Beyin Sırları
https://t.co/Wiv8teuS5h
Beyin Çalışma Sistemi,Kuantum Potansiyel
https://t.co/xyym3Yvsdx
Ünlü Bilim insanı Michio Kaku nun bu yeni açıklamasını @AhmedHulusi 63 senedir farklı zamanlarda defalarca açıklamıştır..
Örneğin:
İster inan ister inanma... İster kavra ister kavrama! İşte mutlak bilimsel gerçek!
Hayal dünyanda yaşıyorsun!
Görüyorum dediğin; algıladığın her şey, beyninin içinde oluşan bir (3D değil) çoklu D holografik dünyan!
Beyne gelen beş duyuya dayalı veya beş duyu ötesi tüm elektromanyetik dalgalar, bu organ tarafından veritabanına göre değerlendirilerek, beyninin içindeki holografik çok boyutlu görüntü hâlinde dünyanı (kozanı-cocoon) oluşturuyor! Yani dış dünyada değil, beyninin içinde oluşan hayal dünyanda yaşıyorsun, kim olursan ol!
***
Eski ermişlerden biri şu cümleyi kurmuş:
“HER ŞEY, HAYAL İÇİNDE HAYAL İÇİNDE HAYAL!”
Şimdi biz yukarıdaki cümlede yer alan ilk “HAYAL”e açıklık getirmeye çalışalım; sonra da biraz tatile çıkalım herkesten uzak!
Efendim öncelikle şunu belirteyim ki, aşağıda linkini koyduğum çok yıllar önce açıkladığım beyinin ORİJİNİ konusunu anlamayanlar, bugün de anlatacaklarımı anlayamayacaklar!
HÜCRE-DNA-BİLGİ boyutlarında dolaşarak beyinin sırrını çözmeye çalışanlar, bu labirentten asla çıkamazlar ve bir kısım soruların cevaplarına ulaşamazlar!
Her neyse! Biz gelelim konumumuza…
3D algıladığımız evrenin ve kendimizin, hakikati 2 boyutlu mu?
Beyinimiz bizi kandırıyor mu? 2D BİR EVRENDE Mİ YAŞIYORUZ?
HELE HELE…
YA GERÇEKTE, İÇİNDE YAŞADIĞIMIZ EVREN/EVRENİMİZ 2D DE DEĞİLSE!!!
Beyinimizin yarattığı, 3D algısıyla/zannıyla içinde yaşadığımız dünyamızda, madde-mekan-zaman var diye yaşarken…
Biraz bilim, fikir, düşünce derken, maddenin gerçekte VAR OLMADIĞINI, 2D bir evrende yaşamakta olduğumuzu BİLİMSEL DÜŞÜNENLER farketti! Ve denildi ki…
2D deki bilgi/enformasyonun YARATTIĞI 3D HOLOGRAM/SİMÜLASYON/HAYAL DÜNYAMIZDA YAŞAMAKTAYIZ !
ÖYLE İSE, şimdi, CAN ALICI şu soruyu gündeme getirelim!
ZAMAN VE MEKAN KAVRAMLARI, KUANTUM BEYİNİMİZDE, 2D DATA/BİLGİ KAYNAKLI OLARAK AÇIĞA ÇIKIYORSA;
2D Evrende MEKAN VE ZAMAN DA OLMADIĞINA GÖRE;
HALÂ 2D BİR EVRENDEN, BOYUTTAN SÖZ EDİLEBİLİR Mİ!?
2D SANDIĞIMIZ DATA/WAVE/BİLGİ/ENFORMASYON ORİJİN, ZAMANSIZLIK VE MEKANSIZLIK GERÇEĞİYLE BİRLİKTE DÜŞÜNÜLDÜĞÜNDE, HALÂ YERİNDE KALABİLİR Mİ?
Yoksa buradan da otomatikman TEK D BOYUTUNA MI düşmekteyiz?
Evet… EVREN ADIYLA DÜŞÜNÜP, GÖRÜYORMUŞÇASINA HAYALİNİ YAŞADIĞIMIZIN, HAKİKATİ,
NE 3D DİR NE DE 2D ! O YALNIZCA TEK D DİR!
