Cennetimi başkasının cehennemi üzerine inşa etmekten beni muhafaza eyle Allah’ım! Görüşüm haklı çıksın diye bir müslümanın günah işlemesine veya yanlış görüşler söylemesine sevinmekten beni muhafaza eyle Allah’ım! Kalbimin ısınmadığı Müslümanlara da dua etmeyi bana nasip eyle.
Yeni resmim; “En Güzel Kıssa” ☀️
Hz. Yusuf’un hikayesini anlatmaya gayret ettiğim bu tabloda iç içe geçmiş yapraklar boyunca kıssanın bölümleri anlatılıyor. Ramazan ayı boyunca üzerinde çalışırken, Allah’ın planı, hayatlarımızdaki zamanlamalar, beklemek ve nihai kader üzerine beni çokça düşündürdü. Nitekim Hz. Yusuf’un başına akla gelmeyecek işler gelse de sonunda hepsi güzel bir sonuca hizmet ediyor. Dah çocukken vaad edilen nimetlere yıllar sonra kavuşuyor.
Resme dönecek olursak, resim en başta Hz. Yusuf’un meşhur rüyasıyla başlıyor. Tüm resmi çevreleyen rüya bulutlarının içinde ay, güneş ve on bir yıldız yer alıyor.
Ortadaki daire şeklindeki motif, stilize edilmiş bir kuyu resmi, ortasında ise kardeşleri tarafından kuyuda bırakılan Yusuf yer alıyor.
En sağ üstteki yaprakta, Yusuf’un kana bulanmış gömleği var. Ona doğru uzanan ve yapraklarını döken ağaç ise Hz. Yakup’u temsil ediyor.
Bir sonraki yaprakta, kuyudan Yusuf’u çıkaran kervan ve şehire getirilip saraya satıldığı sahne yer alıyor.
Bir sonraki, Züleyha’nın Hz. Yusuf’un gömleğini yırttığı sahne.
Yanındaki ise Mısırlı kadınların Hz. Yusuf’u görüp meyve soyarken parmaklarını kesmeleri.
Daha sonra zindan yılları geliyor. Burada zindandaki arkadaşlarının rüyalarında gördükleri nesneler yer alıyor.
Sonrasında kralın rüyasındaki yedi semiz inek yedi zayıf inek, yedi dolgun ve yedi ince başak var.
Sol üst sahnede ise Hz. Yusuf’un Mısır’ı yönetmesi, halka adaletle erzak dağıtması, insanların ona yolculuk yapması ve kardeşi Bünyamin’in çantasına koyduğu kase anlatılıyor.
Lotus yapraklarının yer aldığı son sahnede ise yine en başa dönüyoruz ve bu sefer Hz. Yusuf’un Mısır’da on bir kardeşi ve yanında oturan anne babasının secde ettiği sahne yer alıyor.
İyi seyirler! :) ✨
144 yılın ilk öğrenci iftarını gerçekleştirmek nasip oldu🌙
Emeği geçen herkese ve bizi bu süreçte yalnız bırakmayan tüm arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ederiz.
Şu hadise normal şartlarda tüm dünyada günlerce konuşulmayı, tartışılmayı ve faillerine tavır almayı gerektirirdi. Ama arkasına ABD ve AB gibi küresel haramilerin desteğini almış Siyonist çetenin işlediği suçlar karşısında çıldırtan bir sessizlik dünyayı kaplıyor.
Tam bir utanç!
İnanılmaz.
İsrail çadırları bombalıyor tüm kameraların önünde.
1 tonluk bombalarla bez parçalarını ve içindeki çocukları yakıyor ve parçalıyor İsrail.
Hiçbir askerî hedefe hizmet etmeden, sadece bir halkı katliamlarla yok etmek için yapıyorlar bunu.
İsrail hastane vuruyor ve parçalanmayan kaldıysa yanarak can veriyor. Evet hepsini tek cümlede kullandım, aklınız alıyor mu! Hastane vurmak, parçalanmak ve yanmak. Allah kahretsin.
Bir hukuk mütehassısı olarak tüm samimiyetimle belirtmek isterim ki abimiz en doğrusunu yapmıştır. Dünyanın herhangi bir yerinde Kur’an-ı Kerim yakmaya niyetlenen herkes, başına kötü bir şey gelmesi ihtimalini göze almak zorunda. 2 milyar inananı var o kitabın, oyun değil bu.
Sadece şu olay bile İsrail’in Gazzelilerin canıyla ve tepki halinde olan dünya kamuoyuyla nasıl dalga geçtiğini gösteriyor. Ne yazık ki medyada yer almadı bile.
İsrail daha önce tutukladığı 3 Gazzeliyi serbest bırakıyor. Onlara koşmalarını söylüyor ve tek tek vurup öldürüyor.
Aylarca zindanda işkence ettikten sonra nihayet ailelerine döneceklerini düşünen Gazzelilere yapıyor bunu, heyecanla bekleyen ailelerine de ne yazık ki cesetleri ulaşıyor.
Bu olaya gösterilen tepkilerden anladığım şu ki:
Tüm kadınlar eşittir ama bazı kadınlar daha eşittir.
İsrail’in, Yahudiler dışında hiçbir milleti insan olarak kabul etmemesi gibi fem*nist gruplar ve diğer zımbırtılar da sadece işlerine yarayacak belli kadınlar için ses çıkarıyor+