@ismailsaymaz Memleteti soyan, hukuku çiğneyen, istediği gibi manipüle eden, yolsuz, çürümüş bir oluşuma karşı böyle sözler söyleyemediğin için başkalarına karşı eline koz geçirdiğini zannedip tetikçilik yapan bir gazeteci müsveddesi olmakla gurur mu duyuyorsun? Sen kime neye soyunuyorsun?
Kendi kendine yetmek ve bir başkasının hakkından almamaya çalışmak, insanların temel yaşam motivasyonu olmadığı sürece hiçbir savaş bitmeyecek. İçinde bulunduğunuz savaşta saldıran mısınız, savunan mı? Kendi kendinize sormanız ve dürüstçe cevap vermeniz gereken soru belki budur.
Utanç duyulacak insanların fazlalığından gurur duyabileceğimiz insanlar yeteri kadar ön plana çıkamıyor. Çünkü utanç duyulacak insanlar utanç duyulması gereken insanları takdir ediyor. Bu çoğunluk bizi alaşağı ediyor.
Etik olup olmadığını umursamadan her şeyi yapabilecek aşağılıktaki insanları büyük ve nitelikli insan olarak addetmemeyi öğrenebilir mi acaba bir gün insan evlatları? Belki o zaman bir yol bulabiliriz.
Bir avuç muktedir ve kendilerinin uşak ettikleri rahat etsinler diye koca bir güruh acı çekiyor. Tarih hep böyle süregeldi. Hep altta kalana zulmedildi. Muktedirler yok edilmeli, kimsenin muktedir olamadığı bir toplum yaratmalı. Başka bir çıkış yolu yok.
Suçu ve suçluyu övme suçu diye bir şey var. Ama suçlu ilan etmeye yetkili mahkemelerin suçlu tarafından ele geçirildiği bir düzende kim suçlu kim güçlü? Kim kimi övüyor da suç işlememiş sayılıyor? Hadi bakalım ateyisler açıklasın.
Gezi, bu ülkede onurlu insanların da var olduğunu gösteren bir halk direnişi, gururlu bir duruştur. Her kim ki Gezi için olumsuz konuşuyorsa haysiyetsiz bir pislikten başka bir şey değildir. Ötenizde berinizde doğru düzgün kim var kim yok buradan seçebilirsiniz.
Onurlu bir yaşam için önce onursuzların elinden gücü, yetkiyi ve istibdat araçlarını almalıyız. A onursuzu gidip B onursuzu gelmemeli. Toplum, onurun ne olduğunu bilmeli ve buna göre kıymet verecek bilince sahip olmalı.
Sermayenin belirli bir zümrenin elinde bulunması, bu zümreye kimin hayatta kalıp kimin kalmayacağı karar yetkisinin devridir. Sermaye sahipleri bertaraf edilip, tüm kazanım topluma yayılamadıkça insanlığın özgürlüğü söz konusu olamayacaktır.