Eski bir HALK TV çalışanı olan @y_telci ile konuştuk. Gazetecilik adına artık açıktan konuşulması gereken bir şeyi ele aldık: HALK TV başka türlü yönetilse kurtarılabilir miydi?
Tavsiye ediyorum...
❓Halk TV kurtarılabilir miydi?
📌En sevilen kanallardan birine kayyum atandığında destek neden beklentinin altındaydı?
Halk TV emekçisi, Gazeteci Onur Dalar alan'da Yakup Telci'nin konuğuydu.
@onrdalaar2666@y_telci
https://t.co/gRzTtzzQFs
Sırbistan seçimlerinde öğrencilerin milletvekili adayı, Yugoslav basketbolunun efsanesi, eski NBA oyuncusu ve EuroLeague Başkanı Dejan Bodiroga:
“Sırbistan özgürlüğü için mücadele ediyor. Hedefimiz, halkın elinden alınan devleti yeniden halka vermek.”
Sırbistan'da Öğrenci Hareketi'nin 6. sıra adayı Yeni Pazarlı Boşnak Adem Mavrić. Adem abimiz Sakarya Üniversitesi mezunu. Akıcı Türkçesi var.
Üst sıralarda adaydı.
Boşnak azınlıkla öğrencilerin dayanışmasının simgesi gibi.
Dünya küçük, çok küçük ve büyüleyici :)
Sırbistan’da yaşanan öğrenci devrimini bu sabahki yazımda detaylıca yazmıştım.
Sokakta gösteri yapan öğrenciler muhalefeti beğenmeyip kendi hareketlerini nasıl kurdu? Forumlarda doğrudan demokrasi ile nasıl vekil adayı seçti? Vaatlerini nasıl yazdı?
https://t.co/3H9jHdKawu
WOW- Sırbistan Başbakank Vucic, basın açıklaması yaptı ve Öğrenci Listesi’nin kazandığını söyledi.
Öğrenci Listesi, iki senedir gösteri yapan gençlerin muhalefeti beğenmeyip forumlarda tartışarak oluşturduğu bir hareketti.
Şimdi ülkeyi yönetecekler.
12 senelik iktidar devrildi.
Dün yazıyı umutla yazmıştım.
Bugün Belgrad'dan kutlama haberleri geliyor.
Çok acayip bir şey yaşandı.
Öğrencilerin listesindeki adayların hiçbirinin siyasi geçmişi yok.
Yarısı akademisyen.
Son 10 yılın en büyük demokratik devrimlerinden biri yaşandı sessizce.
Bırakın Paris'i
700'den fazla Fenerbahçe kongre üyesinin whats app üzerinden katıldığı ankette Maltepe stat projesine onay verenlerin oranı %50,87.
Başka anketler de gördüm sosyal medyada ve camiada da tam ortadan bir bölünmüşlük hali var.
Bu anket seneler önce yapılsa büyük oranda hayır çıkardı. Camianın içinde bulunduğu durum işleri değiştirmiş.
STADYUM ANKET SONUCU
700’den fazla kongre üyemizin katılımı ile gerçekleştirdiğimiz stadyum anketimizin sonuçları, camiamızdaki görüşlerin ne kadar yakın ve hassas bir dengede olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
%50,87 “Şartlar uygun olursa taşınabilir”, %49,13 “Hiçbir koşulda taşınmamalı” sonucu; böylesine önemli bir konuda karar alınmadan önce gerekçelerin, olası getirilerin ve götürülerin tüm yönleriyle ortaya konulmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Bu denli kritik ve birbirine çok yakın bir tercihin yalnızca birkaç dakikalık açıklama ve açık oylama ile neticelendirilmesini doğru bulmuyoruz. Konunun tüm boyutlarıyla değerlendirilmesi, camiamızın doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi ve nihai kararın şeffaf ve demokratik bir süreçle, sandık kurularak verilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Fenerbahçemizin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir konuda, camiamızın iradesinin en sağlıklı şekilde ortaya konulması esas olmalıdır.
