Lafı dolandırmayalım, kalabalıkların barbarlığına bir davetiyedir bu. Sanata, edebiyata, sinemaya, tiyatroya, felsefeye maruz kalmayan bir bilinç yaşamın değerine dair bir ufku nasıl çizecek? Kedileri, köpekleri parçalayan, okulları tarayan çocuklar nereden çıkıyor sanıyorsunuz?
Bir elektrikçinin iyi elektrikçi olabilmesi için Shakespeare ya da Mesnevi okuması gerekmez. Ama elektrikçi yalnızca elektrikçi değildir. O aynı zamanda insandır, yurttaştır, ebeveyndir, kuldur, ahlaki kararlar veren ve hayatının anlamı üzerine düşünen bir varlıktır.
Tarih, edebiyat, felsefe, sanat gibi alanların varlık ve öğretilme gerekçesi doğrudan bilgiyi paraya çevirmek değildir. Bunlar insanın muhakemesini, hayal gücünü, kendisini ve başkalarını anlama kapasitesini geliştirir. Parayı kısmen bunlar için kazanırız zaten.
Asıl sorun eğitimin değerini ekonomik üretkenliğe indirgemektir. Burada yapılan şey de o. Bir toplum iyi elektrikçilere ihtiyaç duyduğu kadar, elektrikçilerini yalnızca birer iş gücü olarak görmeyen bir eğitim anlayışına da ihtiyaç duyar.
Not: Iki lisans okudum ikisinde de Shakespeare okumadım...
Bu laflar 19. yüzyıl İngiliz fabrika sahibi sömürgeci burjuvazinin işçi çocukları için söylediği lafların 21. yüzyıl versiyonudur. Felsefeyi, edebiyatı, tarihi ve sanatı sadece elit zümreye ve onların çocuğuna hak görme kibrinden başka birşey değildir. ++