@alihaydarfirat Ali Haydar Fırat konuyu neden sürekli mezhepsel tartışmaya çekme çalışıyorsunuz ? Başka bir argümanınız yok çünkü. Ne halkta ne delegede ne örgütte bir hikayeniz yok çünkü. Alevi yurttaşlarımız üzerinden siyaset yükseltmeye çalışıyorsunuz ama size destek veren tek bir Cem evi yok
Sizde bizim baba ocağımızı kriminal tiplerle bastınız, evimizin kapısını kırdırdınız, biber gazı ve plastik mermi sıktırdınız. Ne farkınız kaldı Orhan Sarıbal ?
NATO Zirvesi öncesi gerçekleştirilen ev baskınları ve gözaltılar, iktidarın güvenlik mimarisinden ne anladığının göstergesidir. Yurttaşlarımızın huzuru, refahı ve demokratik hakların yaşanabilirliği; ülkemizin en büyük güvenlik ve güç dayanağı olmalıdır. Yurttaşlarımıza uygulanan bu baskı ve şiddet kabul edilemez.
@erentekin7535@kilicdarogluk Birader sen hiç mi hesap kitap bilmiyorsun 2023 milletvekili seçim sonuçlarında partinin oyu % 25.80 di. Özgür Özel sizin o cam tavanınızı kırıp partiyi %37.76 ile 48 yıl sonra ülkenin 1. Partisi yaptı. Bu da siz mutlu azınlığa alışmışları rahatsız etti tabi.
Köhnemiş, eskimiş, kaybetmeye alışmış siyaseti geride bıraktık.
Önümüze bakıyoruz.
Bugün bir bankın üstündeyiz ama milletin gönlündeyiz.
Saklayın o bankı.
İktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim, o bankın üstüne bir daha çıkacağım. Milletime sözümdür!
@larayimm Her soruya bilmiyorum diye cevap verdi bu yazdıklarını da bilmiyor olabilir mi ? Neredeyse hiç bir şey bilmiyor çünkü. Belki de bunca yıl bu yüzden partiyi 1. Parti yapamamış bilmiyorum 🤷♂️ Her kararı veriyorsun niye kurultaya gidemiyorsun diye soruluyor ona da bilmiyorum diyor 🤷♂️
@m_cihanguner@kilicdarogluk Soruları tamamına yakınına bilmiyorum cevabını verdi. Bildikleri de rüşvet verdim dediyse vermiştir. Ona karşı soru, kanıt ? Onu da bilmiyorum. 🤷♂️ Programın tamamını da bağırmakla geçirdi. Sizin butlan vekiliniz televizyonlara para verilmiş iftirasını attı. Olabilir bilmiyorum🤷♂️
Bir yandan “yargı bağımsız değildir” diyor, diğer yandan aynı yargının CHP’li belediye başkanları, parti yöneticileri ve seçilmiş temsilcileri hakkında yürüttüğü soruşturmaları peşinen doğru kabul ediyor.
Bir yandan “bu iddianamelerin tamamını okumadım” diyor, diğer yandan okumadığını söylediği dosyalardan kesin hükümler çıkarıyor.
Bir yandan “ben hukukçu değilim” diyor, diğer yandan yargı süreci devam eden dosyalarda mahkeme kararı varmış gibi konuşuyor.
Bir yandan “karşı dava açılsın” diyor, diğer yandan iftirayı, etkin pişmanlık baskısını, çıplak aramayı, ailelerle tehdidi ve siyasi operasyon düzenini görmezden geliyor.
Büyük bir çelişki olmasını geçtim, masumiyet karinesini de açıkça yok sayıyor.
Masumiyet karinesi, soyut bir hukuk ilkesi değildir. Hukuk devletinin, adil yargılanma hakkının ve tüm yurttaşların hukuk güvenliğinin temelidir. Bir kişi hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı yoksa, hele ki o kişi siyasallaşmış bir yargı düzeninin hedefindeyse, “rüşvetçi”, “kirli”, “arınması gereken unsur” gibi ifadeler kullanmak hukukla da vicdanla da bağdaşmaz.
Bugün Sözcü TV yayınında CHP’li belediye başkanları ve parti yöneticileri hakkında iktidar yargısının iddiaları esas alınarak konuşulmuştur. Oysa aynı yargının Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala kararlarında siyasi saikle hareket edildiği kabul edilmektedir. Aynı yargı, diploma iptalinde siyasaldır; aynı yargı, Gezi’de siyasaldır; ama sıra CHP’li belediye başkanlarına gelince birden “itirafçı beyanı”, “banka hareketi”, “dava açılmadıysa kabuldür” denilerek dosyalar meşrulaştırılmaktadır.
En vahim cümlelerinden biri, “Bunlar siyasi dava değil” sözüdür. Türkiye’de yargı bağımsız değilse, iktidar yargı eliyle muhalefeti dizayn etmeye çalışıyorsa, yalnızca CHP’li belediyelere operasyon yapılıyorsa, belediye başkanları tutuklu yargılanıyorsa, insanlar etkin pişmanlığa zorlanıyorsa, aileleriyle tehdit ediliyorsa, bu davalara “siyasi değil” demek iktidarın kurduğu hukuksuz zemini kabullenmektir.