Ve biz, günümüzde buna işaret için KUANTUM BOYUT/KUANTUM POTANSİYEL dedik!
KUANTUM BOYUT dedik; çünkü öyle bir TEKİLLİK Kİ, ALGILANAN DÜŞÜNÜLEN HER ŞEYİN KAYNAĞI VE OLUŞTUĞU BOYUT!
KUANTUM POTANSİYEL dedik; çünkü öyle bir POTANSİYEL Kİ, HERAN (bize göre), VEYA GERÇEĞİ İLE TEK “AN” İÇİNDE SONSUZ SINIRSIZ ALGILANANLARI YARATAN, EVREN İÇRE EVRENLERİ YARATAN MUHTEŞEM POTANSİYEL/KUDRET !
Ve O’nun HAYALİ !
İLK “HAYAL”!
“HAYAL İÇİNDE HAYAL İÇİNDE HAYAL” !
@AhmedHulusi
Bazı videoları:
2014
Beynindeki Hologram Dünyan
https://t.co/iZICGjDzr1
2016
Beyindeki Evren Gerçeği
https://t.co/nT5HQLslgO
2017
Yaratan Sende
https://t.co/DdTdoHdeEK
2017
Bedenler Yaratan Beyin
https://t.co/DdYF0zjv8H
#Facebook
Video: The Nonreturnable Infinite Journey of the Human Spirit
Everything is in the brain!
Life is the automatically generated output of the data that is received by the brain as input.
There is no 'me' besides the brain.
The brain 'creates' the concept of 'I' in order to identify
ITSELF. And it identifies with what it manifests as this 'I.
@AhmedHulusi
https://t.co/6nXMWzmmpf
https://t.co/OYoQqf3Mfr
Bilimde bu yeni fark edilen önemli konuyu ve bunun içeriğini-mekanizmasını @AhmedHulusi, ✨🧠“ZİKİR” 🧠✨adı altında dünyada ilk defa "İnsan ve Sırları" kitabında(1986) yayınlanmıştır. Ayrıca “Dua ve Zikir” kitabında (1991) da bu konu detaylı bir şekilde açıklamıştır. Hatta, zikrin önemi, @AhmedHulusi nin bu konuda yaptığı açıklamalardan 10 sene sonra bilim dünyasında ilk defa Scientific American dergisinde John Horgan adlı bilim insanın 1993’de yayınlanan çalışması ile tespit edilmiştir.
⬇️⬇️⬇️
“Zikir”, beyinde tekrar edilen kelimenin mânâsı istikametinde, beyin kapasitesini arttırır.
Siz beyninizde belli bir kelimenin anlamını içeren frekansı tekrar ettiğiniz zaman, o frekans o beyin hücrelerinden artarak yayılıyor, nöronlar vasıtasıyla atıl, devrede olmayan diğer hücreleri devreye sokuyor.”
Daha sonraki yıllarda da şöyle açıklamaları olmuştur:
⬇️⬇️⬇️
“Zikir ve Dua ile Genlerinizi Değiştirebilirsiniz! “EPİGENETİK” BUNUN KANITI!
Beynin hakikati, quantum mind’dır! Bedenin yapısı da frekanslar kompozisyonudur.
Beynin YÖNLENDİRİLMİŞ MİKRODALGA üretme tekniği DUA!
ZİKİR, beyninin özelliklerini aktive etmedir, frekans hareketidir.
ZİKİR VE DUA İLE GENLERİNİZİ DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ: “EPİGENETİK” BUNUN KANITI!
@AhmedHulusi
Seyretmenizi tavsiye ettiğim bazı videoları:
https://t.co/zb4mQyzGvF
https://t.co/6CTevOpxNA
https://t.co/QPDO9amJSx
Aslında…
Bilim, bu mekanizmanın derinine işleyişini çözmeye çalışırken, işin özünü @AhmedHulusi yıllar öncesinde bakın nasıl açıklamış :
✨💫İşin özü✨💫
“ …İnsan yaşamındaki her şey beyinden açığa çıkar!
