"Biz gönüllü olarak çağrıldığımız her yere geldik. Depremde, selde, felakette biz vardık; biz yoksak arkadaşlarımız vardı. 15 gündür buradayız, bir gün de biz çağırıyoruz. Lütfedip siz gelin Bakanlar."
Doruk Maden işçisi Ersin Furuncu:
#MadenciMutlakaKazanacak
Yıldızlar SSS Holding derebeyliği!
* Madenciye borcunu, "şirket zorda" bahanesiyle ödemeyen Sebahattin Yıldız'ın yüzlerce gayrimenkulü var.
* Sadece Çeşme'de deniz kıyısındaki 13 bin 197 metrekarelik otel arazisini veya Ataşehir’deki 11 bin 673 metrekarelik arsanı satsa, tüm borçlarını öder!
* Yıldız'ın arazilerinin toplamı 21 km2'yi buluyor:
Ankara 19 milyon m2
Kütahya 739 bin 500 m2
Balıkesir 234 bin 888 m2
Afyonkarahisar 222 bin 595 m2
Tekirdağ 51 bin 955 m2
Eskişehir 30 bin 178 m2
İstanbul 17 bin 833 m2
İzmir 13 bin 668 m2
Trabzon 7 bin 589 m2
Suriye’de iktidar değişikliğinden en fazla memnun olacak ülkelerden birinin İsrail olacağı belliydi. Açık gerçek bu ve tartışılacak tarafı yok. Dolayısıyla “İsrail planlarını bozuyoruz” söylemi, daha baştan inandırıcı olmaktan çıkıyor. Suriye’de kazananlar arasında Türkiye’nin olması ya da gösterilmesi, İsrail’in de çok büyük bir kazanç elde ettiği gerçeğini ortadan kaldırmıyor.
İsrail ile Türkiye arasında bir çıkar çatışması var mı? Var. Bölgesel rekabet konusu var her şeyden önce. Sonra Türkiye’nin Arap coğrafyasındaki etkisini sürdürebilmesi için İsrail saldırganlığının gemlemesi ya da en azından gemler gibi durması gerekiyor. ABD’nin rol dağıtımında öne geçmeye çalışmak gibi bir başka rekabet alanı da var.
Buna karşılık ortak noktalar daha öenmsiz değil. Her iki ülke de ABD’nin müttefiki. Her iki ülke de İran’ın bölgesel etkisini kırmak istiyor. Her iki ülke de geniş bir coğrafyada yeni sürüm Pax-Americana dayatmasına ortak durumunda.
Dikkatle bakınca Türkiye ile İsrail arasındaki çekişmenin sınırları olduğu görülür. Bu sınırlar ABD tarafından çizilmiştir. ABD’nin bugünkü ağırlığında yeni bir kırılma elbette bir dizi önemli başlıkta değişim demektir. Ancak bugünkü verilerde İsrail ve Türkiye gerilimi, yönetilir. Yönetirler.
Bunu her iki taraf da bilmektedir. Zaten Netenyahu bir biçimde gidecek, onun fanatizmiyle elde edilen kazanımları arsızca cebine koyan daha “makul” bir siyonist gelecek ve gerilimlerin daha kolay kontrol edileceği bir süreç başlayacaktır.
Suriye’de iktidar değişikliği ile birlikte “yeni çözüm süreci”nin gündeme gelmesi rastlantı değildir. Sürecin başlamasıyla birlikte yine “İsrail’in planlarını bozduk” iddiası önce Bahçeli, sonra Öcalan ve nihayetinde AKP kanadınca defalarca dillendirildi. İsrail’in bölgedeki Kürt gerçekliğini bir koz olarak kullandığı açık. Ancak bu kozun ABD ve İngiltere’nin isteği doğrultusunda Türkiye’yi belli bir yöne doğru ittirmek için şantaj olarak değerlendirilmediğini kim söyleyebilir?
