Excited to share our publication in Review of International Political Economy (@RIPEJournal)! In this paper, @HeatherLeighBa and I examine regulatory responses to the rise of cryptocurrencies. We argue that governments’ decisions to ban cryptocurrencies stem from their desire to maintain monetary control. #monetarypolicy #cryptocurrency
Some policymakers and scholars have suggested that cryptocurrencies threaten the international economic status quo and have the potential to undermine dollar hegemony and the effectiveness of American sanctions. Our findings show that countries are not motivated by their relations with the US or their discontent with the structure of the international economic system. Instead, they are rather concerned with and constrained by their domestic economic and political structures.
First, cryptocurrencies may undermine governmental influence over domestic monetary conditions and pose an additional threat to regimes that rely on fixed exchange rates and control of the capital account to preserve domestic monetary policy autonomy. We found that both the exchange rate system and capital account openness are the main determinants of whether a country is likely to impose absolute or implicit bans on cryptocurrencies.
Second, we elaborate on how regime-type characteristics structure the costs of enacting and enforcing policy to limit cryptoization. We found that democracies, with their larger number of veto players, a large winning coalition, and higher levels of rule of law, are less likely to impose bans on cryptocurrencies than autocracies.
Open access here: https://t.co/6LqXuOhdoh
Yeni Parti mi, Yeni Hareket mi?
Klasik partiler arasındaki rekabete dayanan siyaset, yerini daha akışkan, daha esnek; taban ile lider arasında daha dinamik ilişkilerin kurulduğu, siyasal hareketlerin öne çıktığı yeni bir siyasete bırakıyor.
Ekrem İmamoğlu 2022–2025 arasında, Özgür Özel ise özellikle 2025 sonrasında bu yeni siyaset tarzını oynayabileceklerini ve geniş toplumsal kesimlerle doğrudan ve interaktif bir ilişki kurabileceklerini gösterdiler.
CHP kuşkusuz çok önemli tarihsel bir kurumdur; Cumhuriyet’in kurucu partisidir. Bugün ise bu parti, kendi tarihsel mirasına ve temel ilkelerine karşıt bir rejim tarafından tutsak alınmaya çalışılıyor.
Bana kalırsa yapılması gereken, bir yandan bu tutsak alma girişimine karşı mücadele etmek, diğer yandan ise bundan çok da önemli olarak CHP’nin kurumsal zemini dışında ve ötesinde yeni siyasal hareketi inşa etmektir.
Aslında bu siyasal hareket çoktan başladı. Henüz bir adı yok; referansları tam olarak netleşmedi, ideolojik formasyonu da tamamlanmadı. Bu durum hem doğal hem de olumlu. Çünkü hareket kendi dilini, kendi referanslarını ve siyasal kimliğini tam da bu rejimle verdiği mücadele içinde oluşturuyor.
Bugün asıl referans noktası tarihin derinliklerinde değil, bizzat bu mücadelenin kendisindedir. Bu mücadele ilerledikçe hareket de kendi düşünsel çerçevesini, değerlerini ve geleceğe ilişkin “vizyonunu” şekillendirecektir.
Bu haraketin tarihsel derinliği kadar tarihsel yorgunluğu da olan CHP’nin ötesinde bir dinamizm taşıması gerekir. Bu yeni hareket, CHP’yi tekrar eden, onun “yeni” ya da “öz” bir versiyonu olmaya çalışan bir yapı değil; demokratik mücadelenin bu kurucu anını merkeze alan taze bir siyasal enerji olmalıdır.
Belki de isminde “parti” kelimesinin bulunmasına bile gerek yoktur. Çünkü öncelik klasik anlamda yeni bir parti kurmak değil; toplumun farklı kesimlerini ortak bir demokratik mücadele etrafında buluşturacak, yeni bir siyasal alan oluşturmak, farklı bir örgütlenme formu başlatmak, ve sıra dışılığı ile rejimi şaşırtmak olmalı.
Unutmayalım; rejim, muhalefeti ve toplumu sürekli bir vertigo hâline sürükleyerek şekillendi; yön duygusunu bozarak, zemini kaydırarak ve herkesi kendi kriz ritmine mahkûm ederek yol aldı.