Bu yayın doğru anlaşılırsa, halkın haber alma hakkını savunan medyanın içinde bulunduğu çıkmaza yol açacak bir tartışma. (Umarım doğru anlaşılır)
Söylenecek çok şey var fakat aşağı yukarı şöyle düşünüyorum. Gerçek olmayan bir şey varlığını sürdüremez. Medya patronları ve temsilcileri "var olmayı" "algılanmış olmak" zannettiği için haber merkezlerinde "Bu yapıp etmelerimiz " gerçek" olsun diye nasıl yapmalı" gibi bir kaygı, çaba olmuyor.
"Bir şey olmak" değil "gibi görünmek" değer görüyor. Yöneticiler de bunu ödüllendiriyor. Dolayısıyla "bir kuruluşun kendini gerçekleştirmesi" fikrine "vitrin yönetimi" ile kafa tutuyorlar...
Bunu yapmak "Bu iş böyle yapılır" da demek fakat öyle olmadığı kriz anlarında ortaya çıkıyor. Tüm bunlar aynı zamanda liyakat meselesi. Görünür olmayan ve aslolan emek süreçlerinin hakkını vermeyen, gösterdiği (haber) yaptığı (en temelinde sendikalaşma hakkı) ile çelişen herhangi bir oluşum (medya kuruluşu olma ve halkın haber alma hakkı iddialarını sahiplenen) kendini gerçekleştiremez.
Konuştuğumuz şey " haber" ve " üretim süreçleri" ise "gibi yapmanın" toplumsal karşılığı yok. Hayatın gerçekliği, vitrini kırıyor. Çünkü günün sonunda halk "görüntü" değil "hakikat ve adalet" talep ediyor.
Halk TV, Gezi Parkı eylemleri sürecinde "vitrin medyasının" yarattığı boşluğu doldurarak bugünkü kimliğinin temelini atmıştı. Unutursan affetmez (üretim süreçlerinin hakkını vermek de buna dahil), affetmedi... Öteki türlüsü olsaydı şu an "Organize edilmiş miting" değil "kendiliğinden!" ve "hareket" konuşacaktık. Halkın sana verdiğini ona geri vermezsen varoluş zeminini kurutursun
Fatih Altaylı'nın el verdiği bir sosyal medya organizasyonuyla kazandılar bu arada. Muhaliflerin hangi hesabı takip etmesi gerektiğinin yeni bir ilanı oldu.
Profil fotoğrafı İmamoğlu olup farklı farklı 1000 tane şeyi destekleyen var. Hepsi de kendince iyi niyetlidir. Ama tek ideolojisi ve motivasyonu "kazanmak" olan bir ekip nasıl siyaset yapabilir, nasıl ittifak kurabilir, nasıl başarılı olabilir, nereye varabilir... bunlar ciddi sorular.
Yakında kuracağımız youtube kanalımızda bunları inşallah konuşur, vatana millete hayırlı oluruz:)
"sol kemalizm"e meyli olan azınlık bir grup hariç, "evrenist" bir atatürkçülük olması hasebiyle iktidara çok kolay bir şekilde angaje olabilecek, onun dümen suyunda hareket edebilecek bir tür neo-faşizm. bir muhalefet hareketi değil yani.
Şunu da söylemek lazım. İstanbul Barosu'nun Türkiye'yi yansıtan bir demografisi yok. Kocasakal'ın temsil ettiği zihniyet Türkiye'de iktidar olamaz. O devir çoktan geçti. Ne olabilir? Aparat olabilir, ona itirazım yok. Zaten ona oynuyorlar.
49: 1923 Cumhuriyeti karşıtı ve O'nun antitezi içeriğe sahip bu "Popülist Manifesto'nun" sahibi olan İmamoğlu, çok istiyorsa "tasarımını" gerçekleştirebileceği bir partiye gitmek veya böyle bir parti kurmak üzere derhal partiden istifa etmeli yahut ihraç edilmelidir!
