Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin İnsan Hakları Konulu 1563. Toplantısında Ele Alınan IV. Rum Kararının “Yerlerinden Edilmiş Kişilerin Mülkiyet Hakları” Başlığı Konusunda Yaşanan Gelişmeler Hakkında:
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 2001 tarihli IV. Rum kararının “yerlerinden edilmiş kişilerin mülkiyet hakları” başlığı 9-11 Haziran 2026 tarihlerinde Strazburg’da düzenlenen Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nin insan hakları konulu 1563. toplantısında tekrar görüşülmüştür. Avrupa Konseyi Sekretaryası'nın 2022 yılından bu yana icra denetiminin sonlandırılmasını tavsiye ettiği söz konusu başlığın kapatılması bu defa da mümkün olamamıştır.
Anılan toplantıda ayrıca, ancak bir AİHM kararının icrasının yorum farklılıkları sebebiyle mümkün olmadığı hallerde başvurulmak üzere tasarlanmış istisnai bir prosedür doğrultusunda, Avrupa Konseyi Sekretaryası, AİHM’in 2014 tarihli tazminat kararındaki mülkiyete ilişkin ifadelerin yorumlanmasına yönelik taslak bir çalışma hazırlamakla görevlendirilmiştir.
Delegeler Komitesi çalışmalarının tarihinde örneği görülmemiş bu gelişmeler, Kıbrıs Rum tarafının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sistemini kendi emellerine hizmet edecek şekilde siyasileştirme çabalarının sonucudur. Kıbrıs Rum tarafı, Sözleşme sisteminin etkin işleyişini engelleme yolunu seçmiş; aynı zamanda Kıbrıs meselesinin çözümü konusunda samimiyetsiz olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin siyasi saiklerle aşındırılmasından derin endişe duymaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'yle bilistişare konu yakından takip edilmeye devam edilecektir.
Ülkemiz ile Ermenistan Arasında Doğrudan Ticaretin Başlatılması Hakkında:
Ermenistan ile 2022 yılından bu yana devam eden normalleşme sürecimiz çerçevesinde atılan güven artırıcı adımlar kapsamında, ülkemiz ile Ermenistan arasında doğrudan ticaretin başlatılmasına ilişkin bürokratik hazırlıklar 11 Mayıs 2026 itibarıyla tamamlanmıştır.
İki ülke arasındaki ortak sınırın açılmasına yönelik gerekli teknik ve bürokratik çalışmalar ise halen devam etmektedir.
Hayata geçirilen yeni düzenleme sayesinde Türkiye’den üçüncü bir ülkeye, oradan da Ermenistan’a giden veya aynı güzergahı kullanarak gelen malların nihai varış veya çıkış noktasının “Ermenistan/Türkiye” şeklinde yazılabilmesi mümkün hale gelmiştir.
Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve refahın güçlendirilmesi yönünde yakalanan tarihi fırsatın ışığında Türkiye, bölgede iktisadi münasebetlerin geliştirilmesine ve iş birliğinin tüm bölge ülkeleri ile halklarının yararına daha da ilerletilmesine katkı sunmaya devam edecektir.
Küresel Sumud Filosu’na, İsrail güçleri tarafından uluslararası sularda gerçekleştirilen hukuka aykırı müdahale sonucu alıkonulan vatandaşlarımız ve diğer katılımcılar Girit’te karaya çıkmıştır.
Atina Büyükelçimiz ve konsolosluk çalışanlarımız Girit’te bulunmaktadır.
Vatandaşlarımızın ve üçüncü ülke uyruklu bazı katılımcıların, özel bir uçak seferiyle bugün içerisinde Türkiye’ye getirilmeleri öngörülmektedir.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares Bueno ile bugün (30 Nisan) bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.
Görüşmede, uluslararası sularda seyreden Küresel Sumud Filosu’na Girit açıklarında İsrail güçlerince yapılan yasadışı müdahalenin farklı milletlerden çok sayıda sivilin hayatını riske attığı ve uluslararası hukuku ihlal ettiği vurgulandı.
Uluslararası toplumun hukuka aykırı bu müdahale karşısında ortak bir tutum sergilemesi gerektiğine dikkat çekildi.
Türk İşletenli Bir Ticari Gemiye Yönelik Karadeniz'de Gerçekleştirilen Saldırı Hakkında:
Ham petrol taşıyan “ALTURA” isimli, Sierra Leone bayraklı ve Türk işletenli tankere yönelik bugün (26 Mart) Karadeniz'de gerçekleştirilen saldırıyı büyük endişeyle karşılıyoruz.
