Arkadaş sinem dedetaş hangi büyük şuçu işledi ki
Kuyunun dibine attınız
Aptullah Öcalan a bile imtiyaz peşine düştünüz seçilmiş belediye başkanları na en ağırını yapmak için fırsat kolluyorsunuz
#SinemDedetaşYalnızDeğildir
Yeni parti lideri Özgür Özel hakkında dokunulmazlığının kaldırılması talebiyle fezleke düzenlenmiş.
TARAFIMIZ NET OLARAK BELLİ OLSUN !
👉 "ÖZGÜR ÖZEL 'İN YANINDAYIM " diyenler lütfen RT.
Kiraya para vereceğime kredi çeker ev alırım devri çoktan BİTTİ.
Bugün 3 milyon TL kredi çeksen;
Aylık taksidi: 90 bin TL
Toplam geri ödemesi: 10 milyon TL
Aynı evin kirası: 30 bin TL.
Sistem sana açıkça diyor ki: Otur oturduğun yerde, ömrünün sonuna kadar kiracısın.
#konut
Via ; @alicimuratt
Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu da tutuklandı. Sözün bittiği yerdeyiz.
Kızı Derin Beşikçioğlu'nun duygularını buraya bırakıyorum:
"Babam;
Sözün bittiği yerdeyiz. Bu kadar dürüst, ahlaklı, vicdan sahibi bir babam olduğu için gurur duyuyorum. Bunlar bana bıraktığın en büyük mirastır. Bana boyun eğmemeyi, sözümü esirgememeyi, haksızlığa, hukuksuzluğa karşı susmamayı, hakkımı savunmayı öğrettiğin için sana çok teşekkür ederim. Her zaman başımız dik, alnımız ak. Şunu görmüş olduk ki ne siyaset ne de hukuk vicdan kaldırmıyor. O gün adli tıp önünde sana dediğim gibi seni çok seviyorum"
@erdalbeskcioglu
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, içindee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tolğa favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
Şimdi de helal oylarımızla vekil olan ve maaş alan Ümit Dikbayır (Ümit Yokuşaşağı) AKP’ye geçiyor. Ve bunu hiç utanmadan, kimseden çekinmeden yapıyor.
Eğer bir gün iktidar değişirse bu gibi mide bulandırıcı olayların önüne geçmek için kesinlikle şunlar yapılmalı:
1– Milletvekili seçildikten sonra partiden istifa etmek isteyenler, vekillikten de istifa etmeli.
2– Parti değiştirmek TCK kapsamında suç olmalı ve hapis cezası verilmeli.
Yeter artık ya, bıktık bu iğrenç siyasetten!
Osmanlı tarihinin en büyük araştırmacılarından Prof. Dr. Halil İnalcık'a göre, Osmanlı'nın gerilemesi savaş meydanlarında başlamadı.
Önce devlet düzeni bozuldu.
Tımar sistemi çöktü.
Tımarlar, hizmet eden kişilere değil, çıkar ilişkilerine göre dağıtılmaya başlandı.
Ve devlet, hem gelir düzenini hem de güçlü sipahi ordusunu kaybetti.
Adam kayırmacılık arttı.
Liyakat, yerini biate bıraktı.
Ardından askerî ve ekonomik gerileme…
Yani, ordu cephede yenilmeden önce, devlet düzeni içeriden bozuldu.
Dolmabahçe Sarayı, bütün ihtişamıyla ayaktaydı.
Fakat aynı yıllarda, devlet çöküşün eşiğindeydi.
HATIRLAMIYORUM.. ❗❗
👉 Sinem başkana rüşvet verdim ama tarihini HATIRLAMIYORUM,
👉 25 miydi 30 milyon muydu HATIRLAMIYORUM,
👉 Aracılık etti birisi parayı ona verdim ama kimdi HATIRLAMIYORUM,
👉 Bir inşaat içindi ama hangi inşaat HATIRLAMIYORUM,
*Bu iddaalarla sabahın 6'sında evinden gözaltına alındı Sinem Başkan,
Biz HATIRLATACAĞIZ günün birinde yaptıklarınızı,
Hiç kuşkunuz olmasın,
O sandık önümüze gelecek...
#SinemDedetaşYalnızDeğildir
Şamil Tayyar
Tahir Sarıkaya konusunda bildikleri olduğunu söylüyor konuşursa medyada deprem olur diyor. Tabii ki savcıların Şamil Bey’e de neyi bildiğini sorması lazım
"Osmanlı torunuyuz" diyenlerin hiç biri Osmanlı'yı dağıtan ingilizlere Anadolu'yu ve köylerini yağmalayan yunan, ermeni ve rum çetelerine tek kelime etmezler.
Ama bütün bu işgal ve yağmayı durduran ve bir ulusu ayağa kaldıran Atatürk'e alçakça dil uzatırlar.!