Van'daki eski SSK(Sigorta)Hastanesi arazisi Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'na(TOKİ)devredilmiştir.
arsa sahibi tarafından hastane olması şartlı ile hibe edilmişti, sonrasında arsa sahiplerinin malikleri yapı olduğu işin mahkemeye başvurdukları ciddi iddiaların olduğu söyleniyor.
Van Mevcut stadyumun yıkımı ve yeni stadın yapımı için gerçekleştirilecek ihaleyi hangi firmanın alacağını hep birlikte göreceğiz.
Asıl merak edilen ise şu:Süreç gerçekten şeffaf ve rekabete açık mı yürütülecek,yoksa davetiye usulü, adrese teslim ihaleler mi göreceğiz?Takipteyiz
J’ai élevé mon fils seul après le divorce. Je me suis privé de tout ce que j’ai pu pour qu’il ne manque de rien. Le jour de mon 60e anniversaire, le téléphone est resté silencieux toute la journée. À 23 h 47, un message est arrivé : « Papa, bon anniversaire, j’ai oublié. » Je l’ai lu trois fois. Puis j’ai pris mon téléphone et j’ai pris la décision la plus difficile de ma vie…
Je m’appelle Ernesto. J’ai 60 ans et je suis de Bilbao.
Mon mariage avec Lucía s’est terminé quand Adri��n avait quatre ans. Il n’y a pas eu de grands drames — seulement deux personnes qui n’avaient plus rien à se dire et qui ont décidé de partir avant de se faire plus de mal. Adrián est resté avec moi. Lucía est partie vivre à Madrid avec son nouveau compagnon. Au début, elle appelait les week-ends. Puis de moins en moins. Puis presque plus.
Alors c’est moi qui ai été là.
Seulement moi.
Les premières années ont été vraiment difficiles. Je travaillais dans une entreprise de logistique, en horaires coupés, et je devais tout organiser pour qu’Adrián soit récupéré à l’heure, dîné, lavé, avec ses devoirs faits. J’ai engagé une femme, Concha, qui allait le chercher à l’école et lui donnait le goûter. Je lui payais une grande partie de mon salaire, mais je n’avais pas d’autre solution.
J’ai appris à cuisiner par nécessité. Les premiers mois, c’était pâtes et omelette, pâtes et omelette. Puis j’ai ajouté d’autres choses. Adrián avait des goûts très clairs dès petit — il aimait le riz au lait, détestait les lentilles, demandait des croquettes le vendredi comme si c’était un droit constitutionnel. Je faisais les croquettes du vendredi.
J’ai assisté à toutes les réunions de l’école. À toutes les fêtes de fin d’année. Une fois, j’ai été malade avec de la fièvre et j’y suis allé quand même pour un match de foot en salle, parce qu’Adrián était gardien et je ne voulais pas qu’il soit sans son père. Je suis resté sur le bord du terrain, l’écharpe remontée jusqu’au nez.
Je ne me plains pas. Je l’ai fait parce que je voulais le faire. Adrián était ma responsabilité et ma vie, les deux à la fois.
Quand il a eu dix-huit ans, il est parti étudier à Barcelone. Ingénierie. J’étais très heureux — c’était ce qu’il voulait et ce pour quoi il avait travaillé. L’appartement est devenu silencieux d’un coup, mais je me suis dit que c’était normal, que cela devait être ainsi.
Au début, il appelait souvent. Puis les week-ends. Puis seulement quand il avait besoin de quelque chose — de l’argent pour un livre, que je fasse un virement, que je lui trouve une information. J’ai toujours répondu. J’ai toujours été là.
Il a obtenu son diplôme il y a trois ans. Il a trouvé du travail à Barcelone, a rencontré une fille, a construit sa vie là-bas. Je suis allé le voir deux fois. La première fois, j’ai dormi sur le canapé de son appartement, parce qu’il n’y avait pas de chambre d’amis. La deuxième fois, il m’a dit que ce serait mieux à l’hôtel, que tout le monde serait plus à l’aise. J’ai trouvé ça étrange, mais je n’ai rien dit.
Les appels se sont espacés. À Noël, il venait, oui. À certains ponts. Mais de plus en plus court, de plus en plus téléphone à la main, de plus en plus pressé de retourner à sa vie.
Cette année, j’ai eu soixante ans.
