Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Canım elinde bulunan Allah’a yemin ederim ki ya iyiliği emredip kötülükten sakındırırsınız ya da (bunu yapmamanız hâlinde) Allah size bir ceza gönderiverir de O’na dua edersiniz ama O, duanızı kabul etmez.” (Tirmizî, Fiten, 9)
"Ancak tövbe eden, iman eden ve sâlih amel işleyenler müstesna. İşte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Furkân, 70)
Rasulullah (sav) şöyle dua ederdi:
'Allah'ım! Güvencem olan dinimi bana güzelce yaşat. Geçim kaynağım olan dünyamı düzelt. Son durağım olan ahiretimi düzelt. Hayatımı her türlü hayrı artırma vesilesi; ölümümü de her türlü kötülükten kurtuluş vesilesi eyle.'
(Müslim, Zikir, 71)
🔴 Akademisyen Mustafa Aylar:
BBC, o kadar zorluğa rağmen yedi yıl önce Çin Komünist rejiminin Uygur Türklerine yönelik ağır asimilasyon politikasını mükemmel bir şekilde anlatmış.
Bizim Türk gazeteciler belki biraz utanırlar.
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Şu zikri okumam, bana göre üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir:
Sübhânallâhi, velhamdülillâhi, velâilâhe illallahü, vallâhü ekber.”
(Müslim, Zikir, 32)
Yüce Rabbimiz şöyle buyurdu:
"Onlara soracak olsan mutlaka, “Biz lafa dalıyor eğleniyorduk, hepsi bu!” derler.
De ki: “Siz Allah ile, O’nun âyetleriyle ve peygamberiyle mi eğleniyordunuz?”
Mazeret ileri sürmeye kalkmayın.
İman ettiğinizi söyledikten sonra kâfirliğinizi açığa vurdunuz.
İçinizden bir kısmını affetsek de, diğer bir kısmını günahta ısrarcı davranmış oldukları için azaba uğratacağız.
(Tevbe Sûresi 65-66)
Kur'an-ı Kerim'in açıkça beyan ettiği üzere Allah ile, Peygamber ile, Kur'an ile alay eden kâfir olur, dinden çıkar.
Allah, Peygamber, Kur'an bu milletin temel değerleridir...
Hz. Dâvud'un oğluna üç nasihati:
1-Elde edemediğin şeye üzülme,
Kısmet böyle imiş, de Allaha tevekkül et!
2-Eline geçene râzı ol! Kısmetim bu imiş, diyerek Allah'ın taksimine râzı ol!
3-Elinden çıkana ve kaybettiğine sabret! Mukadderat böyle imiş de!
Altın Yerine Bunu Biriktirin
Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
İnsanlar altın ve gümüş biriktirdiklerinde, siz şu kelimeleri biriktirin:
“Allah’ım! Senden işimde sebat etmeyi ve doğru yolda kararlılık göstermeyi isterim. Nimetine şükretmeyi ve Sana güzel kulluk etmeyi isterim. Senden temiz bir kalp ve doğru sözlü bir dil isterim. Bildiğin hayırların en hayırlısını Senden dilerim. Bildiğin şerlerin kötülüğünden Sana sığınırım. Bildiğin günahlarım için Senden bağışlanma dilerim. Şüphesiz ki gaybları en iyi bilen Sensin.”
Zümer Sûresi 39/53
De ki (Allah şöyle buyuruyor):
“Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım!
Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin.
Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”
“Helâl kazançtan bir hurma tanesi tasadduk edenin sadakasını Allah kabul eder ve sizden birinizin tayını veya dişi deve yavrusunu büyüttüğü gibi büyütür. Öyle ki o (sadaka), dağ kadar hatta daha büyük olur.”
(Müslim, Zekât, 64)
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh'dan rivâyetle, Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
"Bir kimse yatağına girdiği zaman üç defa şöyle zikrederse, günahları deniz köpüğü kadar, yıldızların sayısı kadar, Âlic çölünün kumları kadar, dünya günlerinin sayısı kadar çok olsa bile, Allah Teâlâ onun günahlarını affeder:
أسْتَغْفِرُ اللهَ الَّذِي لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ وَأَتُوبُ إِلَيْهِ
Estağfirullâh ellezî lâilâhe illâ hüvel hayyül kayyûmü ve etûbü ileyh
“Kendisinden başka ilâh bulunmayan, her zaman diri ve her şeyin varlığı kendisine bağlı olan Allah’tan beni bağışlamasını isterim.”
Tirmizî, Daavât 17, nr. 3397.
Resulullah sallellahu aleyhi ve sellem, bir gün Mescide girdi.
Orada Ensar’dan
Ebu Ümame radıyellahu anh denen kimse ile karşılaştı. Ona: “Ey Ebu Ümame, niçin seni namaz vakti dışında Mescid’de oturmuş görüyorum?” diye sordu.
“Peşimi bırakmayan bir sıkıntı ve borçlar sebebiyle ey Allah’ın Resulü” diye cevap verdi.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz sallellahu aleyhi ve sellem:
“Sana bazı kelimeler öğreteyim mi?
Bunları okursan, Allah, senden sıkıntını giderir ve borcunu öder”
“Evet, ey Allah’ın Resulü, öğret!” dedi. “Öyleyse” dedi; “Akşama çıktın mı sabaha erdin mi şu duayı oku:
اَللهُمَّ إِنِّي أَعُوذُبِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحُزْنِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْعَجْزِ وَالْكَسَلِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ وَالْبُخْلِ وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَقَهْرِ الرجال
(“Allahümme innî eûzü bike minel-hemmi vel-hazen ve eûzü bike minel-aczi vel-kesel ve eûzü bike minel-cübni vel-buhl ve eûzü bike min galebetid-deyni ve kahrir-ricâl.”)
“Allah’ım üzüntüden ve kaygıdan sana sığınırım.
Aczden ve tembellikten sana sığınırım, korkaklıktan ve cimrilikten sana sığınırım.
Borcun galebe çalmasından ve insanların kahrından sana sığınırım.”
Ebu Ümame radıyellahu anh der ki:
“Ben bu duayı yaptım, Allah benden gamımı giderdi, borcumu ödedi."
(Ebu Davud, Salat 367, 1555)
Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Başına bir sıkıntı gelen kimsenin yapacağı duâ şudur:
Allah’ım!
Ben senin rahmetini istiyorum.
Beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsimin eline bırakma!
Benim bütün işlerimi yoluna koy!
Senden başka ilâh yoktur.”
Ebû Dâvûd, Edeb 100-101, nr. 5090.
Duanın Arapçası
اللَّهُمَّ رَحْمَتَكَ أَرْجُو فَلاَ تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ وَأَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ أَنْتَ
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Kim bir şey yer ve; ‘Bana bu yiyeceği yediren ve tarafımdan hiçbir güç ve kuvvet olmadan bunu bana rızık kılan Allah’a hamdolsun.’ derse geçmiş günahları affolunur.”
(Ebû Dâvud, Libâs, 1) #Hadis