Bu ülkede Sağcılar, salaktır; bir milim daha az çalarlar; Solcular onlardan 10 milim daha akıllıdır ancak 1000 fersah daha fazla hırsızdır.
Topunuzun..... a....k
Karanlık Akademi: Üniversiteler Nasıl Ölür?
Yazar Peter Fleming, Dark Academia kitabında üniversitelerde yaşanan değişimi sorguluyor.
Fleming'e göre üniversiteler birer bilim yuvası olmaktan çıkıp ruh emici birer şirkete dönüşüyor.
O'na göre üniversiteler artık kamu yararını düşünen kurumlar değil.
Tıpkı birer şirket gibi kâr, büyüme ve verimlilik takıntılı hale geldiler.
Bu yeni modelin adı "Eğitim Fabrikası" (Edu-Factory).
Bu fabrikada öğrenciler "müşteri", akademisyenler ise "işçi" olarak görülüyor.
Adına "karanlıkokrasi" (darkocracy) denilen boğucu bir bürokrasi ve akademisyenleri canından bezdiren tonlarca anlamsız "angarya iş" üretiyor.
Öğrenci memnuniyet anketleri, dergi sıralamaları, atıf sayıları.... Bu "metrik tiranlığı", "yayın yap ya da yok ol" kültürünü körüklüyor.
Bu baskı o kadar yoğun ki, bazı akademisyenler sırf "prestijli" bir dergide yayın yapmak için verileriyle oynamaya veya hile yapmaya yönelebiliyor.
Müşteriyi, yani öğrenciyi memnun etmek için notların şişirilmesi de cabası!
Fleming'e göre nu yeni düzen "hasarlı insanlar" yaratıyor.
Öğrenciler, ağır borç yükü , barınma sorunları ve korkunç bir başarı baskısı altındalar.
Kampüslerde anksiyete, depresyon ve hatta intihar vakaları rekor seviyede.
Yazar bu durumu "Öğrenci Cehennemleri" olarak adlandırıyor.
Akademisyenler, aşırı çalışmaktan tükenmiş, güvencesiz sözleşmelerle çalıştırılan ve sürekli endişe içinde olan bir meslek grubu haline geldiler.
Kitap, bu baskıya dayanamayıp hayatına son veren akademisyenlerin trajik hikayelerine de yer veriyor.
Fleming'e göre akademisyenler de tamamen masum değil.
Birçoğu bu rekabetçi kariyer oyununa kendini kaptırmış durumda.
Üniversite, birkaç "yıldız akademisyen" yaratıp onları ödüllendirirken, geri kalanların iş yükünü artırıyor.
Bu "akademik yıldız kompleksi", kıskançlığı ve dedikoduyu körükleyerek meslektaşlık ruhunu yok ediyor.
Sonuç olarak, üniversiteler büyük bir patlamayla değil, amacını unutarak yavaş yavaş, içten içe ölüyor.
Fleming'in kitabında hepimiz için üzerinde düşünmemiz gereken, rahatsız edici argümanlar var.
Kitap, Türkçeye de tercüme edilmiş durumda.
KELLE İLE KAFANIN 5 FARKI
1-Kelle fiziksel ifadedir
2-Kafa, beyni tanımlar
3-Kelle hayvanda da var
4-Kafa, akıllı insanda mevcut
5-Kelle doluysa kafa olur
Kafalı olmaya bak.
Kellenin varlığına fazla güvenme…
#KamuSpotu#SerefOguz_KamuSpotu#kelle#kafa#beyin#akıllı@serefoguz
Kim olduğunun bir önemi yok Bay Prof. MÖ.
Eğer egon aklından büyükse ve de profesör isen seni - ki öylesin yakında sıkıp boka sokacağım bekle beni.
Örtündüğün cilayı sökünce altındaki Giresun yahnısını lağım fareleri bile yemeyecektir.
Bu arkadaşı 2000 yılında tanıdım. Manchester Üniversitesi'nde Pavlus hakkında doktora yapmıştı. O gün zehir gibi kafası vardı. Ancak AKP rejimi bu kafayı çürüttü ve zeka seviyesi geriledi. O akıl yok artık, akıldan geride kalan sadece trol refleksi.
Gün geçmeyen yolsuzluk usulsüzlük sahtekarlık haberleri üzerine büyük resme bunu üreten sisteme dikkat çeken yorum üzerine troller foseptik çukuru ağızlarını açıp kin ve nefret kusmuşlar...
Kem söz sahibine aittir !
@sonceneviz Bu çürümüş beyinli, dindar bir öğrenciyi yanımda aşağılarken onun doğrudan yüzüne tükürdüm. Şok oldu ve hiçbir şey yapamadı. Bu aşağılık Kemalist zorbalar yüzünden AKP, 25 yıldır başımıza bela oldu. Şimdi utanmadan bir de Ekrem pisliğini savunuyor.
@t24comtr Hakan Fidan’ın doktora tezi, akademik bir çalışmadan çok, bilgi enkazları arasında rastgele toplanmış parçalardan derlenmiş, metodolojik omurgadan yoksun, derme çatma bir kolaj metin izlenimi veriyor. Ne özgünlük barındırıyor, ne de bilimsel tutarlılık.