@fatihdogan_38 Bence gazeteciliğinin hakkını fazlasıyla(!) vererek kimlerin gelip gitmesi gerektiğine dair alenen görüş bildiren @fatihdogan_38 başa gelmelidir, benim EN SICAK BAKTIĞIM GÖRÜŞ bu olur. Camiamız için hayırlısı...
56 yaşındayken İngiliz yazar ve çevirmen Mary Hobson cesur bir karar aldı:
Sıfırdan başlayacak, Rusça öğrenecek… sadece Lev Tolstoy’un eserlerini yazıldığı haliyle okuyabilmek için; çevrilmiş haliyle değil.
“Savaş ve Barış”ı İngilizce okuyordu ama hep metnin ruhunun elinden kayıp gittiğini, yolda derin bir şeylerin eksildiğini hissediyordu. O an kendi kendine şöyle dedi:
“Onun dilini öğreneceğim… onu, kendisinin istediği gibi anlayabilmek için.”
Ve gerçekten de yolculuğuna ilk harflerden, basit telaffuzlardan, küçük kelimelerden başladı. Göçmen bir Rus öğretmenin yardımıyla… Gün be gün, bıkmadan, geri adım atmadan, zihninin ve kalbinin içinde yeni bir dünya kuruyordu.
Yıllar süren çalışmanın ardından Rusçayı akıcı biçimde okuyabilir hâle geldi. Ama burada durmadı. Üniversitede Slav dilleri bölümüne kaydoldu ve kendisinden otuz yaş küçük öğrencilerin arasında derslere oturdu. Yaşı, ne hayal kurmasına engeldi ne de o dünyaya ait hissetmesine.
Altmışlı yaşlarının ortasında Moskova’ya gitti ve on ay boyunca dili ve kültürü yaşayarak öğrendi: sokaktan, kitaplardan, insanlardan… İşte orada Rus edebiyatını bizzat çevirmeye başladı; kelimelerin yalnızca anlamını değil, müziğini de aktarmaya çalışarak.
Yoluna devam etti, doktora derecesi aldı ve Britanya’nın en önemli edebî çevirmenlerinden biri hâline geldi. Puşkin’in büyük eserlerini çevirdi; ayrıca nadir Rus şiirlerini kendi sesiyle kayda aldı.
Rusya’da ve İngiltere’de büyük takdir gördü, prestijli ödüller kazandı ve yaş tanımayan bir tutkunun, iradenin yaşayan örneğine dönüştü.
Mary Hobson (1926 – 2020)
O sadece bir çevirmen değildi; bize çok net bir mesaj bırakan bir örnekti:
✨ Hayal kurmak için asla geç değildir…
Ve geç başlayan yolculuklar, çoğu zaman en güzel olanlardır.
@DAYIjrDEV Benim taktiklerim İki tane bağlacı peş peşe kullanmamak;mesela tabii ki de gibi. Bunu duyunca duyduğum saygı direkt çöküyor, ömrümden giden zaman kaybı...
Bu aletin adı Yassı, on dokuzuncu yüzyılda çok kullanıldı. "Yalancının mumu yassıya kadar yanar" atasözündeki yassı bu yassı. Yatsı yanlış kullanımdır.
BEŞİKTAŞ JİMNASTİK KULÜBÜ ( BEREKETİKO) TARİHİ... Aytunç Altındal (bölüm 2)
Gelelim diğerlerine…Bugün pek anlatılmasa da bağımsızlıkçı bir ideal üzerine kurulan Beşiktaş’ın gençleri çok büyük hizmetlerde bulunmuştu. Mesela Beşiktaş Kulübü’nün bir numaralı üyesi olan Fuat Balkan, teşkilat-ı Mahsusa tarafından İngilizlere karşı Hindistan Müslümanlarını örgütlemek için bölgeye gönderilmişti. Fuat Balkan’ın sıkı ilişkiler içinde bulunduğu ve aynı hücrede görev yaptığı Muhammed Ali Cinnah yıllar sonra Hindistan’dan ayrılarak Pakistan İslam Cumhuriyeti’ni kuracaktı. Cinnah’ın hücredeki kod adı ise Bozkurt’tu. Tam teferruata girmiyorum ama Pakistan İslam Cumhuriyeti bayrağında yer alan ay yıldız bir Teşkilat-ı Mahsusa yadigarıydı. Fuat Balkan’ın bölgede yaptığı faaliyetler Hint hilafet Komitesi ve Müslüman Hintliler arasında müthiş bir sempati doğurmuştu. Öyleki Osmanlı Devleti zor durumda kaldığında İngiliz propagandasının kandıramadığı bir çok Hintli Müslüman maddi ve manevi desteklerini esirgememişti. Bu gençlerden biri olan Abdullah Paşaveri ceketini satarak Türk ordusuna gönüllü yazılan bir büyük kahramandı ki mezarı bugün Beşiktaş Maçka Kabristanında bulunmaktadır....