Geldiğimiz noktada Öcalan İran’ı halletmek için göreve talip olmakta, daha da önemlisi, Cumhuriyet’in formatlanarak Yeni-Osmanlıcı bir yapıya ulaşılmasını, sürecin temel hedefi olarak ilan etmektedir.
Burada İsrail’in oyunu filan bozulmamaktadır. Tersine bölgede ABD ve İngiltere’nin kurduğu yeni bir oyunun içinde sürüklenilmektedir.
Sürüklenilmektedir çünkü AKP iktidarı tam olarak ne yaptığını bilmemektedir, ABD her istediğini alacak durumda değildir, kartlar yeniden karıldıkça bölgede rekabet derinleşmektedir, kafalardaki plan ya da fantezilerin yol açağı türbülanslarla başa çıkacak bir akıl da göze çarpmamaktadır.
Ve bütün bunlar olurken, “muhalif” birileri Türkiye’nin demokratikleşeceğini, birileriyse ulusların kaderlerini tayin hakkında ilerleme kaydedileceğini anlatıp durmaktadır.
Hani ne oldu “Saray rejimi”ne?
Pardon, “halkların mücadelesi” onu geriletti, köşeye sıkıştırdı değil mi!
Başkan 13 gündür kentlindeyiz..
Uğramadınız, bir ihtiyacınız var mı diye sormadınız Beypazarı’lı madencilere..
Valilik yasağına mı uyuyorsununuz?
İş cinayetinde Öldürülünce üzülüyorsanız direnirken sahip çıkmanız gerekir
Maden işçileri, bakanlık randevu vermeyince Erdoğan ile görüşme kararı aldı!
Başaran Aksu:
💬 "Madenciyi kurşuna dizsinler o zaman! Ya da Cumhurbaşkanıyla görüştürsünler. Madenci heyeti hazır, 5 kişilik. Cumhurbaşkanından görüşme talep ediyoruz"
💬 "5 tane madenci gelecek, derdini anlatacak. İçişleri Bakanlığı'nın bir holding tarafından nasıl rezil edildiğini anlatacak"
Orhan Gökdemir @gokdemirorhan yazdı...
Devlet Süleymancıları neden öptü?
Süleymancılar Alman devleti tarafından korunup kollanıyor. Önünde sadece 12 Eylül cuntası tarafından kurulan DİTİB, Diyanet İşleri Türk İslam Birlikleri var. Milli Görüş dahil hepsinin çıkış noktası Almanya’dır. Almanya 1. Dünya Savaşı günlerinden beri İslam’ın hamisidir. Nasıl gelişeceğine, nereye yayılacağına o karar verir. İçinde istihbarat elemanları vardır, Dünyaya İslamcı kılığında yayılır. İslamcı esasında Avrupalıdır; özünde bir BND elemanıdır.
https://t.co/5wttsuxDja
AKP’ye katılım listesi kabarıyor: Toplam sayı 25’e çıktı 🚨
📌Son olarak CHP’li Ankara Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’nın da partisinden istifa ederek AKP’ye katıldığı açıklandı.
📌Böylece bugün AKP’ye geçen milletvekili ve belediye başkanlarının toplam sayısı 25 oldu.
https://t.co/4N4UToDDs6
Trump hid in a catering truck to flee Turkey. Castro walked into New York without a bulletproof vest
One man feared his own shadow. The other stared down the empire that wanted him dead
🇨🇺 FİDEL 100 YAŞINDA
Bugün Fidel’in doğumunun 100. yılı. Jose Marti Küba Dostluk Derneği olarak Küba Devrimi’nin tarihî lideri, Başkomutan Fidel Castro Ruz’u bir kez daha saygı ve sevgiyle anıyoruz.
Küba halkının kaderini değiştiren bir devrime önderlik eden Fidel’in değeri, ülkesinin sınırlarını çoktan aştı. Fidel, emperyalizmin yenilmez olmadığını ve en zor koşullarda bile küçük bir ülkenin kendi yolunu çizebileceğini tarihin somut deneyimiyle kanıtladı. Fidel’in mirası, bugün tüm halklar için büyük önem taşıyor.
