Anlaşıldı.. Siz böyle her bulduğunuz saçma sapan rivayetlerle bir sahâbînin ırzına saldıracaksınız. Senet kritiğini, metin tahlili.. Bunlar zaten boş işler(!) Kitapta buldun, ideolojini de destekliyor. Anlat gitsin, millet ne bilecek nasıl olsa öyle mi?
Şu kısa kesitte naklettiğin Muaviye -radıyallahu anh- aleyhindeki rivayetlere kaç yıldır cevaplar veriliyor. Ama meseleniz hakikati bulmak değil ki, çamur atmak!
Pek dillendirilmeyen ilk iddianı ele alalım mesela. Hani şu "defnen" rivayeti..
İlgili rivayet, Zübeyr b. Bekkâr’ın "Muvaffakiyyât"ında yer alıyor. İlimden ufak bir behren varsa eseri tahkik edip neşreden Sâmî Mekkî'nin mukaddimesini bi oku. Oku ki bu eser de dahil olmak üzere öyle her kaynakta bulduğun şeyi aktarmanın sadece cehaletini ele vereceğini anla!
Neyse devam edelim.
Mes‘ûdî de Mürûcü’z-Zeheb (2/54)’de ondan naklediyor bu rivayeti.
Rivayette, Zübeyr b. Bekkâr’ın şöyle dediği aktarılır:
"Medâinî’nin şöyle dediğini işittim: Mutarrif b. Muğîre b. Şu‘be dedi ki: Babam Muğîre ile birlikte Muâviye’nin huzuruna gittim..." ve ardından da bu anlatılan hikâye zikrediliyor.
Ancak bu nakilde dikkat çekici bir kronolojik problem var bariz şekilde. Burada adı geçen Medâinî, meşhur tarihçi ve ahbâr âlimi Ebü’l-Hasan Ali b. Muhammed b. Abdullah b. Ebî Seyf el-Medâinî... Kaynaklarda onun hicrî 132-135 yıllarında doğduğu belirtilir.
Buna karşın Mutarrif b. Muğîre b. Şu‘be’nin ise İbnü’l-Esîr, el-Kâmil fi’t-Târîh (3/465 vd.)’inde Haccâc zamanında öldürüldüğünü kaydediyor.
Bu durumda Mutarrif’in vefatı ile Medâinî’nin doğumu arasında yarım asırdan fazla bir zaman farkı bulunuyor.
Dolayısıyla Medâinî’nin Mutarrif’ten doğrudan rivayette bulunması tarihî açıdan mümkün değil. Rivayet bu itibarla bu denli önemli bir konuda istidlal açısından tam bir "çöp" niteliği taşıyor. Sen ise bu rivayeti senedinde toz bile yokmuş gibi naklederek bağırıp çağırıyorsun.
Belli ki meselen hakikati araştırmak değil. Senedi araştırmaya gerek yok, tarihî tutarlılığa bakmaya gerek yok; yeter ki rivayet Muâviye -radıyallahu anh- aleyhine kullanılabilsin. Yıllardır sergilediğiniz ölçüsüzlük bu..
Oysa insan, sıradan bir Müslüman hakkında bile böyle ağır ithamları araştırmadan dile getirmeye çekinir. Bir müminin haysiyeti bu kadar ucuz değildir. Kaldı ki burada söz konusu olan kişi Resûlullah aleyhisselâm'ın bir sahâbisidir.
Senedi problemli, tarihî olarak "uyduruldum" diye adeta bağıran beş para etmeyecek bir rivayeti kesin bir vakıa gibi anlatıp bir sahâbîyi hedef almak nasıl bir savrulmuşluktur?
Vatanınıza sahip çıkın gençler.
Yaşlılarınıza hürmet edin, örfünüzü, mukaddesatınız koruyun.
Asabiyyenizi diri tutun. Yanınızdaki kardeşiniz kendi canınız gibi koruyun.