Şunu da söylemek lazım. İstanbul Barosu'nun Türkiye'yi yansıtan bir demografisi yok. Kocasakal'ın temsil ettiği zihniyet Türkiye'de iktidar olamaz. O devir çoktan geçti. Ne olabilir? Aparat olabilir, ona itirazım yok. Zaten ona oynuyorlar.
Kocasakal "Cumhuriyeti savunacağız" diyor. Buradan kasıt ne acaba? Soyut bir şey... Nereye denk düşer bu savunu? Feyzioğlu da cumhuriyeti savunacaktı, sorsan hala savunuyordur.
Haksız hukuksuz yargılamalara, siyasi baskılara karşı olmak ve özgürlükleri savunmak mı? Yoksa bu davalara gereken önemi vermeyip, iktidarın bir kanadının doğal ortağı olup oradan kazandığı iktidar kredisiyle barış karşıtı cepheyi güçlendirmek mi?
Hangisi? Bunun ortası yok çünkü...
Kocasakal "Cumhuriyeti savunacağız" diyor. Buradan kasıt ne acaba? Soyut bir şey... Nereye denk düşer bu savunu? Feyzioğlu da cumhuriyeti savunacaktı, sorsan hala savunuyordur.
Haksız hukuksuz yargılamalara, siyasi baskılara karşı olmak ve özgürlükleri savunmak mı? Yoksa bu davalara gereken önemi vermeyip, iktidarın bir kanadının doğal ortağı olup oradan kazandığı iktidar kredisiyle barış karşıtı cepheyi güçlendirmek mi?
Hangisi? Bunun ortası yok çünkü...
ÖZEL- OKTAY SARAL’DAN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMA: “AZERBAYCAN SÖZLERİM NEDENİYLE GÖREVDEN AYRILDIĞIM GÖRÜNÜYOR”
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral Beyefendi’yi aradım.
“Görevden alındınız mı?” diye sordum.
“Evet. Biz makamlarla kaim değiliz. Sayın Cumhurbaşkanımız göreve getirdi, kendisinin talimatıyla ayrıldım. Kimseye kırgınlığım yok.” dedi.
“Azerbaycan’la ilgili açıklamalarınız nedeniyle mi?” diye sordum.
“Evet, öyle görünüyor.” karşılığını verdi.
Ardından şu ifadeleri kullandı:
“Önemli olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Önemli olan Sayın Cumhurbaşkanımızın başarısıdır.”
49: 1923 Cumhuriyeti karşıtı ve O'nun antitezi içeriğe sahip bu "Popülist Manifesto'nun" sahibi olan İmamoğlu, çok istiyorsa "tasarımını" gerçekleştirebileceği bir partiye gitmek veya böyle bir parti kurmak üzere derhal partiden istifa etmeli yahut ihraç edilmelidir!
İstanbul Barosu Başkanı ve Değişim İçin Avukatlar Grubu’nun adayı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu’nun konuşmasının ardından salonda “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Hak, hukuk, adalet” sesleri yükseldi.
Sırtını iktidara yaslayan Özdemir Erdoğan'ın "güzel Türkçesiyle" yaptığı küstahlığa, işçi sınıfının zerafetini ve haklılığını taşıyan müthiş bir cevap. Doksana takmış.
"Bizim gibi Zeytinburnu çocukları tekstil atölyelerinde yerleri süpürerek belki de yapabildiğimiz müzik ancak bu kadardı. Onun için özür diliyorum sizden"
💢Bir ödül töreninde Özdemir Erdoğan ve Eypio arasında geçen atışma :
• Özdemir Erdoğan : Günümüzde artık buraya geldi , bu Rap , Hip Hop falan. Ben bunları şöyle niteliyorum az müzik çok laf.
• Eypio : Ama doğru söylüyorlar , o dönemin müziğini yakalamak çok zor. Bizim gibi Zeytinburnu çocukları tekstil atölyelerinde yerleri süpürerek belki de yapabildiğimiz müzik ancak bu kadardı. Onun için özür diliyorum sizden.