Sendika Yönetim Kurulumuz, Avrupa Hava Trafik Kontrolörleri Sendikaları Koordinasyonu'nun (ATCEUC) 14-17 Nisan 2026 tarihleri arasında Lizbon'da düzenlenen 66. Komite Toplantısı'na katılım sağladı! 🇹🇷✈️
Avrupa genelindeki sendika temsilcileri ve havacılık otoritelerinin bir araya geldiği toplantıda, hava trafik kontrolörlerinin ve havacılık sektörünün geleceğini yakından ilgilendiren konular masaya yatırıldı.
Öne çıkan kritik gündem maddeleri şu şekildeydi;
• Avrupa hava trafik ağında (ATM), Ukrayna ve İran'daki savaşların yarattığı baskı ve değişen trafik akışları nedeniyle yaşanan kapasite sorunları değerlendirildi.
• İnsan kaynaklarına ve yeni seyrüsefer sistemlerine acil mali yatırım yapılması gerektiği, yetersiz personel istihdamının kesinlikle bir seçenek olamayacağı vurgulandı.
• Kısa vadeli maliyet düşürücü önlemlerin uzun vadeli kapasiteye ve sistem esnekliğine zarar verdiğine dikkat çekildi.
• Nitelikli profesyonelleri sektörde tutmak, mesleği cazip kılmak ve azalan sistem performansının önüne geçmek adına Avrupa çapında "sosyal diyaloğun" güçlendirilmesinin şart olduğu yinelendi.
• Almanya başta olmak üzere diğer ülkelerdeki emeklilik sistemlerine ilişkin istişarelerde bulunuldu.
Bu vesileyle organizasyon için SINCTA’ya teşekkür ediyor; üyelerimizin haklarını her platformda güçlü bir şekilde savunmaya, havacılık sektörünün sorunlarını istişare kültürüyle ele almaya devam edeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz. #htksen #birliktegüçlüyüz
Why African people have more respect to Turkey over western countries?.
Because Turkey helps, westerns exploit.
Westerns have dark colonial past, Turkey doesn't.
Turkey policy is based real win/win and respect; Westerns policy is domination, stealing and corruption.
MASAL YAZARLARINA ZORUNLU BİR HATIRLATMA
Daha evvel yalanlarını defaatle ifşa ettiğimiz sendikamsı yapılardan bir tanesinin, yetki dönemi yaklaştıkça yine hamaset dolu bir dille Sendikamızı hedef aldığını ve faaliyet üretmek yerine fantastik masal yazarlığına soyunduğunu acı bir tebessümle izliyoruz.
Başuçlarından eksik etmedikleri anlaşılan Goebbels’in “Büyük Yalanlar” kitabındaki "Yeterince büyük bir yalan söyler ve sürekli tekrar ederseniz, insanlar sonunda inanır" şiarıyla hareket ettiğine kanaat getirdiğimiz bu yapı, hiçbir utanma belirtisi göstermeden “ek ödemeyi iptal ettirdiğini”, baştan sona Sendikamızın ve Genel Müdürümüzün alın terinin eseri olan DHMİ Performans Primi düzenlemesini kendilerinin hayata geçirdiğini ileri sürmüştür.
Geçtiğimiz yılki süreçte yancınız MEMNUNSEN ile birlikte bu *düzenlemeyi engellemeye çalışan*, bunu beceremeyince “DHMİ personeline bu kadar prim verilirse makas açılır, demiryollarındaki üyelerimizi tutamayız” diyerek DHMİ personelinin cebine girecek parayı düşürmek için çırpınan siz değil miydiniz? Taslağa dair Genel Müdürlükte yapılan toplantıda tüm sendika başkanlarının gözü önünde “biz bu düzenlemeyi desteklemiyoruz” diyenlerin, bugün çıkıp "düzenlemenin mimarı" pozu kesmesi OSCAR’lara layık bir oyunculuk örneğidir. HTKSEN olarak bu üstün oyunculuk performansınız için sizi takdir ediyoruz, zira biz hak edene hakkını teslim etmekten gocunmayız.