Yeni hareket ise alışılagelmiş kalıpların dışına çıkmayı başararak bu vertigoyu rejime geri yöneltmelidir. Rejimin kurduğu ya da kontrol ettiği sahneyi kah reddedip, kah o sahnede “arıza çıkartıp”, oyunun zeminini sürekli kaydırarak “sathını” kendi tanımlayıp genişletebilir.
Türkiye’de son on yıldır otoriter rejimin kademeli biçimde pekişmesine ve kalıcı hale gelmesine tanıklık ediyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş, devletin tepesinde bu düzenin devamına bağımlı on binlerce siyasetçi ve bürokrattan oluşan yeni bir güç bloğu yarattı. Bu sürecin ilk aşaması buydu.
Ancak hiçbir rejim yalnızca iktidar bloğuna dayanarak kalıcılaşamaz. Bunun için muhalefetin de belirli ölçüde etkisizleştirilmesi, bölünmesi veya sisteme eklemlenmesi gerekir. Ekim 2024’ten beri eşzamanlı ilerleyen İmralı süreci ile @herkesicinCHP'ye dönük yargı operasyonlarını bu çerçevede okumak gerekiyor.
Yaklaşık 18 aydır Kürt siyasi hareketi, somut kazanımlar oldukça sınırlı kalmasına rağmen, ağırlıklı olarak iktidarla yürüyen müzakere sürecine odaklanmış durumda. Bu süreçte muhalefetle arasındaki mesafe açıldı. Demirtaş giderek daha görünmez hale gelirken, Öcalan yeniden siyasi bir aktör haline getirildi.
CHP'de ise partiyi dönüştüren, 2024 yerel seçimlerini kazanan siyasi kadrolar yargı tarafından tamamen sindirilmeye çalışılıyor. İBB'ye yapılan operasyon CHP ile İmamoğlu'nun arasındaki bağı koparmayınca şimdi parti iktidar ile işbirliği yapmaya hazır @kilicdarogluk 'na bırakılıyor.
Sonuçta ortaya çıkan tablo, tepede gücünü tahkim etmiş bir iktidar bloğu ile tabanını temsil etme kapasitesi zayıflatılmış, birbirinden kopuk ve etkisizleştirilmiş muhalefet aktörlerinden oluşan bir siyasal düzen arayışına işaret ediyor. Bu nedenle bugün yaşananları yalnızca tek tek partiler veya kişiler üzerinden değil, rejimin nasıl yeniden yapılandırıldığı sorusu üzerinden değerlendirmek lazım.
Başkan;
Yatırım yapanla, istihdam sağlayanla derdimiz yok.
Şirketleri siyasi tartışma içine sokan da yok.
Sen bu yorumla kime hizmet ediyorsun?
Temsil ettiğin kurumu iktidarın emrine vermen üyelerini kahrediyor.
Koskoca kurumu düşürdüğün hale bak. Attığın tweeti yorumlara açacak cesaretin yok, neden, kimden korkuyorsun?
Sen sözde gücünü nereden alıyorsun?
Biz senin Birliğinde senden güçlüyüz.
Üyelerinin önemli bir çoğunluğu bizimle.
Çünkü ahlaki üstünlük bizde.
Çünkü biz haklıyız.
Üyelerin de haklının yanında zulmün karşısında.
Sen neredesin?
Biz haklının yanındayız.
Biz kazanacağız.
Sen ve senin anlayışın kaybedecek…
İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu'nun kararı HUKUKSUZDUR.
Böyle bir karar alma yetkileri yoktur. Yetki, sadece İşletme Fakültesi Yönetim Kurulu’ndadır. Bu kararı alanların tarih ve adalet önünde hesap verecekleri günler yakındır. Adalete, hukuka ve demokrasiye susamış milletimizin yürüyüşü durdurulamayacak.
Kurtuluş Yok Tek Başına!
Back in Chicago for #ISA2025! I’ll be presenting my paper, “Resisting Hegemony: De-dollarizing through Gold,” on Wednesday at 10:30 am in Boulevard C.
Stop by if you’re interested in the panel on the transformation of monetary regimes and currencies!
Kayıt Dışı Sohbetler’in 15 Kasım’da yayınlanacak olan yeni bölümünde Dr. Ömer Faruk Şen (@omfasen) ile etki ajanlığı yasasını konuştuk. Etki ajanlığı yasası iktidarın geri adım atmasıyla şimdilik TBMM Genel Kurulu’ndan çekildi.