Saldırıya ilişkin olarak ilgili kurumlarımız tarafından gerekli inceleme ve teknik müdahaleler yapılmakta olup, gemide bulunan 27 Türk mürettebatın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilmiştir.
Karadeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgemiz içerisinde meydana gelen ve uluslararası hukuka aykırı olan bu ve benzeri saldırılar, bölgede can, mal, seyir ve çevre emniyeti bakımından ciddi riskler oluşturmaktadır.
Savaşın Karadeniz sathına yayılmasının ve daha da tırmanmasının önlenmesini teminen, ilgili taraflarla temaslarımızı sürdürmekteyiz.
Bu doğrultuda ayrıca, ülkemizin bölgedeki ekonomik çıkar ve faaliyetlerinin korunması amacıyla, uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tedbirleri alma hakkımızı saklı tutuyoruz.
Bölgemizdeki saldırıların hedefi olan ülkelerde bulunan vatandaşlarımızın durumu yakından izlenmekte ve gerekli önlemler alınmaktadır.
Temsilciliklerimizin acil durum hatları ve Bakanlığımızın Konsolosluk Çağrı Merkezi 7 gün 24 saat esasıyla göre vatandaşlarımıza hizmet vermektedir.
Irak, İran, İsrail, Lübnan, Suudi Arabistan, Suriye, Umman ve Ürdün’den farklı ulaşım yollarıyla ayrılma imkanı bulunmaktadır. Bu ülkelerdeki temsilciliklerimiz vatandaşlarımıza gerekli yönlendirmeleri yapmaktadır.
Bahreyn, Katar ve Kuveyt’ten ülkemize hava yoluyla doğrudan ulaşım imkanı halen bulunmamakta, Birleşik Arap Emirlikleri'nden ise ülkemize istisnai olarak, nadiren uçuş gerçekleştirilmektedir.
Anılan dört ülkedeki vatandaşlarımızın kara yoluyla Suudi Arabistan ve Umman’a intikali için otobüs seferleri düzenlenmesi amacıyla çalışmalar yürütülmektedir. Vatandaşlarımızın bilahare bu iki ülkeden hava yoluyla Türkiye’ye dönüşleri mümkün olabilecektir. Otobüs seferlerinin başlatılması yerel makamların iznine tabidir.
Koşullar anlık olarak değiştiğinden, vatandaşlarımızın ilgili ülkelerdeki diplomatik temsilciliklerimizin duyurularını takip etmeleri önem arz etmektedir.
Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsüne İlişkin Son Dönemde Yaşanan Gelişmeler Hakkında:
Son günlerde Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsü hilafına yapılan açıklamaları gayriciddi, talihsiz ve zamansız buluyoruz.
1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması ve 1947 tarihli Paris Barış Antlaşması çerçevesinde gayriaskeri statü altına alınan Doğu Ege Adaları ve Oniki Adaların objektif hukuki statüsünde tartışmaya açık bir husus bulunmamaktadır.
Hal böyleyken, bölgemizde yaşanan son gelişmeleri fırsata çevirmek isteyen ve her vesileyle NATO müttefikimiz Yunanistan'la ikili ilişkilerimizi zehirlemeye gayret gösteren bazı çevrelerin yeni bir oldubitti teşebbüsünde bulunmaları esasen şaşırtıcı değildir.
Türkiye’yi revizyonizmle suçlayan bu çevrelerin uluslararası hukuk hilafına atacakları her adım yok hükmündedir. Daha da ibret verici olan husus ise bu zihniyetin geçmişte Kıbrıs Adasının ortak sahibi olan Kıbrıslı Türkleri toplu halde yok etmek isterken bugün onları da koruyacaklarını iddia etmeleridir. Bilinmesini isteriz ki, Kıbrıslı Türkler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Anavatan ve Garantör Türkiye’nin de desteğiyle kendi güvenliğini sağlamaya muktedir olup başka hiç kimseye muhtaç değildir.
Bölgemizde yaşanan gelişmeler barış ve istikrara olan samimi bağlılığın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. İç politikaya yönelik saiklerle mesnetsiz iddialarda bulunmayı ve ülkemiz aleyhine dezenformasyon yapmayı adet haline getiren çevrelere, oldubittilere izin vermeyeceğimizi bu vesileyle tekrar hatırlatıyor ve kendilerini sağduyuya davet ediyoruz.
