Türkiye'deki vizyonsuz ve gizli ajandası hiç eksilmeyen muhalefet anlayışının en büyük açmazı, terörle mücadele konusunda omurgalı bir duruş sergileyememesidir. PKK'ya yakınlıkta da uzaklıkta da hep siyasi menfaat hesabıyla hareket etmektedir.
Terör örgütü PKK'nın siyasi koluyla çeşitli ittifaklar yapanlar, bugün "Terörsüz Türkiye" ve "Terörsüz Bölge" hedeflerine neden bu kadar şiddetle karşı çıkıyor? Üstelik aynı çevreler, geçmişte ve "Terörsüz Türkiye" süreci başladıktan sonra da terörle mücadele operasyonlarına yine aynı ölçüsüz biçimde karşı çıkmıştı.
O hâlde çok basit bir soru soralım: Hem terörle mücadeleye karşı çıkanlar hem de "Terörsüz Türkiye" hedefine karşı çıkanlar neyi hedefliyor?
@Yildiraycicek9
Sağlıklı ve nitelikli toplumların varlığı, sahip olunan değerlerin korunması ve bunların sonraki kuşaklara güzelce, çağın da gerçekleri ile uyumlu bir şekilde aktarılması ile mümkün olur. Ali Fuad Başgil’in de “Gençlerle Başbaşa” isimli eserindeki ifadeleriyle; hayat başarısı için ahlak, irade ve disiplin şarttır. Bu zorunluluk, doğası gereği beraberinde zekâ, sabır ve düzenli çalışma ister. Dürüstlük, edep, saygı ve sorumluluk değerlerimizdir. Çalışkanlık karakterimiz, millete faydalı olmak gayemizdir. Bu amaç doğrultusunda Türk ve Türkiye Yüzyıl’ının inşasında gençlerimizin üzerine önemle eğilmek gerekmektedir.
Ülkü Ocakları, kurulduğu ilk günden bugüne gençlerimizin temel değerlerimizle yoğrularak ülkemizin muasır medeniyetler seviyesine ulaşabilmesi ülküsü yolunda ilerlemesini hedefleyen vatanına ve milletine faydaları azımsanmayacak çok sayıda genç yetiştirmiştir. Geçmişten günümüze ocaklarımızda yetişmiş önemli birçok isim saymak mümkündür. Mevcut dönemde de Ülkü Ocakları hem değerlerimize bağlılığı hem de dönemin şartlarının gereklerini yerine getirecek çok sayıda yararlı faaliyet yürütmektedir. Bu faaliyetlerin artarak devam edeceğinden hiç şüphemiz yoktur.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Başarmak için elimizden geleni yapacağız. Hiçbir politik oyun, gelecek yüzyılımızın inşası amacıyla attığımız adımlardan bizi geri döndüremeyecektir. Terörsüz Türkiye, ülkemizin geleceği için almış olduğumuz tarihi bir sorumluluk.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
https://t.co/R8cSGh7hwB
KAAN veya KIZILELMA sadece teknolojik bir kazanım değildir. Kavramlar ve adlandırmalar, üreten olma potansiyelimiz ve gerçeğimiz ile doğrudan alakalıdır. Savunma ve silah sanayinde attığımız her adım bizi kendi tecrübemize, geçmişimize ve dil dünyamıza daha fazla yaklaştırmaktadır.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
https://t.co/plkWh9K64G
“Türk ve Türkiye Yüzyılı” tasavvuru öncelikle kadim hikâyemizin bundan sonraki halkası, Cumhuriyet ile başlayan modern devlet yapımızla var oluşumuzun ikinci yüzyıldaki beyanıdır. Cumhuriyetimizi gelecek yüzyıllara, daha ilerisinde bin yıllara taşıyacak düşüncenin temellendirilmesi ve alt yapısının oluşturulmasıdır. Bu süreci çok boyutlu ve çok katmanlı bir tasavvur olarak ele almakla birlikte bunun gerçekleştirilmesinin ana unsurlarına dikkat etmek gerekir. Bunlar devlet anlayışımızdan siyasi, sosyal ve kültürel hayatımıza, ekonomik durumumuzdan teknolojideki gelişmişliğimize, güvenlik, enerji ve askeri kapasitemize kadar değişkenlik gösteren konulardır.
