Başkomutan Meydan Muharebesi olarak tarihe geçen ve Millî Mücadele’nin en önemli merhalesini teşkil eden Büyük Zafer’in 104’üncü yıl dönümünde aziz milletimizin, Kıbrıs Türk halkının ve dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan vatandaşlarımızın 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı tebrik ediyorum.
Büyük Zafer’in başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını minnetle yâd ediyor, istiklalimizin ebedî muhafızları olarak gördüğümüz şehitlerimize yüce Allah’tan rahmet diliyor, gazilerimizi şükranla anıyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
https://t.co/J3KHBsX7tJ
“Bu memleketi size saldırtacağız” demek nasıl bir siyaset anlayışıdır? Milletin iradesini tehdit diliyle, kışkırtmayla, gerilimle yan yana getiren bu sözler kabul edilemez. Bu memleket kimsenin üzerine “saldırtılacak” bir kitle değildir. Bu millet, iradesini sandıkta ortaya koyan, kimin hizmet ettiğini, kimin yalnızca gürültü çıkardığını çok iyi bilen aziz bir millettir.
Kurulduğu günden bu yana AK Parti, Türkiye’nin her sokağında, her hanesinde izi olan, milletimizin derdini dinleyen, taleplerini bilen ve sorunlarına çözüm üretmek için gece gündüz çalışan büyük bir kitle partisidir.
Kurulduğumuz günden bugüne millete hizmet için milletle el ele yürüyen, siyaseti milletin içinde ve milletle birlikte yapan bu teşkilatın mensuplarına yönelik çirkin itibarsızlaştırma çabalarını dikkatle takip ediyoruz.
YENİ Parti Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın’ın İzmir programı boyunca kullandığı ifadeler ise bu anlayışın siyaset dilini bir kez daha ortaya koymuştur.
Bir yandan “iktidar kimi tehdit ediyor” diyerek mağduriyet siyaseti üretip diğer yandan “bu memleketi size saldırtacağız” diye konuşmak başlı başına bir çelişkidir. İzmir’e gelip tehditten, saldırmaktan, gerilimden söz etmek yerine İzmir’in gerçek meselelerini konuşun.
İzmir’de “sokakta olmayanları” arıyorsanız yanlış yere bakıyorsunuz.
Sokakta belediye hizmeti yok.
Yeterli altyapı yatırımı yok.
Trafik sorununa çözüm yok.
Yağmurda taşkına kalıcı çözüm yok.
Milletin derdini dinleyip çözüm üretecek bir belediyecilik anlayışı yok.
Peki sokaklarda ne var?
Trafik var.
Çöp var.
Taşkın var.
Bozuk yollar var.
Yıllardır çözüm bekleyen sorunlar var.
Biz ise dün olduğu gibi bugün de sokaktayız. Esnafımızın yanındayız, pazar yerindeyiz, mahalledeyiz, düğünde ve taziyedeyiz. Hemşehrilerimizin sevincini de sıkıntısını da paylaşıyoruz. Çünkü bizim siyaset anlayışımızda millet seçimden seçime hatırlanmaz. Millet neredeyse biz oradayız.
Bu zihniyetin yeni bir ambalajla karşımıza çıkıp yeni bir vizyon ortaya koymasını zaten beklemiyorduk. İsimler değişiyor, tabelalar değişiyor ancak siyaset anlayışı değişmiyor. Eser ve hizmet siyaseti yerine gerilim, çözüm yerine polemik, proje yerine itham, milletin meseleleri yerine iftira siyaseti…
AK Parti olarak yaptığımız hizmetlerle, hayata geçirdiğimiz eserlerle ve milletimizle kurduğumuz gönül bağıyla konuşmaya devam edeceğiz.
Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük siyasi partisi olarak gücümüzü tehditten, polemikten veya masa başında üretilmiş ezberlerden değil, milletimizin iradesinden ve güveninden alıyoruz.
Onlar bizi sokakta aramaya devam etsin.
Biz zaten milletimizin yanındayız.