Son gelişmeler, yurt dışındaki vatandaşlarımızın güvenliği bakımından da yakından takip edilmektedir.
Bölgedeki Büyükelçiliklerimiz ve Başkonsolosluklarımız çalışmalarını kesintisiz olarak sürdürmektedir.
Güvenlik durumuna ilişkin duyurular, yerel makamlarla eşgüdüm içerisinde düzenli olarak güncellenmektedir.
Vatandaşlarımızın, Büyükelçiliklerimiz ve Başkonsolosluklarımız tarafından yapılan duyuruları takip etmeleri önem arz etmektedir.
Temsilciliklerimizin acil durum hatları 7 gün 24 saat açıktır. Büyükelçiliklerimiz ve Başkonsolosluklarımızın iletişim bilgilerine internet sitelerinden ulaşılması mümkündür.
Bakanlığımızın Konsolosluk Çağrı Merkezi de vatandaşlarımıza kesintisiz biçimde hizmet vermektedir (+90 312 292 29 29).
Sayın Bakanımızın Bir Televizyon Kanalında Verdiği Mülakatta Irak'la İlgili Olarak İfade Ettiği Hususlar Hakkında:
Sayın Bakanımızın 9 Şubat 2026 tarihinde bir televizyon kanalında verdiği mülakattaki bazı ifadelerinin, Irak’ta kimi medya kuruluşlarınca çarpıtıldığı anlaşılmaktadır.
Irak’la son dönemde güvenlik ve terörle mücadele dahil hemen her alanda tesis ettiğimiz kurumsal, yapıcı ve verimli iş birliğini önümüzdeki süreçte daha da ilerletmeyi hedeflediğimizi her vesileyle vurguluyoruz.
Sayın Bakanımızın söz konusu mülakatta sarf ettiği ifadeler, bu iş birliği anlayışından hareketle, Sincar, Mahmur ve Kandil başta olmak üzere Irak topraklarının bir bölümüne yuvalanmış olan PKK terör örgütünün, Irak’ın toprak bütünlüğü ve güvenliği için de oluşturduğu tehdide dikkat çekmeye matuftur.
Sayın Bakanımız bu bağlamda, terör örgütünün Suriye’de olduğu gibi Irak sahasından da tamamen tasfiye edilmesine yönelik kararlılığımızın ve Irak yönetimiyle bu alanda var olan iş birliğimizin artarak devam etmesinin gerekliliğinin altını çizmiştir.
Hal böyleyken, bazı odaklarca Sayın Bakanımızın ifadelerinin bağlamından kopartılarak Irak’ın iç işlerine karışıldığı iddiasıyla çarpıtılmasını reddediyoruz.
Bu vesileyle Türkiye olarak komşumuz Irak’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine desteğimizi yineliyoruz.
Batı Trakya’da Bulunan Bir Türk Azınlık İlkokulunun Tahrip Edilmesi Hakkında:
Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesindeki Karacaoğlan köyünde bulunan ve 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Yunan makamlarınca kapatılan Batı Trakya Türk Azınlığı’na ait ilkokula kimliği belirsiz kişilerce düzenlenen saldırıyı kınıyoruz.
Saldırının sorumlusu kim olursa olsun, olayın aydınlatılmasını, faillerin ivedilikle tespit edilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını Yunan makamlarından bekliyoruz.
Karacaoğlan’da yaşayan soydaşlarımızın üzüntülerini paylaşıyor; Türkiye olarak, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın Lozan Barış Antlaşması’yla güvence altına alınmış hak ve menfaatlerinin takipçisi olmayı sürdüreceğimizi vurguluyoruz.
GKRY’nin AB Dönem Başkanlığı’nı Devralması Vesilesiyle Düzenlenen Etkinlikte Yapılan Konuşmalar Hakkında:
GKRY'nin AB Dönem Başkanlığı’nı devralması vesilesiyle 7 Ocak 2026 tarihinde düzenlenen etkinlikte yapılan çeşitli konuşmalarda Kıbrıs Adası bağlamında sarf edilen “işgal”, “istila” ve “bölünme” gibi ifadeleri reddediyoruz. Söz konusu ifadeler, Ada’daki tarihi ve güncel gerçeklerle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.
Ada'daki tek “işgal”, Kıbrıs Rum tarafının 1963 yılında Anayasa'yı ve Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını açıkça ihlal ederek ortaklık devletinin makamlarını gaspından kaynaklanmaktadır.
