Bu vatanı şöyle zor aldık böyle bıraktırmak istiyorlar muhabbeti bu sembollerle bu kadar özdeşleşecekse, bunun da her yerde ifade edilmesi ortalama Avrupalı'ya bilhassa bir Alman'a garip geliyor işte neyine şaşırıyorsunuz
Abi standup gösterisinde birilerinin no context İstiklal Marşı okuması garip bir şey ya. Yani bizim apartman toplantısının başında da İstiklal Marşı okunuyor; bu da garip bir şey. Bana bu sembollerin böyle şeylere meze edilmesi hep meselenin ciddiyetinden saptırma gibi gelir.
Bir grup insan gece uyumadı, gündüz yemek yemedi. Mesafeleri sürünerek aldı, tehlikeleri kıpırdamadan göğüsledi. Bu sayede Türkiye Cumhuriyeti, civarda kendi sınırını çizen tek ülke oldu. Tam olarak bu yüzden civarda her ülke karışıyor, o ülkelerden kaçıp Türkiye'ye sığınmak için can atıyorlar. Ancak Türkiye, AKP'ye rağmen Türkiye bunları yaşamıyor. O "bir grup insan" sayesinde.
Aklı başında her Türk, o "bir grup insan" aklına düşünce bile ayağa kalkar. Onlara çok şey borçluyuz. Tam olarak bu yüzden ayağa kalkıyoruz - hem birbirimize hem düşmanımıza o borcun farkında olduğumuzu hatırlatıyoruz. Alıştığımız konforun neye mâl olduğunu hatırladıkça onu bizden alamayacaklarını biliyoruz. Fırsat bulsa Türkiye'yi mezbeleliğe çevirecek Neşe, bu yüzden rahatsız oluyor.
"Aman Nazi olmayalım" diye panik atak geçiren Almanlarsa, 15 yaşında kızı istismar eden göçmenlere ceza vermekten bile korkuyorlar.
Bizde ise kağnılarla cepheye mühimmat taşıyan kadınlar diskuru var. Ayağa kalkacaksın, hazırolda duracaksın falan. Sanmıyorum Alman komedyenin stand-up'ında da oturarak kadehlerini kaldırarak falan okumuş olsunlar. E yani bunu bu kadar çeşitli ortama taşıyınca da eğreti duruyor.
Kadıköy merkezden girip Suadiye’den çıktığın hatta bir delilik yaşanıyor. Koca semt sanki gizli bir tarikat toplantısında bir araya gelmiş de, "Arkadaşlar Kadıköy’ün acil, ama çok acil bir kahveciye daha ihtiyacı var, ben espresso makinesinin kolunu çekmezsem bu çark dönmez!" diye yemin etmiş.
Mahallede terzi vardı, pantolon paçası kısaltırdık. Gitti. Yerine ne geldi? kahveci. Ayakkabı tamircisi vardı, topuk çakardık. O da gitti. Yerine ne geldi? kahveci!
Kardeşim ben paçamı kahveye mi batırayım? Ayakkabımın topuğuna filtre kahve mi süreyim? Caddebostan'dan Suadiye'ye yürü, attığın her adımda bir barista sana latte art yapıyor. Kalp çiziyor köpüğe. Kalbime çiz onu, kira 80 bin TL!
Bir de dönerciler türedi. 100 gram döner 600 lira. Adam danayı kesmiş, şişe dizmiş, karşıma geçmiş gram hesabı yapıyor kuyumcu gibi. "Kaç gram olsun abi?" Kaç gram olsun ne demek, sarrafa mı geldim ben? Bir de işin komiği, Tatar Salim'de porselen tabakta yediğinle köşedeki Barış Büfe'de ayakta, kola kutusunu koyacak yer bulamadan yediğin tombik aynı para!
Dondurmacıları hiç sorma. Pardon, dondurmacı değil, Gelato. Çünkü dondurma dersen 50 lira, gelato dersen 250 lira oluyor, sistem bu. Dükkan limon sarısı, tabela el yazısı, isim İtalyanca, bir top 200 lira. Bir top, tek top!
O sırada Değirmendere'de Öz Serbesler amca üç topu 100 liraya veriyor, süt kokuyor ama olmaz, biz gidip limon yeşili dükkanda "fıstıklı gelato" yiyeceğiz, çünkü Instagram'a Öz Serbesler koyunca olmuyor :)
Yeter valla yeter. Bir tane de nalbur açın, bir tane. Vida lazım bana, vida.
@ilkandd Bunun tersi de Batıdaki Müslüman diasporada var. Ramazan'da Türkiye'ye gelip "Allah Allah burası Müslüman değil miydi, niye kimse oruç tutmuyor?" diye video çekiyorlar.
Yaşayan insanların ismi neden kamusal mekanlara veya kurumlara verilir ki. Ölsün de mirasını değerlendirelim önce.