Beyin, insandır!
Bedeni ve beyni oluşturan gerçekte,
“bilgi”den başka bir şey değildir!
Beyin, “bilgi” yumağıdır, hazinesidir!
Bilgi, aynen bilinçtir! Bilgi ile bilincin ayırt edilmesi asla mümkün değildir!
“Unutulan veya hatırlanmayan bilgi dolayısıyla bilinç de mi ortadan kalkıyor” diyenlere deriz ki, bilgisiz bilinç olmaz!
Bilinç dendiği anda ortada bilgi vardır.
Bilgi, bilincin sûretidir!
Bilinç, bilginin benliğidir.
Kısacası, ikisi aynı şeydir.
DNA’ların “bilinçli bilgi birikimleri”nden başka bir şey olmadığını yeni fark ediyoruz.
Nöronların ya da DNA’ların “dalga”larla değişik veritabanları oluşturduklarını yeni yeni fark ediyoruz!
Beynin biyokimyasının, biyoelektrik yapı tarafından yönlendirildiğini daha dün fark ettik…
Enzimlerin dahi “can”lı ve “bilgi”li olduğunu hayretle fark ettik!..
Her hücredeki binlerce enzimin her birinin özel görevi olduğunu şaşkınlıkla izlemeye başladık.
Günümüzün “dünde yaşayan bilgi birikimlerinin”, bunları algılaması veya kabullenmesi elbette ki çok zor!..”
“ Yenilen” Sesli Kitap:Salavat ve Ayna Nöronlar 2006
https://t.co/EfbQnKLgd4
💫✨💫Ve daha da derinine inersek…💫✨💫
Bilim, anının veya düşüncenin hücre çekirdeğindeki DNA'yı nasıl tetikleyip maddeyi (biyolojiyi) değiştirdiğini.. hücre çekirdeğinin canlanıp etrafına mRNA'lar saçarak yeni köprüler kurması, bu "içeriden dışarıya yaratım ve kayıt" mekanizmasını
hayretler içinde izlerken,
@AhmedHulusi, çok uzun zamandır farklı tarihlerde bu hakikati dile getirmiştir:
⬇️⬇️⬇️
"RUHUN NEFHİ", üflemedir. Üfleme, içten dışa açığa çıkmadır. Beynin hakikati, el Esmâdır ('BIZ' sözcüğünün işaret ettiği) RUH ondandır. Yani Ölümsüz insan
RUHU, beyinin alt boyutudur ki, hakikati orijini olan Allâh Esmâsı
özelliklerinden oluşmuştur. Bu yüzden, beyin deyince, ondaki özellikleri, nöronik yapıdan değil, alt boyutu olan dalgaboyu/bilgi/data yönünden anlamak çözmek gerekir.
https://t.co/o8fkMSTdy6
“.. İki nöron arasında yeni sinapslar, yani yeni bağlantılar kendiliğinden oluşmaya başlıyor!
Hücre Çekirdeğinden Sinapslara Giden Emir
Bu aslında beyin ile ilgili insanlık tarihinin en önemli keşiflerinden birisiydi: Nöronlar aralarında yeni bilgileri kaydetmek, uzun süreli hafızaya taşımak adına yeni bağlantılar kurabiliyorlardı. Yani hafıza dediğimiz, öğrenme, hatırlama dediğimiz şeyin özünde beynimizde gerçekleşen somut, fiziksel bir değişim yatıyordu. Bakın bu bilgi çok ama çok önemliydi..”
@BebarBilim
#Bilim#Sinirbilim#Kuantum
🧠💫Beyinden Kozmosa Açılan Kapı:
Ortak Niyetin Gücü💫✨
Kolektif bilinç ve ortak niyetin (kitlesel odaklanma ve dua) gücü, spiritüel dünyada kalplerin tek bir frekansta buluşarak yüksek bir farkındalık düzeyine ulaşması olarak görülürken; nörobilim ve kuantum fiziği cephesinde de büyüleyici karşılıklar buluyor. Birlikte odaklanıldığında beyinlerimiz, "nöral senkronizasyon" adı verilen bir süreçle adeta aynı ritimde salınmaya başlar; ayna nöronlar devreye girer, stres hormonu kortizol düşerken bağ kurmamızı sağlayan oksitosin zirveye ulaşır. Bu kitlesel odaklanma, sadece zihinlerimizi eşitlemekle kalmaz; kalbin ve beynin yaydığı elektromanyetik alanlar aracılığıyla, makro düzeyde bir biyofotonik ağ (ışık parçacıkları ağı) oluşturur.
