"10 BİN LİRA LÜTFEDİLİRSE..."
Necip Fazıl, 1950'lerde CHP ve laik Cumhuriyet karşıtı yayın yapmak gerekçesiyle Demokrat Parti'den örtülü ödenekten para istemiş, bu amaçla Menderes'e yalvaran mektuplar yazmıştı.
İşte o mektuplardan bazıları:,
26 Aralık 1956
"HER ŞEYİ UĞRUNUZA RİSK ETTİM"
"Müsteşar Bey'den 2500 lira ve 'Mecmuanı çıkar da görelim ve sonra yardım edelim' cevabı aldım. İlk defa bir itimatsızlık sezer gibiyim. Ben parayı alır da mecmuayı mı çıkarmam veya çıkarırım da uygunsuz bir istikamet mi tutarım? Ben ki her şeyi uğrunuza riske etmiş, her defa mükemmel eseri vermiş ve bu kadar tecrübe ve çileden geçmiş bir adamım. Şahsım, kalbim ve kalemim her türlü teminatın üzerindedir."
"SÜRÜNMEKTEYİM"
"Benim yaptığımı yapanlara hükümetler ve rejimler servetlerini ve nimetlerini yağdırır. Bütün bunlara karşı 15 bin lira zarar çarpıtılmış ve daha nice kasıt ve sabotaja karşı yalnız bırakılmış olarak sürünmekteyim. Haftalardır Ankara'nın bu hücra ve münzevi otelinde cinnet buhranları içinde çırpınmaktayım. Bütün istediğim zarara birkaç bin zamla 20 bin lira temininden ibarettir. Bunca muvaffakiyetten sonra uğratıldığım bu hal ve düştüğüm şeref kırıklığı hayatıma mal olabilir. (...) Artık Necip hakkında olmak mı olmamak mı kararı sizi de üzüntüden kurtaracak şekilde verilmeli ve bu iş bitirilmelidir. Ben kararlıyım ve her şeye razıyım."
14 Haziran 1958
"10 BİN LİRA LÜTFEDİLİRSE"
"Reklam ve sair ihtiyaçlarım için 10 bin lira lütfedilirse... Ayda 6 bin lire tahsis olunursa... Akis, Kim, Form gibi mecmuacıklarla bütün muhalefet matbuatını saf fikirle çürütücü, muazzam bir içtimai ve edebi, ideoloji, bina edici kaalara ve yüreklere nüfuz edici bir mecmua kuracağıma emin olunabilir. Bu da olmazsa tam altı aydır bir tek yardım görmeyen beni vazife günüme kadar her ay muayyen ve mukarrer bir mikyas altında kurmaktan ve göz yaşları içende yalnız ibadet ve mücerret eserler kaleme almaya terk etmekten başka iş kalmaz."
19 Kasım 1956
"6500 LİRAYI LÜTFEDERSENİZ BİR DAHA PARA İSTEMEYECEĞİM!"
"Pek muhterem bey efendi; Bu sabah huzurunuzda hayatımın ve talimin en garip ve hazin tecellisine şahit oldum. Başvekil nezdindeki teşebbüsüme ve 7000 lira isteğime cevap alamayınca, tarafınızdan da çağrılmayınca alakalarına dair ümidimi kesmiştim. 7-8 bin lirayı yatırdığım ve gerisini teminden âciz bulunduğum bir işin yarı kalmasından donmuş ve idraksiz kalmış haldeyim. Artık sırf yüksek şahsınızdan 500 lira borç isteyerek İstanbula dönmekten ve atımı satarak mecmua parasını denkleştirmekten başka çarem kalmamıştı. […] Beni bu vaziyetten kurtarmanızı ve bakiye 6500 lirayı lütfederek ve bir daha yardım talebi için muhterem kapınızı çalmayacağımı bilerek İstanbuldaki fikri faaliyetime sevk buyurmanızı ellerinizden öperek rica ederim. Otelim Yenişehir palastır."
18 Temmuz 1959
"AYDA BİN LİRAYI BEŞ AYDIR ALAMADIM!"
“Muhterem efendim, Mecmua çıkmadan bana tahsis buyurduğunuz ayda bin lirayı beş aydır almadım. Müsteşarınıza uğrayıp dedim ki: Beş aydır tahsisatımı almıyorum ve almayacağım. Fakat kitap neşriyatına başlıyacağım ve müesseseleşmeye doğru gireceğim için mühimce bir meblağa ihtiyacım var… Bu meblağı her taraftan temine bakıyorum. Bu arada bir kerelik ve son olarak bana bu tahsisleri vermenizi rica ederim. […] bu adama, arz ettiğim mevzua medar olmak üzere bu küçük meblağın tesviyesine emir buyurmanızı istirham ederim. [altta not:] Varsın, büyük meselelerim, size açılamadan, içimde heran tesiri artan bir zehir gibi çöreklensin dursun…”
https://t.co/PcR5xJuC6W
https://t.co/xHiUaPwwmx
Necip Fazıl, Büyük Doğu dergisinde Atatürk'e, İnönü'ye hakaretler etti, laik Cumhuriyete ve CHP'ye saldırdı. Atatürk ve laik Cumhuriyet düşmanlığı ile açıkça tarihi çarpıtan propaganda yazıları ve kitapları yazdı.
