“…ölüler nasıl ki ışığı görmezlerse, yaşayanlar da karanlığı ölüler kadar iyi göremezlerdi. Ne var ki uyku, ölümün kardeşi olduğu için, uyuyan birisi karanlığı, söz gelimi gözlerini kapatmakla yetinen birinden daha mükemmel görebilirdi.”
İhsan Oktay Anar • Puslu Kıtalar Atlası
Bünyamin’in de bildiğinden ve böylece söylenenlere kolay kolay inanmamaya kararlı olduğundan emindi. Onun istediği de belki buydu. Belki de hem gerçeği söylemek, hem de söylediğinin yalan olduğuna inandırmak istiyordu.”
İhsan Oktay Anar • Puslu Kıtalar Atlası • Sayfa 175
“Zihnindeki belirsizliğin bir sonucu olarak delikanlının meraktan kıvrandığını ve bu haliyle her türlü telkine gitgide açıldığını gören Ebrehe’nin yüzünde bir memnunluk ifadesi belirmişti. Ne var ki Büyük Efendi, belirsizliğin kandırılmayı kolaylaştırdığını aynı zamanda
kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.”
İhsan Oktay Anar • Puslu Kıtalar Atlası • Sayfa 90
“Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki,
“Bilmek ve şahit olmak en büyük mutluluktur. Macera ise büyük bir ibadettir; çünkü O’nun eserini tanımanın başka bir yolu olduğunu görebilmiş değilim. Kendi payıma ben, dünyayı rüyalarımla keşfetmeye çalıştım. Bu yeterince cesur olamadığımın bir göstergesi olabilir.
Aynı hatayı senin de yapmana yol açmak istemiyorum. Sana izin veriyorum, git. Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta, bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek.
Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünyanın kendisini hiç görebilir mi?”
İhsan Oktay Anar • Puslu Kıtalar Atlası • Sayfa 21
“Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg’u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağı’na varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı!
Selaaaaaam 👋🏻 59. bölümün oynadığı günden beri yoktum buralarda. Bir bakıyorum da hiç olmasam da olurmuş. Bu da çok önemli bilgilendirmelerimdendi; unuttuysanız diye diyorum.
Ozan Akbaba ile Sinem Ünsal'lı Go Türkiye dizisinin 2. sezonu yarın yayında
🔷Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) Go Türkiye markasıyla imza attığı Kapadokya'da çekilen mini dizinin yeni bir değişiklik olmazsa yarın öğleden sonra yayınlanması planlanıyor.👇
https://t.co/Pfd9XSK5WY
OZAN AKBABA, TEGV ÇOCUKLARINI “UZAK ŞEHİR” SETİNDE AĞIRLADI
“UZAK ŞEHİR” SETİ KAPILARINI ÇOCUKLARA AÇTI
Kanal D’nin rekortmen dizisi #UzakŞehir’in Midyat’taki çekim platosu, TEGV Midyat Öğrenim Birimi’nden çocukları ağırladı. Dizide Cihan Albora karakterine hayat veren Ozan Akbaba’nın davetiyle seti ziyaret eden çocuklar, kamera arkasını yakından keşfetme fırsatı buldu. Sahnelerin nasıl hazırlandığını yerinde gözlemleyen minikler, yönetmen Emre Aybek’ten çekim teknikleri hakkında bilgi aldı.
ÇEKİM ARASINDA TÜRKÜ SÖYLEDİLER
Çekim arasında Ozan Akbaba ile birlikte “Mardinli Güzel Yarim” türküsünü söyleyen çocuklar, keyifli anlar yaşadı. Öğrenciler daha sonra Sinem Ünsal, Gonca Cilasun, Atakan Özkaya, Alper Çankaya ve Dilin Döğer ile sohbet etti. Gonca Cilasun, çocuklara kitap okumanın önemine dikkat çekti. Oyuncular TEGV’li çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı da kutladı.
KARŞILIKLI HEDİYELER VERİLDİ
Ziyaret sırasında çocuklar ile oyuncular arasında karşılıklı hediyeleşme yaşandı. Elif Aksöz’ün el emeğiyle hazırladığı anahtarlıklar, Uzak Şehir oyuncularına duygusal anlar yaşattı. Ünlü isimler de çocuklara oyuncaklar hediye etti. Gün, hatıra fotoğraflarının çekilmesiyle sona erdi.
(DHA)