Yıl 1958. Aydın’ın Geyre köyü civarı.
Büyük usta Ara Güler, bir baraj açılışından dönerken şoförü yolu kaybeder. Hava kararır, mecburen bir köye sığınırlar.
Post: @aydinkulturveturizm
Sabah olduğunda Ara Güler gözlerine inanamaz. Köy kahvesinde insanlar Roma sütunlarının üzerinde pişpirik oynuyor, üzümler binlerce yıllık lahitlerde sıkılıyor, köy evlerinin direkleri antik sütunlardan oluşuyordur...
Tarih ve yaşam, iç içe geçmiştir.
Ara Güler, “Burada büyük bir şey var” diyerek deklanşöre basar ama İstanbul’a döndüğünde kimse ilgilenmez. Pes etmez, fotoğrafları uluslararası dergilere (Architectural Review) gönderir. Dünya ayağa kalkar!
Bu fotoğraflar sayesinde Prof. Kenan Erim bölgeye gelir ve ömrünü adayacağı kazıları başlatır.
Bir “yol kaybetme” hikayesi, dünyanın en önemli antik kentlerinden birinin, Aphrodisias’ın kaderini değiştirir.
Teşekkürler Ara Usta. Hem anı durdurduğun, hem de tarihi bugüne taşıdığın için. 🙏
#arkeoloj #archaeology #kültür #aragüler #aydın
@nilayornek O dönemde de Uğur Dündar haberi sahiplenmişti. TGC bile haberi ilk ortaya kendisi çıkarmış gibi bir de ödül vermişti😔 ben de bir yıl sonra haberi takibe ödül almıştım😂
30 yıl milliyet, hürriyet, dha gibi ulusal basında çalıştım,15 yılı yöneticiydim. Üstelik aynı yıllarda senaryo yazdım, belgesel çektim ama hala kirada oturuyorum. Duyuyorum meslektaşlarımı villalar da oturuyorlarmış, Bağdat caddesinde daireleri varmış, ben nerde hata yaptım?🙈😂
Fatih Belediye Başkanlığı’ndan şöyle bir açıklama geldi. İlgili müze İstanbul Arkeoloji Müzesi mi? Türk İslam Eserleri Müzesi mi? İlgili arkeolog kim? Bu eserler yerinde korunmalı kararından inşaat malzemeleri içinde korumayı mı anladınız. Neden müzeye gönderilmedi?
🚨नेतन्याहू की उसकी औकात दिखा कर निकल गई इटली की शेरनी,
इतिहास गवाह है, जब नज़रें मिलना बंद हो जाएं तो समझो रिश्ते खत्म!
जॉर्जिया मेलोनी ने इंटरनेशनल मीटिंग में जो किया, उसने पूरी दुनिया के बड़े-बड़े नेताओं को हैरान कर दिया है। नेतन्याहू सामने खड़े रहे, लेकिन मेलोनी के चेहरे के सख्त हाव भाव और नेतनयाहू के प्रति बेरुखी ने सब कुछ बयान कर दिया ,ये बात सिर्फ इग्नोरेंस की नहीं बल्कि बताया दुनिया को इटली का नया रूप,, बिना स्माइल बिना कोई दिलचस्पी दिखाए निकल गई
इसे कहते है पावरफुल लीडरशिप।
Şimdi soruyorum, hafriyattan hangi müze sorumlu? Hangi arkeolog onay verdi? Koruma kurulu nasıl izin verdi? Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu eserlerden haberi var mı? Bakanlık kaçırılan eserleri geri getirmek için onca uğraş verirken, bu eserler nasıl hunharca yok edildi.
Aziz Polyeuktos kilisesi Latin istilasında yağmalandı. Parçaları Arkeoloji Müzesi'nde, Zeyrek Camii'nin minberinde kaçırılanlar Vatikan’da. Ama fotoğrafta gördüğünüz parça Fatih Belediyesi için yapılan kütüphanenin temel hafriyatında çıktı. Kimsede bu inşaata dur demedi.
Skandal bir durum eğer haber doğruysa. Ömer Erbil'in çok uzun yıllardır bu tip haberler yapan bir gazeteci olduğunu düşünürsek, doğrudur. 3 kere okudum, hayret ettim. Böyle önemli bir haberi yeni öğrenmemize de hayret ettim, bu tweeti görenlerin ilgi göstermemesine de. Durumu özetlemeye çalışacak ve çeşitli sorular soracağım şimdi.
Saraçhane'deki Aziz Polyeuktos Kilisesi'nin İstanbul'un tarihi, mimarisi ve sanatı için taşıdığı önemi bu alanlara ilgisi olan herkes iyi bilir. 1204-1261 tarihleri arasındaki Latin İstilası'nda İstanbul'dan birçok Bizans eserinin Avrupa'ya kaçırıldığı malum. Bunlar içerisinde günümüzde İBB'nin restorasyon ve kazı faaliyetini yürüttüğü Aziz Polyeuktos Kilisesi'ne ait parçalar ise en çok bilinenlerdir. Kimi Arkeoloji Müzesi bahçesinde, kimi Molla Zeyrek Camii'nin (Pantokrator Manastırı Kilisesi) minberinde, kimi ise Venedik'teki San Marco Kilisesi'ndedir. Aziz Polyeuktos Kilisesi'nin mezbelelik durumuna, buradan dağılan parçaların günümüzdeki durumlarına, aşağıya ekleyeceğim tweetlerde birçok kez değinmiştim geçmişte; birçok kişi de sıklıkla bahseder zaten.