Kuantum dolanıklık prensibine göre, birbirine odaklanan zihinler zamandan ve mekandan bağımsız bir rezonans alanı yaratır. Princeton Üniversitesi çatısı altında yürütülen Küresel Bilinç Projesi (Global Consciousness Project), bu durumun en somut kanıtıdır. Dünyada büyük kitleler aynı anda ortak bir niyetle dua ettiğinde veya meditasyon yaptığında, yeryüzüne yayılmış olan kuantum tabanlı rastgele sayı üreteçlerinin (REG) matematiksel olarak imkansız sapmalar gösterdiği kanıtlanmıştır. Bu, insan bilincinin fiziksel madde ve olasılık dalgaları üzerinde doğrudan bir etkisi olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla, zihinlerimiz arasında kurulan bu nöro-kozmik köprü, biyolojik olarak beynimizde egoyu susturan somut bir şifa dalgasına dönüşürken; kuantum düzeyinde de evrenin dokusunu bir arada çarpan kalplerin ortak rezonansıyla yeniden örüyor.
The Science of Collective Consciousness
The Global Consciousness Project (Princeton)
https://t.co/sgre9hKajD
Constructive Interference in Acoustic Physics
Feynman Lectures on Physics / Wave Mechanics
https://t.co/T5dZ2n7rNt
Hazırlayan:AylinER
Sayın, Türker Akıncı @turker_aknc 🌹
.@AhmedHulusi 63 senedir bu anlatılanları farklı zamanlarda, bilimin bile daha henüz çözmeye başlamadığı veyahut yeni yeni çözmeye başladığı zamanlarda ve öncesinde çok net olarak anlatmıştır:
“ “Madde” diye bir şey yoktur.“Madde” algıdır.Evren bir enerji-frekans okyanusudur. Evrende var olan her şey “enerji”den meydana gelmiştir. “
“Madde” diye bir şey yoktur!..
Maddenin var kabulü, ancak beş duyunun algılamasına GÖRE söz konusudur.
Beş duyu, bize maddenin varlığını gösteriyor. Gerçekte madde dediğin şey, moleküler-atomik bir yapıdır!..
Mesela, şu odayı bir milyar defa büyütme gücüne sahip olan bir elektron mikroskobunun lâmına koyarsak, aynı beynimizle, aynı göz bebeği ile yukarıdan baktığımızda, lâmda, ne senin varlığın, ne benim varlığım, ne sehpanın, ne halının, ne de masanın varlığı kalmaz!..
Burası, tek bir bileşik atomik kütle olarak gözükür, mikroskopta...
Yani, eğer algılama aracımız, gözbebeğimiz, o elektron mikroskobunun mercek kapasitesinde olsaydı; aynı beynimiz, burada insan, hayvan, nebat, maden, koltuk vs.nin varlığına değil, bu salonun salt atomik bir kütle hâlinde, tek bir yapı olduğuna hükmedecekti!..
Eğer bu, daha yüksek bir büyütme kapasitesi ile beyne ulaşsaydı, bu sefer tüm varlığı, mevcudatı, dalgalardan ibaret, kozmik ışınlardan ibaret bir yapı olarak görecekti...
Yani, varlığın aslı, orijinali; elektromanyetik dalgalardan oluşmuş, kozmik ışınlardan oluşmuş bir yapı...
Bu varlıkta esas, enerji dediğimiz öz, cevher, bilinçli olduğuna göre; bir “Kozmik Bilinç” söz konusu olduğuna göre; varlığın katlarındaki her bir yapı da bu evreni meydana getiren kozmik enerjiden meydana geldiğine göre; her bir yapıda ve birimde bir şuur, bir bilinç vardır!..
