17-21 Haziran tarihleri arasında 13. Sarıyer Edebiyat Günleri’ndeyiz. İstanbul’da olanlar buluşmaya hazır mıyız? Biz çok heyecanlıyız, haydi bu Kıyı’Da buluşalım. #sarıyeredebiyatgünleri#kıyıdadergi#yazarbuluşmaları
KIYI’DA DERGİ 44. ŞUBAT - MART sayısı🧿 ÇIKTI
"Yırtına bozula düzelecek bu dünya
ama biz yetişemeyeceğiz nasılsa..."
#TomrisUyar ✨️
.
.
Yeni sayımıza kitap satan her yerden ulaşabilirsiniz. Veya internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
https://t.co/t0QZzyOvf3 ⚓️
KIYI’DA DERGİ 40. HAZİRAN - TEMMUZ sayısı🧿
"Birisine anlatmak da ucuzlatıyor ya işi...
Ne bekliyorsun karşındakinden, o acıyı gidermesini mi?
En iyisi susmak."
#LeylaErbil ✨️
Yeni sayımıza kitap satan her yerden ulaşabilirsiniz. Veya internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
#önderkaranfil yazdı; “Bayram Geliyor”
“Yavaşça yerinden kalktı. Odadan çıkarken sesin salondan geldiğine kani oldu. Salona girdiğinde sese eşlik eden cılız kırmızı ışığı fark edince en son ne zaman çaldığını hatırlamadığı ev telefonuna yaklaştı. “
"Geç Gelen, Geleyazan, Gelemeyen"
@kiyidadergisi 'nin 35. sayısında. Kitap ve dergi satan tüm yerler ile https://t.co/uAWNe0uvuL 'dan dergiye ulaşabilirsiniz.
Haber alma özgürlüğü diye bir şey vardı değil mi? 35.sayımız çıktı, haberiniz olsun. #kıyıdadergi okuyoruz, hangi sayfadayız sizce? Haydi #kıyıdabuluşalım@onderkrnfl
Kıyı’Da mıyız? Bir süredir yoktuk, geri döndük. Haydi #kıyıda buluşalım. #kiyidadergi#isterdemiratisteryolal 35. Ağustos-Eylül sayımız satışta. Kitap ve Dergi satılan her yerde. Aynı zamanda internet sitemizde.
@AOFAnadolum +++bulunmamasına rağmen kapıdaki görevliler kendilerine bu şekilde bilgi verildiğini söylüyor.
Bu konuda açıklama yapmanızı ve gerekiyorsa sınav merkezlerini bilgilendirmenizi bekliyoruz.
@AOFAnadolum Kıymetli @AOFAnadolum,
Bazı sınav merkezlerinde içinde sınav için kısıtlama getirilen hiçbir belge, eşya vb. olmadığı halde çanta ile binaya girişe izin verilmiyor, çantaların ücret karşılığı emanete bırakılması isteniyor. Sınav Giriş Belgesi'nde buna yönelik bir kısıtlama +++
Ey öğretmenler!
Derslerde kırk dakika boyunca siz konuşuyorsanız ve öğrenciler sadece dinliyorsa,
Bir çocuğa soru sorarken içinizden, “İnşallah cevabı bilir de mahcup olmaz,” diye geçirmiyorsanız,
Öğrencilerinizi notla tehdit ediyorsanız,
Fenerbahçeli futbolcuları yedekleriyle birlikte bir çırpıda sayabilirken, öğrencilerin isimlerini hatırlamakta güçlük çekiyorsanız,
Ders planı yapmıyor, verdiğiniz ödevleri kontrol etmiyorsanız,
Sınıfın kontrolünü kaybetme endişesiyle grup çalışması yapmıyorsanız,
Hala konuşanları tahtaya yazıyorsanız,
Öğrettiğiniz kadar öğrenmiyor, okuttuğunuz kadar okumuyorsanız,
Sendikayla, özlük haklarıyla veya sigorta primleriyle ilgilendiğiniz kadar eğitime dair meselelerle ilgilenmiyorsanız,
Tecrübenin bazen körlüğe sebep olduğunu unutup kendinizi güncellemiyorsanız,
Mesleğin kutsallığını kendinize atfedip kibre kapılıyorsanız,
Siz iyi bir öğretmen değilsiniz! Hiç kusura bakmayın!