Sen hiç 10 yıl takımda görev yapmasına rağmen 2 defa forma giyen bir futbolcu duydun mu? O ilginç orta saha oyuncusunun adı Cavit idi. Beşiktaş kulübünde hem top oynamış hem de senelerce hizmet etmişti. 1927 de birde şampiyonluk gördü. Ama onun daha farklı özellikleri vardı. Cavit ALTINDAL, sporculuğunun dışında bir Teşkilat-ı Mahsusa Ajanıydı. Kafkasya Cephesinde İslam Orduları Sancağı altında Nuri Paşa nın yanında savaşmıştı. En yakın dostları ve takım arkadaşları olan Doktor Mehmet ile Bek Rıdvan’ı bu cephede kaybetmişdi. Bundan ayrı Milli Mücadele döneminde Kuşçubaşı Eşref Bey’in önderliğinde Anadoluya silah kaçıran Beşiktaş Kulübünün en faal üyesiydi. Anlayacağınız Vatan kurtarmaktan top oynayacak vakti olmamıştı. Hiç gol attı mı derseniz evet attı. Hayatı istihbarat sahalarında, İngiliz ve Ruslara karşı mücadeleyle geçen bir baba olarak hiç unutulmayacak bir gol attı. Öyle bir evlat yetiştirdi ki üstümüze kaotik planlar yapan Batı Medeniyetinin kale direklerini sarstı. Bu evladın adı AYTUNÇ ALTINDAL’ dı.’’
BEŞİKTAŞ JİMNASTİK KULÜBÜ ( BEREKETİKO) TARİHİ... Aytunç Altındal (bölüm 1)
Futbol , Türkler ve istihbarat deyince atlamamız gereken meseleler var. Önemle belirtmek isterimki İngiliz, Fransız, Rum ve Siyonistler Türkiye içinde istihbarat toplamak toplumsal olayları tasarımlamak için bir çok spor kulübü kurmuştu.
Sadece bir örnekle geçecek olursak, Yunan ligi takımlarından AEK, Rum faaliyetleri için İstanbul da kurulmuştu.
Tüm bu casus faaliyetlerinin içinde #Abdülhamit Han’ın Türkiye de yapılacak operasyonlar için kurdurduğu bir kulüp vardı ki gerçek tarihi bizde pek anlatılmaz. Bu kulübün adı Bereketiko Jimnastik Kulübüdür. ( #BJK ) şimdiki adıyla yazacak olursak Beşiktaş Spor Kulübü.
Şimdi yaslanın geriye ve tane tane okuyun. Ben size futbolun yeşil sahalarda oynanmadığını anlatacağım.
Türkiye’nin üç büyük kulübü açısından düşündüğümüzde; Galatasaray kulübünün kurucularını bir araya getiren etken her birinin Galatasaray lisesi öğrencisi olmasıydı.
Fenerbahçe kulübünün kurucularını bir araya getiren etken her birinin Kadıköylü ve ağırlıklı olarak Saint Joseph lisesi çıkışlı olmalarıydı.
Türkiye’nin İLK SPOR KULÜBÜ olan Beşiktaş’ın kurucularını bir araya getiren etken ise tümüne yakınının #Çerkes-#Abhaz-#Çeçen asıllı ve savaşçı ruhlu gençler olmasıydı. Bir önemli etken daha var ki diğer kulüplerde bunu pek göremiyoruz; Beşiktaş’ı kuran bu gençlerin bir çoğu birbirleriyle akrabaydı. Şimdilerde herkes ünlü komitacı Fuat Balkan’ın Beşiktaş kulübünün 1 numaralı üyesi olmasından dolayı BJK kulübünün kurucusu olduğunu zannediyor. Halbuki yanlıştır. Beşiktaş’ı kuran kişi kulübün 4 numaralı üyesi olan Mehmet Şamil Şhaplı’ ydı. Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün ilk kurulduğu gündeki ismi Bereketiko Jimnastik Kulübü’ydü....
Peki kimdir bu Bereketiko? Bereketiko Kafkasya’nın en büyük savaşçılarından biri kabul edilen Şhaplı Kubilayko Muhammed’in torunu ve Mehmet Şamil’in de baba tarafından dedesiydi. Tam adı Bereketiko Hasan’dı ki oda namlı bir savaşçıydı. Kulübü kuran Çerkes gençlerden her biri kurdukları spor teşkilatına onun Kafkasya’da nam salan ismini vermekten onur duyarak Bereketiko Jimnastik Kulübü demişlerdi. Daha sonra isim Bereketiko Jimnastik Kulübü, Osmanlı Beşiktaş Terbiye-i Bedeniye Mektebi ve en son Beşiktaş Jimnastik Kulübü olarak değişecekti.