• Fidel’in mirası, halkın örgütlü gücüne güvenmektir.
• Fidel’in mirası, insan hayatını kârın üzerinde tutan eşitlikçi bir toplum fikrini savunmaktır.
• Fidel’in mirası, çocukların geleceğini piyasanın insafına bırakmamaktır.
• Fidel’in mirası, bilim ile toplumsal ihtiyaçları birbirinden koparmamaktır.
• Fidel’in mirası, yenilgiyi kabullenmek yerine her koşulda yeni bir yol arayan yaratıcı direniştir.
• Fidel’in mirası, bedeli ne olursa olsun bağımsızlıktan vazgeçmemektir.
• Fidel’in mirası, ihtiyaç duyduğu anda başka halkların yanında olabilmektir.
• Fidel’in mirası, insanlığın ortak sorunlarına ulusal sınırların ötesinden bakabilmektir.
• Fidel’in mirası, insanlığın geleceğine ilişkin iddiayı kaybetmemektir.
Fidel’in mirası, bugün hâlâ dünyanın dört bir yanında Küba’ya duyulan saygının ve dayanışmanın nedenlerinden biridir.
Fidel’in mirası, küçük bir adanın büyük bir dünyaya söylediği en güçlü sözdür: Başka bir dünya mümkündür ve o dünya için mücadele etmeye değer.
🇨🇺 Yaşasın Küba Devrimi! ✊
🇨🇺 Yaşasın Fidel! ✊
#Küba #Cuba #100AñosConFidel #Fidelle100Yıl #NoMásBloqueo #CubaNoEstaSola #CubaVencera
Bu gece itibariyle benzin 70, mazot 80 TL'yi aşacak... Türkiye ağırlıkla Rus-Ural petrolü alıyor. Brend'ten hayli ucuz Ural petrolü, Türkiye daha da ucuza alıyor tam indirim oranını bilemesek de. Son detaylı hesaplamamda kar payı da dahil 20 TL'ye verilebilirdi ülke içine, en azından çiftçiye... Ama yapılmadı, yapılmıyor. Bugün de yuvarlak hesap 25 TL'ye verilebilir, hadi diyelim büyük hata yaptım 27-28 TL, hadi 30... ki bunda da muazzam kar payı var, ama yapılmıyor. Yoksullaştırma ve enflasyon uzun zamandır servet transfer yöntemi olarak kullanıyor. AKP, halktan alıyor ve temsil ettiği kesime aktarıyor serveti...
DURUMUN FOTOĞRAFI
BAŞINIZI ÖNE EĞECEKSİNİZ!
Barış ve demokrasi ile hiçbir ilgisi olmayan, Lozan ve cumhuriyet hedef alınarak ilerleyen bu karşıdevrimci ve emperyalist süreçte iktidarın arkasında hizalananlar, yurtseverlerin vicdanında yargılanacak; başlarını önlerine eğip susacaklar ve trollerinin paylaşımları da onları aklamaya yetmeyecek.
İktidarın yasayı milletvekillerinden önce onaylattığı Öcalan, bakın 1994’te ne demiş; Milliyet’teki bir haberden okuyalım:
“Kemalizm, birçok saygın din âliminin de belirttiği gibi Deccal rejimidir. Onunla işbirliği yapan Müslümanlar münafık, hatta kâfirdir.”
Ümmetçiliği övdüğü bu konuşma, kendi sesinden Berlin’deki Kürdistan İslam Hareketi’nin toplantısında dinletilmiş. Öcalan’ın bu görüşleri değişti mi? Hayır. Ümmet konusunda benzer görüşleri yakın zamanda da yineledi.
Haberi yapan kim? Bugün “Devlet PKK’yı bitiremiyor” diyen Ruşen Çakır.