Mesela ileride Türkye'deki pek çok üniversitenin ve kampüsün adını değiştireceğiz. Kimse şimdi asılan o tabelalara güvenmesin.
Bu kukla beyinki erken bir ölüm.
@ilkandd@wisdomofmurtiz Haklarını teslim etmek gerek, aklı başında görünen savunma sanayi personalarını bile iyi kafaladılar son beş yılda. Bu insanlar çeyreği anca dolu olan bardak için amigoluk yaparken konu boş kısım olduğunda ya başlarını kuma gömüyorlar ya da orta seviye bürokratları taşlıyorlar
Yüz seneye gerek yok, 2013 yazından beri yaşadığımız HER ŞEY bununla ilişkili. Bunun düşüncesi bile o kadar korkunç ki şu durum Kılıçdaroğlu'nun koltuk hırsıyla falan açıklanmaya çalışılıyor saçma biçimde. Adam durumun farkında ve rejim değişiminin kansız olması için uğraşıyor
Kolluk kuvvetinden bir itiraz gelmesinden mi çekiniyorlar da Özgür Özel'in bahsettiği pavyon fedaileri saflara ekleniyor? Elde böyle bir imkan da var işte. Elbette ki muhalefet bu gerçeği kabul edemez, zaten ölü olan siyaset kurumunun selası demek. CHP'ye de gerek yok, Özel'e de.
@ilker_ayturk Yukarıda bahsettiğiniz derece farkı ile o dönem yapılan/yapılmayan itirazlar arasında bir bağ olduğu göz önüne alınmadan itiraz edilecekse hala... Eh, hiçbir şey yapmamaktan iyidir en nihayetinde. Sizin görüşünüzü bilmiyorum tabii.
Öyle ya da böyle ortanın solunda yer alıp da yorgun musunuz sorusuna yalandan da olsa günde 12 saat çalışıp eve asgari ücret götüren baba yorgundur, biz değiliz diye cevap vermeyen siyasetçi ile sorunum var
Ak Toroslar Çetesi - Butlan İttifakı'na
meydan okuyorum!
CHP Lideri Özgür Özel, Gazete Pencere’nin sorularını yanıtladı:
- Yorgun hissediyor musunuz?
ÖZEL: Şu an yorgunluk hissedilmez ama en son iş bittiğinde bayılırsın ya, onun gibi bir durumdayım.
- Kemal Kılıçdaroğlu yayınladığı son videoda doğrudan sizin grup toplantısındaki sözlerinizi hedef aldı. Duyduğunuzda ne hissettiniz?
ÖZEL: Kemal Bey'in hukuku bana emanettir. Ama partinin hukuku da bana emanet. Ben yaptığım açıklamada Saray’dan medet umanları kastediyorum. Saray’dan medet umanlara sarayın mermeri olmak yerine toprak ol çiçekler açsın diyorum. Bu sarayda mermer olana söylenen bir laf. Kemal Kılıçdaroğlu'na söylenen bir laf değil.
Ben orada Akın Gürlek’e yani Aktoroslar Çetesi’yle Butlan İttifakı'na meydan okuyorum. 19 Mart darbecileriyle parti içinde Kurultay sonucunu hazmedemeyenlerin ittifakına meydan okuyorum.
- Ekrem İmamoğlu'nun yaşadığı sürecin benzeri Mahsur Yavaş üzerinde de olursa teknik direktör olarak siz mi gireceksiniz oyuna?
ÖZEL: Ekrem’i bırakalım yeni aday belirleyelim diyorlar. Ekrem İmamoğlu'nu bırakıp yeni bir aday belirlemek Erdoğan'a, rakibini hapse atan, rakibinin karşısına çıkamayan korkak bir siyasetçiye yükünü sırtından alma katkısını sağlar. Böyle bir şey olmaz.
Erdoğan, bütün dünyanın ve Türkiye'nin gözü önünde rakibini hapse atan ve hapiste tutan ve onu adaylaştırmamak için her şeyi yapan, diploma iptali dahil, 15 çeşit dava açmak dahil, aynı anda adamı hem casuslukla, hem hırsızlıkla, hem evrakta sahtecilikle, hem rüşvetle, hem irtikapla suçluyor. Ne kadar çok korkulan bir adammış bu. Bir kişi bunların hepsi birden olamayacağına göre, ondan korkan birisi hepsi bütün tuşlara birden basıyor demektir. Bunu görmek lazım. Ve bunun bir siyasi maliyetinin olması lazım. Bunun da Erdoğan ve AK Parti tarafından ödenmesi lazım. Ben bu maliyetten AK Parti'yi kurtarmam, kurtarmak istemem. O yüzden sonuna kadar İmamoğlu'nun adaylığının arkasına durmak lazım.