İlaveten, daha evvel neden iptal edildiği hususunu açıkça dile getirdiğimiz ek ödeme (26. Madde) sürecini yine bir zafermiş gibi sunma çabalarına sadece acıyoruz. Sayın masal kahramanları; lütfen hayal dünyanızdan çıkıp 5 Haziran 2024 tarihli Meclis tutanaklarını okuyunuz. Bizzat dönemin Genel Müdürü tarafından -Ek ödemeyle ceplerine girecek 10-11 bin lira. Ona rağmen “Ben bundan memnun değilim, ben tazminat maddesi istiyorum. Bunu çıkartmanızın bir anlamı yok” anlamı taşıyan bir şey yaptılar…- denilerek düzenlemenin iptal gerekçesinin HTKSEN tarafından kabul edilmemesi olduğu net bir şekilde açıklanmıştır. Masal yazmayı seviyorsunuz, anlıyoruz fakat en azından somut delillerle aksi ispatlı konular tercih etmeyin ki gülünç durumuna düşmeyesiniz…
Bu vesileyle, MASALSEN ve yancısı MEMNUNSEN’e açıkça sesleniyoruz: Bizler, sizin vizyonunuzun çok ötesinde bir “gerçek sendikacılık” faaliyeti yürütüyoruz. Dolayısıyla bu tür masallara vakit ayıramayacak kadar meşgulüz. Bundan mütevellit, bizleri malayani tartışmanızın dışında bırakmanızı rica ediyoruz.
Son bir tavsiye mahiyetinde belirtmek isteriz ki; MEMNUNSEN ile "hangimiz daha sarı" konulu tatlı rekabetiniz, kimsenin ilgi alanına girmemektedir. Zira kurum personeli, aranızdaki farkın hardal sarısıyla limon sarısı arasındaki ton farkından ibaret olduğunun ziyadesiyle farkındadır.
Yıllardır hiçbir yararınızın dokunmadığı bu kurum personelinin sizlerden tek beklentisi, personelin haklarını budamaya yeltendiğiniz makaslarınızı da yanınıza alarak, trenlerinize binip yolunuza revan olmanızdır. Gerçek sendikacılık anlayışımız ve vizyonumuzla biz herkese yeteriz.
If you’re a wife you need to understand 99% of media you see is trying to convince you to hate your husband/children. If you cannot handle this and stay grounded, log off. Constant stream of anti-family, spousal resentment propaganda. Most modern divorces are a result of this.
Dünya basınında gündem olan bir paylaşım:
"🇹🇷Türklerin nerede ve ne zaman sigara içeceğini asla bilemezsin!
🚬 Çıplak elle domuz yakalarken
🚬 Ülkede bir darbe girişimi yaşanırken
🚬 Askerî bir operasyona giderken
🚬 Bir deprem sonrası enkazdan çıkarılırken"
Erkek cinayetleri, kadın cinayetlerinin 4 katı falan. Eğer cinayet oranı üzerinden bir ülkenin yaşanılabilir bir ülke olup olmadığını ölçüyorsak; erkekler daha mağdur bir pozisyonda yer alıyor demektir.
Bu dendiğinde “kadınlar kadın olduğu için öldürülüyor, erkekler erkek olduğu için öldürülmüyor.” diye bir savunma alıyoruz.
Kurdukları denklem örnekle şu:
Kadınlara, toplumsal olarak iffetli olmaları gerektiği dayatılır > kadın aldattığında, ya da evlilik dışı ilişkiye girdiğinde “namus” adı altında öldürülür > kadın olduğu için öldürülmüştür.
Katılımıyor değilim, ama erkekler için geçerli olmadığ��na inanmıyorum.
Bundan 2 ay öncesine kadar kız kardeşini, tacizci serserilerden koruduğu için Hakan Çakır öldürüldü.
Bu mantıkla o da erkek olduğu için öldürüldü. Çünkü erkeklere de “koruyucu olmak, güçlü olmak” gibi toplumsal normlar dayatılıyor.
Daha geniş düşünürsek, gece işlerinde çalışmak zorunda olan erkekler, ağır iş kazalarında ölen erkekler, kan davasında ölen erkekler, hatta şehitlerimiz de erkek olduğu için ölmüştür.
Anlaşılan cinsiyetlerimiz hayatımızın her alanına etki ediyor. Evet, cinayetlere de.