AB yetkililerinin Kıbrıslı Türklerin varlığını görmezden gelen tutumu, AB’nin savunma iddiasında olduğu temel insani değerlerle ilgili çifte standart izlediğini bir kez daha ortaya koymaktadır.
Öte yandan, Kıbrıs Rum tarafının, kamuoyu önünde verilen taahhütlerin aksine, AB Dönem Başkanlığı’nı en başından itibaren Kıbrıs meselesine dair çarpık söylem ve uzlaşmaz pozisyonlarını ortaya koymak amacıyla kötüye kullanması, AB’nin Kıbrıs meselesinin çözümünde neden tarafsız ve yapıcı bir aktör olamayacağını gözler önüne sermektedir.
İsrail’in Somaliland Bölgesinin Bağımsızlığını Tanıdığına İlişkin Açıklaması Hakkında:
İsrail’in, Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdığı yönünde yaptığı açıklama, Netanyahu hükümetinin bölgesel ve küresel düzeyde istikrarsızlık yaratmayı hedefleyen hukuk dışı eylemlerinin yeni bir örneğini teşkil etmiştir.
Yayılmacı politikalarını sürdüren ve Filistin Devleti’nin tanınmasını engellemek için her türlü çabayı gösteren İsrail’in bu adımı, Somali’nin iç işlerine açık bir müdahale niteliği taşımaktadır.
Somali Federal Cumhuriyeti ve Somaliland bölgesinin geleceğine ilişkin kararlar, tüm Somalililerin iradesini yansıtacak şekilde alınmalıdır.
Afrika Boynuzu’nda barış ve güvenliğe önem veren ve Somali’nin toprak bütünlüğünü kararlılıkla destekleyen Türkiye, Somali halkının yanında olmayı sürdürecektir.
Dün (22 Aralık) Şam’da, Sayın Bakanımız ile Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani’nin ortak basın toplantısının sonuna doğru teknik bir aksaklık yaşanmış; Gazze’deki gelişmelere dair yöneltilen soruya yanıt veren Sayın Bakanımızın konuşması sırasında çevirmenin sesi toplantı salonundaki kulaklıklara ulaşmamıştır.
Bu sorun üzerine oturumu yöneten Suriyeli yetkili, Sayın Bakanımızın sözlerinin tamamlandığını düşünerek toplantıyı erken sonlandırmıştır.
Yaşanan bu durumdan ötürü Suriye tarafı heyetimizden özür dilemiştir.
Türkiye, ABD, Katar ve Mısır Arasında Miami'de Gerçekleştirilen Toplantı Hakkında:
Türkiye, ABD, Katar ve Mısır temsilcileri, 19 Aralık 2025 tarihinde Miami’de bir araya gelmiştir. Gazze’deki gelişmelerin ele alındığı toplantıda ülkemizi Sayın Bakanımız temsil etmiştir.
Toplantıda, Gazze barış planının birinci aşamasının hayata geçirilmesine ilişkin hususlar değerlendirilmiş ve ikinci aşamaya geçiş süreci konusunda fikir alışverişinde bulunulmuştur.
Görüşmelerde, birinci aşamada sağlanan ateşkesin ihlallere rağmen devam ettiği belirtilmiş, rehinelerin serbest bırakılmasının tamamlandığı ve çatışmaların büyük ölçüde durdurulduğu kaydedilmiştir.
İkinci aşamaya ilişkin olarak ise Gazze’nin Gazzeliler tarafından yönetilmesini temin edecek düzenlemeler ele alınmış; barış planında öngörülen Barış Kurulu ile Uluslararası İstikrar Gücü’ne ilişkin atılacak adımlar değerlendirilmiştir.
Ayrıca Sayın Bakanımız, söz konusu toplantı vesilesiyle, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın durdurulmasına yönelik yürütülen temaslar çerçevesinde Miami’de bulunan yetkililerle görüş alışverişinde bulunmuştur.
ABD’nin Suriye’ye Yönelik Sezar Yasası Kapsamındaki Yaptırımları Yürürlükten Kaldırması Hakkında:
ABD’nin Suriye’ye yönelik Sezar Yasası kapsamındaki yaptırımları yürürlükten kaldırmasını memnuniyetle karşılıyoruz.
Bu adımın, Suriye’nin yeniden inşası ve kalkınmasına yönelik uluslararası iş birliğini daha da teşvik ederek ülkede istikrar, güvenlik ve refahın güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni ediyoruz.