Un chiffre rond. Je n’attendais pas de fête ni rien de spécial. Mais je pensais — il va sûrement appeler. Je pensais qu’il viendrait peut-être un week-end, qu’on mangerait ensemble, qu’on parlerait vraiment un peu.
Le téléphone est rest�� silencieux toute la journée.
Je me suis réveillé, j’ai pris mon petit-déjeuner seul, je suis allé me promener dans le Casco Viejo comme je le fais le dimanche. Je suis rentré, j’ai mangé le riz que j’avais préparé, j’ai regardé un peu la télévision. Toutes les heures, je regardais le téléphone. Rien.
À neuf heures du soir, ma sœur de Vitoria m’a appelé. Nous avons parlé une demi-heure. Elle m’a chanté bon anniversaire, elle m’a fait rire. Quand j’ai raccroché, le silence est revenu.
À 23 h 47, quand j’étais déjà au lit, il a vibré.
Un message d’Adrián.
« Papa, bon anniversaire, j’ai oublié. Bisous. »
Je l’ai lu une fois.
Je l’ai lu une deuxième fois.
Je l’ai lu une troisième fois.
J’ai oublié.
Il n’était pas en voyage sans réseau. Il n’était pas aux urgences. Il n’était pas dans une situation qui aurait pu l’excuser. Il avait simplement oublié. Comme on oublie d’acheter du pain ou de payer une facture.
Soixante ans. Trente-six années à l’élever seul. Les croquettes du vendredi. La fièvre au bord du terrain de foot. Le canapé dans son appartement.
Il avait oublié.
Je n’ai pas répondu au message cette nuit-là. Je suis resté longtemps à regarder le plafond, le téléphone posé face contre la table de nuit.
Et j’ai pris une décision qui me trottait dans la tête depuis un moment, mais que j’avais toujours repoussée parce qu’elle me semblait égoïste.
À partir de maintenant, je vais vivre pour moi.
Je ne vais pas attendre des appels. Je ne vais pas être disponible à n’importe quelle heure. Je ne vais pas réorganiser ma vie pour m’adapter aux trous qu’il me laisse.
J’ai soixante ans.
Et pour la première fois depuis longtemps, cela ne me ressemble pas à une fin.
Cela ressemble à un début.
—
Avez-vous déjà eu l’impression de tout donner pour quelqu’un, puis d’arriver à un moment où vous devez choisir entre continuer à attendre ou recommencer à vivre pour vous-même ?
Vanspor;
Emek,inanç ve birlikte yürüyen insanların hikâyesi ile 1.Lig’e yükseldi. Başta Kulüp Başkanı Erol Temel olmak üzere yönetimine emekleri için teşekkür etmek bir vefa borcudur.Çünkü spor,sadece mücadele değil aynı zamanda hatırlamayı ve hakkı teslim etmeyi de öğretir.
“Birlikte Olamayanlar” inançların duvar ördüğü, insanların birbirine düşman ilan edildiği bir geçmişten sesleniyor. Dinler, kimlikler ve korkular arasına sıkıştırılmış insanlar… Sevmek cesaret isterken, kavuşmak yasaktı…
Türkiye’deki tüm belediyelerde 600 bin’in üzerinde bankamatik personeli olduğu tahmin ediliyor. Umarım Maliye ve Çevre Şehircilik Bakanlığı bu soyguna son verir.
Böylece işe gitmediği halde belediyeden maaş alıp ona buna küfreden aşağılık troller dönemi de kapanır.
İlgili Bakanlık tarafından Belediyelerdeki bankamatik personellerin tespit edilmesi için, personellerin listeleri SGK’dan istenecek;kişilerin işe gidip gitmedikleri HTS-baz yöntemiyle analiz edilecek.
Bir kişinin 1 yıllık HTS-baz performansı 3 dakikada tespit edilebiliyormuş.
Van’da 14-0’lık seçim zaferi ortaya çıktığında herkes sahneye çıktı. Ama o sahnenin arkasında aylarca çalışan “seçim işleri komisyonu” ortada yok. Çünkü bazıları sonucu sahiplenir, bazıları ise o sonucu inşa eder.”
Veysi Aktaş'ın Wan için ifade ettiği şeyler, dönüp dönüp okumamız gerekenler.