Nefsini terbiye edin. Çok çalışın. İşinizi düzgün yapın. Bunun cihat olduğunu bilin.
Tarihin belirleyici bir döneminde yaşıyorsunuz. Ne hezimeti kesin bir yeis zamanı, ne galibiyeti kesin bir refah zamanı.
Ama zaman aleyhinize değildir. Kaybetmemek, kazanmak anlamına gelecek.
Kazanacağımız mutlak zafer kaybetmediğimiz günler sayesinde gelecek.
Osmanlı Beyliği kuruluş ilanı.
TRT'nin 1987 yılında çektiği "Kuruluş Osmancık" dizisindeki bu harika sahneyi mutlaka izleyin.
Viking çakması oyuncular ve deri kostümler yok,
Cihan Ünal'dan Aliye Rona'ya kadar harika bir kadro, döneme uygun kostümler içinde "dönem dizisi nasıl olur" dersi veriyorlar.
Arkada çalan da Anadolu Selçuklu hükümdarının yolladığı tabur takımı.
#kaybolantarihinpeşinde
Papa II. Urbanus, 27 Kasım 1095'de Clermont Konsili sırasında din adamlarından ve halktan oluşan büyük bir kalabalığa hitap etti. Ortaçağ'ın en etkili konuşmalarından birini yaparak, Avrupa'daki bütün Hristiyanları, Kutsal Toprakları geri almak için Müslümanlar'a karşı savaşa çağırdı. “Deus vult!” yani “Tanrı bunu istiyor!” haykırışıyla bitirdiği konuşması 200 yıl sürecek Haçlı Seferleri'ni başlattı. Haçlı Seferleri sonucunda yüzbinlerce Müslüman, Hristiyan ve Yahudi katledildi. Haçlılar'ın Ortadoğu'da kurduğu devletler, Türkler'in birkaç asır süren mücadelesi sonucunda yokedildiler.
Papa 14. Leo bir tesadüf eseri olsa gerek Haçlı seferlerini başlatan konuşmanın 930. yıldönümünde 27 Kasım'da ülkemize geldi
5 KARDEŞİME HEDİYE EDİYORUM!
Sahaya dair kifayet miktarı dahi mütalaası bulunmayan soytarıların, hiçbir epistemolojik temele dayanmaksızın ideolojik fantezilerini payanda edinerek savunmaya yeltendikleri, tesadüfün tekâmül doğurduğunu söyleyecek kadar rasyonaliteden uzak EVRİMİN KOCAMAN BİR YALAN OLDUĞUNU gözler önüne seren bu eşsiz eseri, müellifinin imzasıyla GÖNDERİYİ YENİDEN PAYLAŞAN 5 TAKİPÇİME HEDİYE EDİYORUM.
Taha abinin bu yeni kitabının, Doğu Türkistan’daki zulmün idrak edilebilmesi için daha fazla insana ulaşması lazım. Bu vesileyle bu gönderiyi RT eden 3 kişiye kitabı hediye edeceğim inşallah. Sonuç ilanı 9 Ekim Perşembe 22:30.
Nazımda ve nesirde Anadolu ruhuna tercüman olan Yavuz Bülent Bakiler de Ahiret alemine irtihal eyledi. Rabbim hafızalarımızda ve satırlarda kalan ifadelerini sadaka i cariyesi olarak kabul buyursun.Makamı ali, mekanı cennet olsun.
Türk Edebiyatının müstesna isimlerinden değerli büyüğümüz, usta Şair Yavuz Bülent Bakiler Rahmeti Rahman'a kavuştu.
Menzîli mübârek, mekânı cennet, makamı âlî, rûhu ilâ yevm'el kıyâme şâd ü handân olsun İnşallah.
#YavuzBülentBakiler
Şu hadis-i şerif ne de çok şeyler anlatır zamanımız insanına:
"Kıyametten önce aldatıcı yıllar olacaktır. O yıllarda yalancı doğru kabul edilir, doğru söyleyen yalanlanır; hain emin görülür, emin kimse hain sayılır ve ‘ruveybida’ konuşur.”
