İzmirli olarak, Cemil Tugay AKP’ye geçmeyi düşünüyorsa:
Buna siyasi tercih gözüyle bakmam. Siyasi ahlâk sorunu var derim. Yapacaksanız böyle bir şey önce o koltuğu bırakın sonra hangi partiye istiyorsanız gidin.
Cevabın zarafet başarıdan çok gerçek spor kültürünü gösteriyor. Aynı soru futbolculara sorulsa büyük ihtimalle rakibe laf sokan aşağılık kompleksli bir cevap duyardık. Gerçekten asıl fark kupa falan değil eğitim vizyon ve spor ahlakı.
Çankaya zaten saraya benzemediği için kıymetlidir. Çankaya, saltanatın ve kulluk düzeninin kuvvetli reddi; Cumhuriyet’in kurucu makamıdır. Asıl küf de Çankaya’da değil, yoksul halkın sırtına yüklenen debdebe ile kendi cılızlığını örtmeye çalışan avam zihniyetindedir.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Şu şekil gittikleri Amerika’dan şampiyon olup döndüler erkek futbol takımına ise villa verildi özel uçaklar tahsis edildi ülkenin tüm imkanları seferber edildi sonuç dünya kupasından elenen ikinci takım oldular ülkeyi rezil ettiler
Markette kasa bekliyoruz mevzu neyden çıktı bilmiyorum arkalardan bi adam önündeki kadına KORKMAYIN HANFENDİ ADAM YEMİYORUZ diye sitem etti kadın da BEYFENDİ ELLİ BİN MAHKUM SALINDI BEN NE BİLEYİM SAPIK MISINIZ KATİL MİSİNİZ diye bağırdı adam da BEN ADAM VURMAKTAN YATMADIM dedi..
Ben bu cumhuriyeti niye kürtçülere islamcılara falan beğendirmek zorundayım amk..Ben bin yıl önce bu anadoluya girdiğimde sen zagros dağlarında ağan için koyun otlatıyodun, aradan bin yıl geçti ben cumhuriyeti ilan edecek seviyeye geldim sen hala zagros dağlarında ağanın koyunlarını otlatıyodun. 100 kilometre aşağıda doğsan hayatında göremeyeceğin medeniyeti, çağdaş hakları, Allah yüzüne baktı 100 km yukarda doğdun piyango vurdu kucağında buldun, yatıp kalkıp şükredeceğin yerde daha hâla yüzsüz yüzsüz “ya bu cumhuriyetin üst kimlik tanımı niye türklük cart curt”..sanane yarram sana mı soracaz amk..velev ki Atatürkün canı öyle istedi öyle koydu sanane amk sen kimsin?. ben fransızlara gidip de “ya bu ihtilalin adı niye fransız?”diye soruyor muyum..sorsam adam bana demeyecek mi “lan hıyar ağası ihtilali yapan benim, o ihtilali yapacak tarihsel ilerlemeyi kat eden benim, senin faydalanıp, çağdaş seviyeye çıktığın o fikirleri geliştiren benim, kanıyla canıyla ihtilali yapan benim sen kimsin de sana bu ihtilali beğendireceğim amk”. Senin bu cumhuriyete isyan etmekten başka ne katkın oldu ki bir de paye istiyorsun amk son bin yıldaki tüm gelişimini son 100 yılda yaşadın, onu da cumhuriyet sayesinde yaşadın..sen kimsin ben sana cumhuriyeti beğendireceğim amk asıl sen kendini cumhuriyete beğendirmek zorundasın.
Biraz uzun yazacağım ama artık YETTİ. Ben artık Cumhurbaşkanı'nın halkı bu denli ayrıştırmasına, nefret ve öfke kusmasına, sürekli hakaretler etmesine ciddi anlamda tiksinir ve rahatsızlık duyar oldum. Sürekli bir ötekileştirme ve hedef gösterme. Yahu gençler mutsuz, umutsuz; sebebi de bilin bakalım kim? Kendilerine iki eğlence çıkardılar diye ülkenin cumhurbaşkanı gencecik çocuklara ağıza alınmayacak çirkin ithamlarda bulunuyor. Oylarına muhtaç olduğunuz genç kesime keşke biraz edep ve saygı çerçevesinde yaklaşsanız, keşke yaşını başını almış birisi olarak biraz hoşgörü ve anlayış sahibi olsanız. Üstelik burası laik Türkiye Cumhuriyeti; herkesin alnı secdeye değecek diye bir şey yok. Her görüş ve inanca saygı duymak zorundasınız çünkü siz bu ülkeyi birlik ve dirlik içinde tutmakla yükümlüsünüz.
