Biz bunları zamanında aşağıdaki gibi onlarca ispatla ortaya koymuştuk.
O dönem bize en büyük saldırıyı CHP içerisindeki İBB destekli troller ile onları yöneten ve onlarla organize hareket eden FETÖ hesapları yapmıştı.
CHP, FETÖ aleyhine söylediği sözleri silerek FETÖ ile “helalleşmeye” başlamış.
Bu bir helalleşme değil ise CHP yönetiminde FETÖ’cülerin halen aktif olduğunun kanıtıdır.
En acı ihtimal de Kılıçdaroğlu’nun dil sürçmesiyle yaptığı FETÖ eleştirisinin kendi talimatıyla silinmesidir.
Yaklaşık 5 ay sonra kesintisiz iktidarımızın 24 yılını dolduracağız.
Büyük AK Parti ailesi olarak hem süre bakımından hem de Türkiye’ye kazandırdığımız eserler bakımından aşılmaz rekorlara imza atmanın haklı gururunu yaşıyoruz.
Geçtiğimiz yıl Türkiye Araştırmaları Vakfı bünyesinde gerçekleştirdiğimiz 12 haftalık “Kültür Meselelerimiz” atölye çalışmasının zihinsel ve fikri bir yürüyüşe dönüşen neticesi olan “Bronz Süvari” okuyucuyla buluştu.
Bazı hikayeler vardır, insan yıllar boyunca zihninde taşır. Bronz Süvari de çocukluk hafızama kazınmış böyle bir sahnenin izinden doğdu. İki plastik leğen karşılığında elden çıkarılan antik bir bronz süvarinin hikayesinden…
İlk bakışta basit bir takas gibi görünen bu sahne, aslında modern dünyanın büyük kırılmalarından birini içinde taşıyordu. Çünkü modernlik, eşyayı değil anlamı dönüştürdü. Kıymeti değere, değeri fiyata, hakikati ise faydaya indirgeyen uzun bir zihinsel yürüyüştü.
Roma mirasından Westphalia düzenine, sömürgecilikten gözetim kapitalizmine, ulus-devletin inşa süreçlerinden algoritmik yönetişime kadar uzanan geniş bir tarihsel hatta; modern aklın insanı nasıl dönüştürdüğünü anlamaya gayret ettim. Çünkü bugün insan yalnızca siyasetin, ekonominin ya da teknolojinin konusu değil; aynı zamanda ölçülen, sınıflandırılan, yönlendirilen ve giderek veriye indirgenen yeni bir varlık tasavvurunun merkezinde duruyor.
“Post-truth” çağının hakikati gürültü içinde görünmez hale getirdiği bir zamanda yaşıyoruz. Harita ile bölge arasındaki mesafenin açıldığı, temsilin hakikatin önüne geçtiği, profilin şahsiyetin yerini aldığı bir çağ bu.
Dikkat ekonomisinin ve tekno-feodal düzenin kuşatması altındaki insan, artık yalnızca ne düşündüğüyle değil; nasıl hissettiği, neye baktığı, ne kadar durduğu ve ne kadar tükettiğiyle de tarif ediliyor.
Bronz Süvari, benim için yalnızca bir eleştiri değil; aynı zamanda bir yön arayışı oldu. Çünkü bugün en büyük meselelerden biri, insanın yeniden kendisine dönebilmesidir.
Bu yüzden Bronz Süvari, bizi plastik parıltıların geçici cazibesinden uzaklaşıp asli olanı yeniden hatırlamaya çağırıyor. Gürültüden sese, profilden şahsiyete, veriden kalbe doğru bir dönüş imkanına…
Bu çağın yükünü, aynı soruları ve aynı arayışı hisseden okurlarla, aynı düşünce ikliminde buluşmak dileğiyle…
Van İl Gençlik Kollarımızı Genel Merkez’imizde ağırladık.
Nazik ziyaretleri için kıymetli hemşehrilerime teşekkür ediyorum. @akgenclikvann@gultepeburak
📍AK Kütüphane
Daha iki hafta önce Van’da bir evladımızı toprağa verdik, dün ise bir diğeri ölümden döndü.
Sokaklar çocukların oyun alanıdır, sahipsiz köpek çetelerinin değil.
Hiçbir 'ama' bir çocuğun hayatından değerli değildir.
Çatlak sesleri dikkate almadan ne gerekiyorsa yapmalı ve sokakları acilen güvenli hale getirmeliyiz.
