AKP'nin “Lekelenmeme hakkı” kapsamında gizlenen, 187 milyarı götürenlere ağır yaptırımlar yolda!
▪️ WhatsApp gruplarından çıkarılacaklar!
▪️ Instagram'da engellenecekler!
▪️ Tekrarı halinde doğum günleri de kutlanmayacak!
Devletin şakası yok!
Barış Alper Yılmaz ilginç bir adam ya
Sol ön oynadığında avrupaya transferi imkansız diyorsun sağ beke attığında içinden Dumfries çıktı.
Sağ bek olayım derse , Ferdi gibi avrupaya transferi mümkün olabilir.
Murat Bardakçı, Fatih Altaylı’ya ‘Hamas’ ayarı vermiş CHP’liye anlatır gibi anlatmış yada Yeni Partililere 😎
- Hamas’a terör örgütü demek Kuva-yi Milliye’ye terör örgütü demektir
"Fon skandalının araştırılması önergesi AKP-MHP Oyları ile Reddedildi." YA RAB ACİZ KALDIK! Hüküm senindir. Cahiller ve zalimler topluluğunun, onların destekçileri ve işbirlikçilerinin zulmünden mazlumları koru! Onlar kaçtıklarını zannettikleri şeye doğru koşuyorlar. Kurtuluş kapısı zannetikleri kapının ardında onları bekleyen bir felaket var, ama gözleri var görmüyorlar.
Yeni Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, fon skandalına ilişkin isimler, rakamlar ve MKK numaraları paylaştı.Belgesiz hiçbir bilgiyi kamuoyuyla paylaşmadıklarını vurguladı.
Özlale;
• Ticaret Bakanı Ömer Bolat adına olduğu belirtilen 29289013 numaralı MKK hesabı üzerinden 170 milyon TL,
• Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın babası için 23542284 numaralı MKK hesabı üzerinden 830 milyon TL tutarında işlem gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini sordu.
Bu işlemler gerçekleştirildi mi, gerçekleştirilmedi mi?
Yanıtın adresi MKK kayıtları ve ilgili işlem dökümleridir.
Bu akşam saat 20.00’de DOSYA programına bekliyoruz.
Anlatacak yeni bilgilerimiz, paylaşacak yeni belgelerimiz ve soracak yeni sorularımız var.
Belgelerle, isimlerle, rakamlarla…
Bu akşam DOSYA’da görüşmek üzere!
Bekir Bey,
Öncelikle bazı hususları açıklığa kavuşturmak istiyorum.
Sizinle daha önce hiç görüşmedik. Telefon numaranız da bende kayıtlı değildi.
Numaranızı buldum, sizi aradım ve mesaj gönderdim. Arama ve mesaj kayıtlarını da paylaşıyorum.
Daha sonra siz beni mesaj gönderdiğim numaradan değil, başka bir numaradan aradınız. O sırada motosiklet kullandığım için telefonunuza cevap veremedim. Eve ulaştığımda, arayan numara kayıtlı olmadığı için geri dönüş yapıp kim olduğunuzu sordum. Siz de kendinizi tanıttınız.
Telefon görüşmemizde yaşananları size anlattım.
Üstelik program sırasında gazeteci İsmail Saymaz da size ulaşmaya çalıştı.
Şimdi siz kamuoyuna dönüp “ARAMADINIZ! SORMADINIZ! TEYİT YA DA BİLGİ İSTEMEDİNİZ!” diyerek beni yalan söylemekle suçluyorsunuz.
Oysa telefon kayıtları ve gönderdiğim mesajlar ortada.
Bir başka önemli husus daha var.
Bir gazetecinin elde ettiği bilgiyi doğrulatabileceği tek makam siz misiniz?
Adli kaynaklar yok mu? Resmî belgeler yok mu? Siyasi partinizin temsilcileri yok mu? Konuya doğrudan vakıf başka kişiler ve kurumlar yok mu?
Bir gazeteci, elde ettiği bilgiyi farklı ve birbirinden bağımsız kaynaklardan araştırır, karşılaştırır ve doğrulatır.
Gazetecilik, bir basın müşavirinin açıklamasına veya onayına bağlı olarak yürütülen bir faaliyet değildir.
Bir bilgiyi teyit etmek başka, iddiaların muhatabına cevap hakkı tanımak başka bir şeydir.
Ben size ulaşmaya çalışırken gazetecilik sorumluluğumun gereğini yerine getiriyordum. Bu, başka kaynaklardan bilgi edinmediğim ya da araştırma yapmadığım anlamına gelmez.
Ayrıca canlı yayında Sayın Bakan’ın açıklamasında bana atfedilen rakamı telaffuz etmedim. Yayın arkadaşımın sorusu üzerine söz konusu rakamı bilmediğimi açıkça söyledim. Aktardığım bilgilerin iddia olduğunu da özellikle belirttim.
Ortaya koyduğum bilgilerin ve iddiaların araştırılmasını, belgeler üzerinden açıklama yapılmasını beklerken tartışmanın şahsıma yönelik bir “yalancılık” suçlamasına dönüştürülmesini doğru bulmuyorum.
Elbette söylediklerime itiraz edebilirsiniz. Elinizdeki bilgi ve belgelerle iddiaları yanıtlayabilirsiniz. Ben de verdiğiniz yanıtları kamuoyuyla paylaşırım.
Ancak beni “iftiracı” ve “yalancı” olarak nitelendirmeniz, ortaya koyduğum soruları ortadan kaldırmaz.
Siz “Tek bir telefon, tek bir mesaj yok” diyorsunuz. Ben arama ve mesaj kayıtlarını paylaşıyorum.