@SafaNarli Değerli başkanım başta siz olmak üzere tüm ekibinize güzel ev sahipliğinizden ötürü çok teşekkür ederiz. Çok verimli güzel bir toplantı oldu.
AK Parti İzmir İl Tanıtım ve Medya Başkanlığı olarak, 30 İlçe Tanıtım ve Medya Başkanımızın katılımıyla toplantımızı gerçekleştirdik.
İzmir’in 30 ilçesinde teşkilatımızın çalışmalarını en güçlü şekilde anlatmak, davamızın sesini hemşehrilerimize ulaştırmak ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi İzmir’in her köşesinde görünür kılmak için gece gündüz demeden çalışan tüm başkanlarımıza gönülden teşekkür ediyoruz.
Birlikte daha güçlü, birlikte daha büyük bir İzmir için çalışmaya devam! 🇹🇷
#AKParti #AKPartiİzmir #TanıtımVeMedya #İzmir #TürkiyeYüzyılı
@akpartiizmir
Ahmet Hakan:
Erdoğan’a yarayacak diye mızmızlanmak
ÇOK iyi planlanmış, çok ince düşünülmüş, çok sağlam bir süreç yürüyor.
O kadar ki...
Doğru dürüst itiraz edecek pek bir şey bulamıyorlar.
*
Mesela:
“Teröristlere genel af gelecek” diyemiyorlar. Çünkü genel af diye bir şey yok yasada.
*
Mesela:
“Eli kanlı katilleri affedecekler” diyemiyorlar. Çünkü eli kanlı katiller yasanın kapsamı dışında.
*
Mesela:
“Hiçbir şart öne sürmeden anlaştılar” diyemiyorlar. Çünkü yasanın uygulanması için terör örgütünün feshi şart tutuldu.
*
Mesela:
“Bunlar Öcalan’a statü tanıyacaklar” diyemiyorlar. Çünkü yasada yok böyle bir statü.
*
Ama yine de olmazlanıyorlar, mızmızlanıyorlar.
Peki ama neden bu olmazlanma, bu mızmızlanma?
*
Neden olacak?
Bu işten Erdoğan kârlı çıkacak diye.
*
Erdoğan’a yarayacaksa...
-Terörün devam etmesini ister bunlar.
-PKK kendini feshetmesin ister bunlar.
- Dağdakiler dağdan inmesin ister bunlar.
*
Tam bu noktada söylenmesi gereken ise sadece şudur:
*
Bir olayın Erdoğan’a yarayıp yaramayacağına değil de Türkiye’ye yarayıp yaramayacağına odaklanamayan bir zihniyetten kimseye hayır gelmez.
Kuruluşumuzdan bugüne AK Parti’mize gönül vermiş, davamıza emek ve ömür adamış, bugün aramızda olmayan dava büyüklerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyoruz.
Vefat eden teşkilat mensuplarımızın aziz hatıralarını yaşatmak, ruhlarına dualar göndermek üzere düzenleyeceğimiz Kur’an-ı Kerim Tilaveti, Mevlid-i Şerif ve Dua Programı’na tüm teşkilatımızı ve hemşehrilerimizi bekliyoruz.
📅 10 Ağustos Pazartesi
🕰️ Akşam namazını müteakip | 20.19
📍 Bilal Saygılı Camii ve Külliyesi
Milletimizin Cumhurbaşkanını doğrudan seçme hakkını kullanarak iradesini yönetime güçlü biçimde yansıttığı, demokrasi tarihimizde yeni bir sayfanın açıldığı günün yıl dönümünü gururla kutluyoruz.
#MilletinAdamı
🇹🇷 10 Ağustos 2014… Millet iradesinin tarihe geçtiği gün.
Milletimizin doğrudan oylarıyla Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin geleceğine yön veren büyük yürüyüşün lideri oldu.
“Kitabın sayfaları ne kadar farklı görünse de usta bir yazarın, tecrübeli bir editörün ve becerikli bir mücellitin elinde bir bütündür. AK Parti, işte bir Türkiye kitabıdır.”
