@eddagistani__ “Hu diye bağıran” ne demek? Zikri Hû bağırıntı, cehri zikir gürültü mü oluyor sizin nazarınızda? Bir yolun güzelliği, başka bir yolun usul erkanına hadsizlikle mi izah edilir. Tasavvufun ana kaynağı o Resul iken sizin hadsizliğiniz bunu size unutturmuş. Edep ya Hû edep.
'TÜRKLER' GELİNCE ANADOLU 'TÜRKİYE' OLDU
Zaman zaman Türk'üm dememek için Türkiyeliyim diyenler 'Türkiye' isminin Türk'ten geldiğini herhalde bilmiyorlar.
Malazgirt'ten sonra Türkler'in akın akın Anadolu'ya gelmeleri sonucu Avrupa'da burası Türkiye diye anılmaya başlandı. Rahmetli Faruk Sümer, 1085'ten itibaren Avrupalılar'ın Anadolu'ya Türkiye demeye başladıklarını söyler. İmparator Friedrich Barbarossa'nın katıldığı Üçüncü Haçlı Seferi'den (1189-1192) itibaren Batılı yazarlar Anadolu'dan, Türk hakimiyetine giren hiçbir ülkeye vermedikleri bir adla Turchia/Turquie (Türkiye) diye söz etmeye başladılar. Turchia: Türklere ait, Türklerin ülkesi manasına gelir.
Bu Haçlı seferinden yarım yüzyıl sonra 1245'te papanın Moğollar'a gönderdiği elçilik heyetinde bulunan Rahip ve diplomat Simon de Saint-Quentin bu isimlendirmeyi sistematik hale getirdi. Tarihçi Claude Cahen'e göre o dönemde çağdaş yazarların gözünde Anadolu'nun Türk niteliği ülkenin bütününe damgasını vurmuştur.
"Sizi affetmeyeceğim. Ne bu dünyada ne de ahirette."
Gazzeli bir kız çocuğu, Tabi'in okulunda yaşanan katliamda tanık olduğu dehşetin ardından dünyaya sesleniyor.