Asıl mesele kimin kimi aradığı değil, kamuoyunun yanıt beklediği sorulardır.
Telefon kayıtları üzerinden tartışmak yerine, belgeler ve iddialar üzerinden konuşalım.
Çünkü gazetecinin görevi soru sormak, kamu adına denetlemek ve gerçeğin peşinden gitmektir.
Sorulara cevap vermek yerine soruları soranı tartışmanın merkezine koyarsanız, sorular ortadan kalkmaz. Yalnızca cevapsız kaldıkları daha görünür hâle gelir.
Yalan dediğiniz konular ile ilgili de paylaşım yaptım.Yayın kesitini de ek olarak koyuyorum.
https://t.co/h3aTej6RMi
Bir arkadaş sürekli Hz. Yunus'un duasını okurken bir gece Hz. Yunus'u rüyasında görüyor. Ona "Biz de senin gibi dua ediyoruz ama buradan niye çıkamadık?" diye sorunca, Hz. Yunus: "Ben duayı ilk ettiğimde Allah beni balığın karnından çıkarsaydı dalgalı bir denizin ortasında ve
İzmir’i bu şekilde alması ileride AK Parti’nin gururla anlatacağı bir icraat olacak mı?
Bu sorunun cevabını partiye yıllardır emek verenler bence zaten biliyor…
İzmir Marşı’nın AK Parti’nin kurumsal kimliğiyle, Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi duruşuyla, koca bir mücadelenin geçmişiyle uzaktan yakından alakası yoktur.
Tam tersine İzmir Marşı tüm bu mücadeleyi kadük kılmak isteyenlerin, Atatürk maskesi altında her türlü arsızlığı, hırsızlığı yapanların kendilerine kalkan ettikleri bir marştır.
Kaldı ki marşın kendisi bile çalıntı olup, orijinali İzmir’in dağlarında değil Kafkasya Dağları’nda açan çiçekleri konu alır
İzmir’in AK belediyecilikle tanışması elbette önemlidir ama ortada bir seçim başarısı yoktur, böyle bir transfere özel video yapmak, hele hele bunu İzmir Marşı ile yapmak AK Parti’yi, tabanını, verilen mücadeleleri tanımamak demektir
Umarım bu büyük hatadan dönülür, bu video silinir, bu şarkı Cumhurbaşkanının huzurunda çalınmaz
AKP’ye geçecek olan Cemil Tugay’ın geçmişte yaptığı konuşma:
“CHP’lilerin oylarıyla seçilmiş bir kişinin, CHP’lilerin onayı olmadan kafasına göre parti değiştirmemesi lazım.
Siyaset yaparken topluma güven vermeliyiz.
Geçmişte başka konuşup şimdi başka konuşursak olmaz.”
Fon soruşturmasında adı geçen, Adil Varlık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı, ölü bulundu.
46 yaşındaki Ballı, bugün İstanbul Çekmeköy’de boş arazide çalışır vaziyetteki aracın içerisinde tabancayla vurulmuş halde bulundu.
Ballı’nın fon soruşturması şüphelilerinden, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa ile ortalığı bulunuyor.
Bir asır önce saraydan bir imza alanlar, Anadolu’yu da aldıklarını sandılar.
Yanıldılar.
Şimdi de bir bed-maye’den tehditle imza alınca koca İzmir’i alacaklarını sanıyorlar.
Yanılıyorlar.
İzmir’e “gavur” diyenlerin, İzmir marşına merakı manidar.
Rehni alan, mülke sahip olmaz.
Mülk benim oldu sanan varsa işte meydan.
Mert olan sandığı koyar, İzmirlilerin huzuruna çıkar.
Bakanı aday çıkardın olmadı, Başbakanı aday çıkardın olmadı.
İzmir’i sandıkta hiç kazanamadın, hiç kazanamayacaksın.
KapKaç ile olmaz bu işler.
Milletten ödü kopanın zaten süresi geriye işler.
Hadi Erdoğan, yarın o namerd ile kamera karşısına geçmeni ve tarihe yeni bir utanç fotoğrafı bırakmanı bekliyorum.
Kaçan kaçsın, giden gitsin.
Ben milletin gözüne bakıyorum.
Herkes kendine yakışanı yapıyor.
Millet bu olan biteni tarihin kara kaplı defterine yazıyor.
Başkanlık sistemi neden kötüdür?
İşte bu yüzden…
Tera’nın borsaya açılmasını sakıncalı bulup imza atmayan SPK üyeleri Mütalip Ünal ve Ali Akay, HİPER SÜPER BAŞKANLIK SİSTEMİ sayesinde bir gece yarısı görevlerinden alındılar ve yerlerine Enver Usca ve Bülent Murat Hahoğlu atandı.
İki ay sonra da SPK, Tera’nın borsaya açılmasına onay verdi.
Fail olup mağdura yatanları iyi görün sevgili halkım…
Özgür Özel: "Bu AK Parti'nin saadet zinciri. Milleti soyup soğana çevirmişler. Borsadaki kayıp 3,5 trilyon, tasfiye fonlardaki para 800 milyar lira, soygunun ekonomiye doğrudan maliyeti 90 milyar dolar."
"Erdoğan diyor ki: 'İktisadi güvenliğe sabotaj düzenlendi.' Eğer bir ülkede yargı bağımsızlığı ortadan kalktıysa, hukukun üstünlüğü ortadan kalktıysa, ekonomiye, iktisadi güvene sabotaj tam oradadır. Hele hele liyakatsiz, partizanca atamalar varsa sabotaj tam oradadır."