I’m proud to share that I’ve completed my PhD in Political Science! 🎓
A big thank you to my advisor @HeatherLeighBa and my committee members (Dr. Stephen Quackenbush, Dr. Jonathan Krieckhaus, and Dr. Eric Parsons) for their support and guidance. On to the next chapter! #PhDone
Sanayi politikası tüm dünyada yeniden popüler hale geliyor.
Yeni kitabımızda, Türkiye'nin 100 yıllık sanayileşme tecrübesini ele alıyoruz.
Yeşil dönüşüm & inovasyonun rolü, küresel tedarik zincirleri ve kurumsal kapasitenin önemini tartışıyoruz.
Link: https://t.co/pdzZNKLY98
📌 “Türkiye’de öteden beri norm olan özgür seçimler müessesinde artık, adil rekabet ilkesinde olduğu gibi, önceleri istisnai sayılan ihlallerle ve tarafsızlığı anayasal zorunluluk olan kurumların kararlarıyla gedikler açılmaktadır.”
✍️ Ömer Faruk Şe📌 “Türkiye’de öteden beri norm olan özgür seçimler müessesinde artık, adil rekabet ilkesinde olduğu gibi, önceleri istisnai sayılan ihlallerle ve tarafsızlığı anayasal zorunluluk olan kurumların kararlarıyla gedikler açılmaktadır.”
✍️ Ömer Faruk Şe📌 “Türkiye’de öteden beri norm olan özgür seçimler müessesinde artık, adil rekabet ilkesinde olduğu gibi, önceleri istisnai sayılan ihlallerle ve tarafsızlığı anayasal zorunluluk olan kurumların kararlarıyla gedikler açılmaktadır.”
✍️ Ömer Faruk Şe📌 “Türkiye’de öteden beri norm olan özgür seçimler müessesinde artık, adil rekabet ilkesinde olduğu gibi, önceleri istisnai sayılan ihlallerle ve tarafsızlığı anayasal zorunluluk olan kurumların kararlarıyla gedikler açılmaktadır.”
✍️ Ömer Faruk Şe📌 “Türkiye’de öteden beri norm olan özgür seçimler müessesinde artık, adil rekabet ilkesinde olduğu gibi, önceleri istisnai sayılan ihlallerle ve tarafsızlığı anayasal zorunluluk olan kurumların kararlarıyla gedikler açılmaktadır.”
✍️ Ömer Faruk Şen
When I started my PhD program I never imagined I would lead a quant methods workshop. And somehow today I had the pleasure of leading an introductory workshop on Shiny apps in R. For slides and associated code feel free to check out my website! https://t.co/H3qjqJESq2
A piece by DL News on why Bitcoin can't pose a threat to the global order, featuring my comments.
Focusing on Argentina & Turkey, I argue high crypto adoption is more a symptom of economic challenges than the cause of their currency crises. Check it out here👇
Excited to share our publication in Review of International Political Economy (@RIPEJournal)! In this paper, @HeatherLeighBa and I examine regulatory responses to the rise of cryptocurrencies. We argue that governments’ decisions to ban cryptocurrencies stem from their desire to maintain monetary control. #monetarypolicy #cryptocurrency
Some policymakers and scholars have suggested that cryptocurrencies threaten the international economic status quo and have the potential to undermine dollar hegemony and the effectiveness of American sanctions. Our findings show that countries are not motivated by their relations with the US or their discontent with the structure of the international economic system. Instead, they are rather concerned with and constrained by their domestic economic and political structures.
First, cryptocurrencies may undermine governmental influence over domestic monetary conditions and pose an additional threat to regimes that rely on fixed exchange rates and control of the capital account to preserve domestic monetary policy autonomy. We found that both the exchange rate system and capital account openness are the main determinants of whether a country is likely to impose absolute or implicit bans on cryptocurrencies.
Second, we elaborate on how regime-type characteristics structure the costs of enacting and enforcing policy to limit cryptoization. We found that democracies, with their larger number of veto players, a large winning coalition, and higher levels of rule of law, are less likely to impose bans on cryptocurrencies than autocracies.
Open access here: https://t.co/6LqXuOhdoh