Üst üste 4’üncü kez Trendyol Süper Lig Şampiyonu olan Galatasaray’ı; futbolcularıyla, teknik ekibiyle, yönetimiyle ve taraftarıyla tüm @GalatasaraySK camiasını yürekten tebrik ediyorum.
Bu leş kafa tipik bir CHP zihniyetidir.
Eylemin ve kişilerin İslamla veya Ramazanla en ufak bir ilgisi olmamasına rağmen yine dini değerlere saldırmak için leş ağızlarını açtılar.
“Yeterki iktidara ve dine saldırabilelim de ülke her türlü kötülüğü yaşasa da olur” diye pusuda bekleyen akbabalar.
Bir kez olsun bu milletin acısına merhem olmayı deneyin.
CHP Gölge Milli Eğitim Bakanı Suat Özçağdaş:
Radikal İslamcı tipler yaratmak isteyen bir güruh bakanlığı işgal etmiş.
Timsah gözyaşı döken Cumhurbaşkanı'na sesleniyorum,
"Çok üzülmüş, Allah ona sabır versin"miş.
Bu ölümlerin sorumlusu sensin Erdoğan.
Bugün ve dün çok acı olaylar yaşadık. Bu tür olaylar sonrası gelen yayın yasakları “medya sansürü” değil bilimsel bir "karantina" uygulamasıdır.
Bugünkü elim olay sonrası pek çok yerde makalesine atıf yapılan veri bilimci Sherry Towers bu yasakların neden hayat kurtardığını bilimsel verilerle anlatmış.
Towers, kitlesel şiddeti bir "salgın hastalık" olarak tanımlıyor. Makaleye göre şiddet, medya aracılığıyla "bulaşır". Bir saldırının detaylarını paylaşmanın, virüsü açık bir yaraya sürmekle aynı etkide olduğunu vurguluyor.
Yani yayın yasaklarına uymak, hukuki değil, ahlaki bir "toplum sağlığı" sorumluluğudur. Yayın yasağı, saldırganı değil, toplumun zihinsel sağlığını da korur. Şiddeti "görünür" kılan her paylaşım, şiddetin yayılmasına aracılık eder.
Tabi bir de önemli olan diğer husus ise söz konusu mesele yayın yasağı olunca “biz medya mensubu değiliz” diyerek etkileşimin peşinde koşan haber siteleri/sayfaları da bu süreçlere uymalıdır. Uymaları için de yasal düzenlemer yapılmalıdır.
Kahramanmaraş’ta gerçekleşen, tüm Türkiye’yi derinden üzen silahlı saldırıdan etkilenen tüm vatandaşlarımıza, tüm ailelerimize, özellikle sevgili yavrularımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Bu elim saldırıda maalesef pırıl pırıl evlatlarımızı ve fedakâr bir eğitimcimizi kaybettik.
Kaybettiğimiz canlarımıza yüce Allah’tan rahmet niyaz ediyor; kederli ailelerine sabır, eğitim camiamıza başsağlığı diliyorum.
Cumhuriyet savcılarımız, mülkiye ve maarif müfettişlerimiz derhâl başlatılan soruşturmaları titizlikle yürütmektedir. Olay tüm boyutlarıyla mutlaka aydınlığa kavuşturulacaktır.
Millî Eğitim, Aile ve Sosyal Hizmetler, İçişleri, Adalet ve Sağlık Bakanlarımız, yaralılarımızla ve hadiseden etkilenen kardeşlerimizle ilgilenmek, acıları paylaşmak ve sürece bizzat vaziyet etmek üzere Kahramanmaraş’a intikal etmişlerdir.
Milletçe hepimizin yüreğine kor bir ateş düşüren böyle bir saldırının siyasi polemiklere ve reyting kaygısına malzeme yapılmaması, vicdani olduğu kadar ahlaki bir görevdir. Acının siyaseti olmaz.
Hadisenin hassasiyetine binaen başta basın mensuplarımız olmak üzere toplumun tüm kesimlerinden gerekli özeni göstermelerini rica ediyorum.
Bu süreçte milletimizden yalan ve yanlış haberlere, dezenformasyon içeren paylaşımlara itibar etmemelerini, ilgili kamu kurumlarımızın açıklamalarını dikkate almalarını istirham ediyorum.
Evlatlarımıza, ailelerimize ve öğretmenlerimize tekrar geçmiş olsun diyorum.
Çocuklar için en büyük tehlike!
