Abdulkadir Selvi:
"Erdoğan, Pınarhisar Cezaevi’nden iktidara yürüdüğü gibi,
Ekrem İmamoğlu da Silivri’den Cumhurbaşkanlığına yürüyecekti.
Fakat güneş çıktı, buzdağı eridi. Gerçekler ortaya çıktı, algı çöktü.
‘Kahramanın yolculuğu’ Silivri duruşmalarında bir bir tükendi.
Kahramanın bitişi filmine dönüştü."
🟥 Hepsi aynı ...
Oğuzhan Uğur'un 'hırsızlık' suçundan kaydı çıktı
AHBAP soruşturması kapsamında tutuklanan Oğuzhan Uğur'un hırsızlık suçundan kaydı bulunduğu ortaya çıktı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen AHBAP soruşturması kapsamında tutuklanan Oğuzhan Uğur'un UYAP kaydında hırsızlık suçlaması olduğu ve dosyanın takipsizlik ile sonuçlandığı ortaya çıktı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nda 2017 yılına ait çıkan kayıtta "elde veya üstte taşınan eşyayı özel beceri ile almak suretiyle hırsızlık" suçundan işlem bulunduğu, dosyanın ise takipsizlikle sonuçlandığı bilgisine ulaşıldı.
Dün ve bu sabah hastene kapılarındaydım. Şifa için dua ediyor vesile için başvuruyoruz.
Ben bu kapıları bilen biriyim. Hasta olduğumuz için suçlu sayılırdık. Aşağılanırdık, itilip kakılırdık.
Doktoru para ister, hemşiresi para ister hatta hasta bakıcısı bile para isterdi. Ben bu kapılarda, tuvalet akan koridorlarda geceden sıraya girip duvara yaslanarak uyduğum için fırça sapıyla dürtülerek uyandırılmıştım.
2 gündür hiçbir doktor para istemedi. Üstelik hiçbiri beni aşağılamadı, hakaret etmedi. “Sıraya geçin” diye bağıran hasta bakıcılar da kendini tanrı yerine koyan doktorlar da gitmişler.
Kim yaptı bunu böyle? Kim ıslah etti, kim düzeltti, kim büyüttü kim geliştirdi?
Allah razı olsun. Allah devlete zeval vermesin.
AFAD’a giden paranın nereye gittiğinden haberdar değilim diyerek devlet kurumuna itibar suikasti yapmıştın.
Peki şimdi Ahbap’a giden paraların nereye gittiğini öğrendin mi, öğrendiysen neden sesin çıkmıyor
@fatihportakal
Kendisi söylüyor, kendisi...
İfadesini okudum. Milyarlarla oynamış, ama üzerine kayıtlı ne bir araç ne de başka bir mal yokmuş!
Yeliz Kaya'nın hesaplarını yönetiyormuş!
İlginç, kullandığı telefon numaralarını da hatırlamıyor!
Çok çarpıcı şu sözleri:
"Haluk Levent olarak, ben ne kendimi, ne etrafımı, ne işlerimi maalesef doğru dürüst yönetemedim. Ahbap çeklerini ve senetlerini kimi yerde teminat olarak kullandım. Yüksek miktarda borçlandım.
Düzeltecektim, ama izin verilmedi.
Borsada işlem yapmak gibi pis bir zaafım var."
Daha ne desin, daha ne olsun?
Ama bazıları bunları saklamak ve olayı çarpıtmak için çırpınıp duruyor...
Siyasetçisi
Gazetecisi
Berna Laçini…
Babalası..
O deprem bir karabasan gibi ülkenin üzerine çöktüğünde neler demediler ki!!!
İnsanlar can derdindeyken memleketin neredeyse yüzde 15’i yıkılmışken onlar 3 ay sonraki seçimi hesaplıyordu.
Bu deprem bir fırsattı.. Devlet yoktu. İki tane STK devletten daha çok iş yapıyordu. Devlet çadır satıyordu! Seçim garantiydi artık..
İçlerinden bir Allahın kulu çıkıp da “Elbette Kızılay elindeki çadırı STK’ya bedava veremez. Bu bir algı operasyonu. Milletçe kenetlenmemiz lazım bugün” demedi..
O dönemde hakikat mücadelesi yapan herkesin duymadığı hakaret, işitmediği küfür kalmadı. Ben kendi adıma ülkenin en zor gününde o operasyona zemin hazırlayanlara hakkımı helal etmiyorum.
Haluk Levent’e gelince. Gerçekten üzgünüm. Ne zaman eleştirsem ya arar ya mesaj atar, bölgede yaptıklarını anlatırdı. Somut olarak hayata geçirdiği işleri de duyurduk. Ama maalesef yanılmışız. En çok da o güzel şarkılarına ve sevenlerine haksızlık bu ortaya çıkanlar.