“Varlık, dünyalar, galaksiler, evren tümüyle hakikati itibarıyla bir dalga okyanusu, frekans okyanusu...”
“Tamamıyla sayısız dalgaboylarından, ışınlardan, kuantlardan oluşmuş evren, ya da evren içre evrenler, eğer o boyutun algılama aracıyla bakabilirsek, TEK bir yapıdır!..”
“Evren, gerçeği itibarıyla holografik tümel yapıdır. Ancak bu tümel yapı, sonsuz sayıda, bakılınca parçacık özelliği gösteren değişik frekanslı dalgalardanoluşmuştur!..
“Beyne gelen beş duyuya dayalı veya beş duyu ötesi tüm elektromanyetik dalgalar, bu organ tarafından veritabanına göre değerlendirilerek, beyninin içindeki holografik çok boyutlu görüntü hâlinde dünyanı oluşturuyor!”
“Görüyorum, duyuyorum, tutuyorum dediğiniz her şey, gerçekte, çeşitli şekillerde beyin adıyla bilinen dalga çözücüye ulaşan çeşitli frekanstaki dalgaların, veritabanındaki önceki verilerin değerlendirilmelerine göre çözülüp; beyin içindeki hayal dünyayı oluşturan görüntü diye ya da duyma diye ya da dokunma diye tanımlanan dalga boylarına dönüştürülmesi sonucu… oluşmasıdır.”
“Beyin kendisine ulaşan bilgiler kadarıyla simulasyon(hologram görüntü) yaratmaktadır!
@AhmedHulusi nin bu konulara dair bazı videoları izlemenizi öneririm:
Hologram Dünyan:
https://t.co/pAhbCasIWA
Beyindeki Evren Gerçeği
https://t.co/nT5HQLrNrg
Evrenin Aslı Bilgidir
https://t.co/Dn2lEWPEJ6
Beyin Maddedir Yanılgısı
https://t.co/CXQcddIJqi
Bilimin bugün, açıklamaya başladığı mekanizmaları, @AhmedHulusi Kâbe ve Arafat’taki o muazzam işleyişi 63 senedir farklı zamanlarda bilimin açıklamalarından önce açıklıyor…
Örneğin:
“Keşif yollu tesbit edilen şudur ki; Kabe den semâya yükselen nur sütunu olarak ifade edilen, bir enerji vortexi mevcuttur. Ehlinin gördüğü! Tüm vortexler sağdan sola dönüş hareketi yaparlar. Birer vortex olan hortum ya da girdapları düşünün. Bu hareket çevresini kendinde toplar. Galaksiden atoma, tümü sağdan sola dönüş hålindedir. Çekim ve koruma gücü sağdan sola dönen çeşitli boyutlardaki vortexlerle oluşur. KABE'nin bulunduğu noktadaki NUR, enerji vortexi çevrede tavaf etmekte olan insan beyinlerinde bir uruç hissiyâtı oluşturur Ehli Hakkı görür. Enerji vortexleri varlıktaki çekim merkezleridir. Pekçok oluşumun sırrı bu enerji vortexleri sırına dayanır. Vortexlerin frekanslan farklı. VORTEX KONUSUNDAKİ keşif yollu müşade edilen çok önemli bir sırra da daha sonra devam edelim. Bugün keşfe dayanan bazı vortex olaylarından sözdelim. Isteyen inanır! Girdap, hortum türü görünür vortexler yanısıra birde görünmezler var. Bizi ilgilendiren görünmez vortexlerin başında "yatay vortex" adını taktığım, insan bilincini yutup, kilitleyen vortexler mevcuttur. Bu "yatay vortexler", insanların toplu enerjilerinden kaynaklanır ve olayın boyutuna göre büyüyüp güçlenerek ve insan bilinçlerini yutar. Bu "yatay vortex"ler insan beyinlerinin aynı frekansta yayınıyla güçlenir ve içine aldığı her bir beyinin yayınıyla daha kapsamlı olur...”
