Kim Haşr Suresi’nin son üç ayetini bu anlatacağım şekilde okursa, ona yerlerin ve göklerin sırları açılır ve bütün sıkıntıları biter, ve Allah ona zenginlik verir.
“Hüvallâhüllezî lâ ilâhe illâ Hû.”
O Allah ki kendisinden başka ilâh yoktur.
Yani bir zerreden yıldızlara, bir damladan denizlere, bir çekirdekten ormanlara, bir hücreden insana kadar ne varsa hepsini yaratan O’dur. Güneşi ve gözleri yaratan, havayı ve ciğerleri yaratan, toprağı ve onun bağrında çatlayan tohumu yaratan O’dur.
“Âlimü’l-gaybi ve’ş-şehâde.”
O, gaybı da görünen âlemi de bilendir.
Yani semanın derinliklerinde ışığı henüz bize ulaşmamış yıldızları da, okyanusların dibindeki mahlûkları da, toprağın karanlığında bekleyen çekirdekleri de, kaderin sahnesinde saklanan hakikatleri de, kulunun kalbinden geçenleri de bilen O’dur.
O öyle bir Allah’tır ki karanlık gecede, karanlık taşın üzerinde yürüyen küçücük bir karıncanın attığı adım bile O’nun ilminden gizlenemez.
“Hüve’r-Rahmânü’r-Rahîm.”
O Rahmân’dır, Rahîm’dir. Yani baharda kupkuru toprağın bağrından binlerce çeşit çiçeği ve meyveyi çıkaran, ayağı olmayan ağacın rızkını köklerine gönderen, kanadı olmayan yavrunun rızkını annesinin göğsünde hazırlayan, mümin kuluna cennette ebedî nimetler verecek olan O Allah Rahmân ve Rahîm’dir.
“Hüvallâhüllezî lâ ilâhe illâ Hû, el-Melik.”
O Allah ki kendisinden başka ilâh yoktur. O Melik’tir.
Yani bütün mülkün sahibi O’dur. Güneş O’nun kandili, dünya O’nun misafirhanesi, gökyüzü O’nun kudretinin bir sahifesi, bahar ise O’nun rahmet sofrasıdır. Milyarlarca yıldızın da küçücük sineğin de sahibi Melik olan Allah’tır.
Hem O Allah Kuddûs,Selâm, Mü’min, Müheymin, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir’dir.
Yani O Kuddûs’tür. Her türlü kusurdan ve noksandan münezzehtir.
O Selâm’dır. Yani kâinatı selâmet içinde tutan O’dur. Dünya uzay boşluğunda muazzam bir süratle hareket ederken üzerindeki küçücük bir serçeyi dalında huzurla uyutan O’dur.
Mü’min, Müheymin. Yani yumurtanın içindeki yavruyu da, toprağın altındaki tohumuda, Kozanın içindeki kelebeği de gözeten O'dur.
O Azîz, Cebbâr, Mütekebbir’dir.
Yani Samanyolu gibi milyarlarca galaksinin bulunduğu şu muazzam kâinatı çeviren de, istediğini zorla yaptıracak kudrete sahip olan da O’dur.
“Sübhânallâhi ammâ yüşrikûn.”
Ve o Allah onların ortak koştuklarından yücedir,
Yani böyle sonsuz ilim, kudret ve saltanat sahibi olan Allah’a hiçbir şey ortak olamaz.
“Hüvallâhü’l-Hâliku’l-Bâriü’l-Musavvir.”
O Allah Hâlık’tır, Bâri’dir, Musavvir’dir.
Yani Hâlık’tır; yoktan yaratır. Bâri’dir; her mahlûku ölçülü yaratır. Musavvir’dir; her birine ayrı bir suret giydirir.
Bir kelebeğin kanadına bakın. Bir tavus kuşunun tüyüne bakın. Bir çiçeğin yapraklarına bakın. İnsanların yüzlerine bakın. Milyarlarca insan… İki göz, iki kaş, bir burun, bir ağız; fakat milyarlarca farklı sima.