Zafer Şahin:
-"4 Ocak günü sırtlarını rektörlük binasına dönerek protesto gösterilerine başladılar, bazı akademisyenler. Bunlara öğrenciler de katıldı ve 5 yıldır, 4 yıl bitti 5'e girdik, herhangi bir bilimsel üretim ya da başka bir şey konuşulmuyor, sırtlarını düzenli olarak rektörlük binasına dönüp duruyorlar. Dünyada böyle bir protesto çeşidi yok ama maaşlarını almaya devam ediyorlar Mehmet. Şimdi o da var. Mesela gidiyoruz, işe gidiyoruz, sırtımızı duvara dönüyoruz ve maaş almaya devam ediyoruz. Şimdi diyorlar ki biz bunu kabul etmiyoruz.
-Neyi kabul etmiyorsun kardeş? -Rektörü kabul etmiyorum.
-Rektör kim?
-Rektör tam 33 yıldır Boğaziçi Üniversitesi'nde orada ders veren saygın bir akademisyen.
Niye efendim?
Bu rektörü Cumhurbaşkanı atamış. Ya Cumhurbaşkanı adı üzerinde, devletin başkanı. Cumhurbaşkanının bir rektör atamak gibi bir yetkisi var. Kanunların kendisine verdiği, milletin kendisine verdiği yetki çerçevesinde Türkiye'de bir üniversiteye rektör atıyor Cumhurbaşkanı, bu beyler bunu kabul etmiyorlar. Tepki olarak ne yapıyorlar? 4 küsur senedir sırtlarını rektörlük binasına, duvara dönüyorlar. Peki biz bunlardan ne bekliyoruz? Bilimsel üretim bekliyoruz. İnsanlığım demeyin de hadi o kadar çıtayı yükseğe koymayın. En azından çalıştığınız üniversitenin eğitim kalitesini artıracak, öğrencilere faydası olacak, memlekete fayda sağlayacak bir tez, bir kuram, bir buluş ne bileyim bir şey yapın ya. Bir bilimsel üretimde bulunun. Hayır biz bunu yapmıyoruz. Niye? Rektörü istemiyoruz. Peki ne yapıyorsunuz? Sırtımızı duvara dönüyoruz."
▪️Ankara’da kendini “Atatürkçü” ve “laik” diye tanımlayan kesimin, özellikle TSK mensuplarının çocuklarını yolladığı meşhur Anafartalar Lisesi’nin sahibi görünen Hakan Çiçek, yargılandığı mahkemede kendisini savunmak için şunları söylemişti: “Gizli FETÖ diye söylenen okul, Balyoz ve Ergenekon kumpas davalarında babaları yargılanan 7-8 öğrenciye burs verdi. Bu insanların anneleri her daim okula geldikleri zaman bize teşekkür ediyorlardı. Hapisten bize mektup yazarak teşekkür edenler oldu.” ▪️FETÖ işte böylesine alçak bir örgüttür; bir yandan Balyoz operasyonuyla babalara kumpas kurar, sonra da çocuklarına burs verir.
▪️15 Temmuz darbe girişimini Akıncı Üssü’nden yürüten 5 sivil imamdan biri olan Hakan Çiçek’in firari oğlu Furkan Çiçek’in ABD’deki düğün fotoğrafları örgüt ilişkisini bir kez daha ifşa etti.
Camide yani milletin mâbedinde fantazi olsun diye sex yapan OE 'larını serbest bırakan hâkim ya da savcı hayatı boyunca adâlet makamında olmamalıdır Sayın Bakanım?! 😡
@abakingurlek
Gazeteci Zafer Şahin:
-"Rahmetli Erbakan’ın başbakanken partisi kapatılıyor. Aynı günün akşamı adam çıkıyor kameraların önüne, diyor ki; 'Anayasa Mahkemesi böyle bir karar vermiş' diyor. 'Yanlış bile olsa' diyor, 'hukukun vermiş olduğu bu karara biz' diyor, 'riayet etmeliyiz' diyor. Ve kendi tabanına sesleniyor: 'En ufak bir taşkınlık yapmayacaksınız. En ufak bir provokasyona izin vermeyeceksiniz' diyor. Ve tarihi bir cümle kullanıyor. Diyor ki, 'bu, tarihin akışı içerisinde basit bir meseledir' diyor. 'Yani biz bunu aşarız' diyor. 'Su akar yatağını bulur' diyor. Şu demokratik olgunluğa bakar mısın?
Bak, sonra ne oluyor? Arkasından gelen 28 Şubat süreci ve 2002'de AK Parti tek başına iktidar oluyor. 25 yıldır da iktidar.
Kardeşim, kendine güvenen, gerçekten haksızlığa uğramadığına inanan ve demokratik yollardan siyasi mücadelesine devam eden herkes bir sonuç alır. Ama sen kendine güvenmiyorsan, senin yürüdüğün yol haritan biraz böyle engebeli, böyle tuhaf girdili çıktılı ilişkilere eğer sahne oluyorsa, sen demek ki kardeşim bu uzun yürüyüşü yapacak bir kapasitede değilsin. O zaman ne yapıyorsun? Milleti sokağa davet ediyorsun. Milleti ayaklanmaya davet ediyorsun.