#Arafat tepesi ve civarında toplanan yüzbinlerce, milyonlarca insan, yerden aldıkları son derece güçlü radyasyon ile beyinlerinden tek bir mânâda yayın yapmaktadırlar;
«Vakfe» denen olay, insanların bu tek mânå üzere toplu «yönlendirilmiş dalga» yayınına yönelişleridir.
«ALLAHIM BİZİ AFFETI.»
Yüzbinlerle, milyonlarca insan beyni; sanki laser ışını gibi, tek bir anlamdaki dalga boyundan yayın yapmakta ve bu dalga boyundan oluşan dev bir manyetik bulut, tüm Arafat Bölgesini kaplamaktadır!
...
Şimdi hemen hatırlamaya çalışın...
Üzerine herhangi bir görüntü çekilmiş video
bandını, çalışırken video cihazının üzerinde unutursanız ne olur?.. Video cihazının yaydığı manyetik alan bandın üzerindeki kaydı siler!..
Isterseniz siz buna görünmeyen eller bandı sileri
de diyebilirsiniz!...
Evet. işte misâl yollu anlatmaya çalıştığım gibi, orada
«ALLAHIM GEÇMİŞ
GÜNAHLARIMDAN DOLAYI BENİ AFFETI» dediğiniz anda hem bu tür bir dalga oluşturmuşsunuzdur; hem de beyninizi bu mânâdaki dalgalara açmışsınızdır!.. Ve açılan bu kanaldan, güçlü manyetik alan bir anda beyninizi etkiler ve o ana kadar ruhunuza negatif yükle beyniniz tarafından kaydedilmiş tüm yazımlar siliniverir!..”
Detaylı bilgi için:
Video HAC: https://t.co/dgn4Dl1quy
Sesli Kitap İSLÂMIN TEMEL ESASLARI:
3:14:27 https://t.co/dfBLpCHQ0W
KURBAN KESME KONUSUNA BİR AÇIKLIK GETİRELİM BİLDİĞİMİZ KADARIYLA..
Kurban kesmek hacca gitmiş olanlar için, haccın VACİPLERİNDEN biridir.
Kurban kesmek, zengin müslümanlar için, yoksullara dağıtılmak üzere tatavvu (nafile yani yararlı) bir eylemdir.
Hz. Ebu Bekir ve Ömer kendi hilafetleri sürecinde KURBAN KESMEMİŞLERDİR; vacip zannedilmesin diye.
KURBAN KESMEYİ KEVSER SURESİNE, “NAHR” kelimesine bağlamak YANLIŞ değerlendirmedir; çünkü
Bu sûre bildirildiği süreçte (Mekke’de iken) henüz hac farz değildi ve kurban vacibiyeti söz konusu değildi.
“NAHR” kelimesi ise “BENLİĞİNİ (nefsini) KURBAN ET anlamındadır.
KEVSER SÛRESİNİN anlamı da ilmimiz kadarıyla şudur:
“BİZ SANA (beyninin boyutsal derinliğinde) KEVSERİ (esmaül hüsna özelliklerini) ihsan ettik ki bu senin RABBİNDİR.
Öyleyse salât ile (RABBİNE YÖNEL) ve NAHR (Rabbinin varlığını ve benliğini yarattığını fark ederek) BENLİĞİNİ KURBAN ET !
Sana hıncı olanlar var ya asıl onlar ebterdir (âhıret yaşamında kevser nimetlerini yaşamaktan kesiktirler..”
“Kevser havuzu” hadisi de metafor olarak dünya yaşamında beynindeki esmâ kuvvelerinin değerlendirmeyenlerin âhırette bu nimetten mahrum kalacağını açıklar keşfimiz kadarıyla.
108 - Kevser Sûresi
"Euzü Billahi mineş şeytanir racim"
BismillahirRahmanirRahıym
Muhakkak ki biz verdik sana O Kevser’i!
O hâlde Rabbin için salâtı yaşa ve kurbanı (benlik) kes!
Muhakkak ki sana hıncı olan var ya, asıl odur ebter (soyu kesik)!
@AhmedHulusi
https://t.co/K9Q8MSbzlK