Aziz Polyeuktos Kilisesi ile alakalı her türlü buluntu ve kalıntı İstanbul için çok ama çok önemli. Bu muazzam anıttan günümüze ulaşan parçaları başka yerlerde görebilmek beni her daim mutlu eder. Venedik'e gitmek ve bu parçaları yakından görebilmek de hayallerimden biridir.
Ancak gözümüzün önünde, Polyeuktos kalıntılarının hemen yanında, eskiden İstanbul Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü olan parselde Fatih Belediyesi'nin inşa etmekte olduğu "İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kütüphanesi"nin temel ve hafriyat sürecinde Polyeuktos izleriyle karşılaşılması ve bunun gündem dahi olmaması beni şoka uğrattı.
Bu inşaatı bağımsız bir müteahhit ya da özel bir şirket yapmıyor. İki tane kamu kurumu dört sene önce imzalayıp duyurdukları protokolden hareketle süreci birlikte yürütüyor. Dolayısıyla ekstra hassasiyet taşımaları gerektiğini beklememiz doğal. Ayrıca bu tip süreçler Koruma Kurulları ve Arkeoloji Müzeleri denetiminde yürütülmesi gereken süreçler olduğundan ötürü denetleme yapıldığını da varsaymamız gerekir. Yani birçok kamu kurumu-odağı sürecin içinde olacak, ancak İstanbul'un göbeğindeki bir noktada, böyle önemli bir anıttan kalan parçalar kentin gündemine oturmayacak? Bunu aklınız alıyor mu? Şu an gerçekleşmekte olan tam olarak bu.
Ömer Bey'in paylaştığı fotoğraftaki parçayı anıt hakkında birazcık dahi olsun araştırma yapmış olan herkes tanır. Buradaki parçalar çok özeldir, akılda kalıcıdır. Arkeoloji müzelerindeki tavus kuşu kanatlı bezemeli niş de, Zeyrek Camii minberindeki parça da birçok kişinin belleğindedir. San Marco Bazilikası önündeki parçalar da keza. Ekteki fotoğrafları karşılaştırınız ve parçanın değerini anlayınız.
Peki sadece bu parçalara mı ulaşıldı? Daha fazlası bulundu da saklanıyor mu? Kazı ne şekilde yürütüldü? Bulunanlara rağmen iş makineleri alanda cirit atmaya devam mı etti? Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan'ın kendi hesabından paylaştığı videoda kazıklar çakılmasından bahsediliyor. Ne kadar derine inildi? Yapı kalıntılarıyla, duvarlarla hiç mi karşılaşılmadı?
Süreci kim denetledi? İstanbul Arkeoloji Müzeleri mi? Yoksa son zamanlarda kulağıma birkaç ayrı kanaldan çalındığı üzere garip bir şekilde Türk ve İslam Eserleri Müzesi'ne mi geçti denetleme yetkisi? Koruma Kurulları'nın bir dahli oldu mu? Yoksa tamamen inşaatı en kısa sürede bitirmeye mi odaklanıldı? Bugüne dek hiçbir şeyden haberimiz olmadığına göre bazı şeylerin bilinmesinin istenmediği sonucunu çıkarmak anormal değil.
Fatih Belediyesi'nden, İstanbul Üniversitesi'nden, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nden, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nden ve ilgili bölge müdürlüğünden, ilgili Koruma Kurulu'ndan açıklama beklemek kentini ve kentinin kültür mirasını savunmayı her daim önceleyen biri olarak hakkımdır diye düşünüyorum. İBB de Aziz Polyeuktos Kilisesi restorasyonu sürecini yürüten, kütüphanenin yan parselindeki Haydarhane Camii ve Haziresi'ni yenilemiş bir kurum olarak söz hakkına, sorgulama hakkına sahip diye düşünüyorum. Ki bu hakka bence her yurttaş sahip. Bu nedenle hadiseyi duyurmanızın önem arz ettiği kanaatindeyim.
@FatihBelediye@istuniresmi@istanbul_1_blg@VakiflarGM@TCKulturTurizm@IbbMiras
1. görsel Ömer Erbil'in paylaşımından. 2. ve 3. görsel Robert Nelson'ın "The History of Legends and the Legends of History: The Pilastri Acritani in Venice" isimli makalesinden. 4. görsel Ergün Turan'ın bizzat paylaştığı videodan.
Şimdi soruyorum, hafriyattan hangi müze sorumlu? Hangi arkeolog onay verdi? Koruma kurulu nasıl izin verdi? Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu eserlerden haberi var mı? Bakanlık kaçırılan eserleri geri getirmek için onca uğraş verirken, bu eserler nasıl hunharca yok edildi.
Aziz Polyeuktos kilisesi Latin istilasında yağmalandı. Parçaları Arkeoloji Müzesi'nde, Zeyrek Camii'nin minberinde kaçırılanlar Vatikan’da. Ama fotoğrafta gördüğünüz parça Fatih Belediyesi için yapılan kütüphanenin temel hafriyatında çıktı. Kimsede bu inşaata dur demedi.
9 çocuğun öldüğü gece prime time kanallara dönün de bir bakın. Bir tanesi bile şiddeti özendiren mafyatik dizilerinden vazgeçti mi? Hayır tabikide. Ama hemen hepsi aynı kanalların haber kuşaklarında millete akıl verdiler. Kendilerinde hiç kabahat yokmuş gibi.