Karadeniz’de İki Ticari Gemiye Yönelik Gerçekleştirilen Saldırılar Hakkında:
Karadeniz’de Gambiya bayraklı “KAIROS” ve “VIRAT” isimli ticari tankerlere yönelik dün (28 Kasım) gerçekleştirilen saldırıları endişeyle karşılıyoruz.
Karadeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölgemiz içerisinde meydana gelen bu hadiseler, bölgede seyir, can, mal ve çevre emniyeti bakımından ciddi riskler oluşturmuştur.
Savaşın Karadeniz sathına yayılmasının ve daha da tırmanmasının önlenmesi, ayrıca ülkemizin bölgedeki ekonomik çıkar ve faaliyetlerinin olumsuz etkilenmemesi amacıyla ilgili taraflarla temaslarımızı sürdürmekteyiz.
İsrail’in Şam Kırsalındaki Beyt Cin Kasabasına Yönelik Saldırıları Hakkında:
Suriye halkının özgürlüğüne kavuştuğu 8 Aralık’ın yıl dönümüne yaklaşılırken ve uluslararası toplumun Suriye’nin istikrarı paydasında buluştuğu bu dönemde İsrail, Şam kırsalındaki Beyt Cin kasabasına yönelik saldırılarıyla yıkıcı bir gündem izlediğini bir kez daha göstermiştir.
İsrail, Suriye’den kendisine yönelen herhangi bir tehdit bulunmamasına rağmen giriştiği askeri hareketlilik ve operasyonlarla Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünü ihlal etmekte, sivil halka ve bölgenin istikrarına tehdit oluşturmaktadır.
Suriye Hükümeti ve halkının ülkede güvenlik, refah ve toplumsal barışı tesis etme gayretlerine engel olma amacı taşıyan İsrail’in saldırıları bir an evvel sona erdirilmelidir. Bu hususta uluslararası toplumun sorumluluk sahibi tüm üyelerine vazife düşmektedir.
Süleymaniye’de Bulunan Kor Mor Doğalgaz Sahasına Yönelik Saldırı Hakkında:
Irak’taki Kor Mor doğalgaz sahasına dün (26 Kasım) gece yapılan saldırıyı komşumuz Irak’ın istikrarı ve refahı açısından endişeyle karşılıyoruz. Sivil altyapıya yönelik bu tür eylemleri kınıyoruz.
Erbil Başkonsolosluğumuz, söz konusu sahada çalışan vatandaşlarımızın can güvenliği bakımından gerekli önlemlerin alınmasını sağlamıştır.
AB’nin Deniz Mekansal Planlama Platformu’nda Kayıtlı Yunan Deniz Mekansal Planlama Haritası Hakkında:
Türkiye, BM’nin ilgili organlarının tavsiyeleri doğrultusunda yürütülen Deniz Mekansal Planlama (DMP) çalışmalarını yakından takip etmektedir. Bilindiği üzere, ülkemiz 16 Nisan 2025 tarihinde ulusal DMP’sini ilan etmiş ve 12 Haziran 2025 tarihinde UNESCO Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu’na bildirmiştir.
Avrupa Komisyonu DMP Platformu’nun internet sitesinde yer alan, Ege Denizi’nde ve Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin deniz yetki alanlarını ihlal eden Yunan DMP haritasının, “yetkili Yunanistan makamlarına” atıfla güncellendiği görülmüştür.
Uluslararası deniz hukukunun temel ilkelerini yok saymaya devam eden Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de resmen ilan etmediği münhasır ekonomik bölgeyi (MEB), DMP haritasını araçsallaştırarak AB üzerinden kabul ettirmeye çalıştığı anlaşılmaktadır. Ülkemiz bu gayrihukuki oldubitti girişimini reddetmektedir.
Türkiye, 18 Mart 2020 tarihinde Doğu Akdeniz’deki kıta sahanlığının dış sınırlarına dair hukuki pozisyonunu bütüncül olarak BM’ye bildirmiştir. Bu bakımdan, Yunan DMP haritasında görselleştirilen Doğu Akdeniz’deki sözde MEB, Türk kıta sahanlığı içerisinde yer almaktadır.
Yunanistan’ın bu MEB tasavvurları ve komşularıyla sınırlandırmadığı kıta sahanlığının dış sınırlarını DMP haritasına dercetmek suretiyle meşru kılma çabaları sonuçsuz kalmaya mahkum ve uluslararası hukuka aykırı tek taraflı adımlardır.