2024’te yapılan yerel seçimde Wan’da kazanılan başarı, İmralı'da seçim gündeminin temel konusu oldu. 14 belediyenin alınması tarihi önemdeydi. Bu sonuç sadece Wan’ı değil, Serhat bölgesini ve hatta tüm bölgeyi etkileyecek değerdeydi. Basit bir sonuç değil, Wan halkının kaderini değiştirme iradesiydi. ‘İmkansız, yapamazlar; güç dengesi buna izin vermez’ dediler. Ancak Wan halkı bütün bu hesapları bozdu. Bu zafer, devlet olanaklarının gücüyle değil; inancın ve halkın özgür iradesinin kazandığı bir zaferdi. Kendi değerleri ve önderliği için örgütlü bir halkın iradesinin zaferiydi. Bu başarı birçok şeyi gösterdi. Şartlar aleyhte olsa da, dezavantajlar bulunsa da halk isterse en olumsuz koşullarda bile başarı elde edebilir.
Wan halkı son sözü söyledi. Sandıkta değil, tarihte kazandı. Demek ki irade varsa engeller aşılabilir; halk varsa umut vardır. Wan halkının başardığı siyasal bir mucizeydi. Statükoya karşı halkın tarihsel yanıtıydı. Bir yanda devasa bütçeler, medya gücü ve devlet imkanları vardı. Öte yandan Wan halkının iradesi, inancı ve emeği vardı. Bir gönüllü halk ordusu vardı. Wan halkı, doğru, demokratik ulusal birliğin de yolunu açtı. Sadece belediyeleri kazanmadı, küslükleri bitirdi, istenirse çelişkileri bitirebileceğini, yapay ve basit sorunları aşabileceğini de gösterdi. Cebi dolu olanların değil yüreği ve beyni büyük olanların zaferini geliştirdi. Norm dışı güçler normal yoldan kazanamadığını devlet zoru ve imkanlarıyla gasp etmek istedi. Ancak Wan halkı yine susmadı; baskılara rağmen boyun eğmedi. Emekle ve örgütlülüğüyle kazandıklarını koruma iradesini ve kararlılığını açıkça ortaya koydu.
Hareket tarihimizde bu irade ve güç kadın ve gençlik öncülüğünde gelişti temel faktör haline geldi. Kadın ve gençliğin öncülük ettiği mücadele her zaman dinamikliğini koruyarak ileriye doğru hamlesel çıkışlar yaptı. Biliyoruz ki devrimimizin güvencesi ve dinamiği bu iki gücün ortaya çıkardığı sinerjinin toplumsal ifadesidir. Yeni sürecin başarısı ‘jin, jiyan, azadî’ çizgisi temelinde daha da gelişerek görkemli bir başarıya imza atacaktır”
Anayasa Mahkemesinden "tanık" ifadesi ile "irtibat/iltisak" gerekçesi ile yapılan KHK ihraçlarına yönelik çok önemli ihlal kararı.
Danıştay 5. Daire kararı bozuldu.
Karar, 13.03.2026 günü (bugün) RG yayımlandı, oybirliği ile alındı.
#KHKyıKimÇözecek
https://t.co/bsgBcVHXxg
Vanspor, hatıraların değil onurun ve mücadelenin adıdır. Dün bu kulübe emek veren herkes,bugün de Vanspor’un arkasında durmak zorundadır. Kulüp Başkanı Erol Temel ve yönetimi, Vanspor için bedel ödemektedir. Bu emeğe sırt dönmek, bu taraftara, bu armaya sırt dönmektir.
Yaya yolu işgal değildir.
Az önce gördüğüm manzara tam olarak buydu: Bir araç,saygısızca yaya yolunu kapatmış. Ve direksiyon başında, bunun ne anlama geldiğini bile kavrayamayan bir zihniyet.Bu sadece yanlış park meselesi değil. Bu; empati yoksunluğu,toplumsal bilinç eksikliği.
“Takipçi satın alan hesapların şişirilmiş rakamları sosyal medyanın güvenini bozuyor. 90 bin takipçi + 100 beğeni… Platformların bu duruma müdahalesi için herkes sabırsız.”
2025 yılı, Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırmalarında VAN…74. Sırada…
Yıllardır aynı tablo, aynı bahaneler.
Yatırım yok, plan yok, vizyon yok.
Van’ın gençleri göç ediyor,
Tarım bitmiş, hayvancılık kaderine terk edilmiş.
Eğitim geri, ulaşım zayıf, yönetim dağınık.