Kendisine, “Ruveybida nedir?” diye sorulunca:
“Toplumun işlerinde söz söyleyen değersiz, işe yaramaz adamdır.” buyurdu."
[İbn Mace, 4036]
Düşmanın attığı bombadan çok, dost zannettiklerinin yalnızlığa terk etmeleri vurdu Gazze'lileri..
2 milyar Müslüman un çuvalı ulaştırmaktan aciz düştü Gazze'ye.
#Gazzeyiunutma
Cihat ya zafer ya şehadettir. Gazzeliler bu kirli savaşın en ön cephesinde şehit oluyor. Ümmet olarak biz ise onlara el uzatmaktan, yaralarına merhem olmaktan da aciziz. Müslüman!#Gazzeyiunutma Mahşer günü unutanların da bir şey yapabilirken yapmayanların da hesabı çetin olacak!
Siyonistler zahirde Şam’ı vuruyor, hakikatte ise mesajı Türkiye’ye veriyor.İsrail “savaşsız olmaz” diyor. Muhatapları hala diplomatik çözümden bahsediyor. Söz insana söylenir, karşımızda katil sürüsü var.Müslümanlar İsrail’e anlayacağı dilden cevap vermek için daha ne bekliyor?!
ÇEKİLİŞ&HEDİYE KİTAP
Kitap Kalbi Yayıncılık tarafından eserlerin yanında hediye edilmek üzere meccanen basılan
Kudüs ruhunu canlı tutmak maksadıyla kaleme aldığım bazı yazılarımdan müteşekkil bu eserimi 15 kardeşimize hediye ediyoruz.
Katılım şartı: "Kudüs İslamındır" yazmak.
Tus tercihleri her şeyi net bir şekilde ortaya koyuyor. Hekim nefreti ve sağlıkta şiddet, doğru uygulanmayan malpraktis yasaları... İlk 18 deki tercihler hep hastayla birebir muhattap olunmayan eğer olunacaksa da çok risk almadan iyi para kazanayım diyen akıllı hekimlerin seçimleri. Son tercihler ise en riskli ve kişinin hayatını direkt etkileyen branşlar. Son 2 branşa özellikle dikkat edin, en çok hasta yakınıyla hatta en endişeli hasta yakınlarıyla muhattap olunan bölümler. Endişelerinizi hekimlere sözlü ya da fiziksel şiddet olarak yansıttığınız sürece, yakın bir gelecekte ne size ne yakınlarınıza ne de çocuklarınıza bakacak hekim bulmakta çok zorlanacaksınız. Ha estetik anlamda kusursuz olursunuz o ayrı !
“Göz değmesi gerçektir.”
(Buhari, Tıbb 39)
Bu flood, nazarın hakikatini, etkilerini ve korunma yollarını arayanlara…
Nazar sadece halk arasında anlatılan bir hurafe değildir. Bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.), “Nazar haktır.” buyurarak bu gerçeğe işaret etmiştir. +++
Türk Muhammed’e(sav) asker olmuştur. Bu millet bununla şeref bulmuş, Allah’ın dinini canıyla ve kanıyla desteklemiştir.
Ben inanırım ki aşağıdaki ayet 9.yy’dan itibaren bu millet üzerinde tecessüm etmiştir ;
“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah öyle bir kavim getirecektir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı izzetlidirler; Allah yolunda cihad ederler ve hiç kimsenin kınamasından korkmazlar. İşte bu Allah’ın dilediğine verdiği bir lütfudur. Allah’ın lütfu geniştir; O, her şeyi bilir.”
Atalarının faziletine düşkün bir Türk olarak bu sıfatların her birini üzerimde görmek isterim. İşte anadolu Türkü ifadesinin bizde yansıması budur.