Recep Tayyip Erdoğan’ın hapse girerken burada, İstanbul’da gerçekleştirdiği o toplantıyı hatırla. İşte bir konser veriliyor, kalabalıklar toplanmış. Cam kırılmıyor ya, cam! Bir tane cam kırılmıyor.
Şimdi siz burada hukukun vermiş olduğu bir karar üzerine milleti sokağa davet ediyorsunuz. Ayaklanma çağrısı yapıyorsunuz. Yani milletin bunlara karnı tok. Millet bu işlere prim tanımaz. Daha çok beklerler."
🔴EKREM İMAMOĞLU’NUN BABASI HASAN İMAMOĞLU NE İSTEDİ.
🔴MİLLET CEVAP BEKLİYOR!
Sayın Hasan İmamoğlu’na bir sorum var:
Sayın Cumhurbaşkanımıza yakın ve etkili bir isme gidip, “Benim oğlum cahillik yaptı.
Beni Cumhurbaşkanımızla görüştürün.
Ne gerekiyorsa yapmaya hazırım.” dediğiniz doğru mu, değil mi?
Bu yönde bir girişimde bulundunuz mu, bulunmadınız mı?
Çünkü günlerdir Kemal Kılıçdaroğlu’nu Külliye ile görüşmekle, AK Parti ile temas kurmakla suçlayanlar, bugün benzer iddialar kendi kapılarına dayandığında kamuoyuna açık ve net bir cevap vermek zorundadır.
Biz gerçekleri biliyoruz.
Ancak sizden beklediğimiz şey; açık, net ve dürüst bir açıklamadır.
Kamuoyu adına soruyoruz:
Bu görüşme talebi oldu mu, olmadı mı?
Patladı, dökülüyor birer birer..
Silivri Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk soruşturmasında şüpheli Naci Aydın, Silivri Belediye Başkan Yardımcısı Fatih Yavuz'a 380 bin dolar rüşvet verdiğini itiraf etti.
Banka ve baz istasyonu kayıtları ile doğrulandı.
Soymuşlar da soymuşlar...
İran krizi boyunca politikalarımıza köstek olmaya çalışanlar:
Siz dış politika gibi tecrübe, bilgi, birikim, omurga gerektiren alanlarda ahkâm kesmekten vazgeçin.
Gidin koltuk peşinde koşun, salon kapmaca oynayın, birbirinizin kuyusunu kazın.
Sizin en iyi bildiğiniz iş budur…
Tunceli'de PKK ile çatışmadan geliyorum bana bir sarı zarf geldi, zarfı bi açtım ki şu yazıyor:
-''Eşinizin kıyafeti Atatürk ilke ve inkılaplarına uygun olmadığı için sosyal tesislere girmesi yasaklanmıştır.."
Hussam Ebu Safieh, "İsrail'in rehineler için ölüm cezası" ile öldürülecek olan Filistinli doktorlardan biridir (diğer 95 doktor arasında).
Onu öldürmelerine izin verme.
Bunu yeniden yayınlayın.
Can Ataklı:
-Halka ateş edildi mi?
+Hayır!
-Halkın üzerine yüründü mü?
+Hayır.
Öyle bir şey olmadı!
Bir de 15 Temmuz'u halk hareketi zanneden bir kesim var ya..
Lafı eğip bükmeye gerek yok.
Türkiye İsrail ile bir savaşa girse arkamızdan bizi vuracak olanları uzakta aramaya gerek yok.
Eskiden ajanlar arkeolog kılığına girerek faaliyet yaparlardı.
Artık buna ihtiyaç bile duymuyorlar.
Siyasetçi maskesiyle,
Gazeteci maskesiyle rahat rahat at koşturuyorlar.
Düşmanı dışarıda aramaya gerek yok..
🔴 Avrupa Parlamentosuna, Adalet Bakanı Akın Gürlek için yaptırım teklifi verilmesi.
Cüneyt Özdemir:
Yani bu Avrupa Birliği’nin büyük bir iki yüzlülüğü ya da hipokrasisi.
Neden? Bir yandan bütün bu göçmen meselesi, bir yandan Türkiye’nin o göçmenleri bırakmaması, bir yandan Erdoğan’ın son yıllarda uluslararası arenadaki gücü, NATO’daki gücü, jeopolitik gücü, Trump’ın da arkadaşı olması… Erdoğan'a tek kelime edemezler..
Ne yapacağız? Dur, biz şimdi Akın Gürlek’e bir laf edelim. Tamamen büyük bir iki yüzlülük, yani başka bir şey değil.
“E, yiyorsa yapsanıza Erdoğan’a, bakalım ne oluyor, sonuçları ne oluyor?”