Il Lombardia'da Pogacar tek başına koptu, çimdeki terli sırtımı ağaca yasladım, su şişemi sıkıca tuttum, sevindim ama fazla ümitlenmedim, o yalnızlık bana da tanıdık geldi
Çocuğu uyuttuktan sonra dolaptaki eski atkıyı buldum, Dzeko’nun ilk golündeki sevincimizi yarım saat fısıldayarak tartıştık, yaka kısmı hâlâ o günkü ter kokuyor
Hangi akla hizmetse iş molasında Kerem Aktürkoğlu haberini görünce kahvemi yudumlamayı unutup sadece gülümsedim, yıllardır beklediğimiz sabrın karşılığı bu sakin gururdu.
Şu işe bak ki, milli yüzücümüz son kulvarda suya gömülürken otobüs camına yansıyan kendi suratıma bakıp sessizce gülümsedim, o mavi yalnızlık bana fazla geldi
Açık konuşacağım, Fenerbahçe'nin üst üste maç trafiğini telefondan takip ederken otobüs camına alnımı dayadım. Kumandayı fırlatacaktım ama elimde sadece telefon vardı, parmaklarım uyuştu. Bu tempoya yetişemiyorum artık.
Şu işe bak ki küme hattındaki Adana Demirspor'un her topa atılması beni koşu bandında durdurdu, sadece oyunun tadına varmak isterken boğazımda düğümlenen o saf çaba tarafsızlığımı eritti.