Ey veliler!
Çocuğunuza bir arkadaşı vurduğunda öfkeden deliye dönüyor, sizin çocuğunuz birisine vurduğunda "Hak etmese vurmazdı canım!" diyorsanız,
Çocuğunuzun yanında okulunu ve öğretmenlerini kötülüyorsanız,
Çocuğunuz yağmurda ıslandığında sele kapılmış muamelesi yapıyor, üstü başı çamur olacak diye toprakla temas etmesine izin vermiyorsanız,
Her sendelediğinde koluna giriyor, düşe-kalka büyümesine müsaade etmiyorsanız,
Çocuklarınız komutla çalışıyor, kendi başlarına iş yapamıyorsa,
Çocuklarınızın canlarının sıkılmasına izin vermiyorsanız,
Çocuğunuz kemandan baleye, yüzmeden basketbola bütün kulüplere gidiyor ama evde yatağını dağınık bırakıyor, sofraya yardım etmiyorsa,
Deneme sınavında alt sıralara düşen çocuğunuza dördüncü kattan düşmüş, üst sıralara çıkan çocuğunuza da aya çıkmış muamelesi yapıyorsanız,
Karakter eğitiminin evde verildiğini, çocuğun ilk öğretmeninin kendiniz olduğunu unutup yaşanan her tatsız olayda okulu ve öğretmenleri yargılıyorsanız,
Sebepsiz yere okulda çok fazla vakit geçiriyor, okulun bütün çalışanlarını tanıyorsanız,
Çoluk çocuğunuzun size bir emanet olduğunu unutuyorsanız,
Siz iyi bir ebeveyn değilsiniz!
Siz de kusura bakmayın!
Ve ey sevgili çocuklar!
Siz ne yaparsanız yapın iyisiniz. Suçlu, tembel, kötü, yaramaz olan biz yetişkinleriz.
Biz ödevlerimizi aksattığımız için yaşanıyor dünyadaki bütün kötülükler!
Kusurumuza bakmayın.
MESAİSİ RAHAT, TATİLİ BOL MESLEK; ÖĞRETMENLİK
Ayşenur öğretmen ders ziliyle birlikte sınav kâğıtlarını toplayıp sınıftan fırladı. Çantasını öğretmenler odasına bırakıp bahçe nöbeti için koşar adım merdivenlere yöneldi.
Basamak başına en az üç tane düşen “Sınavı ne zaman okursunuz hocam?” sorularını cevaplamaya çalışarak iki kat inmeyi başardı.
Birinci kata geldiğinde tek eli hafif havada, ağzı “O” şeklini almış müdür yardımcısını gördü. Ve daha köşeyi dönemeden, namlusundan kurtulan cümle yapılacaklar listesinin son satırına yerleşti.
“Hocam, yarın veli toplantı raporunu teslim etmeyi unutmuyoruz!”
Ayşenur öğretmen, zihninde çalmaya başlayan “Unutmak kolay olsa, çoktaan unutuurdum” melodisi eşliğinde, servise koşturan öğrencilerin arasından geçerek lobiye ulaştı. Tam bahçeye çıkacakken sağdan bir veli yanaştı.
“Hocam biraz konuşabilir miyiz? Dün akşam Pelin çok ağladı da...”
“A ah! Ne oldu ki?
“Derste drama yaptırmışsınız. Pelin’in grubu da çok iyi hazırlanmış. Ama onları kaldırmamışsınız.”
“Evet. Süre yetmedi. Ama yarın sıra onlarda.”
“Keşke süreyi iyi ayarlasaydınız hocam. Büyük hayal kırıklığı olmuş yani! Gece de sayıkladı hep!”
Ayşenur öğretmen birkaç sitemkâr cümleyi daha nazikçe savuşturup bahçeye adımını attığında okul müdürüyle göz göze geldi.
Okul müdürü uzaktan “Nöbete geç kaldınız hocam!” diye bağıramayacağı için önce saatine, sonra tekrar Ayşenur öğretmenin yüzüne baktı.