Cinayetleri, “kadın cinayeti” olarak daraltılmasına tam da bu sebepten karşıyım. Bu konuya daha liberal bir yerden yaklaşmayı uygun buluyorum.
Bu psikopat katiller; erkek, kadın farketmeksenizin hepimizin sorunu. İnsanın problemi, ayrıştırmak yanlış.
1. sınıfa giden çocuğuna sorulan soruya tepki gösteren bir baba:
“1. sınıf öğrencisine sordukları soruya bakın ya!
Bilin bakalım haydi… Böyle soru mu olur ya!”
Performans ödemesi taslağının hazırlanma sürecindeki emekleriniz ve olağanüstü gayretleriniz için çok teşekkürler Sn. Genel Müdürümüz @ecakmakdhmi
Sizin öncülüğünüzde, Sendikamızın desteğiyle daha nice kazanımlara imza atılacağına inancımız tam!
HAVACILIK TARİHİNDE EMSALİ GÖRÜLMEMİŞ BİR SKANDAL!
SHGM tarafından hazırlanan ve bugün Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hava Trafik Kontrolörü Lisans Ve Derecelendirme Yönetmeliği’nde yapılan değişiklikle birlikte dünyada emsali görülmemiş bir havacılık ve hukuk skandalına imza atılmıştır.
Nitekim ilgili yönetmelikte yer alan 19. Maddenin 1-d fıkrasıyla birlikte dünyada ilk defa “hava trafiğinin hızlı akışına olumsuz etki etmek” gibi muğlak bir ifadeyle, önceliği ve asli görevi her daim emniyetli trafik akışını sağlamak olan hava trafik kontrolörlerimize “trafiği yeterince hızlandırmazsanız lisansınızı iptal ederiz” tehdidi altında çalışma zorunluluğu getirilmiştir. Yapılan düzenleme, havacılığın temel ilkeleriyle çelişmekte ve hem yolcuların hem de ülkemiz hava sahasında faaliyet gösteren tüm unsurların emniyetini doğrudan riske atmaktadır.
ICAO KURALLARI NET: ÖNCELİK HER ZAMAN EMNİYETTİR!
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından belirlenen havacılık prensiplerine göre hava trafik kontrol hizmetlerinde temel öncelik her zaman emniyeti sağlamaktır. ICAO’nun Annex 11, Doc. 4444 ve diğer ilgili düzenlemelerinde açıkça belirtildiği üzere, hava trafik kontrolörleri uçuş operasyonlarını emniyetli bir şekilde yönetmekten sorumludur ve herhangi bir operasyonel baskıya maruz kalmamalıdır. Dünyanın hiçbir havacılık otoritesinde hava trafik kontrolörlerine trafiği hızlandırmaları yönünde bir baskı unsuru oluşturulmamışken, ülkemizde bizzat düzenleyici ve denetleyici otorite tarafından getirilen bu düzenleme açıkça uluslararası normlara aykırıdır.
HAVACILIK EMNİYETİ AÇIKÇA RİSKE ATILIYOR!
Yakın zamanda ABD’de yaşanan havacılık kazasıyla, hava trafik kontrolörlerinin ne denli kritik bir role sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Böylesine hayati bir meslek grubunu baskı ve tehditle karşı karşıya bırakmanın hiçbir izahı yoktur. Kamuoyunca bilinmelidir ki bu düzenlemeyi hazırlayan ilgililer, bu baskı ve stres ortamından ötürü meydana gelebilecek tüm kaza kırım hadiselerinden de birinci derecede sorumludur.
ICAO’nun Küresel Emniyet Gözetim Denetim Programı (USOAP) kapsamında yapılan son denetimlerde ciddi eksiklikleri olduğu ortaya konulan bir kurum tarafından hazırlanan, hiçbir ulusal ve uluslararası dayanağı bulunmayan söz konusu maddeye ilişkin olarak Sendikamızca hukuki süreç başlatılmıştır. Bu vesileyle, asli görevi ülkemizin havacılık emniyeti standartlarını yükseltmek olan ilgili kurum yetkililerini aklıselime ve vazifeleriyle uyumlu şekilde hareket etmeye davet ediyoruz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.