Olgunlaştıkça tüm fazlalıklardan arınıp sadeleşmek istiyorsun. Tüm kaosun ve çatışmaların dışında, sakin ve huzurlu bir yaşam istiyorsun. Hiçbir saygısızlığı ya da değersizleştirmeyi tolere etmek istemiyor, tüm bu saçmalıklardan uzak durmak istiyorsun.
Her şey hemen olsun istiyoruz. Hemen iyileşelim, hemen şimdi mutlu olalım, bir an önce varalım istiyoruz. Sabırsız ruhların çağı bu. Aceleci, telaşlı ve kendine yabancı. Oysa görmenin ve hissetmenin bir ritmi var. Hızlandıkça bulanıklaşır, yavaşladıkça netleşirsiniz.
İyi biri olduğun için başına iyi şeyler gelmez, çok fedakarlık yaptın diye biri seni çok sevmez ve sırf eziyet çektiğin için dünya seni ödüllendirmez. Anlamadın mı? Bir daha oku.
“Bir günde hayatınızı nasıl değiştirirsiniz?” yazısını okudum. Ben de “Türkiye’de ölmeden bir gün daha nasıl hayatta kalırsınız” yazısı hazırlıyorum. Bizim gerçekliğimize daha uygun olur kanımca.
Tek bir kelimeden binlerce anlam çıkardığım günler de oldu, yazılan uzun cümleleri görmezden geldiğim günler de.
İnsanlara inanmaya çalışmaktan yoruldum.
Tezer Özlü