Kendini feshettiği söylenen
PKK terör örgütü de yasa konusunda açıklama yaptı bu arada: “Öcalan’ın bizzat yönetmediği ve yönlendirmediği bir sürecin başarıya ulaşması ve yasadaki hususların gerçekleşmesi mümkün değildir” dediler!
The Monday earthquake in Colombia was the 10th worldwide this year to register at least magnitude 7.0 on the Richter scale.
It was also the strongest to strike Colombia since a magnitude 8.0 earthquake was recorded on July 31, 1970. https://t.co/VHogp28qeK
Olan biteni ABD'nin Batı Asya'ya yönelik planları dışında okumak mümkün değil...
Trump yeni bir plan dayatıyor.
Barrack'ın ağzından bu planı defalarca duyurdular...
Özetle;
1-Ulus Devlet, Millet ve Cumhuriyetlerin tasfiyesi,
2- ABD karşıtı güçlerin zayıflatılması,
3- Bölgenin İsrail'in çıkarlarına ve genişlemesine uygun bir hale getirilmesi,
4- İran'ın parçalanması,
5- Rusya'nın bölgedeki etkisinin zayıflatılması,
6- Çin'in bölgede artan etkisinin sınırlandırılması,
7- Bölgede ABD'nin çıkarlarıyla çatışmayan yönetimlerin devamlılığının sağlanması,
8- Ve bu suretle Batı Asya'da çok kutupluluk eğilimine set çekilmesi...
Bir başka deyişle, Batı Asya'ya dayatılan Yeni Orta Çağ'dır...
Türkiye'de Ulus Devlet, Millet ve Cumhuriyet'e karşı atılan her adım, öz itibariyle Amerika'nın söz konusu planına hizmet eder...
Cumhuriyet bir devrim sürecine doğdu. İleriye doğru atıldı. Büyük dönüşümler yaşandı. Bazı meselelerse çözümsüz kaldı, geriye gidişin dinamikleri bu tarihsel sıçramanın içine sinsice yerleşti.
Kürt meselesi çözülemedi örneğin. Karmaşık nedenlerle.
Şimdi bir karşı-devrim gündemde ve devrimin çözemediğini karşı-devrimin çözeceğine inanmamız isteniyor.
Olmaz, asla olmaz.
Hayat böyle parçalı değil.
Bu Türkiye her konuda bir yöne gidecek ama Kürt yurttaşlarımızı başka bir yöne, özgürlüğe, demokrasiye götürecek.
Bu olmaz.
Karşımıza çıkarılan hukuki çerçeve kendi başına bir anlam taşımıyor. Oraya sıkışıp kalınamaz.
Konu bir seçimi daha kazanma çabasından ibaret değil.
Konu “yeni” bir Türkiye’dir! “Yeni” Türkiye, eskidir, Yeni-Osmanlı’dır.
Türkiye etnik temeller üzerinde hiçbir sorununu çözemez. Dile getirilen Türk-Kürt ittifakı ya da Türk-Kürt-Arap ittifakı ancak bir emperyalist projenin kodlanması olabilir.
Bugün yaşananları “terör örgütüne taviz” diye okuyanlar yanılıyor. Tanık olduğumuz, çok kapsamlı bir dönüşümde yeni bir evreye geçiş girişimidir. Bu girişimin aktörleri doğru tespit edilmeli, tek bir noktaya odaklanılmamalıdır.
Bu sürecin başında doğrultu önemli demiştik. Çok alametler belirdi üstüne. Sadece şu son bir aya sıkışanlara bakmak yeterli. Ha bakınca “Ankara NATO planlarını bozuyor” sonucuna ulaşanları tarihe havale edebiliriz.
Hayır demek için fazlasıyla neden var. “Siz demokrasi istemiyorsunuz” diyenlere de söyleyecek çok sözümüz.
Sostuve fraternal encuentro con el secretario general del Partido Comunista de Türkiye, el amigo Kemal Okuyan, y la delegación que lo acompaña para participar en #24EIPCO y las celebraciones por el centenario del Comandante en Jefe. Les agradecí su permanente apoyo y solidaridad.