“Dava açmıyorsa kabuldür” sözü de hukuken kabul edilemez. Ceza hukukunda ispat yükü suçlanan kişide değildir. Hiç kimse masumiyetini kanıtlamak zorunda bırakılamaz. Suç isnadında bulunan iddiasını kanıtlamak zorundadır. Hele ki itirafçı beyanlarının, baskı altında alınan ifadelerin, duyuma dayalı anlatımların ve siyasi operasyon dosyalarının tartışıldığı bir zeminde, “dava açmadıysa kabul etmiştir” demek hukuk devleti mantığını tersine çevirmektir.
Bu anlayışa göre, iktidar bir kişiye iftira atacak, yargı dosyası açacak, medya eliyle itibarsızlaştıracak, sonra da o kişiye “kendini akla” denilecek. Bu, masumiyet karinesi değil, siyasi linç düzenidir.
Kurultay sürecine ilişkin açıklamalar da aynı çelişkiyi taşımaktadır. “Ben bu davanın tarafı değilim” denilirken mahkeme kararının siyasi sonucu kabullenilmektedir. “Davayı ben açmadım” deniliyor, ama davanın yarattığı sonuç meşru görülüyor.
Hem bilmiyorum diyeceksiniz, hem dosyanın tarafı değilim diyeceksiniz, hem de CHP’nin seçilmiş yönetimini şaibe, kirlilik ve arınma kavramlarıyla hedef alacaksınız. Bunun adı tutarlılık değildir.
“Ben dokunulmazlığımın kaldırılmasını isterdim” sözü de Türkiye’nin yakın siyasi hafızası açısından son derece ağırdır. Bu yaklaşımın ne sonuçlar doğurduğunu Türkiye geçmişte yaşamıştır. Siyasallaşmış yargı düzeninde dokunulmazlıkların kaldırılması, hukuk önünde aklanma zemini yaratmaz, muhalefetin yargı eliyle tasfiye edilmesinin kapısını açar. Bugün aynı hatayı yeniden savunmak, siyasal basiretsizlikten öte bir meseledir.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin ahlaki üstünlüğü, iktidarın iddianamelerine yaslanarak kendi yol arkadaşlarını suçlamakla korunmaz. Ahlaki üstünlük, masumiyet karinesini savunarak korunur. Ahlaki üstünlük, seçilmiş belediye başkanlarına, yöneticilere ve örgüte sahip çıkarak korunur.
Bugün bize düşen görev, iktidarın yargı operasyonlarına meşruiyet kazandırmak değildir. Görev, millet iradesine sahip çıkmak, seçilmişleri savunmak, hukuku ve demokrasiyi ayakta tutmaktır.
Hakkımda verilen tedbirli kesin ihraç istemli MYK kararına yaptığım itirazı değerlendirerek tedbir kararını kaldıran Ankara İl Disiplin Kurulu'nun görevden alınması, parti içi hukuk ve demokratik işleyiş açısından kabul edilemez bir adımdır.
Halkın iradesine ve gücüne dayanmayan hiçbir otorite meşruiyet kazanamaz. Bu nedenle alınan kararı da, bu kararı alan anlayışı da tanımıyorum. Halkımızın kabul etmediğini biz de kabul etmiyoruz.
Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve örgüt iradesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
@gurseltekin34 Dervişin fikri ne ise zikri odur ağından kaçacak tabi nereden kaçacak hala özür dilemek yerine yok şöyle yok böyle sizin ağzınız lağıma dönmüş artık adamın evinin anahtarını yıllarca gasp etmişsin şimdi sana aklan da gel diyelim maden mahkemeliksin ya hani
@ozgurclk12 “Özgür Çelik bunu demişti” değil Temu’dan alınan çakma Özgür Çelik gene yalan söylemiş deriz. Sen bir kadına hakaret ve tehditlerin ortaya çıktığı için Oğuzhan Uğur’un programında kovulmuştun değil mi kayyum abin de buna engel olamamıştı. Adamlığın boyun kadar diyeceğim ama değil
▪️ CHP'de 9 milletvekili butlan yönetimi tarafından kesin çıkarma cezası uygulanması talebi ile Yüksek Disiplin Kurulu'na sevk edilmişti.
▪️ Gökhan Günaydın'ın tedbir kararı kaldırıldı, Grup Başkanvekilliği görevine devam edebilecek ancak disiplin süreci sürüyor.
▪️ Diğer milletvekillerine yönelik tedbir kararı itirazları ise reddedildi.
🟥 YDK toplantısının ardından açıklamada bulunan CHP'li Süleyman Bülbül, alınan kararlara yönelik şerh metnini okudu
💬 "Tedbire itiraz dosyalarında Gökhan Günaydın, oy birliğiyle tedbirin kaldırılması kararı verildi. Diğer milletvekili arkadaşlarımızın tedbire yönelik itirazları 10'a karşı 3 oyla reddedildi"