17 yaşındaki öğrencisi tarafından bıçaklanarak hayatını kaybeden öğretmenimiz Fatma Nur Çelik’e Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyorum.
Bir öğretmenin kendi okulunda, öğrencisi tarafından katledilmesi kabul edilemez bir vahşettir. Bu tablo, eğitim sistemimizdeki güvenlik zafiyetini ve gençlerimizin sürüklendiği manevi boşluğu açıkça göstermektedir.
Okullarımız şiddetin değil; ilmin, ahlakın ve merhametin mekanı olmalıdır. Devletin görevi öğretmenini de öğrencisini de korumaktır. Caydırıcı ve kalıcı tedbirler derhal hayata geçirilmelidir.
#ÖğretmenSahipsizDeğildir
Sözlerimizi kasten çarpıtanlar, gerçekleri duymaktan korkanlardır.
Prof.Dr. Necmettin Erbakan Hocamızın yargılama ve mahkumiyetle sonuçlanan 1994 Bingöl konuşmasıyla çektiği çizgideyiz:
Sivillerin can ve mal emniyeti sağlanarak, Suriye’nin parçalanmasına engel olunmalıdır.
Suriye’de Kürtlerin de Arapların da Türkmenlerin de Şiilerin ve Dürzilerin de Anayasa temelinde eşit yurttaşlık hakları korunmalıdır.
Arap, Kürt, Türk etnisiteleri ve inanç grupları arasında iç barış mutlaka sağlanmalıdır.
Genel Başkan Yardımcımız ve Kocaeli Milletvekilimiz Mehmet Aşıla: "En düşük emekli aylığı asgari ücrete, asgari ücret de en azından yoksulluk sınırının yarısına eşitlenmelidir."
Siyasi eleştiri adı altında, Genel Başkanımız Sayın Dr. Fatih Erbakan’a ‘haramzade’ gibi aşağılık bir hakaret yöneltmek ve ‘terör örgütü destekçiliği’ gibi alçakça bir iftirada bulunmak; sadece hadsizlik değil, açık bir ahlaksızlıktır.
Bu dili kullananlar; fikren tükenmiş, siyaseten savrulmuş, iftirayı siyaset sanan karanlık zihniyetlerdir.
Hayatını emperyalizme, siyonizme ve her türlü terör yapılanmasına karşı mücadeleye adamış Milli Görüş hareketine ve onun liderine terör isnadı atmak, bilinçli bir çarpıtma ve düşmanlıktır.
Yeniden Refah Partisi olarak bu seviyesiz dili ve mesnetsiz ithamları reddediyoruz.
Biz hakaretle değil hakikatle, iftirayla değil milletle, karanlık dille değil temiz siyasetle yol yürümeye devam edeceğiz.
Yeniden Refah Partisi olarak dün olduğu gibi bugün de, Terörsüz Türkiye yaklaşımının arkasındayız.
Dün olduğu gibi bugün de, ırkçılığa karşıyız, kardeşlikten yanayız.
Ancak, Terörsüz Türkiye adına son bir yıldır anlatılan ve yaşananlar bir süreç değil dayatmadır, istişare değil emrivakidir.
Sonunda bile söylenmeyecek sözler en başından söylenmiş, Abdullah Öcalan’a umut hakkı ve özgürlük, daha sürecin başında Sayın Bahçeli tarafından vadedilmiştir.
Kapalı kapılar ardında belki de yıllar süren müzakerelerle konu pişirilmiş, yasal meşruiyet ve toplumsal mutabakat için, TBMM’de kurulan Komisyon marifetiyle, tüm siyasi partilerin daha başlarken sonu belli “süreç”e ortak olması hedeflenmiştir.
Yeniden Refah Partisi olarak, hangi mahfillerde kimlerle kotarıldığını bilmediğimiz İmralı ziyaretini onaylamıyoruz. TBMM’nin Abdullah Öcalan’ın ayağına götürülmesini yanlış buluyoruz.
Şeffaf olunması gereken böylesi kritik bir sürecin, iktidar ortakları arasında bile bilek güreşine sahne olması ve mutlak bir gizlilikle sürdürülmesinin, milletin yok sayılmasının sakıncalarına dikkat çekiyoruz.
Her konuda tek yetkili olan, ama bu meselede sürekli bir adım geride duran Sayın Cumhurbaşkanı’na, acilen özel gündemli liderler zirvesini toplama ve kapalı kapılar ardındaki müzakereleri TBMM’de temsil edilen siyasi partilerin liderleriyle paylaşma çağrımızı yineliyoruz.