Deniz Gezmiş ve arkadaşları…
Atatürkçüydüler… Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni ödev bilip, “Tam Bağımsız Türkiye” deyip yola çıktılar. Yolun sonu idam oldu. İdamları Meclis’te oylanırken Süleyman Demirel “idam edilsin” diye el kaldırıyordu…
6 Mayıs 1972 sabahı da Türkiye Cumhuriyet’le yönetiliyor ama Atatürkçü, Cumhuriyetçi Deniz Gezmiş ve arkadaşları asılıyordu.
Atatürk’ün, Gençliğe Hitabe’de “istikbali kurtaracak gençlik” diye tarif ettiği Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan Cumhuriyet’in hayrını görmüş müydü?
Deniz Gezmiş’in idam sehpasında söylediği son söz şuydu:
“Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği!”
Bu söz, Cumhuriyet’e değil, onu yozlaştıranlara, özünden koparanlara bir karşı duruştu.
Deniz Gezmiş, Cumhuriyet’in hayrını görmüştür diyebilir miyiz?
Her devrim gibi Cumhuriyet de farklı damarlardan oluşur…
✅ İlerici ve halkçı damar: Mustafa Kemal’in Halkevleri, Köy Enstitüleri, kadın hakları, laiklik, Sümerbank, Nazilli Basma Fabrikası, şeker fabrikaları gibi reformlar üzerinden halkı yükseltme hedefi taşıyan yönü…
✅ Muhafazakar/bürokratik damar: Zamanla iktidarı devralan kadroların, halktan uzaklaşarak baskıcılaşan; eşitsizlikleri sürdüren, Sümerbank, Nazilli Basma Fabrikası, şeker fabrikaları ve nicelerini özelleştirip sermayeye satan yönü…
1950 sonrası Demokrat Parti ile başlayan muhafazakar restorasyon, 1980’le birlikte otoriterleşmiştir. Bu süreçte Cumhuriyet’in ideali değil; biçimi ve içeriği değişmiştir.
Cumhuriyet bir kaptır; kabın içindeki suya göre şekil alır…
Atatürk sonrası Cumhuriyet’te, adım adım şunlar oldu:
✔️ Köy Enstitüleri kapatıldı.
✔️ Halkevleri dağıtıldı.
✔️ Laiklik, halkı dışlayan bir aygıta dönüştü.
✔️ Kadınların kamusal kazanımları zayıflatıldı.
✔️ Eğitim sisteminin çağdaşlıkla arasındaki mesafe uzadı.
✔️ Devletçilik, yandaş sermayeye teslim oldu.
✔️ Bağımsızlık ilkesi, ABD/NATO merkezli siyasete terk edildi.
✔️ Sendikalar bastırıldı, emeğin güvencesi yara aldı.
✔️ Bazı kimlikler sistematik inkar politikalarına maruz kaldı, vs.
Cumhuriyet’in asıl ruhunu, yani halka ait olanı, eşitliği, ilericiliği savunanlar da türlü işler aldılar başlarına… Asılanlar da oldu, bu yolda mum gibi sönenler de…
O nedenle; bu ülkede kimin Cumhuriyet’in hayrını görüp görmediğini sorgularken şunu da sorgulamalıyız:
Hangi Cumhuriyet? Kimin Cumhuriyet’i?
Mustafa Kemal’in halkçı Cumhuriyet’ini...
Köy Enstitüleri’nin, Halkevlerinin, Deniz Gezmiş’in ve arkadaşlarının da ifade ettiği tam bağımsız Cumhuriyet’i savunmakla…
Kenan Evren’in, Kenanizm’in, darbecilerin, cuntacıların, 12 Eylül’ün, yasakçıların, darbe gölgesinde yeşeren baskıcı, otoriter yönetimlerin Cumhuriyet’ini savunmak aynı değildir!
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan’ın ruhları şad olsun.
Ailelerine, sevenlerine sabır dilerim.
Anılarına saygıyla…
Bu solcular size ne etti kardeşim?
Hakkınızı savunmuş, yanınızda durmuş, canını vermiş, kanını vermiş, gık dememiş. Bir gün bile iktidar olmamışız. Nedir bu bütün kötülükleri sola ihale etmeniz? Siz 40-50 senedir bu memleketin her yerine ipotek koymuşsunuz, her zulümde imzanız var. Ne yapmış bu solcular size?
“İçim doldu ,konuşamıyorum…”
O içe akıttığın gözyaşlarına kurban olurum amcam…
Seni, sizi bu hale düşürenlere ne desek az…
Allah kahretsin, vicdanı kurumuş olanların vicdanı!
@ekrem_imamoglu@eczozgurozel#Yozgat
Yozgat’ın Kazankaya köyünde Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı yapılan eyleme, traktörleriyle katılan 10 çiftçiye 993’er liralık trafik cezası kesildi. (ANKA)