Ayrıca; "ayakları vatan topraklarına sağlam basan, eğitimli, donanımlı, ahlaklı bir nesil var" diyorsunuz. Bu bile korkunç bir saygısızlık ve ayrıştırma örneği. Çünkü muhafazakar kesimden olmayanları eğitimsizlikle, ahlaksızlıkla ve bu vatana saygı duymamakla, ayakları yere sağlam basmamakla itham ediyorsunuz. Hâlbuki bu eğlenceyi düzenleyenlerin büyük bir çoğunluğunun, onun bunun torpiliyle değil de kendi başarıları ve alınlarının teriyle ülkenin en prestijli üniversitelerine giden gençlerinin yaptığı bir eğlence olduğundan bile habersiz, hor görüp ötekileştirdiğiniz o gençler, emin olun vatan topraklarına ayaklarının ne kadar sağlam bastıklarını seçim zamanı oy pusulasına bastıkları damga ile gösterecekler sizlere.
Siz seçilmiş bir cumhurbaşkanı olarak her görüşe, her inanca ve her düşünceye saygı duyarak bu ülkeye bağlı kalıp görevinizi tarafsız bir şekilde yerine getirmelisiniz. 71 yaşına gelmiş biri olarak torununuz yaşındaki kişileri o kürsüde arkanızdaki şakşakçı eşliğinde tezahüratlarla hedef gösterip hakaret etmeniz kabul edilemez. En ufak bir eleştiriye dahi tahammülünüz olmadığı için "bana hakaret etti" diye herkesi hapse atıyorsunuz ama söz konusu kendiniz olunca bizlere en ağır ithamlarda, en kaba ve en ağza alınmayacak söylemlerde bulunuyorsunuz. Biz artık siyasette bu sokak ağzından çok bıktık. Bizleri ayrıştırıp birbirimize kırdırmanızdan yıldık, yorulduk, yıprandık. O kürsüde adeta insan kıyımına dönüşmüş cinayetleri konuşun, ekonomiyi konuşun. Ama yok, siz bunun yerine gırtlağına kadar mutsuzluğa batan ve her şeye rağmen kendilerine tek bir gün ayırıp birkaç saatliğine eğlenen gençleri hedef gösteriyorsunuz ve yamyamların önüne atıyorsunuz. Onlar bu ülkenin geleceği, onlar ana baba evladı. Bu ne biçim bir düşüncesizliktir?
Siz Recep Bey, Türkiye Cumhuriyeti'nin evlatlarına, gençlerine "kimliksiz, şarlatan, eğitimsiz, donanımsız, ayakları yere sağlam basmayan, vatanına sahip çıkmayan, saygısız" gibi söylemlerle yerden yere vuramazsınız. Mustafa Kemal Atatürk gençlere bayram armağan etti, gençlere Gençliğe Hitabe'yi armağan etti, gençlere bu ülkenin geleceğini emanet etti. Bu ülkenin kurucusu genç nesile bu kadar saygı duyup bu kadar el üstünde tutarken siz onları aşağılayamazsınız. Siz onlara hakaret edemezsiniz. Hiçbir makam, hiçbir mevki Türkiye Cumhuriyeti'nin gençlerinden daha kıymetli ve daha üstün değildir. Bu da böyle bilinsin.
Siz Mustafa Kemal Atatürk'ün "Ey Türk Gençliği" diye seslendiği nesile, "kimliksizler" , "şarlatanlar" diyemezsiniz. Umarım bir an önce sirkelenip, kendinize gelir ve bu Türk gençliğinden af dilersiniz. Dilemezseniz de kendiniz bilirsiniz. Elbet o hor görüp aşağıladığınız gençlik size gereken cevabı, gerektiği şekilde sandıkta verecektir.
Hakan Fidan bu açıklamasıyla üç gerçeği açık etti: 1) Yerli ve milli denilen Kaan'ın motorunu yapan biz değiliz, dışa bağımlıyız, 2) ABD ile verilmeye çalışılan uyum görüntüsü yalan, 3) Erdoğan sonrası için rekabet kızışıyor, damat hedef alınmaya başladı.
