Asıl olan;
Anayasayı değiştirmek değil onu uygulamaktır.
Kural koymak değil kurallara önce kural koyanın uymasını sağlamaktır.
Enflasyonu düşürmeye çalışmak değil yükselmemesini sağlamaktır.
Bir yere gelmek değil oradan ayrılabilmeyi bilmektir.
Sayın Kılıçdaroğlu’na güvenim tamdır. SSK’yı batırdı, CHP’yi batırdı, seçimleri batırdı ve Allah’ın izniyle cumhur ittifakını da batıracaktır. Rabbim bu kutlu mücadelesinde onun yâr ve yardımcısı olsun.
Son Dakika - 2019’da Ankara’nın Çubuk ilçesinde Kemal Kılıçdaroğlu'na yumruk atan Osman Sarıgün’den özür: ''Cumhurbaşkanımızın elemanı olduğunu bilmiyordum…''
https://t.co/GwGRoe2oRu
TCMB'nin Kendisi İçin 1 Saatte 14 Milyar Dolar Yaktığını Öğrenen Kemal Kılıçdaroğlu: "O Kadar Ettiğimi Öğrenmek Benim İçin de Sürpriz Oldu…"
https://t.co/voDJH7jqXb
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
ORGANİZE KÖTÜLÜK
En başında söyleyeyim şartlar ne olursa olsun bizler Kuvayi Milliye ruhuyla aslanlar gibi direniyoruz. Direnmeye devam edeceğiz.
Victor Franklyn "İnsanın Anlam Arayışı" adlı kitabında "Herkes Auschwitz kampının en korkunç yanının gaz odaları olduğunu sanır. Oysa Auschwitz'in en dayanılmaz yanı her gün düzenli yapılan küçük aşağılamalardı. Hemen karşılanacak ihtiyaçların geciktirilmesi, bekleme, arama, cevapsız bırakma, sıraya dizme... gibi sürekli tekrarlanan küçük küçük aşağılamalardı” der.
Silivri bu küçük küçük ama sürekli aşağılamaların merkezi. Özellikle CHP'li tutuklulara bu aşağılamalar organize ve profesyonel olarak yapılıyor.
Her sabah ve her akşam mahkemeye giderken tepeden tırnağa aranıyoruz. Hapishanede sadece mavi ve siyah kalem var. Ola ki üzerimizde kırmızı kalem çıksa bu kalemle tünel kazacakmışız muamelesi yapılıyor. Yanımıza çakmak almamıza izin verilmiyor, her defasında sigara içmek için çakmak istemek zorunda bırakılıyoruz. Geçen bir arkadaşımızın üzerinde eşinin "Seni seviyorum" yazılı notunu bulup sanki uyuşturucu yakalamış da affediyorlar havasında notu yırtmalarını hüzünle izledim.
Mahkeme telefon hakkımızı 60 dakikaya çıkardı. Ancak hapishane yönetimi bu hakkı kullandırmıyor. Bugün oğlumla 10 dakikalık telefon görüşmesi yaparken bir infaz koruma memuru tam yanıma gelip öyle bir bağırdı ki irkildim. Bunu özellikle yapıyor. Bu personel gibi birkaç partizan bu küçük aşağılamaları düzenli yapıyor. Geçenlerde hücre aramasında ikinci bir bulaşık teli bulup aldı. Çünkü herkesin bir bulaşık teli hakkı var. Ben bu ikinci teli lavabo ve yerlerdeki çimento kalıntılarını temizlemek için kullanıyordum.
Bizler için çok üzüldüğünüzü biliyorum. Bütün bunları sizleri daha çok üzmek için yazmıyorum. Başta söylediğim gibi biz bütün bu zulme, bu kötülüklere aslanlar gibi dayanıyoruz ve direniyoruz.
Ben bunları nasıl bir melanetle, nasıl bir kötülükle karşı karşıya olduğumuzu görmeniz için yazıyorum. Bunlar kötü insanlar, çok kötü insanlar. Allah Vatanımızı, Milletimizi, Devletimizi, eşimizi, çocuğumuzu, sevdiklerimizi bunların kötülüklerinden korusun.
Sakın bunlara inanmayın. Sakın bunlara güvenmeyin. Bunlar iktidarları söz konusu olduğunda sadece size değil herkese, hatta kendi yakınlarına ve dava arkadaşlarına dahi her türlü kötülüğü yapma potansiyeline sahiptirler.