Ayşenur öğretmen de uzaktan “Eğer paraşüt imkânı sağlarsanız üçüncü kattan doğrudan bahçeye atlayabilirim hocam!” diye bağıramayacağı için, bahçenin uzak köşesinden gelen bu nazik uyarıyı başını hafifçe öne eğerek karşıladı ve işine baktı.
Nöbet bitince de koşarak ana sınıfına çıktı. Oğlu Doruk kapının dibinde bekliyordu.
“Anne, projeyi unutmadın değil mi!”
Melodi kaldığı yerden devam ederken, Ayşenur öğretmen ertesi gün ana sınıfında geri dönüşüm defilesi olduğunu hatırladı. Bu gece bir kıyafet tasarlamaları gerekiyordu. Okuldan çıkıp arabaya bindiler. Tam otoparktan çıkarlarken telefon çaldı. Arayan eşiydi.
“Hayatım, akşam annem gelecek. Demin aradı. Var mı alınacak bir şey falan?”
“Yemeğimiz var dünden. Ama çayın yanına bir şeyler alabilirsin.”
Eve girer girmez ana-oğul biriktirdikleri mavi kapakları salonun ortasına yığıp düşünmeye başladılar. “Takım elbise yapalım” diye ısrar eden Doruk, en son kravata zor ikna oldu. Hemen iki tane pipeti birbirine bağladılar ve mavi kapakları kravat şeklinde pipete yapıştırmaya başladılar.
Bu arada Doruk’un pantolonuna yapıştırıcı bulaştı. Okul pantolonunun diğer eşi de çamaşır sepetinde olduğu için defile hazırlığına kısa bir çamaşır molası verildi.
Doruk’un lekeli pantolonu, evin sağından solundan toplanmış koyu renkli çamaşırlarla birlikte makinenin içinde dönerken, Ayşenur öğretmen de salona döndü. Son kapağı yapıştırdıklarında zil çaldı. Gelen kayınvalidesiydi.
”Hoş bulduk kızım. Ercan gelmedi mi daha?”
“Yok anne, yediden önce pek çıkamıyor o.”
“Ah yavrum! Perişan oluyor akşama kadar. Sen iyi ki akıllılık edip öğretmen olmuşsun kızım. Bak erkenden gelmişsin eve.”
Yedi buçuk gibi eşi de geldi. Yemekte Ercan Bey gün boyu bankada uğraştığı müşterileri anlattı. Annesi de bir yandan torunuyla ilgilendi, bir yandan da oğlunu teselli etti.
Sofrada öğretmenlik-bankacılık kıyaslaması içeren birkaç cümle daha kuruldu. Ama Ayşenur öğretmen o sırada WhatsApp grubundan ödevi anlamayan üç veliye açıklama yaptığı için tam duyamadı.
Yemekten sonra çayı koyup salona geçtiler. Salonda bir yandan sohbete katıldı, bir yandan da hafta sonu yapılan veli toplantısının raporunu tamamlamaya çalıştı Ayşenur öğretmen.
Çay bardakları üçüncü turu tamamlarken, Doruk herkesi öpüp yattı. Beşinci turda kanepenin üzerine uzanmış Ercan Bey uyuklamaya başlayınca kayınvalidesi de toparlanıp çıktı.
Saat on ikiyi geçiyordu.
Eşi kanepede hafifçe horlarken ve mahalledeki evlerin ışıkları bir bir sönerken, mesaisi rahat, tatili bol Ayşenur öğretmen toplantı raporunu bitirmiş, sabah yapacağı dersin planına göz atıyordu...
Salih Uyan
#oeğretmenler #öğretmen #öğretmenlik #eğitim #oeğretmenataması
büyük bir yayınevi arkadaşıma kitap dizmesi (daktilo ile yazılmış bir metni word'e yazma işi) için vuruş başı 23 kuruş önermişti. arkadaş da fiyatı yüksek bulup işi kabul etmiş. teyit etmek için tekrar sormuş, 23 kuruş mu diye, evet demişler. 10-15 günlük bir emek harcamış. +