Bugün, tarihimizin anlamlı günlerinden biri… 🇹🇷
Mustafa Kemal Atatürk’ün Adana’ya gelişinin yıl dönümünü saygı, minnet ve gururla anıyoruz.
Adana’da yakılan bağımsızlık meşalesi, milletimizin azmi ve kararlılığıyla tüm yurda yayılmış; Kurtuluş Mücadelesi’nin ruhunu güçlendirmiştir.
Bu anlamlı gün vesilesiyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tüm kahramanlarımızı rahmet, saygı ve şükranla anıyoruz.
#Atatürk #Adana #Tarih #MilliMücadele 🇹🇷
6 Şubat depremlerinin ardından geçen 3 yılda yaşanan gerçekleri meclis kürsüsünden haykıracağım.
Bugün saat 17:00’dan itibaren TRT 3 veya TBMM TV’den izlemenizi dilerim.
Meclis kürsüsünde 10 saniyelik suskunluk eyleminden sonra konuşmamıza başladık.
AKP’liler kızsa da bu 10 saniyede dirençsiz kentlerde binlerce insan öldüğünü, çarkların durması sonucu endüstrinin durduğunu, hastanelerde binlerce insanın hayatının tehlikeye girdiğini vurguladık.
“Sizi deprem bölgesine davet edelim” dedi bir AKP’li vekil.
Unuttuğu bir şeyi hatırlattım: “Ben oradayım hanımefendi, orada yaşıyorum. Depremi yaşamış bir insanım.”
Bir ülkenin vicdanı, en çok sessizliğinde duyulur; ve ölüm, bir milletin aynasıdır.
Türkiye’de ölümün birden çok yüzü vardır. Bazen bir çocuk işçinin avucundaki son sıcaklık, bazen bir madencinin göğsünde kalan son nefes, bazen cinayetten korunmayan kadının son çığlığı, bazen deprem enkazından sarkan bir koldur.
Bazen susuzlukla boğuşan ülkede, selde kaybolan bir candır.
Bazen, bir evin çöküşünde mezar olur insanlara…
Ve ecelsiz toprağa düşen canlar, bu ülkede tesadüfen yaşadığımızı sürekli yüzümüze çarpar.
Biz hâlâ “Bir bina durduk yere niye yıkılır?” diye sorarız.
Cevap ihmalde, denetimsizlikte gizlidir. Ve enkaz altında kalan her beden, bir ihmal zincirinin son halkasıdır.
Ve bir patlamanın sesi, bir bacanın tütmemesi, bir otelin, bir iş yerinin ömür boyu tütecek yangınına dönüşür.
İnsan yaşamı bu kadar ucuz olabilir mi? Önlemin alınmamasının bedelinin canlarla ödenmesi kabul edilebilir mi?
Albert Camus’un
“Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, o ülkede insanların nasıl öldüğüne bakın” der Albert Camus. Başka söze gerek var mı?
📍TBMM - ANKARA
#deprem #KadınCinayetleriPolitiktir #çocuklarölüyor #enkaz #sel #afet
5 Aralık 1934; Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli dönüm noktalarından biridir.
Ülkemizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde, kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmış, böylece Türk kadını birçok Avrupa ülkesinden yıllar önce siyasi eşitliğe kavuşmuştur.
Bu hak, sadece bir oy kullanma hakkı değil; kadının toplumdaki yerini, sesini ve iradesini resmî olarak tanıyan büyük bir devrimdir.
Köyde, şehirde, okulda, fabrikada çalışan kadın artık karar mekanizmalarında da söz sahibi olmuştur.
5 Aralık, “eşit yurttaşlık” ilkesinin somutlaşmasıdır.
O gün verilen hak sayesinde bugün TBMM’de kadın milletvekilleri, belediye başkanları, rektörler, hâkimler, generaller ve girişimciler var.
Kadın yoksa demokrasi de eksiktir.
5 Aralık, bu gerçeği 91 yıl önce ilan eden cesur bir adımdır.
Ne mutlu o hakkı verenlere, ne mutlu o hakkı layıkıyla kullananlara!
#5AralıkTürkKadınınaSeçmVeSeçilmeHakkınınVerilişGünü
ANADOLU’NUN NEFESİ, BEREKETİ, MİRASI ZEYTİN AĞAÇLARIMIZ
Günümüzün hızlı ve gürültülü gündemleri arasında, yaşamın temel ritmini ve toprağın sesini dinlemeyi unutabiliyoruz.
Türkiye'nin ekolojik ve kültürel mirasının en önemli parçalarından biri olan zeytini, partililerimizin ve yurttaşlarımızın katılımıyla çoğaltmak hem çevreye hem de toplumsal bilince büyük katkı sağlamak için bugün bir kampanya başlattık.
“BİR FİDAN DİK, BİR GELECEK YEŞERT!”
Bugün başlattığımız proje, tam da bu noktada, siyasetin ve geçici tartışmaların ötesinde, insan olmanın ve doğaya saygının evrensel çağrısıdır.
Zeytin, bu toprakların ortak mirası, binlerce yıllık yaşam döngüsünün ve bereketin sembolüdür.
Her birey, kendi yaşam alanında, balkonunda, bahçesinde, sitesinin ortak alanında bir zeytin fidanı büyüterek bu mirasa sahip çıkmalı ve gelecek nesillere "yaşayan bir tarih" devretmelidir.
Yerelden Ulusala Sahiplenme olabilmesi açısından tüm halkımızı bu kampanyamıza destek vermeye çağırıyoruz.
#BalkonumdaZeytin
#BirFidanDikBirGelecekYeşert
#AnadolununNefesiZeytin
On beş, yirmi yıllık danışmanlar hâlâ geçici sözleşmeliyken ve kadro, kıdem tazminatı beklerken kamuya kısa süre önce alınmış birçok kişi Meclis içinden ancak on beş, yirmi yılda tecrübe sahibi olarak erişilebilecek makamlara birkaç ayda erişiyorlar; bu da hem iş barışı hem de liyakat açısından sıkıntı yaratmaktadır.
Mecliste uzun süre deneyimi olmasa dahi üç ay içerisinde gelecek yirmi ila kırk yılını garantilemiş oluyorlar.
Dolayısıyla bunun dikkate alınması gerekiyor.
📍TBMM Bütçe Görüşmesi