Milletimizle Çeyrek Asır, Türkiye Geleceğe Hazır 🇹🇷
▪️İzmir’de su tarifelerine ilişkin yapılan son düzenleme, kamuoyuna “indirim” olarak sunulsa da gerçekte milyonlarca vatandaşımızın faturalarına ek yük getirecek bir uygulamadır.
▪️Bizler, yalnızca çok küçük bir kullanım artışı nedeniyle bir üst tarifeye geçerek daha yüksek bedel ödemek zorunda kalan hemşehrilerimizin hakkını savunurken; yapılan yeni düzenlemeyle belirlenen tüketim sınırını aşan abonelerin indirimden yararlanma imkânı tamamen ortadan kaldırıldı.
▪️Cemil Tugay’ın seçim öncesinde İzmirlilere verdiği su indirimi sözü ne yazık ki tutulmadı.
▪️Aksine, “indirim” söylemiyle duyurulan bu değişiklik, İzmirlilerin omuzlarına yaklaşık 2 milyar TL’lik ilave bir mali yük bindirecek sonuçlar doğuracak.
▪️Bunun adı indirim değil, bindirimdir.
▪️Bunun adı, gerçeği çarpıtmaktır.
▪️Bunun adı, kaşıkla veriyor gibi yapıp kepçeyle almaktır.
▪️Bunun adı, algı yönetimiyle vatandaşın cebine uzanmaktır.
▪️İzmirli hemşehrilerimiz, kendilerine verilen sözlerin tutulmasını ve kamu hizmetlerinin şeffaf, adil ve hakkaniyetli bir anlayışla yürütülmesini beklemekte.
▪️Hiç kimse, rakamlarla oynayarak gerçeği gizleyemez.
▪️Çünkü gerçeklerin er ya da geç ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
▪️İzmir halkının hakkını ve hukukunu savunmaya, vatandaşlarımızın sesi olmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
İzmir’imizin yeni AK Parti İl Başkanlığı binası için çalışmalarımıza başladık.
Şehrimizin siyasi hafızasına ve geleceğine yakışacak bu yapı; sadece bir hizmet binası değil, İzmir siyasetinin yeni buluşma noktası, AK Parti İzmir ailemizin ortak çatısı ve şehrimizdeki en büyük evi olacak.
Yeni il binamızı; İzmir’imizin mimari dokusuna uygun, estetik hassasiyetleri gözeterek tasarlıyoruz. İl binamız; sahip olduğu yenilikçi teknolojilerle, solar çatı sistemiyle, modern dijital altyapısıyla ve çevre dostu mimari yaklaşımıyla kendi enerjisinin büyük bölümünü sürdürülebilir bir anlayışla sağlayacak.
Bugün yapım sürecini yerinde inceleyerek çalışmalar hakkında detaylı bilgi aldık.
İzmir’e değer katacak, sürdürülebilirliği merkeze alan ve geleceği düşünen bir eser kazandırıyoruz.
Durmadan çalışmaya, İzmir için üretmeye devam ediyoruz.
İzmir’de CHP, şeffaflıktan korkan bir anlayış sergiliyor!
CHP’nin yönettiği İzmir Büyükşehir Belediyesi, mecliste gündem dışı görüşmelerin canlı yayınını keserek, aslında neyi saklamak istediğini açıkça ortaya koymuştur. Meclis Başkan Vekili Levent Yıldır’ın AK Parti Grubumuza karşı “CHP grup üyeleri de sizin gibi İzmirlilere sesini duyurmayacak” sözleri ise bu sansürün bilinçli bir tercih olduğunu itiraf niteliğindedir.
Bu yaklaşım, demokrasiden kaçışın, milletten kopuşun ve hesap vermekten duyulan rahatsızlığın açık göstergesidir. İzmirlinin gerçekleri duymasını engellemek, eleştiriden kaçmak ve muhalefetin sesini kısmak adına atılan bu adımlar kabul edilemez.