YETMEZ AMA EVET DİYENLER, SESSİZ KALANLAR VE DİRENENLER
Toplumdan yansıyan yoğun tepkileri değerlendirirsek YENİ Parti, bugün Meclis’te bu tasarıyı onayladığında ölü doğmuş olacak.
KUVÂ-Yİ MİLLİYE RUHU MU DEDİNİZ!
Hem ABD ve İsrail’in Ortadoğu’daki planları için tasarlanan hem de anayasa değişikliği ile Erdoğan’ın yeniden başkanlığının önünü açan, gerçekte Kürt yurttaşlarımız için değil PKK teröristleri için yapılan, barış ya da demokrasi ile bir ilgisi olmayan bu anayasaya aykırı düzenlemeye “evet” diyenlerin Kuvâ-yi Miliye ruhu ile ilgisi olamaz.
Diyeceksiniz ki o ruhu ara ki bulasın... Haklısınız!
Tüm bunlar yaşanırken Le Monde’a yazı yazıp emperyalizmin savaş örgütü NATO’ya bağlılığını ısrarla ortaya koyan bir parti söz konusu sonuçta...
2010’daki yıkıcı dalgadan sonra yeni bir YETMEZ AMA EVET kasırgası ile karşı karşıyayız.
Çerçeve yasa konusunda susan herkes, anayasa değişikliği ve sonrasındaki bütün gelişmelere karşı da sussun ki tutarlı olsun, ikiyüzlülükle halk aldatılmasın!
TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN TASFİYESİNDE HOLDİNGLER BAŞROLÜ OYNUYOR.
Halkımız inim inim inlerken onlar her türlü sefasını sürüyor ve başımıza gelen bütün felaketlerde görünmez olmayı sürdürüyorlar.
"Saray" patronların, emperyalistlerin, uluslararası tekellerin ve yerli işbirlikçilerinin paratoneri olmuş durumda. Onun için ağızları kulaklarında Tayyip Erdoğan'a duacı hepsi.
***
İşte şu Erdoğan-Öcalan-Bahçeli sürecinde bile mesafe kat edebilseler asıl kazanan bunlar olacak.
ABD hâmiliğinde bölgesel entegrasyonu sağlamak ve Ortadoğu'da sermaye akışını güvenceye almak için Cumhuriyet'i tasfiye ediyorlar.
Karşıdevrimci, etnik ve dinsel temelde güya bir bütünleşme ile Barack'ın ifade ettiği ideale ulaşmaya çalışıyorlar.
Bütün bunların ardındaki sermaye aklını ise ne yazık ki yalnızca TKP ve dostları gündeme getiriyor.
***
Ortadoğu'nun devasa ucuz iş gücü havuzunu sisteme entegre etmek, devasa serbest ticaret bölgeleri inşa etmek, köle gibi çalışacak insan toplulukları yaratmak, sermaye için bütün sınırları ortadan kaldırmak ve İsrail'in dostluğu ile koca bir coğrafyada, dikensiz bir gül bahçesinde mutlu mesut sermaye biriktirmek...
Yeni Osmanlıcılık, kapitalizmin taze kan ve pazar arayışının resmi politikası olarak işliyor. İçeride bu vizyona hizmet edecek yeni bir anayasal rejim inşa edilmek isteniyor.
***
Amiral gemisi ise rüzgârı çoktan arkasına almış durumda. Koç Holding'in bu yılki ilk yarı bilançosunda 36,4 milyar dolarlık konsolide gelir, 1,7 milyar dolarlık yatırım ilan ettiler.
Bütün savaşlar, kırılan enerji tedarik zincirleri, krizler, ambargolar hep Koç'un kasasına nakit olarak yansıyor.
İnim inim inleyen halkımız zamanında TÜPRAŞ'ı Koç Holding'e "hediye" ettiği için...
Ama neyse, Koç'un bir günahı yok. Her şeyin sorumlusu Saray(!)