İşte her insana ayrı bir yüz veren, küçücük parmak ucuna o insana ait mühür vuran Allah Musavvirdir.
“Lehü’l-esmâü’l-hüsnâ.” ve En güzel isimler O’nundur.
Yani kâinatta gördüğünüz her güzel hakikatin arkasında O’nun güzel isimlerinden bir tecelli vardır.
“Yüsebbihu lehû mâ fi’s-semâvâti ve’l-ard.” Göklerde ve yerde ne varsa O’nu tesbih eder.
Yani kâinat sessiz değildir. Güneş ışığıyla Deniz dalgasıyla Kuş ötüşüyle, arı balıyla, ağaç meyvesiyle, çiçek kokusuyla, yıldız hareketiyle Allah’ı tesbih eder.
“Ve hüve’l-Azîzü’l-Hakîm.” O Azîz’dir, Hakîm’dir.
Yani O’nun kudreti karşısında hiçbir şey başkaldıramaz ve O’nun yarattığı hiçbir şey hikmetsiz değildir. Bir atomu hangi kudret döndürüyorsa yıldızları da aynı kudret döndürür; bir arının kanadına ölçü koyan hangi hikmetse galaksilerin hareketine de aynı hikmet ölçü koyar.
Çünkü O Azîz’dir; kudreti sonsuzdur. Hakîm’dir; yaptığı her iş hikmetlidir.
Haşr Suresi’nin son üç ayetini bu tefekkürlerle okursanız size sırların kapısı açılır ve sıkıntılarınız biter ve Allah size maddi manevi zenginlik verir.
"Ey mülkün sahibi olan Allah'ım!
Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın.
Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin.
Hayır senin elindedir.
Şüphesiz sen her şeye hakkıyla gücü yetensin."
Al-i imran 26
🤲❤️🤲
@mehmetcinkirr ENTRA ve AVPGY olabilir. 2 Yıl önce halka arz oldukları fiyatta geziniyorlar. Burdan 10 000 kişi 50 Bin TL destek çıkarsa hisseler en az 2 katı artar. Yatırım Tavsiyesi değildir. Kafasına yatan hisseleri alır.
Hugo Chavez'in efsane konuşması:
- Mossad’dan İsrailli terörist gruplar peşimde dolaşıyor, beni öldürmeye çalışıyorlar.
- Bizi, beni terörü desteklemekle suçluyorlar; oysa terörü asıl destekleyenler onlardır.
- Bu vesileyle bir kez daha kınıyorum; ruhumun en derininden, tüm içtenliğimle İsrail Devleti’ni.
- Lanet olsun İsrail Devleti’ne! Lanet olsun size, teröristler, katiller!
- Yaşasın Filistin halkı! Kahraman halk, iyi halk!
- Yankee İmparatorluğu’nu görmüyor musunuz?
- İsrail’in soykırımcı bir devlet olarak, Filistin halkına insani yardım götüren barışçıl bir gruba karşı işlediği katliamı görmüyor musunuz?
- Her tarafı kuşatılmış Gazze’de İsrail ne suya ne başka bir şeye izin veriyor; orada insanları katlettiler, siz de gördünüz.
- Şimdi bakın, ABD ne dedi: “Endişeliyiz” diyorlar.
Düşünün bir kere, Allah korusun, bu olay Venezuela karasularında olsaydı çoktan işgal edilmiştik. Bundan emin olun, bizi çoktan işgal ederlerdi.
- Ama İsrail olunca her şeye izin veriliyor. İşte bu, çifte standardın açık bir örneğidir.
- Obama hükümeti terörü kınar; yeter ki bunu kendileri işlemiş olmasın.
- Şimdi dikkat edin, Venezuela’daki muhalefet İsrail’e karşı tek bir söz bile söylemedi. Oysa İsrail, Venezuela muhalefetini ve karşı-devrimi finanse ediyor.