Dijital dünya “dürtüsel şiddeti” artırıyor. Gençler dijital öneri algoritmaların oluşturduğu “dopamin döngüsü” aracılığıyla ile “hedonizm tuzağına” düşüp “zombileşiyor.”
Dijital evren gençleri çocukları şiddete nasıl sürüklüyor?
Bir çocuk genç sadece YouTube ve Telegram kullanarak silah kullanmayı nasıl öğrenebiliyor?
Bu kullanıcılar silahlı saldırıyı YouTube ve Google kullanarak nasıl planlayabiliyor?
Dünya nüfusunun çoğunluğu için ismin 'soykırım' ile eş anlamlı.
İşlediğin suçlar, kurduğun cümlelerden çok daha yüksek sesle konuşuyor.
Adını Cumhurbaşkanımızla aynı cümlede anmak bile bir zuldür fakat bu gerçek dünya döndükçe söylenecek:
Recep Tayyip Erdoğan dünyanın her yerindeki mazlumların umududur.
Sen ise aşağılık bir katilsin.
Netanyahu is the PM of an apartheid state that has occupied a defenseless people's lands for 60+ yrs in violation of UN resolutions.
He has the blood of Palestinians on his hands and can't cover up crimes by attacking Turkey.
Want a lesson in humanity? Read the 10 commandments.
Kültür ve Sanat Politikaları Başkanlığı birim toplantımız, Genel Başkan Yardımcımız Sayın @HuseyinYayman başkanlığında gerçekleştirildi.
Toplantımızın, ülkemiz, partimiz ve teşkilatlarımız adına hayırlara vesile olmasını diliyoruz.
@Akparti
Sapkın zihniyetleri için çocukları katledenlerin, bir oyuncuyu "baba olamamakla" tehdit etmesi şaşırtıcı değil, ibretliktir
Hiçbir tehdit, Filistin halkının çığlığını ve ona destek olan vicdanları susturmaya yetmeyecek.
Allah böyle sağduyulu sanatçılarımızın sayısını arttırsın.
İsrail’in tehdit ettiği Eşref Rüya dizisi oyuncusu Görkem Sevindik CNN TÜRK’e konuştu:
Sosyal medyada gezinirken bir videoya denk geldim.
İdam kararı verilmiş bazı insanların otobüse bindirilmiş halini gördüm ve orada son kez çocuklarına bakışlarını, son kez çocuklarına sarılışlarını gördüm.
Gerçekten bir vicdan sahibi bir insan olarak ve bir baba olarak, benim de evladım var, empati yaptım. O anda çok ciddi anlamda bir duygusal an yaşadım. Böyle bir zulme tabii ki vicdan sahibi bir insan olarak karşıyım ki bütün vicdan sahibi insanlar karşıdır. Kendimce bir tepki göstermek istedim ve paylaşım yaptım.
İsrailliler beni boykot ediyorlar şu an. Orada yayınlanan, içerisinde yer aldığım diziyi boykot ediyorlar. Benim için hiç fark eden bir şey yok. Ben tepkimin arkasındayım. Zulme karşıyım, her yerde zulme karşıyız. Olmaması için de elimizden geleni yapmak için de hazırız.
(İsrailli Bakan Gvir’in tehdidi) Bürokrasinin girmesi tabii beni çok ilgilendirmiyor. Ben tamamen bir baba olarak, bir sanatçı olarak kendi duygumu paylaştım. Kendileri artık boykot ediyorlarsa etsinler. Çok da umurumda değil açıkçası.
Bu sene “Gıda İsrafı” temasıyla 4’üncü yılını kutladığımız 30 Mart #UluslararasıSıfırAtıkGünü, görünmeyen bir kaybı gözler önüne seriyor.
Dünyada her yıl, 5.8 trilyon tabak yemeğe eş değer 2.3 milyar ton gıda tüketilmeden kaybediliyor.
Ziyan olan her lokma yalnızca bir nimetin değil; toprağın bereketinin, suyun kıymetinin ve emeğin karşılığının eksilmesidir.
Bu gidişata hep birlikte “dur!” diyelim. ♻️🌎 @csbgovtr@sifiratikvakfi0
🔗 https://t.co/zCtmXd7LlB
MKYK Üyemiz Ömer Arvas’ın katılımıyla “Geceye Işık Tutan AK Gençlik” programımızı gerçekleştirdik.
Hastanede görev yapan sağlık personellerimize ve tedavi gören vatandaşlarımıza sahurluk ikramında bulunarak Ramazan’ın bereketini ve paylaşma ruhunu birlikte yaşadık.
@omerarvas