Üstelik önergeler için getirilen süre kısıtlaması da, meclisi bir tiyatro sahnesine çevirmekten başka bir şey değildir. Sözde çoğulculuk, pratikte baskı ve susturma düzenine dönüşmüştür.
Tüm bunlar yaşanırken meclise gelmeyen, verdiği emirlerle halkın iradesi olan meclisi susturmaya çalışan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, kente hizmet etmediği gibi hizmetsizliğini bu şekilde saklayabileceğini sanıyor. Yaptıklarından anlaşılıyor ki, kendilerine anti demokratik yönetim özlemi var.
Dahası, İzmir tarihinde ilk kez komisyon raporlarının ve gündem maddelerinin görüşülmesinde konuşma sınırı getirilmiştir. Demokrasinin kalbi olan İzmir’de, 150 yıllık yerel yönetim geleneğine yakışmayan bu anlayışı kınıyoruz. Söze gelince demokrasi diyenler, yetki ellerine geçtiğinde İzmir’e “konuşma, tartışma, 3 dakika konuş ve yerine otur” demektedir. Bu anlayışın adı açıkça CHP demokrasisidir!
İzmir Büyükşehir Belediyesi yönetimi, şeffaflıktan kaçamaz, gerçekleri saklayamaz!
İzmir halkının iradesini yok sayan, meclisi sansürleyen bu anlayışı İzmirli hemşehrilerimizin takdirine bırakıyoruz.
CHP’li isimler yalan üretme konusunda yakaladıkları eşsiz kapasiteyi, kendi yalanlara inanma konusunda da aştılar. Ancak milletimiz, ferasetiyle CHP’nin bu acınası halini ibretle takip ediyor.
CHP’li Deniz Yavuzyılmaz daha önce Ankara’daki Çevre Yolu ücretli olacak yalanıyla siyasi etkileşim kovalamıştı. Aynı fenomen olma sevdalısı siyasetçi, benzer yalanı İzmir Çevre Yolu ücretli olacak diyerek insanlara satmaya çalışıyor.
Milletin parasını gayrimeşru ilişkilerine, bankamatik çalışanlarına, lüks tatillere, kongrelerdeki delege ağalarına bağışlayan CHP zihniyeti, yalan üretmek yerine kendi gerçeğine, içine düştüğü derin çukura bakmalıdır.
Ne İzmir’deki ne de başka bir şehrimizdeki Çevre Yolu ücretli değildir, buna yönelik bir çalışma da yoktur.
CHP’nin gerçeği yalandır. Bizim gerçeğimiz ise milletimize eser ve hizmet üretmektir.
Yalan üretenlerle eser ve hizmet üretenler arasındaki farkı milletimiz her daim takdir ettiği gibi yine isabetle takdir edecektir.
CHP’lilerin Söylediği Yalan: Tarihi Un Fabrikasını yeni çehresine biz kavuşturduk.
Gerçek: Bu taşınmazın yapımı 2015 yılının ilk ayında başlayıp 2017 yılının son ayında bitmiştir. Ve Meslek Fabrikası olarak hizmet vermeye başlamıştır. 2015 yılında toplam bütçesi; 3,1 milyon TL olan projenin, 2,3 milyon TL’si İzmir Kalkınma Ajansı tarafından karşılanmıştır. CHP siyaseti burada da bir yalanı köpürtmüş, ödedikleri cüzi bir bedeliabartarak, belediyelerinde gösterdikleri “milletin malına çökme” operasyonlarında olduğu gibi hukuksuzca, pervasızca kullanmak istemişlerdir. Yargı buna müsaade etmeyince de dezenformasyona başvurmuşlardır. Algı, 100 yıldır burayı belediye kullanıyormuş gibi kurulmak istenmektedir. Oysa günümüze kadar birçok kurum mesela DGM bu yapıyı kullanmıştır.
CHP’lilerin Söylediği Yalan: Tarihi Un Fabrikası ile ilgili ortada büyük bir haksızlık ve hukuksuzluk var.