PRİME DÖNEMİ
15 bin şehit verildi
•“Önder Apo’ya teşekkür” edildi
•6 Şubat depreminde 53 bin kişi öldü
•Dolar 1,3 TL’den 40 TL’ye çıktı
•Euro 1,5 TL’den 47 TL’ye yükseldi
•Enflasyon %150’ye dayandı
•Soma’da 301 madenci öldü
•Ermenek’te 18 işçi can verdi
•15 Temmuz’da 251 kişi öldü
•Gezi olaylarında 8 genç öldü
•Van depremi: 644 kişi öldü
•İzmir depremi: 117 ölü
•Elazığ depremi: 41 ölü
•2021 yangınları: 150 bin hektar yandı
•2021 sel felaketi: 100’den fazla ölü
•TÜPRAŞ satıldı
•TEKEL satıldı
•Petkim satıldı
•Şeker fabrikaları satıldı
•Başkent Doğalgaz satıldı
•Elektrik dağıtımı özelleştirildi
•Telekom satıldı, borcu kaldı
•Tank Palet fabrikası BMC’ye verildi
•128 milyar dolar buharlaştı
•Halkbank yolsuzluk davası
•Sedat Peker ifşaları
•Berat Albayrak istifası
•Merkez Bankası 6 kez başkan değiştirdi
•Faiz inatla indirildi, kur patladı
•TÜİK verileri güven kaybetti
•Tarım ithalata mahkûm edildi
•Et ve Süt Kurumu ithalatçı oldu
•TMO, çiftçiden ucuza alıp pahalı sattı
•Mazot 35 TL’ye dayandı
•Gübre fiyatları 4 kat arttı
•Öğrenci kredileri faize boğuldu
•KYK borçları silinmedi, ertelendi
•Binlerce genç yurt bulamadı
•Ev kiraları %300 arttı
•Barınamıyoruz eylemleri oldu
•Gezi davasında ağır cezalar verildi
•Medya tek elde toplandı
•15 Temmuz sonrası 100 bin ihraç
•OHAL kararnameleriyle ülke yönetildi
•Anayasa değişti, tek adam rejimi geldi
•Parlamenter sistem kaldırıldı
•YSK, mühürsüz oyları geçerli saydı
•İstanbul seçimi iptal edildi
•Devlet Bahçeli’ye “devletin bekası” teslim edildi
•Andımız yasaklandı
•FETÖ ile yıllarca ortaklık yapıldı
•“Ne istediler de vermedik” denildi
•Ergenekon kumpasları desteklendi
•Balyoz, OdaTV davaları çöktü
•Deniz Feneri yolsuzluğu örtüldü
•KPSS soruları çalındı
•Liyakatsiz atamalar rekor kırdı
•Ensar Vakfı’nda çocuk istismarı çıktı
•İsmailağa ve Menzil’e devlet desteği verildi
•Kadın cinayetleri arttı
•İstanbul Sözleşmesi feshedildi
•Laiklik sistematik hedef alındı
•Ayasofya siyasi malzeme yapıldı
•Tarikatlara okul, yurt, ihaleler verildi
•TÜGVA, TÜRGEV kamuda kadrolaştı
•TÜGVA belgeleri ifşa edildi
•Devlet kadroları sadakatle dolduruldu
•5’li çeteye 100 milyar lira garanti verildi
•Yap-işlet-devret projeleri halkı borçlandırdı
•Köprü geçişleri dövizle garanti edildi
•Avrasya Tüneli zararda
•İstanbul Havalimanı yetersiz ulaşımla eleştirildi
•Kanal İstanbul dayatıldı
•Ormanlar maden şirketlerine açıldı
•Kaz Dağları talan edildi
•Salda Gölü’nde beton yapıldı
•Marmara Denizi müsilajla boğuldu
•ÇED raporları göstermelik hale geldi
•Termik santraller çevreyi zehirledi
•Akbelen ormanı için köylüler direndi
•Sığınmacı sayısı 10 milyonu aştı
•Sınırlar yol geçen hanına döndü
•İçişleri Bakanı “ülkeye giren belli değil” dedi
•Mülteci sorunu halkın omzuna yıkıldı
•Gençler yurtdışına kaçmaya başladı
•Beyin göçü hızlandı
•Üniversiteler özgürlüklerini kaybetti
•Boğaziçi direnişi bastırıldı
•KHK’lı akademisyenler dışlandı
•TRT ve Anadolu Ajansı yandaşlaştı
•Basına sansür yasası getirildi
•RTÜK muhalif kanallara ceza yağdırdı
•Dizi ve filmlere ideolojik müdahale yapıldı
•A��HM kararları uygulanmadı
•Danıştay, Yargıtay siyasallaştı
•Sayıştay raporları sansürlendi
•Diyanet bütçesi bakanlıkları geçti
•Diyanet siyasi açıklamalar yaptı
•Seçim vaatleri yerine getirilmedi
•“Faiz sebep, enflasyon sonuç” denildi
•Ekonomik kriz “dış güçler”e bağlandı
•İtibar için saraylar yapıldı
•1150 odalı saray inşa edildi
•TOGG yerlilik tartışması yarattı
•Tank üretimi vaat edildi, yapılmadı
•Yerli uçak söylentide kaldı
•Uzaya gitme vaadi seçim malzemesi oldu