Avrupalı büyük güçlerin ve İstanbul’da yaşayan azınlıkların kurdukları spor kulüplerini bir istihbarat merkezi olarak kullanmalarına cevap niteliğinde olan Beşiktaş’ın kurucuları arasında Abdülhamid Han’ın özel muhafızı olan namı diğer Boksör Kenan da vardı.
Şimdi gelelim bam teline; Bugün Beşiktaş tutkunu olduğunu söyleyen bazı gençlerin bile ismini bilmediği Mehmet Şamil Şhaplı, Osman Ferit Paşa’nın oğluydu. Osman Paşa Osmanlının gözü gibi baktığı mübarek Medine’nin Osmanlı tarafından atanan muhafızıydı. Sultan Abdülhamid tarafından bu göreve layık görülmüştü. Medine’de bulunduğu sıralarda Kafkasya’nın en büyük savaşçısı olan Şeyh Şamil’in oğlu Gazi Muhammed Paşa ve ailesiyle sık sık görüşme fırsatı bulmuştu. Bu görüşmeler nihayetinde oluşan yakınlıkla Gazi Muhammed Paşa’nın tek kızı olan Emire Nefiset Hanım ile evlenmişti. Bu evlilikten doğan 11 çocuktan Hüseyin Bereket, Hamza Osman Erkan ve Mehmet Şamil Şhaplı Beşiktaş’ın gerçek kurucularıydı.
Yani Beşiktaş’ı kuran gençler, Kafkas dağlarının en büyük iki savaşçısı olan Kubilay Muhammed ve Şeyh Şamil’in ortak torunuydu. Bu iki müthiş savaşçıya Kafkas halkları tarafından verilen unvan ise #Kafkas #Kartalı’ydı. Bu bağlamda kurucularının hepsi Kafkasyalı Çerkes-Abhaz-Çeçen kökenli olan Beşiktaş’a sembol olarak Kartalın seçilmesi asla tesadüf değildi. Beşiktaş’ın kuruluşuna hakim olan güçlü Çerkes damarı hala yaşıyor mu diye merak edenleriniz olabilir. Beşiktaş’ın onursal Başkanından olan eski Mit mensubu rahmetli Süleyman Seba Abhaz kökenlidir dememiz en anlamlı cevap olacaktır. +++
Murathan Mungan yazmış
Atilla Özdemiroğlu bestelemiş
Sezen Aksu okumuş
Yetmemiş Uğur Yücel klibi çekmiş
Bu kadar büyük isim bir araya gelecek
Ve böyle manyak birşey çıkmayacak
🇹🇷 Makedonya cephesinde sıtma krizine girdi ve bu illet ömrü boyunca peşini bırakmadı.
🇹🇷Derne taaruzuna giderken gözünden yaralandı.
🇹🇷Conkbayırı'nda bir şarapnel kalbine isabet etti, saatinin üstüne gelince, hayatta kaldı.
🇹🇷Çanakkale'de böbrek rahatsızlığı geçirdi.
🇹🇷Polatlı'da İstiklal Harbi öncesi orduyu denetlerken kaza geçirdi, 3 kaburga kemiği kırıldı.
🇹🇷Hakkında idam kararı çıktı, Samsun'da, Erzurum'da, Ankara'da defalarca suikastlerden kurtuldu.
🇹🇷Hiçbir şey durduramadı onu.
🇹🇷5 ayrı devlet tarafından paylaşılan anavatanı, işgal edilmiş İstanbul'u, İzmir'i, silah arkadaşlarıyla beraber düşmandan temizledi.
🇹🇷O dönem millet nezdinde öyle güçlüydü ki, bundan sonra memleketi ben yöneteceğim, padişah benim dese, onu bile olabilirdi ama yapmadı.
🇹🇷Cumhuriyeti ilan etti.
🇹🇷Kadına, çocuğa, insana değer verdi.
🇹🇷Halkını okumaya, sanata teşvik etti.
🇹🇷Geometri kitabı yazdı.
🇹🇷Türkçe kelimeler üretti.
🇹🇷Hayvanları sevdi.
🇹🇷Bir ağaç için köşkünün yerini değiştirdi.
🇹🇷Cumhuriyete layık bir halk, halka layık bir Cumhuriyet için uğraştı, durdu.
🇹🇷O Cumhuriyet bugün 102 yaşında.
Yaşasın Cumhuriyet🇹🇷
Yaşasın Gazi Mustafa Kemal Atatürk🇹🇷