Gerçek: Bu konudaki tek haksızlık, CHP’nin İzBB’nin ödediği cüzi rakamlarla algı yaparak milletin malını gaspetmesidir. Zira beş adet yargı kararı İzBB’yi haksız bulmuştur. 1936’daki ve 2008’deki kanun baz alınarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü söz konusu taşınmazın tapusunu tescil ettirmiştir. O günden bu yana konuyla ilgili üç maymunu oynayanlar bugün siyasi şov peşindedir. Yapmak istedikleri şovlar; İzmir 5. İdare Mahkemesi, İzmir 26. ve 11. Asliye Hukuk Mahkemelerinin hakikat duvarına çarpıp bir bumerang gibi kendilerini vurmuştur. Mahkeme kararları İzBB’nin işgalci olduğuna hükmetmiş, tahliyenin hukuka aykırı olmadığını ifade etmiş, istinaf mercileri de kesin olarak bu kararları onamıştır. CHP ve onun İzmir aklı; kullanmış oldukları milletin mallarını İstanbul vakıflarına vermek isterken hiçbir sorun yoktu! Ama Vakıflar Genel Müdürlüğü milletin malını CHP’den alıp milletin kullanımına yeniden sunmak isteyince sorun çıktı öyle mi? Üzümü yiyip bağcıyı dövmek CHP’nin siyasi pozisyonudur. Özetle ortadaki tek haksız İzBB, tek hukuksuz da CHP’dir.
Aklın, izanın, ahlaklı siyasetin ve hukukun işaret ettiği nihai noktada İzmirli hemşerilerim şuna dikkat etmelidir. CHP cambaza bak oyununa devam etmekte; İzmir’e reva gördüğü hizmetsizlik, esersizlik, siyasetsizlik, projesizlik sürecini nihai noktaya taşımıştır.
İzBB’nin ve arkasına dizilen CHP’nin rant odaklı siyasi elitinin işi eğitim ya da mesleki eğitimden önce İzmir’in asli belediyecilik hizmetleri olmalıdır.
İzmir’in dört bir yanı yarım bırakılan şantiyelerle dolup taşmıştır.
İzmir’in sokakları çöpler tarafından işgale uğramaktadır.
İzmir’in suyunun 3’te 1’i kaçak ve kayıptır
İzmir’in trafiği bir çile, bir kaos halini almıştır.
İzmir, ortalama yağışın üstündeki her hava koşulunda sele teslim olmaktadır.
İzmir’in kentleşme süreci, kentsel dönüşüm atağı İzBB tarafında kooperatif skandalıyla akamete en baştan uğramıştır.
CHP’nin İzmir kadroları, Uşak’ta yaşanan skandalların aktörlerini “bankamatik memuru” olarak Bornova Belediyesi’nde çalıştırmış; buna karşın gerçek işçinin, emekçinin hakkını yemiştir.
CHP’li İzmir belediye başkanları ise tatillerde, eğlencelerde ve yetki ile sorumluluk alanı dışındaki konularda sorumsuzluk sergilemektedir. CHP’li İzmir belediyeleri SGK’ya biriktirdikleri borçla adeta borç yüzsüzlüğüne terfi etmiştir.
Sevgili Hemşerilerim…
Bunca pasın, kirin, yolsuzluğun, derin bir siyasi ve ahlaki çöküşün içinde İzBB ve CHP’li rantiyeciler tespih tanesi gibi dizilmiş, İzmir’in gündeminde olmaması gereken idari bir konudan ucuz politika kahramanlığı devşirmeye çalışıyorlar.
Buna izin vermeyeceğiz.
Buna geçit vermeyeceğiz.
Mahkemeler son kararı söylemiştir.
İstinaf bu kararları onamıştır.
Konu kapanmıştır.
İzBB ve İzmir’in CHP’li kadroları hukuksuzluk ve haksızlık dalgalarında gemi yürütmeye çalışmaktan vazgeçip İzmir’e hizmet etmeye odaklanmalıdır.
Kandırılmaya, bir hukuksuzluk ve kirli yalan peşinde istismar edilmeye çalışan İzmirli hemşerilerimin bilgi ve ilgilerine arz ederim.