- Hatta Mossad’dan İsrailli terörist gruplar peşimde dolaşıyor, beni öldürmeye çalışıyorlar.
🎥🚨 2009 yılında Kolombiyalı gazeteci Vicky Davila, Venezüella lideri Hugo Chávez'in ABD ve onun oluşturduğu tehdit konusunda “paranoyak” olup olmadığını sormuştu.
Hugo Chávez'in basiret dolu konuşması bugün yaşanan olayların arkasındaki gerçekleri ortaya seriyor.
EVREN KORKAKLARIN DÜŞMANIDIR
EVREN KORKAKLARI CEZALANDIRIR CESURLARI ÖDÜLLENDİRİR
(Rızık, Hareket ve Fetih Ruhu)
Evrenin temel bir yasası vardır; bu yasa yerçekimi kadar gerçektir ama okullarda öğretilmez.
Bu yasa şudur: Sistem, duran her şeyi çürütür.
Bakın doğaya; akan nehir temizdir, duran su bataklığa döner ve zehir üretir.
Hareket eden, avlanan hayvan hayatta kalır; "garanti" arayıp bir köşeye sinen, ilk avcıya yem olur.
Evren, yani içinde bulunduğunuz bu devasa simülasyon, kinetiktir.
Hareket üzerine kuruludur.
Ve bu mekanizma, statik olan, korkan, geri çekilen her organizmayı bir "hata" olarak algılar ve onu sistemden siler.
Bu yüzden açıkça söylüyorum: Evren, korkakların en büyük düşmanıdır.
Siz sanıyorsunuz ki "garanti" bir hayat seçerseniz, köşenize çekilip etliye sütlüye karışmazsanız güvende olacaksınız.
Hayır.
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın yahudi atasözüdür. Ve en sonun da o yılan sizi yer.
Evrenin tokadını en sert yiyenler, o tokattan kaçmaya çalışanlardır.
Çünkü sistem, cesareti ödüllendirip korkaklığı cezalandırmak üzerine kodlanmıştır.
COĞRAFYANIN LANETİ: MEMUR ZİHNİYETİ
Bu topraklarda, Orta Doğu’nun genlerine işlemiş sinsi bir zehir var. Adı: Garanticilik.
Bize çocukluktan beri ne öğrettiler? "Aman oğlum/kızım, sırtını devlete daya, sigortalı bir işin olsun, başını öne eğ, risk alma."
İşte bu, bir neslin zehirlenmesidir, cesareti bırakıp korkak ve garantici olmasıdır.
Bu, potansiyel bir aslanı alıp kafese koymak ve önüne hazır mama koyarak onu evcil bir kediye çevirmektir.
Bu "memur zihniyeti" sadece bir meslek grubuyla ilgili değildir; bu bir karakter hastalığıdır.
Ticaret yapmaktan korkan, reddedilmekten ödü kopan, hata yapmayı "ölüm" sanan, ayın 15’inde yatacak maaşın konforu için ruhunu satan herkes bu hastalığa yakalanmıştır.
Soruyorum size: Tarih kitaplarında hiç "Sabah 9 akşam 5 güvenli işine gitti ve emekli oldu" diye yazan bir kahraman gördünüz mü? Göremezsiniz.
Çünkü tarih de, evren de sadece risk alanları, sınırları zorlayanları, "Fetih Ruhu" ile hareket edenleri kaydeder.
Atalarınız at sırtında kıta geçerken "Acaba sigortam yatar mı?" diye sormuyordu.
Onlar ganimetin, zaferin ve rızkın kılıcın ucunda, yani harekette olduğunu biliyordu.
Bugün sizin o genlerinizdeki fetih ruhunu "konfor alanı" denilen o yumuşak yastıkla boğdular.
RIZIK CESARETEDİR
Kadim bir söz vardır: "Korkaklar rızkı, cesurlar kadar yiyemez."
Bunu biraz daha güncelleyelim: Rızık, cesaretin yan ürünüdür.
