İFTİRALAR VE KIRPILMIŞ VİDEOLAR
Ebubekir Sifil’in Cübbeli Ahmet Hoca hakkında hazırladığı uzun reddiye videosunu izleyenlerin kendilerine şu soruyu sormaları gerekir.
Bir kişinin 36 dakikalık reddiyesinde ele aldığı meselelerden biri açıkça iftira çıkıyorsa, hatta kırpılmış video ve iftiralar üzerine kurulduğu ortaya konuluyorsa, geri kalan konuşmalar ne kadar güvenilir kabul edilebilir?
Çünkü burada basit bir hata söz konusu değildir. Videoda Cübbeli Ahmet Hoca’nın, bazı muhaddislerin şerhlerinde geçen bir yorumu sanki hadis metniymiş gibi okuduğu izlenimi oluşturulmuştur. Oysa daha önce aynı iddiayı ortaya atan Muhittin Ödemiş ve sahte şeyhin müridlerine karşı hazırlanan çalışmada videonun uzun hali yayınlanmış, Hoca’nın hadis metni ile muhaddislerin şerhini birbirinden ayırdığı açıkça gösterilmiş, nakledilen görüşlerin hangi kaynaklarda geçtiği delilleriyle ortaya konulmuştur.
Buna rağmen aynı iddianın tekrar Ebubekir Sifil tarafımdan dillendirilmesi, meselenin hakikati araştırmak mı yoksa belirli bir iftirayı tekrar gündem etmek mi olduğu sorusunu akıllara getirmektedir.
İlim ehlinin yolu tahkiktir. Bir konuşmanın 20 saniyesini kesip biçerek hüküm vermek değildir. Bir âlimin sözünü tenkit edecek kişi önce o sözün tamamını dinler, bağlamını inceler, kullanılan kaynakları araştırır, ardından konuşur. Aksi halde yapılan şey ilmî reddiye değil, peşin hükmün delil arayışına dönüştürülmesidir.
Daha da dikkat çekici olan şudur. Biz burada 36 dakikalık videonun tamamını ele almıyoruz. Sadece içindeki tek bir iftirayı şuan ispat ediyoruz. Ve o tek iftira bile eksik aktarım, yanlış sunum ve hatalı çıkarımlar üzerine kurulduğunu delilleriyle ortaya koyuyoruz.
Bu durumda makul her insan şu soruyu soracaktır:
Eğer araştırılması en kolay meselelerden birinde bu derece büyük bir hata yapılabiliyorsa, diğer konularda yapılan nakiller ve çıkarımlar ne kadar güvenilirdir?
Bir reddiyenin itibarı ses tonundan değil, delil gücünden gelir. Bir videonun uzun olması onu doğru yapmaz. Bir iddianın sert söylenmesi onu hakikat haline getirmez. Hakikati belirleyen şey kaynakların doğru aktarılması ve ilmin korunmasıdır.
Bugün ortaya koyduğumuz şey yalnızca bir başlıktır. Fakat bu başlık bile göstermektedir ki, Cübbeli Ahmet Hoca aleyhinde kurulan bazı ithamlar incelendiğinde ilmî tahkikten çok, seçilmiş kesitlere ve iftiralara dayanmaktadır.
Bu sebeple söz konusu reddiyeyi izleyen herkesin videoya tekrar dönüp şu gözle bakması gerekir:
Acaba burada gerçekten bir ilmî muhakeme mi var, yoksa önceden verilmiş bir hükmü desteklemek için seçilmiş malzemeler mi kullanılmış?
Çünkü ilim, karşındakini mahkûm etmeye çalışmadan önce hakikati ortaya çıkarmayı gerektirir. Hakikatin ortaya çıkması ise kırpılmış videolarla değil, tam görüntüler ve eksiksiz nakillerle mümkündür.