Bu kötülük hem Devletimizi hem Milletimizi zayıflatıyor, çürütüyor, çökertiyor. Bu kötülük artık devam edemez. Etmesi mümkün değil. Sonunun geldiğini anlayan kötülük çaresizce saldırıyor. Korkuyla saldırıyor. Amansızca saldırıyor.
Biz Millet olarak demir dağları delip geçtik. Bu kötülüğe elbette yenilmeyeceğiz. Kötülük kaybedecek, iyilik kazanacak. Biz kazanacağız ve her şey çok güzel olacak.
Sizi çok seviyor ve özlüyoruz.
Aykut Erdoğdu
Silivri 9 No'lu CİK
Hiç evirip çevirmeye gerek yok. Normal ülkelerde okullar basılıp masum çocuklar katlediliyorsa Milli Eğitim Bakanı ve İçişleri Bakanı anında istifa etmelidir. Bu kadarcık bir demokratik olgunluğumuz da olsun artık. Ayıptır yahu...
İran kayıplarını duyuruyor ve cenaze törenlerinde onları yüz binler uğurluyor.
ABD-İsrail ölülerini saklıyor, vebalı fareler gibi gizlice gömüyor ölülerini çünkü ahlaksız, onursuz bir savaşta onurlu bir ölüm olmuyor.
İlber Hoca hayatını kaybetti.
Prof. İlber Ortaylı, akademik hayatının ötesinde, Türkiye'de tarihin sevdirilmesinde, tarihe ilginin artmasında çok özel bir yere sahipti.
Hiç durmadan okudu, yazdı, çok seyahat etti ve bıkıp usanmadan tarihi ve hayatı anlattı. Tarihin gülen yüzü gibiydi.
Yakınlarına, sevenlerine baş sağlığı diliyorum... Rahmetle...
İlber Hoca'yı kaybettik. Kendisini Ocak ayında gördüğümde, ayakta durmakta zorlanmasına rağmen hâlâ ve her fırsatta çevresindekilere bir şeyler öğretme gayesi ve enerjisiyle doluydu. Yeri zor doldurulur. Mekânı cennet, makamı âli olsun.
Ülkemizin yetiştirdiği kıymetli tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı’nın vefat haberini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’ye göç eden bir aileden gelen İlber Ortaylı, eğitim ve kültür çerçevesinde Galatasaray ile derin ve sarsılmaz bağlara sahiptir.
Galatasaray Üniversitesi’nin kuruluş yıllarından bu yana akademik kadroda tarih alanında lisans ve yüksek lisans seviyesinde dersler veren Ortaylı, üniversitenin tarih ve sosyal bilimler alanındaki akademik programlarının oluşumuna katkıda bulundu. Akademi dünyasındaki konumu sebebiyle Galatasaray Üniversitesi’nin uluslararası akademik görünürlüğüne katkı sağladı.
Merhuma Allah’tan rahmet, ülkemize, Ortaylı ailesine ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
Galatasaray Spor Kulübü
ABD, İran'ı bombalarken Çin neden susuyor ?
Çoğu kişi aynı soruyu soruyor.
"Çin neden sessiz? Enerji ortağı bombalanıyor. Ticaret yolu yıkılıyor. Neden tepki vermiyor?"
Cevap o kadar basit ki çoğu analist kaçırıyor.
Düşmanın kendi kendini yok ederken araya girmezsin.
Anlatıyorum...
Herkes "ABD ve İsrail İran'ı vurdu" diyor.
Ama İran ne yaptı?
Lütfen dikkatli okuyun.
Birincisi: Hürmüz Boğazı.
Dünya petrol arzının %20'si bu boğazdan geçiyor. Her gün milyonlarca varil. Dünyanın en kritik deniz geçiş noktalarından birisi.
İran kapattı.
Donanmayla değil. Savaş gemisiyle değil. Ucuz drone'larla.
İran tek bir savaş gemisi kullanmadan dünyanın en kritik deniz geçiş noktalarından birini kapattı. Körfez ülkeleri ekonomik olarak çok ağır yara aldı.
İkincisi: Körfez ülkelerini vurdu.
Kuveyt hedef alındı. Irak hedef alındı. Suudi Arabistan hedef alındı. BAE hedef alındı.
Rakamları açıklayayım.
Sadece BAE'ye: 189 balistik füze 941 drone saldırısı düzenlendi.
Bu ülkeler onlarca yıldır Amerika'dan silah aldı. Trilyonlarca dolar harcadı. Patriot sistemleri. THAAD sistemleri. "Dünyanın en gelişmiş hava savunması" dediler.
Ne oldu?
BAE savunma sistemi 189 balistik füzeden sadece 3'ünü düşürdü. 941 drone'dan sadece 121'ini engelledi.