Burada ilk olarak “Devlet” tasavvurumuzu ve devletin temel dayanaklarının ne olduğuna ilişkin düşüncelerimizi açıklamaya, “Biz devletten ne anlıyoruz?” sorusuna cevap vermeye ihtiyaç vardır. Bu konuda her şeyden önce devletin dayanaklarını doğru kavramak ve bu dayanakları etkin kılmak gerekir. Devletin bir gereklilik ve değer olarak kabulünün çok sağlam felsefi dayanakları bulunmaktadır. Buna şu açıdan bakılabilir; insan, öncelikle öz varlığını, sonra malını güvenceye almak ister ve tercihlerinden dolayı bir haksızlığa maruz kalmamayı arzu eder. İnsanı devlet dediğimiz kurumsal varlığı kurmaya iten, onun doğasında var olan bu eğilimlerin sağladığı motivasyondur.
Kuşkusuz bu iki doğal duygunun korunması için müesseseleşme bir düzen ve intizamın tesisini gerekli kılar. Devlet, düzene dayalı yaşayış biçimini organize eden kişiliktir. Bu nedenledir ki “devlet” denildiğinde aklımıza gelen ilk şeylerden biri hiç şüphesiz kanun, bir başka ifade ile hukuk ve düzen kavramlarıdır. Devlet, düzenin kurulması, yani barış ve huzurun tesisi için hukuk ve kanunları uygulayacak organların bütünlüğüdür. Böylece devlet, insanın kendini koruma dürtüsünün, benzerleriyle bir arada olma arzusunun, güvende hissetme istencinin müesseseleştirilmesinden doğmuştur.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
“Türk ve Türkiye Yüzyılı” yeniden inşa sürecinin nasıl bir fırsata çevrileceğinin mantığını ve genel çerçevesini bize verir. Bu anlamda bütün dünyadaki gelişmeleri doğru okumalı ve kendimizi buna hazırlamalıyız. Dünya nereye gidiyor ve biz bunun neresindeyiz? Durduğumuz yeri çok iyi bilmeliyiz.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
https://t.co/3ssvuGLtDL
Doç. Dr. Gökberk Yücel: Türkiye'de hiçbir siyasi parti; bir etnik grubu, bir mezhebi, bir dini veyahut farklı bir alt sosyolojik grubu merkeze alarak siyaset üretemez. Bu, siyasetin kendi dinamiğine, Türkiye gibi bir ulus devletinin ve hukuk devletinin kendi realitesine aykırı bir durumdur.
@gkberk_yucel
Siyaset, öfkenin hiç dinmediği bir hesaplaşma alanı haline gelirse çerçevesi kırmızı ve keskin demokrasi çizgileriyle çizilmiş rekabet ortamı giderek bir husumet girdabına dönüşür. Geçmişin muhasebesi, geleceği rehin alan bir rövanş arayışına dönüşmemelidir.
Sayın Özgür Özel’in de siyasi emeği, hem Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında sürdürmüş olduğu hem de Türk siyasi hayatına geçtiğimiz günlerde giren Yeni Parti ile temsil ettiği Genel Başkanlık makamı ve buna bağlı olarak kendisinin politikasına güvenen 91 milletvekili ile iyi dileklerini esirgemeyen potansiyel seçmen kitlesi aşikardır.
Sayın Özel’in üzülmesini, siyasi şahsiyetinin gündelik tartışmalar arasında hırpalanmasını veya CHP – Yeni Parti kanadında süren hesaplaşmaların hedefi haline getirilmesini arzu etmeyiz. Sayın Kılıçdaroğlu’nun hakkına nasıl hukuken riayet edildiyse Sayın Özel’in birikim ve konumu da saygıyla karşılanmalıdır. Türk siyaseti, bir hakkı teslim ederken ötekini gözden çıkaran sığ bir anlayışa cevaz vermez.