https://t.co/vOMFajqO7X
Yassıada Duruşmalarında Menderes'e, Necip Fazıl'a, örtülü ödenekten aktarılan "147.500 lira fazla değil mi?" diye sorulunca Menderes bu soruya şöyle yanıt vermişti:👇
İngilizler tarafından Atatürk'ü öldürmesi için görevlendirilen Mustafa Sagir, İstiklal Mahkemesi'nin ihanet suçlamasına şöyle yanıt vermiştir:
Ben bu memleketin evladı değilim. İhanetle suçlanamam. Türklerin nimeti ile büyümedim.
Buyrun Abdülhamit ve Vahdettin in torunları konuşuyor. Mustafa Kemal kimmiş?
Sizi gidi yeni Osmanlıcı kriptolar siziiii. Sizler Kuvai milliyenin kovduğu insanların evlatlarısınız.
KÖY ENSTİTÜLERİ 'Türkiye'yi Aydınlatan Fenerler'
17 Nisan 1940’ta 3803 sayılı “Köy Enstitüleri Yasası” çıkarıldı.
Yıl 1940. II. Dünya Savaşı’nın dışına kalmayı başaran Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk’ün başlattığı “cehaletle savaşa” yeni bir projeyle devam edecekti. On binlerce donanımlı köy öğretmeni yetiştirmeyi amaçlayan bu projenin adı Köy Enstitüleri’ydi.
https://t.co/RpMnvMM33X
“Müslüman olmayana Türk denmez” diyenler var.
-Cumhurbaşkanlığı forsunda yer alan 16 Türk Devleti’nden Büyük Hun, Batı Hun, Avrupa Hun, Ak Hun, Göktürk, Avar, Hazar, Uygur Devleti Müslüman değillerdi ama Türk’tü.
-Şu anda yaşayan Çuvaş, Gagavuz, Karay, Altay, Tuva, Yakut, Hakas, Sarı Uygur Türkleri Müslüman değil ama Türk’tür.
-Türk Ordusu’nu kuran Mete Han Müslüman değildi ama Türk’tü.
Müslüman olmadığınız için Türk olamazsınız mı diyeceğiz?
Cehalet bilinçli bir tercih…
Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Sayın Özgür Kibritçioğlu, Ankara Dostlar Meclisi Platformu Genel Başkanı Sayın Salih Ziya Kul, Yerel Yönetimlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Sayın Faik Can Atay, emekli Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Sayın Kerim Yılmaz, Kıymetli ağabeyim Mehmet Kemer, Büyükşehir Belediyespor Asbaşkanı Sayın Mehmet Atak, Özkan Uçar ve iş insanı Onur Boğa kardeşlerimiz ile kıymetli dostlarımızın katılımıyla iftar soframızda bir araya geldik.
Ramazan ayının bereketini, kardeşliğini ve dayanışma ruhunu paylaştığımız bu anlamlı buluşmada davetimizi kırmayarak bizlerle olan tüm dostlarımıza gönülden teşekkür ediyorum.
@msalihgr Eee kendinizi ait hissettiğiniz yere kadar yolunuz var o zaman!
Şu yoksul halkın verdiği vergi kursağınızda kalsın. Nankörlüğünüzde, ihanetinizde boğulun.
İktisatçı Mahfi Eğilmez: "Toplum doğru ile yanlışı ayırt etme yetisini kaybetti.
İmparatorluğu batırmış olanların kahraman, ülkeyi kurtarmış olanların hain olarak anlatıldığına tanıklık ediyoruz."
🗣️ Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı:
“Haine merhamet, vatana ihanettir!
40 bin kişinin katlinden sorumlu vatan haininden medet ummak; bu caniyi teröristlikten çıkarıp siyasi aktör haline getirmek, hiçbir gerekçeyle vicdanen, aklen ve mantıken kabul edilemez!”
Bu hadiseler bize şunları öğretiyor:
•Emperyalizm çıkarını düşünür, günü geldiğinde satar.
•Millet olmayı başaramayan toplumlar acı çeker.
•Halkına sırtını dönen iktidarlar ayakta kalamaz.
•Demokrasi, insanlığın adalet ve özgürlük için bulduğu en sağlam yoldur.
Ders çıkaranlar geleceği kurar…
@silvioTR2 @sevinnccc Atatürk’ün adı, cehalete ve yobazlığa karşı verilen mücadelenin sembolüdür. Laiklik hakaret değil, insan onurunu yüceltmektir. Aynaya bakmaya gelince; biz, gerçeği ve bilimi rehber edinenlerin yüzüne bakmaktan asla çekinmeyiz!
@AzizGwenSancar Aziz hocam, sizin gibi bir bilim insanının Türk dünyasına olan bağlılığı ve milli değerlere verdiği önem hepimize ilham oluyor. Bilim ve kültür arasındaki bu güçlü bağ, Türk milletinin geleceğine ışık tutmaya devam edecek. Minnettarız!