Milyarlarca dolarlık savunma sistemi boş boş baktı.
35 bin dolarlık drone'lar şehrin ortasına düştü.
Ve tüm dünya asıl meseleyi gördü.
35 bin dolarlık drone'u düşürmek için 1.4 milyon dolarlık füze atıyorsun.
Bu rakamı tekrar okuyun. 35 bin dolara karşı 1.4 milyon dolar.
Bunu şöyle düşünün.
Evinize her gün taş atıyorlar. Her taş 1 lira. Siz her taşa 40 liralık mermi harcıyorsunuz. Ama evinizin bazı camlarına taş isabet ediyor. Bazı camları kırıyor. Televizyonunuzu parçalıyor.
Bu savaş sürdürülebilir değil. Ve İran bunu biliyor.
Herkes "Çin hiçbir şey yapmıyor" diyor.
Yanlış.
İran'ın füzeleri Amerikan GPS'i yerine Çin uydularıyla hedef buluyor. Körfez ülkelerindeki kritik hedefler ABD üsleri, veri merkezleri, üretim tesisleri hepsi Çin uydusu ile bulunuyor.
Savaştan önce ne oldu?
Rusya, Çin ve İran Hürmüz Boğazı'nda ortak deniz tatbikatı yaptı.
Çin ringe çıkmadı. Ama rakibi antrenmanda kendisi hazırladı.
Navigasyonu verdi. Teknolojiyi sağladı. Tatbikatla koordinasyonu yaptı.
Sonra kenara çekildi ve izlemeye başladı.
Şimdi Körfez ülkelerinin gözünden bakın.
Onlarca yıldır Amerika'dan silah aldın. Trilyonlarca dolar harcadın. "Güvendesiniz" dediler.
İran 35 bin dolarlık drone'larla havalimanını vurdu. Otelini vurdu. Limanını vurdu.
Ve sonra Amerika sana dönüp ne dedi?
"ABD tahvili almaya devam edin."
Sonuç?
Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Katar masaya oturdu. ABD ile imzaladıkları kontrat maddelerini inceliyorlar. Yatırım taahhütlerini iptal etmeyi tartışıyorlar. Mevcut varlıklarını satmayı değerlendiriyorlar.
Bu ülkeler birkaç ay önce ABD'ye 2 trilyon doların üzerinde yatırım taahhüdü vermişti.
Şimdi çıkışı tartışıyorlar.
Bunu Çin yapmadı. ABD kendi elleriyle yaptı.
ABD müttefiklerinin tamamını sadece kendi çıkarları için savaşın içerisine soktu. Sattığı silahlar müttefiklerini koruyamadı. Sonra aynı müttefiklere "bize yatırım yapın" dedi.
Matematik artık çalışmıyor. Matematik çalışmayı bırakınca sadakat de kaybolur.
Herkes Amerika'ya bakarken Çin son 10 yılda sessizce neler yaptı?
2023'te Suudi Arabistan Çin'e yuan ile petrol satmaya başladı. Bu tek başına bir ay boyunca manşet olmalıydı. Olmadı.
BRICS genişledi. Suudi Arabistan, BAE ve İran 3 enerji devi aynı blokta toplandı.
Çin SWIFT'e alternatif olarak CIPS'i kurdu. Batı dışı ülkeler artık dolar kullanmadan ticaret yapabiliyor.
Bu hamlelerin hepsi İran'a tek bir bomba düşmeden önce yapıldı.
En sessiz ama en yıkıcı hamlelerden birisi.
Çin kesintisiz şekilde ABD tahvili satıyor.
Çin'in ABD tahvil stoğu zirvede 1.3 trilyon dolardı. Kasım 2025 itibarıyla 682 milyar dolara düştü. 2008'den bu yana en düşük seviye.
Peki o parayla ne alıyor?
Altın.
Şimdi Çin'in asıl hamlesine gelelim.
Afrika. Dünyanın en genç kıtası. 2050'de nüfusu 2.5 milyar olacağı tahmin ediliyor.
Çin 20 yıl önce anladı: Kim Afrika'nın altyapısını inşa ederse 21. yüzyılın sahibi olur.
ABD ne yaptı?
Irak ve Afganistan'da 4 trilyon dolar harcadı. Yıktı. Bombaladı. Sonra çekildi. Geriye kaos bıraktı.
Aynı dönemde Çin ne yaptı?
49 Afrika ülkesine 182 milyar dolar altyapı yatırımı yaptı.
-Kenya'da demiryolu inşa etti.