Cumhuriyet Halk Partisi içinde veya çevresinde ortaya çıkan yeni siyasi oluşumlar da demokratik hayatın kendi tabii seyri içinde değerlendirilmelidir. Yeni Parti’nin kuruluşuyla birlikte yeni bir yol açılırken eski yol arkadaşlarının birbirine kin ve haset duyması, geride kalanların ihanetle, ayrılanların vefasızlıkla suçlanması doğru sonuçlar doğurmayacaktır.
Siyaset, yakılan köprülerin dumanında yürümeyecektir. Kırılan gönüller, ağır sözler ve karşılıklı ithamlar bir süre sonra yalnızca kişileri ve partileri değil toplumsal huzuru da yıpratır.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan rozet töreni, figüran ve organizasyon tartışmaları da bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü geçmişinin yapay kalabalıkların, sahte görüntülerin ve hazırlanmış mizansenlerin üzerine bir gelecek inşa ediyor olma iddiası, Türk siyasi hayatının kalbine ağır bir darbe gibi inmiştir.
Gönüllere dokunamadan doldurulan salonların hiçbir hükmü yoktur. Bunun yanında, henüz gerçekliği kesinleşmemiş iddialar üzerinden insanların şeref ve haysiyetine saldırılması ve peşin hükümlerle siyasi infaza başvurulması da kabul edilemez. Hakikat, hukukun aydınlığında ortaya çıkarılmalı, söylenti siyasetinin karanlık gölgesi demokrasimizin üzerine düşürülmemelidir.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Bir kez daha Milletler Ligi Şampiyonu olan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı yürekten tebrik ediyorum.
Gösterdikleri azim, mücadele ve takım ruhuyla milletimize büyük bir gurur yaşatan #FileninSultanları’nı kutluyor, başarılarının daim olmasını diliyorum. 🇹🇷
2026 FIVB Voleybol Kadınlar Milletler Ligi final maçında Brezilya Millî Voleybol Takımı'nı yenerek şampiyon olan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı tebrik eder başarılarının devamını dileriz. #FileninSultanları
SUNGAR Görev Tabanlı Otonom Sabit Kanatlı İHA Platformu, Köroğlu Teknoloji Kulübü - Bolu
SUNGAR Görev Tabanlı Otonom Sabit Kanatlı İHA Platformu; afet yönetimi, savunma, güvenlik ve altyapı denetimi gibi kritik görevlerde kullanılmak üzere geliştirilen yerli ve milli bir insansız hava aracı çözümüdür. Platform; görüntü işleme destekli otonom görev icrası, koordinat tabanlı hassas rota takibi ve çift emniyetli akıllı bırakma mekanizması sayesinde acil durum malzemelerinin güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlamayı hedeflemektedir. Ayrıca don çatlakları ve yol kusurlarının havadan otonom olarak tespit edilmesi, gerçek zamanlı veri aktarımı ve tek platform üzerinde lojistik, gözetleme, denetim ve haritalama görevlerini gerçekleştirebilmesiyle çok yönlü bir kullanım sunmaktadır.
Bilinmelidir ki, Lozan Barış Antlaşması’nı orasından burasından kurcalayanlar, milli hakikatlerden ve tarihi vesikalardan kopuk yorumlayanlar Türkiye Cumhuriyeti’ni kundaklamaya azmeden sömürge bakiyeleridir.
Bu şuursuz ve gayri milli güruhun dayatmalarına müsaade edilmeyecek, Lozan Barış Antlaşması’nın Milli Mücadele’yle sınırları çizilmiş ilke ve esaslarından taviz verilmeyecektir.
MHP Genel Başkanı
Devlet BAHÇELİ
MHP’nin Cumhur İttifakı içinde yer almasına neler söylediler, neler… Şimdi ise kendileri, kurucu genel başkanları Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmenin kendilerini zor durumda bıraktığını söylüyorlar.
Neydi o söz?
“Yaşattığını yaşamadan ölmezmiş insan.”
Burada örnek veremediğimiz daha nice örnek var.
Emin olun, bundan sonra da yaşanacak çok şey var…
Dualı bir hareket olan MHP’nin ahını aldılar.
Bunların iflah olması mümkün değildir.
En değerli ve en önemli kavramlar bile bunların dilinde büyük bir işkence çekmektedir.
@Yildiraycicek9