Pek çoğunuz "şanssız" olduğunuzdan yakınıyorsunuz.
"Benim bahtım kapalı" diyorsunuz.
Hayır, senin bahtın kapalı değil; senin cesaretin kapalı.
Evren bir olasılıklar okyanusudur. Fırsatlar, paralar, aşklar, başarılar havada asılı duran enerji paketleridir.
Ama onları yakalamak için "uzanma" eylemini, yani riski göstermen gerekir.
O telefonu açıp müşteriyi aramaya korkuyorsun, sonra "iş yok" diyorsun.
O kızın/erkeğin yanına gidip konuşmaya çekiniyorsun, sonra "yalnızım" diyorsun.
Elindeki üç kuruşu sermaye yapıp ticarete girmekten korkuyorsun, sonra "enflasyon beni bitirdi" diyorsun.
Evren sana neyi versin? Sen sahaya çıkmadın ki?
Sen maça çıkmadan "neden gol atamıyorum" diye ağlayan bir yedek oyuncusun.
Kuantum mekaniğinde bile "gözlemci etkisi" vardır.
Parçacık, sen ona baktığında, onunla etkileşime girdiğinde şekil alır. Hayat da böyledir.
Sen riske girip o adımı attığında, evrenin dişlileri dönmeye başlar. Sen durursan, dişliler seni ezer.
REDDEDİLME: ŞAMPİYONLARIN KAHVALTISI
Bu coğrafyanın insanının en büyük kabusu "Hayır" cevabı almaktır.
"Ya rezil olursam? Ya batarsam? Ya elalem ne der?" Elalem ne der biliyor musun?
Sen başarısız olursan gülerler, başarılı olursan "zaten belliydi" deyip alkışlarlar.
Elalem, rüzgara göre dönen bir hiçliktir.
Bir girişimci, bir fatih için "Hayır" cevabı, bir duvara çarpmak değil, sadece bir veridir.
10 kapı çalarsın, 9'u yüzüne kapanır.
O kapanan 9 kapı, seni 10. kapıdaki hazineye götüren basamaklardır.
Korkak adam ilk kapı yüzüne kapandığında eve döner ve ağlar.
Cesur adam ise "İstatistikler benim yanımda, bir sonraki kapı evet olabilir" der ve yürümeye devam eder.
Hata yapmak, batmak, iflas etmek...
Bunlar utanç madalyası değil, savaş yarasıdır.
Yara izi olmayan bir savaşçıya kimse saygı duymaz.
Hiç hata yapmamış bir adam, hiç yeni bir şey denememiş demektir.
Ve bu, yaşayan bir ölüden farksızdır.
FİZİKSEL EYLEM ÇAĞRISI
Şimdi, şu an bu satırları okurken o boklu konfor alanından çıkmaya karar ver.
Güvenliği Unut: Güvenlik bir illüzyondur. Mezarlıklar, kendini güvende sanan insanlarla doludur.
Yarın başına ne geleceğinin garantisi yok. O yüzden risk almamak, aslında en büyük risktir.
Ticaret Yap: İster limon sat, ister yazılım sat, ister fikir sat. Ama bir şey sat. Maaşlı kölelikten zihnen çık.
Rızkın 10’da 9’u ticarettir, çünkü ticaret cesaret ister.
Hata Yap: Git ve bugün bir hata yap. Birinden "hayır" cevabı al. Reddedilmenin seni öldürmediğini, aksine derini kalınlaştırdığını gör.
Evren, masada oturanlara değil, dans pistine çıkanlara ikramda bulunur.
Korkaklık, bu dünyada ödeyebileceğiniz en pahalı vergidir.
Ömür boyu "keşke" diyerek bu vergiyi ödemeyin.
Çıkın, isteyin, alın, batın, tekrar çıkın ve fethedin.
Çünkü bu sistemde avcı değilseniz, avsınız demektir.
Ortası yok.
Karar senin: Korkup saklanacak mısın, yoksa sana ait olanı almak için savaşacak mısın?