-Etiyopya'da baraj kurdu.
-Cibuti'de liman açtı.
-Nijerya'da 20 milyar dolarlık petrol ve gaz tesisi kuruyor.
-Kongo'da 10 milyar dolarlık hidroelektrik santral inşa ediyor.
-Namibya'da Afrika'nın en büyük güneş enerjisi santralini kurdu.
-Ruanda'da teknoloji merkezi açtı.
-Kıta genelinde Huawei altyapısıyla telekomünikasyon ağı ördü.
2025'te Afrika-Çin ticaret hacmi 348 milyar dolara ulaştı.
Bunu nasıl yaptı?
Tek kurşun atmadan. Tek rejim değiştirmeden. Tek yaptırım uygulamadan. Tek demokrasi dersi vermeden.
ABD 4 trilyon dolarla yıktı. Çin 182 milyar dolarla inşa etti.
Daha azıyla daha fazlasını kazandı.
Şimdi kendinize sorun: 2040'da 2.5 milyar Afrikalı hangi ülkenin telefonunu kullanacak? Hangi ülkenin ağında internet kullanacak? Hangi ülkenin demiryolunda taşımacılık yapacak?
Cevabı Çin verdi. Altyapıyı kuran kuralı koyar.
Napolyon demiş ki: "Düşmanın hata yaparken asla araya girme."
Xi Jinping bunu 50 yıllık bir doktrine çevirdi.
Çin savaşmıyor. İnşa ediyor.
Çin tehdit etmiyor. Kontrat imzalıyor.
Çin bağırmıyor. Susuyor.
Ve her geçen gün Amerika'nın kendi elleriyle yıktığı ittifakları sessizce devralıyor. Avrupa Çin'e yönelmeye başladı. Körfez ülkeleri Çin'e yönelmeye başladı. NATO içerisinde çatlak oluşmaya başladı.
Amerika her savaşla trilyonlar harcıyor. Cephaneliğini tüketiyor. Enerji piyasalarını karıştırıyor. Sattığı silahların işe yaramadığını kanıtlıyor. Körfez ortaklarını kaybediyor. Tüm Dünya'yı Pekin'in 20 yılda kurduğu sisteme doğru itiyor.
Herkes soruyor: "Çin neden sessiz?"
Çünkü sessizlik stratejinin ta kendisi.
Ve şu an süreç Pekin'in beklediğinden bile hızlı işliyor.
Dostluğun, kardeşliğin ve merhametin ayı Ramazan’ın başında böyle bir paylaşım yapmak kime, neye hizmet ediyor, gerçekten akıl alır gibi değil... İnsanların inancını, camiyi, ibadeti kullanarak bir canlıyı hedef göstermek ne dine ne vicdana ne de akla sığar .
Bir veteriner hekim olarak net konuşuyorum: Kedilerden kist hidatik geçmez. Bu hastalığın etkeni Echinococcus’tur ve esas döngü köpek–çiftlik hayvanı hattında ilerler. “Kedi aşısızsa tüyü yutulursa kist olur” gibi ifadelerin bilimsel hiçbir karşılığı yoktur. Bu söylem bilgi değil, korku üretir.
İslam kültüründe kedi horlanan değil, baş tacı edilen bir canlıdır. Hz. Muhammed’in kedilere merhametle yaklaştığına dair pek çok sahih kaynak ve anlatım vardır. Yüzyıllardır cami avlularında kediler vardır. Bu topraklarda kedi kovulmamış, korunmuştur. Camide bir kedinin dolaşması mikrop değil, hayatın ve merhametin göstergesidir.
Tarihe bakalım. Ortaçağ Avrupa’sında kediler şeytanlaştırıldı, yok edildi. Bunun bedeli ağır oldu; kemirgenler çoğaldı, veba yayıldı. Buna karşılık Osmanlı şehir kültüründe kediler korunmuş, beslenmiş, vakıflarla desteklenmiştir. Zihniyet farkı budur. Bugün hayvan düşmanlığı üzerinden korku yayan trol dili, Ortaçağ’ın karanlık reflekslerini yeniden üretmektedir.
Bilimden kopuk, dini yüzeysel bilen açıklamalar iyilik değil kötülük saçar. Hem inancı hem bilimi araçsallaştırarak nefret üretmek kimseye hizmet etmez. Bu toplumun mayasında merhamet vardır.
Kediler bu toprakların kültürünün bir parçasıdır ve onurlu sakinleridir. Onları hedef gösteren cehalettir; biz o cehalete boyun eğmeyiz.
Dr. Tarkan Özçetin