@AykutGe66418634@halildemirkanx Her şeyin bir ölçüsü var. Hoca burda hayatı yaşayın, Gezin görün diyor. Burdan har vurup harman savurun diye bir mana çıkmıyor. Çıkartmak için zorlamaya da gerek yok.
@suhacardakli Rasûlullah buyurdu ki
"Kafirlerle bizim aramızdaki fark kılmayı taahhüt ettiğiniz namazdır. Kim namazı terkederse kafir olur"
Kendi kafirliğinizi camilerin üzerine atmayın. Hutbede yazan şey siyaset değil Kafirlere karşı yazılmış bir bildiridir.
Keşke hiç girmeseydin bu işe @Ebsofuoglu adaş!
“Efendi hazretlerimiz ölmedi, bazı ihvanına görünüyor, alenen onlara bilgiler veriyor. Bazı ihvanlar Efendi https://t.co/3tv7raHt9o direk görüyor. Şu anda görüşme yapıyor. Efendi hz. talimatlarını beyan ediyor bize. Efendi hz. bizi yürütüyor. Şu anda Efendi hz. kesinlikle zâhiren de talimat veriyor bize. Biz Efendi hz. ne talimat veriyorsa onu yapıyoruz. Hiç Efendi’den ayrı bir şey yapmıyoruz” demedi mi Cübbeli hocan?
“Efendi’nin ruhuna şekle bürünme izni verilmiştir” demedi mi?
Efendi’nin Allah Teala tarafından konuşturulduğunu söylemedi mi?”
Bunları ve daha fazlasını elbette biliyorsun.
Sonra, “İsteyenlere, arzu edenlere tasarruf var” diyorsun. “(Sahabe) münâcât ederlerse (Efendimiz (s.a.v)’den) cevaplarını alırlar. Efendimiz (s.a.v) tasarrufta bulunur. Ama kime? İsteyene” diyorsun.
Ben de sana sorayım şimdi: Beni Saide gölgeliğinde hilafete kimin geleceğini tartışan Sahabe, böyle hayatî bir meselede Efendimiz (s.a.v)’e münâcâtı nasıl oldu da akıl edemedi?
Binlerce kişinin öldüğü Cemel vakasında Hz. Aişe ve Hz. Ali (r.anhuma) birbirlerine kılıç çekerken meseleyi Efendimiz (s.a.v)’e götürmeyi nasıl atlamış olabilirler?
Daha sonra Hz. Ali ile Hz. Mu’âviye (r.anhuma) arasında cereyan eden ve en az 60.000 müslümanın canına mal olan Sıffin savaşında ve sonrasındaki Hakem olayında neden Efendimiz (s.a.v)’e münâcât etmek kimsenin aklına gelmedi?
Hz. Hüseyin’in itirazlarına rağmen Hz. Hasan hilafeti Hz. Mu’âviye’ye devrederken ve sonrasında Hz. Hüseyin (r.anhuma) Kerbela’ya giderken dedelerine neden sormadılar?
Soruları uzatabilirim. Ama sadede geleyim:
“Herkes kendi tercihlerinin sonucunu yaşar” diye tekrar edip duruyorsun ya,
aslında ne söylediğini kendin de bilmiyorsun. Mesela araya sıkıştırdığın kıssaya göre Medine’deki dilencileri kovmak isteyen vali münâcât mı etti de Efendimiz (s.a.v)’i rüyasında gördü? ( Bu arada; İslamî ilimlere yabancı olmadığını söylüyorsun; bu olayın kaynağını lütfet de hep beraber aydınlanalım.)
Elin değmişken şunu da bi netleştir sana zahmet: Abdullah b. Zübeyr (r.a) münâcât etti mi etmedi mi? Etti ve Efendimiz (s.a.v)’i rüyasında gördü diyeceksen kaynak da zikrediver..
Bütün bunlar bir yana, Efendi hz.lerinin vefatıyla baş gösteren ihtilafta Cübbeli hocan hangi konuşmasında işbu “münâcat” meselesini bahse konu etti?
Sen de biliyorsun ki bu “münâcât” keşfi, senin durumdan vazife çıkarırken uydurduğun bir masal. Hocan Efendi hz.lerinin kendilerine doğrudan talimatlar verdiğini söylüyor, sen “münâcât” diyorsun.
Meselenin “münâcât”la kaim ve onunla alakalı olmadığını Cübbeli’nin yukarıya aldığım ifadeleri açıkça göstermiyor mu?
Kimi, neden aklamaya çalışıyorsun?
Dedim ya, keşke hiç girmeseydin bu konuya.
Bu “derin” mevzua malzeme olmasaydın…
@qalifat Reis gemiler zaten haliçe yakın bir yerde karada yapıldı. Olan gemileri yürütmedi. Yeni gemi yapıldı. Daha sonra onlarda hemen haliçe indirildi. Bunda inanılmayacsk birşey yok. Gemi dediğin de öyle büyük yük gemisi gibi gemiler değil. Küçük kayık tarzı